Son Dakika
22 Haziran 2018 Cuma
green card

ÇOBAN’IN HİKAYESİ İLE BULUŞTUK

Gördüğüm ve ‘yağlı boya zannettiğim’ (!) o tabloların hepsini bizzat  doğadan  topladığı  taşları, ilkel yöntemlerle  incelterek renk – boya kullanmadan sadece taş ve  tutkalla  yaptığını  öğrendiğimde neden burada  olduğumuzu  anladım.

22 Mayıs 2018 Salı, 19:35
ÇOBAN’IN HİKAYESİ İLE BULUŞTUK

Üniversite hayatının en güzel tarafıdır arazi, müze gezileri. 50’sine dayanan merdivenin son basamaklarında iken başladığım okulumda, ilk gününden beri heyecanla beklediğim müze gezilerinin ilkini dün gerçekleştirdik.

Beklentilerimin çok üstünde sürprizlerle dolu bir geziydi. Sevgili atölye hocamız Başak Gürsoy’un organize ettiği gezide ilk sürpriz  “Gidilecek Yer” idi. Denizli Tavas’taki Yaren Sanat Evi’ne ve Aydın Karacasu’daki Aphrodisias Antik Kenti ve Müzesine gideceğimizi otobüsü hareket ettikten sonra öğrendik.

DÜNYA MİRASI

Aphrodisias Antik Kenti, Roma döneminde heykeltıraşlık okulu, tiyatrosu tapınağı, gibi anıtsal yapılarıyla tanınıyor. UNESCO 41. Dünya Miras Komitesi toplantısında, Afrodisias Arkeolojik Alanı’nın UNESCO Dünya Miras Listesine kaydedilmesine karar verildiğini öğrendiğimden beri,  ziyaret etmeyi çok istiyordum.

O  ziyarete ilişkin yazımda Aphrodisias’tan uzunca bahsetmiştim.

Ardına eklenen durağımız, Denizli Tavas olmuştu. Bu yazının konusu da haliyle  YAREN SANAT EVİ.

Yol boyunca İzmir’den bir otobüs dolusu genç(!) öğrenciyi taa Denizli Tavas’a kadar götüren bu sanat evinin gizemini düşünmeden edemedim.

TAVAS’TA BİR EV

Tavas’a vardığımızda bir köy evinin önünde durduk. Evin ön yüzündeki sanat evi tabelası olmasa yola çıkış amacımızın burası olduğunu kestirmek pek mümkün olmayacaktı.

Yüzlerimizdeki şaşkın ifadelere rağmen bizi kapıda sımsıcak gülümsemesiyle karşılayan Hüseyin ÇOBAN’ın eşliğinde, eserlerin bulunduğu odaya geçtik. Birbirinden güzel tabloların duvarları kapladığı salonun yanında bir de atölye olarak kullanılan oda vardı. Atölye olan bu küçük oda bize derslerde anlatılan, artık görünce tanımaya başladığımız doğal taşlarla doluydu. Bir resim atölyesinde taşların olması enteresan diye düşünürken ev sahibimiz kendini tanıtmaya başladı. Hayatımda bu kadar çok şaşırdığımı hatırlamıyorum.

Gördüğüm ve ‘yağlı boya zannettiğim’ (!) o tabloların hepsini Hüseyin Çoban’ın  bizzat  doğadan  topladığı  taşları ilkel yöntemlerle  incelterek renk – boya kullanmadan sadece taş ve  tutkalla  yaptığını  öğrendiğimde neden burada  olduğumuzu  anladım.

DERS ALMADI RUHUNU DİNLEDİ

Hüseyin Çoban; emekli Fen Bilgisi Öğretmeni. İlk, Orta ve Lise eğitimini Tavas’ta tamamlamış. İlçede resim öğretmeni olmadığı için hiç resim eğitimi almamış müthiş bir yetenek. Emekli olduktan sonra ilçesine dönüp evinin bodrum katında kurduğu atölyesinde sanatsal çalışmalarına başlamış. Önce yağlı boya denemiş ardından öğretmenliği sırasında derslerde kullandığı taşlarla manzara ve portre çalışmaları yapmaya başlamış.

ÖĞRETMEN TİTİZLİĞİ

Bu tarz ender bulunan sanatları icra edenlerin genel durumlarının tersine hiç bir ayrıntıyı atlamadan öğretmenliğin de verdiği avantajla bizlere yapım aşamalarını sabırla tek tek anlattı.

Önce Kalsit, kuvars, obsidyen, oniks, opal, olivin, limonit gibi kıymetli ve yarı kıymetli taşları topluyor. Renk paletini tamamlamak için Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerden de taş getirtiyor. Taşları havanda döverek ufaltıyor. Elekten geçirip kullanacağı boyuta getiriyor ve tığdan bozarak hazırladığı iğnelerle, 4 mm’ lik mdf üzerine önce 3 kat beyaz yağlı boya sürüp deseni hazırlıyor ve taş tozlarını tek tek yapıştırarak bolca sabır ve aylar süren çalışmanın sonucunda şaheser eserler yaratıyor.

 

Bugüne kadar 300 den fazla eser ortaya koymuş ve Denizli’de ve Ankara’da olmak üzere altısı özel, ikisi karma toplam 8 sergi açmış.

İzmir’den Denizli Tavas’a kadar uzayan yolculuğumuzdan cebimde kalan güzel anılarla ve dilimde “ Tavas yolları taştan, sen çıkardın beni baştan…” türküsüyle döndüm.

Çünkü biliyorum ki bu son ziyaretim olmayacak.  Atölyemin yeni işi belli oldu ya, şimdi sıra taş toplamada… Tabii hobilerimden bıkan kocam boşamazsa…

www.haberhurriyeti.com / MİNE TOLGA

 

 

 

Yorum

  1. Hüseyin Çoban

    23 Mayıs 2018 at 00:03

    Yazınız için çok teşekkür ederim Mine hanım.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir