Son Dakika
29 Mayıs 2017 Pazartesi
green card

17 Şubat 2017 Cuma, 12:16
Mustafa Gökçek
Mustafa Gökçek mgokcek@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

BIRAKIN BÜYÜSÜN ÇOCUKLAR

Yaşadıkça öğreniyor insan; zaman alıp götürdükleriyle değer kazanırmış meğer. Yoğun entelektüel algılayış, bedeni hırpaladığı gibi duygusal coğrafyayı da depreme uğratıyormuş. İnsanın direnç ve umut katsayısını düşürerek gitgide…

 

Yaşadıkça öğreniyor insan; zaman alıp götürdükleriyle değer kazanırmış meğer. Yoğun entelektüel algılayış, bedeni hırpaladığı gibi duygusal coğrafyayı da depreme uğratıyormuş. İnsanın direnç ve umut katsayısını düşürerek gitgide… Derken, nedenini hiç sorgulamadan, daha bir us yüklü bakmaya başlanıyor kalan zamana. Doğa, değişim-dönüşüm işlevini doğum ve ölüm gerçekleriyle belgelerken, anlam denen bulmacayı çözmek herkesin kendine düşüyor. Ve herkes kendince ‘tutarlı’ çözdüğünü sanıyor bulmacasın… Öyle ya, karmaşa ve kan yarışı, yarınsızlık eker miydi evrene başka türlü? Bu güzelim ülkeyi uçurumların önüne dayayan aymazlık da aynı tutarlıklara demir atmış. Seç seç al! İstemediğin kadar yobazlık, bencillik, ikiyüzlü uyuşukluk revaçta. İç dünya zindanı, cennet adıyla buluşturulmuş doğmalar odağı cirit atıyor ortalıkta. Yaşamı tahrip etme gücü korkunç boyutlara varmış. Bunalım bir mantar gibi çoğalıyor, ne yazık ki. Çoğaldıkça önemsiyor insan, buğulanmış ‘Bırakın Büyüsün Çocuklar’ gibi, tanıklığının ağır yükünü…

 

“… Sen; benim sabrım / Sensiz zamanlarıma teselli olan / Sen; benim sebebim / Her atışında yüreğimde çarpan / Sen; benim nefesim / Bir anne kokusu gibi içime çektiğim / Sen; benim duam / Seni kendinden bile çok koruyan / Şimdi sen gülümsüyorsun ya gözlerinde öldüğüm / Üşüyen kışlarıma baharı getirdi gülüşlerin / Seni, sesini ve sevdanı sakladığım kışlarımda / Kar altında üşümeyen ve inadına açan / Kardelen çiçeği kadar güçlüyüm…” (sy.53)-(*).

 

          “… Ağır bir kabulleniş sarıyor bedenimi / Sessizliklerimi ve sensizliklerimi incitmeden / Usulca hapsediyorum yüreğime / Şimdi tam da zamanı gitmenin / Ne eksik ne fazla kalmalı bıraktıklarım / Geldiğim gibi olmalı gidişim / Sessizce, apansız ve tek başına / Vedasız, el sallamadan, incitmeden / Geldiğim gibi yalnız ve kimsesiz…” (sy.63)-(**).

 

Yaşam acı-tatlı öğrenmeler silsilesinden başka nedir ki? Herkes yeteneğine göre pay çıkartır durumlardan ve olaylardan. Birey, sorumluluğu oranında kendisidir. Engin görüş açısı, tutarlı tavır ve bilinç olgunluğu varsıl kılmaktadır onun kimliğini. Günümüzün iletişim-bilişim gerçekliği, yanılsama, sanal sınama potasında biçimlendirirken varoluş künyesini, bir parçacık da umut nektarıyla besliyor zamanı. Çünkü beklentiler, dilekler, çok yönlüdür ve hep vardır. Sürekli değildir hiçbir olumsuzluk, hiçbir gece,  ‘Sen Şimdi Gülüyorsun Ya’(*), diyerek eninde sonunda “ödenir”… Görünür umut burcu! Doğa ve yaşam sürekli yinelenme, yenilenme çarkına sahiptir çünkü. Gizli bir çarka: ‘Zamanıdır Gitmenin’ (**),  diyen çarka!

