Son Dakika
21 Nisan 2018 Cumartesi
green card

ÇEVRECİ BÖYLESİ ÇEVRECİLİĞE KARŞI

Ege’de Datça gibi Çeşme de yasal boşlukları insan ve yaşam unsurunu gözardı etme boyutlu, yargıyı bile yanıltma çabası anlayışındaki çevreci teknoloji yatırımlarına karşı. Ege’yi tehdit eder hale gelen anlayışı törpüleme üzere safları sıklaştırma eğilimi var. Çeşme ve Datça konuya gösterilen duyarlılıkta başı çekiyor.

16 Nisan 2018 Pazartesi, 01:37
ÇEVRECİ BÖYLESİ ÇEVRECİLİĞE KARŞI

Ege kıyı şeridini oluşturan Balıkesir, İzmir, Aydın, Muğla illerine bağlı ilçelerde yaşam alan ve yaşam haklarını tehdit eder boyuta ulaşan ‘şuursuz çevreci yatırım’ dalgası, ulusal boyutta bir soruna dönüşmek üzere.

‘Ekoloji, Geri Dönüşüm ve Sürdürülebilir Ekonomi’ içeriğinin esnekliğine sığınarak, maliyetleri düşürmek adına ‘insan ve yaşam odaklı’ olmaktan uzaklaşma, yargıyı bile arada bırakma boyutlu etkilemiş durumda.

Yargı kararlarına rağmen, yasal boşluklar üzerinden doğan gerilim giderek artıyor. Rüzgar Enerji Santralarının (RES), Taş Ocakları’nın ve Maden Aramalarının;  ‘yol açma maliyetleri’ nedeni ile ‘açılmışı var, engelleyen yasal sınır yok” durumunu değerlendirmesi, sıkıntının temelini oluşturuyor. Kulakların dibinde, evlerin bahçesinde, burunların dibinde dönen pervaneler-7/24 çalışan dozerler, suyunu içip-yıkandıkları baraj havzalarına kurulmakta ısrar edilen asfalt üretim tesisleri; ‘milyon dolar, euro da yatırmış olsalar beni düşünmeyeni ben de düşünmem’ düğümünü oluşturdu.

Denetimsizlik vatandaşı yargı ile sokak tercihi arasında bıraktı. Yatırım Onayı için İzmir’in Çeşme’si için yazılmış raporda Muğla’nın Bafa Gölü ‘kopyala-yapıştırlarından’ söz ediliyor. Yasal onay alınmamış olmasına rağmen ‘oldu-bitti’ kamulaştırılmış vatandaş mülkleri iddiaları var. İddia ötesi, ‘iptal’ sonuçlu yargı dosyaları belge olarak koyuluyor gazetecilerin önüne. Basın toplantıları düzenleniyor taş ocaklarının neredeyse kapısına dayanmış köy kahvehanelerinde.

‘Bana burayı gösterdiler, ocak yaptım, pervane koydum gelin birlikte çözelim’ diyen bir-iki yatırımcı tenzih edilmesine rağmen, ‘kurunun yanında yaşın yanma’ durumuna muhatap. Çoğunluk yargı kararına rağmen harıl harıl faaliyette. ‘Ne yapıyorsun-dur’ diyenin de olmadığı söyleniyor. Vatandaş, safları sıklaştırmanın dışında bir yol bulamamış, sokaklara dökülüyor. Ama orada da sıkıntı var.

Sap ile saman karışmış durumda. Kendi içlerinde bile güven sorunu var. RES’lere karşı mücadelede yaşam hakkı ve yaşam alanı ihlallerine karşı olanlar kendi aralarında birbirini sorgular halde. İnşaat yatırımcısı olup da teknoloji yatırımcılarının elini çabuk tutması sonucu oluşan çıkar çatışması verileri de ‘filler tepişiyor, çimler eziliyor’ izlenimi veriyor. Villa ve otel inşaatı için ‘orman’ olarak kiralanmış arazilerin, imar değişikli beklerken RES’ler ile önünün kesildiği yönünde ulusal gazetelere yansımış 2014 yılına ait haberler hazreti google’da hale taze taze duruyor. 

Net olan, öyle ya da böyle bir tavan yapmış rahatsızlığın varlığı. İşin ilginç ve umut verici tarafı; dün Germiyan’da iktidarı-muhalefeti siyasi parti ilçe teşkilatları da doğruyu bulmak üzere vatandaşın safına geçti.

Durum, ‘Para Odaklı Çevrecilik” ve ”İnsan Odaklı Çevrecilik’  ile ”Ezilen Çim Olmak Çaresizliğinde Çırpınan Çevrecilik” olmak  üzere 3 ayrı çevreci kutuplaşma oluşturma gibi garip ortam yarattı.

HABERHÜRRİYETİ, teknolojik de olsa villa-otel temelli inşaat da olsa, insan ve doğa yaşam haklarını zedeleyecek olan yapılanmaların karşısında olarak taraf.

Özetle;

Yatırım çevreci, karşı olanlar çevreci. Çevreci, çevreciye karşı.

Nasıl mı?

Haberhürriyeti de dün eteklerdeki taşların döküldüğü Çeşme Germiyan’da idi. Çevre duyarlılar, Kent Konseyi resmiyeti çatısı altında, ‘çevreci teknolojiye sığınan’ çevreci yatırımcılık anlayışına karşı açtıkları yargı mücadelesinde ulaştıkları noktanın bilgilendirmesini yaptı. Kardeş kuruluş Haber Çeşme ekibi Haberhürriyeti gibi doğrudan yana duruşu doğrultusunda eksiksiz kaleme aldı. Tarafsızlık ilkesinin hakkını verdikleri haberi ile durum şöyle;

HABERHÜRRİYETİ

Çeşmeli çevreciler, Kutlu Aktaş Barajı’na yakın mesafedeki taş ocağında Asfalt İşletme Tesisi yapılmasının durdurulması ve Çeşme’deki bir RES firması hakkında da imar plan izinlerinin iptali ile ilgili mahkemelerin karar vermesi üzerine, bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdiler.

Kutlu Aktaş Barajı’na yakın mesafedeki taş ocağında Asfalt İşletme Tesisi yapılma isteğinin mahkeme tarafından reddedilmesi ve Çeşme’de, 1’inci derecede doğal sit alanına kurulan Rüzgar Enerji Santralleri (RES) için yapılan koruma amaçlı imar planları, Danıştay  6’ncı Dairesi tarafından bozulması, dosyanın, kararın uygulanması için gönderildiği İzmir 5’inci İdare Mahkemesi’nce planların iptaline hükmedilmesi, Çeşmeli çevrecileri harekete geçirdi. Çeşmeli çevreciler, çevreci avukat Şehrazat Mercan’ın da katıldığı bir bilgilendirme toplantısı düzenlediler.

Germiyan Mahallesi’nde, Çeşme Kent Konseyi’nin desteği ile gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısına, Çeşme Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi  Sebahat Poshor, Çevreci Avukat Şehrazat Mercan, siyasi parti temsilcileri, ADD Çeşme Şubesi Başkanı Veysel Ayhan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi Başkanı Sedat Mutlu, Germiyan Mahallesi Muhtarı Şadan Kaya, Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz, Gülbahçe’den gelen çevreciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

“Duyarlı ve samimiyiz, gösteri peşinde değiliz”

Bilgilendirme toplantısının açılış konuşmasını yapan Germiyan Slow Food sözcüsü, Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Engin Önen, Germiyan’daki taş ocakları nedeniyle yarımadadaki ilk çevre hareketlerinin Germiyan’da başlaması nedeniyle bilgilendirme toplantısını Germiyan’da yapma kararı aldıklarını açıklayarak, “Gün geldi, İzmir’de Valilik’e yürüdük, gün geldi Çeşme’de eylemlere katıldık. Gün geldi, taş ocaklarını kovmak için köyümüzde tenekeler çaldık. Germiyan halkı, ‘İstemezük’ demek için değil, yaşam alanlarını savunmak için bu eylemleri gerçekleştirdi. İlk RES’ler Germiyan’da kuruldu. Taş ocakları belası ile biz mücadele ettik. Bunlara sırf itiraz olsun diye karşı çıkmıyoruz. Bunlar bizim yaşam alanlarımızı tehdit ediyor. Bu duyarlılığımız nedeniyle, yarımadanın neresinde bir eylem varsa Germiyanlılar olarak orada olduk. Biz bu konuda duyarlı ve samimiyiz. Gösteri peşinde değiliz. Keşke bu sorunlar olmasa da kültürel etkinlikler ve geziler düzenlesek” diye konuştu.