Gül Özmetin’in, ‘Bırakın Büyüsün Çocuklar’ kitabına, değişik zamanlarda yazmış olduğu birbirinden güzel ve liriksem hazlar bırakan, estetik ve nitelikli şiirlerini alarak, yaşama ve insana ilişkin gözlemlerini belgelemiş. Aralarda kalmış, ‘Kırpıntı Bohçasında’  birikmiş ve dinlendirilmiş yaşantı eskizleriyle bellek tazelemiş…  Şiirle yaşanan onca yılın ardından, dingin ağırbaşlı dize kurgusunu şimdilerde yazdıklarına ışınlıyor. Duruşunu ve düşünce serüvenini, sözcük “atamaya” dayandırıyor sanki. Ömrü öyle bir yazma-durma ve yeniden yazma serüveni ki, “istallations (değiştirmeler)” deneyini yaşayıp, anlamı (ve de anlamsızlığı) sorgulama olduğunu tatmış. Sözcüklerin imlediği kavram değil de, sözcüklerin içeriğini terbiye eden estetik kaygısı duruyor sanki gündeminde; “… Her atışında yüreğimde çarpan / Sen; benim nefesim / Bir anne kokusu gibi içime çektiğim…” // (*).  Dizelerde ağırdır sözcükler. Şiirin yapı taşları sözcüklerdir ne de olsa. ‘Gül Özmetin’ doğallıkla sarf ediyor onları; doğrudan ve çırılçıplak!

Şairler, yaşamsal çalkantıları iyi okudukları oranda yansıtabilirler, zamana ilişkin saptamalarını. Toplumsal ve bireysel karabasanlar, hem bu ülkenin hem dünyanın virüs’lü parçasıdır. Geleneksel ve tarihsel yıkılışların, terk edilişlerin arasındaki nostaljik sesleniş, ilkin şairlerden gelmiştir hep. Şair kişimiz ‘Özmetin’, ‘Bırakın Büyüsün Çocuklar’ içine, sözünü ettiğim kaygının damlacıklarını da katmış, vurdumduymaz çoğunluk adına…  Savunduğu ve çoğu aymazlara önerdiği “aşk ve barış” diyerek, geçmişiyle, şimdisiyle ve geleceğiyle benimsenmesi gereken bir toplu yaşama mekânı kent, ne yazık ki kör gidişin kurbanı edilmiş: savunduklarından uzak! “…Şimdi tam da zamanı gitmenin / Ne eksik ne fazla kalmalı bıraktıklarım / Geldiğim gibi olmalı gidişim / Sessizce, apansız ve tek başına…” (**). Bu acımasız durum şairin, bu dizeleriyle daha çok belirginleşiyor.

 

Bırakın Büyüsün Çocuklar’ şiir kitabını okurken, uzakta da olsa, yakınındaki biri olarak, şiirini tanımanın, “seyyah” yaşamında kotardığı kitaplara düşürdüğü sıcaklığının ayrıcalığının tadını çıkardım diyebilirim. Notlarımı, anlarımı yokladım sayesinde… Şiirlerinde hissettiğim; Giz dolu, “uhde” dolu, okurun; “eksik yanını mı yokluyor?” kaygısını, dipdiri sözcüklerde tutarak, imge-anılara yönelişi anlatıyor şiirlerinde ‘Gül Özmetin’…

 

Meraklısına;Şairimiz, Rize’nin Fındıklı ilçesinde doğmuş. Daha sonra üniversite eğitimini tamamlayıp, bir müddet etüt öğretmenliği yapan şairimizin bundan önce çıkardığı şiir kitaplarıyla da okurla buluşması olmuştur. Daha önceki yıllarda yazmış olduğu birçok dergide şiirleri ve yazıları yayımlandığı gibi, şu anda da yayımlanmaktadır…

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

2 Yorum

  1. gül özmetin

    17 Şubat 2017 at 10:57

    Yüreğinize ve kaleminize sağlık Mustafa Gökçek bana kendimi anlatmamı isteselerdi inanın sizin anlattığınız kadar tanımlayamazdım kendimi…Bana bazı şeyleri gerçekten yapabildiğimi hissettirdiğiniz ve daha yapmam gereken çok şeylerin olduğunu bir kez daha hatırlattığınız için sonsuz teşekkürler…İyi ki varsınız ve iyi ki sizler gibi değerli dostlarla yollarımız kesişmiş…Dostluk ve sevgiyle… 🙂

    • Mustafa Gökçek

      17 Şubat 2017 at 13:45

      İnceliğinize çok teşekkür ederim Gül Hanım. Çoğu insanlar açık pencereden dışarıya ya güzel bir nefes, ya da manzara seyretmek adına bakar. Oysa şairin ereği mutlaka geniş ufuklara yelken açmak olmalı. Ve bu yapı şiirlerinizde görünüyor…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Xturk Teması. Tasarım ve Programlama: Moradam