“Sıkıntımız mahkeme kararlarının uygulanmaması”

Bilgilendirme toplantısına, çeşitli siyasi partilerden ve sivil toplum örgütlerinden temsilcilerin katılmasından duyduğu memnuniyeti de ifade eden Engin Önen, “Bu birliktelikten çok mutlu olduk. Her zaman hep birlikte hareket edeceğiz. Şu anda dört partinin temsilcileri burada. Onları burada görmekten çok mutluyuz. Bizimle devamlı beraber olan ve davalarımızı takip eden çevreci avukatımız Şehrazat Mercan, defalarca mahkemelerden durdurma kararı ve iptal kararları aldı. Ama bizim sıkıntımız mahkeme kararlarının uygulanmaması. Bugün de biraz bunun için toplandık. Mahkeme ‘Dur’ diyor, ama sermaye durmuyor. Danıştay’dan hem taş ocakları, hem de RES’ler ile ilgili çok önemli karar çıktı. Bu kararların uygulanması için ne yapılabiliri aramızda konuşacağız” diyerek toplantının amacını açıkladı.

“Yaşam standartlarını etkileyecek her şeyin karşısındayız” 

Çeşme Kent Konseyi adına toplantıya katılan Yürütme Kurulu Üyesi  Sebahat Poshor, toplantının önemine işaret ederek, “Biz, Çeşme Kent Konseyi olarak, yarımadadaki halkın yaşam standartlarını ve doğasını negatif olarak etkileyecek her şeyin karşısındayız. Dolayısıyla bu toplantı da, Çeşme Kent Konseyi, STK’lar ve çevre gönüllülerinin katkısıyla gerçekleşiyor. Bizim bu konudaki desteğimiz sürecektir. En önemli konu; sivil toplum bilincinin oluşmasıdır. Hepimizin buna gayret etmesi gerekir. İyi bir sivil toplum bilinci ve iyi bir hukuk desteği ile bu sorunların çözüleceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

“Dernek kurma girişimi içindeyiz”

Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırma Vakfı (TAVAK) Mütevelli Heyeti Üyesi, çevreci aktivist Dr. Ahmet Güler de yaptığı konuşmada, herkesin gözünün Çeşme’de olduğunu belirterek, “Çeşme’nin nasıl talan edileceğinin planları yapılıyor. Bu talana, kanunla bir yere kadar karşı çıkabilirsiniz. Mutlaka bir açıklar bulunur. Çevreciler ve bilinç artarsa bu durdurulabilir. Çeşme’de bir hukuk mücadelesi verildi. Ama hukuk mücadelesi tek başına yeterli değil. Eğer halk bunun karşısında durmazsa, Çeşme, Kuşadası’na dönecek. Bunun için yarımadada bir dernek kurma girişimi içindeyiz. İsmi, ‘Yarımada Doğal Yaşamı Savunma Derneği’ olabilir. İsim önemli değil. Tüm yarımadada, hangi alandan ve kimden gelirse gelsin, tüm çevre sorunlarına, gerek hukuki, gerek sivil toplum inisiyatifi olarak karşı duracak bir organizasyon gerekli. Önümüzdeki günlerde derneğimizin kuruluşunu açıklayacağız. Çeşme sahipsiz değildir. Bunu en çok Çeşmelilerin söylemesi gerekir” diye konuştu. 

(Çevre toplantısına gerçekleştiren Çeşme Kent Konseyi üyeleri, karşı yatırımcıların toplantıyı izlemelerine itiraz etmediklerini ancak sonuçlanmış yargı kararına rağmen el ilanı ile sabote edilme girişimine izin veremeyeceklerini ifade ettiler. Davayı kaybeden şirketin el ilan metnini dağıttırmadılar ancak, metni vatandaşlara okuma iyi niyetini de sergilediler.)

Firma el ilanı dağıtmak istedi

İmar planları iptal olan firma temsilcilerinin toplantı alanında el ilanları dağıtmak istemesi üzerine Ahmet Güler, “RES’lerle ilgili verilen kararın son günü, Nisan ayının 22’si. Danıştay kararına göre, RES’lerin kurulma iznini veren kurumlar, vermiş oldukları izni, Nisan ayının 22’sine kadar iptal etmek zorunda. Ama bunun iptal edilmeyeceğini biliyoruz. Türkiye’de bunun sayısız örneği var. RES firması, bizim yaptığımız toplantıdan korktu, ilanlar verdi. İlanda bizi suçlayarak; ‘bir takım çevreciler, yalan söylüyorlar’ diyor, İptal olanın, sadece iki arazi üzerindeki imarın olduğunu söylüyorlar. Her arsa için ayrı imar çıkarılmaz. El koydukları arsa 28 tane. Metrekaresini 9 liraya almışlar. Yaptıkları 25 milyonluk yatırımın karşılığında el koydukları arazini değeri belki 250 milyon Euro. Enerji üretme değil, arsa kapma kaygıları var. 22 Nisan’da orası iptal olmayacak. İlanlarında, yeni imara başvurduklarını söylüyorlar. Demek ki, firma dört senedir hukuksuz çalışıyormuş” diye kaydetti.

“Mücadeleyi birlikte yürütmek zorundayız”

Türkiye’nin en önemli çevreci avukatları arasında yer alan, CHP eski Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Şehrazat Mercan, yaptığı konuşmada, davanın gerçek sahiplerinin davalarına sahip çıkmaması durumunda avukatların da motivasyonlarının yerinde olamayacağını belirterek, “Mücadeleyi mutlaka birlikte yürütmek zorundayız. Yarımadadaki çevre mücadelelerinde ömrümün yarısı geçti. Taş ocaklarının sahipleri, taşları patlatarak para kazanmak isterler. Onlara ‘Dur’ diyecek olan mahkemeler. Devlet de burada hakem durumundadır. Devlet, mahkeme kararlarını, Mera Kanunu’nu uygular. Zeytin Kanunu’na göre, 3 kilometre mesafede, toz, duman çıkaran, kimyevi atık bırakan tesis işletemezsiniz. Buna rağmen, biz iptal kararı çıkarttığımız halde, ‘Düzelttik’ deyip, Valilik’ten bir daha karar çıkarıyorlar. Yeniden dava açıyoruz, üçüncü karar çıkıyor. Danıştay’ın önemli bir kararı var. Diyor ki; ‘Bir yerde zeytinlik varsa, oraya ÇED verilmez’. Kanun bu kadar açıkken, Germiyan’ın zeytinlikleri, yaşam alanı ve halk sağlığına bu kadar etkileri olan tozluluğun olduğu bir yerde, haktan, hukuktan söz edilemez. Mahkeme, asfalt tesisi için keşif yapmadan iptal kararı verdi.  Ben de bunun üzerine mahkeme kararının uygulaması ve kapatılması için dilekçe verdim. Kararların uygulanma süresi, ilgili kanuna göre 30 gün. Bugün 30 günlük süre doldu. Her zaman söylediğimiz gibi, bizim o taş ocakları ile bir derdimiz yok. Germiyan’a yakın olan dört taş ocağının çalışması ile halk sağlığına verilecek zararı söylemek istiyoruz” diyerek sorunun önemine dikkat çekti. 

“Hodri meydan; hükümetleri ile konuşsunlar, KHK çıksın, bu iş bitsin”

Toplantıda söz alan CHP Çeşme İlçe Başkanı Ekrem Oran, CHP olarak halkın sağlığını, çevrenin korunmasını önemsediklerini vurgulayarak, “Halk sağlığına ve çevreye zarar verecek her şeyin karşısındayız. Biz nasıl şeker fabrikalarının satılmasına karşıysak, biz nasıl seçimlere hile karıştırılmasına karşıysak, biz nasıl kadınlarımızın iffetinin kahkahasıyla yargılanmasına, çocuklarımızın  tarikat yuvalarında tecavüzlere uğrayarak, geleceklerinin engellenmesine karşıysak, biz nasıl milli eğitimimizin gayri milli yapılmasına karşıysak, biz CHP olarak Ildır’da orkinos balıkları çiftliklerinin denizimizi kirletmesine karşıysak, biz Ovacık’ta RES’lerin, Germiyan’da taş ocaklarının karşısında yer aldık. Şu anda OHAL dönemini üzülerek yaşıyoruz. Bu ülke eğer KHK’larla yönetiliyorsa, taş ocakları da, RES sorunu da, balık çiftlikleri de bir KHK’ya bakar. AKP’li arkadaşlarımız bugün buradaysa, Çeşme’ye destek vermek üzere buradalar. O zaman hodri meydan; hükümetleri ile konuşsunlar, Çeşme’deki RES’lerle, balık çiftlikleri ve taş ocakları ile ilgili olarak hükümetleri KHK çıkarsın ve bu iş bitsin” diyerek çağrıda bulundu.

Bilgilendirme toplantısına katılanların söz alarak görüşlerini ve önerilerini açıklamalarının ardından köy kahvesindeki toplantı, köy tepesinde seyir alanında yer alan gölet ve hemen yanındaki taş ocağı yürüyüşü ile sona erdi.

KAYNAK; Haber Çeşme

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir