green card

13 Ocak 2017 Cuma, 19:04
Mehmet Abut
Mehmet Abut mabut@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Bilmediğini bilenlerden: MICHELANGELO

Sanat, bilim ve ahlak deyince akla gelenlerin başında gelenlerden biri de Michelangelo’dur. Bilmediğini bilenler ordusunun en önemli mensuplarından biri.

Sanat, bilim ve ahlak deyince akla gelenlerin başında gelenlerden biri de Michelangelo’dur.
Bilmediğini bilenler ordusunun en önemli mensuplarından biri.
Sanatçı olmanın ne kadar zor olduğunu az çok bilenlerdenim.
1953-1954 yılları arasında 2 yıl Fındıklı’daki Güzel Sanatlar Akademine gittim.
Prof. Zeki Faik İzer’in en iyi portre yapan talebesi olmayı başarmıştım.
Güngör Kabakçı ve Çolpan İlhan’la aynı sınıftaydık.
Orada tıbbiyeye girmeden insan anatomisini öğrenmiştim.
Zaten ikinci sınıfta atlas alacak param olmadığı için ünlü
Zabota atlasına benzer suluboya resimlerle dolu bir atlas
Yapmıştım kendime.
O zamanlar günümüzdeki kadar olmasa bile, 1400’lü senelere göre çok gelişmişti.
Gelin 1400’lü yıllara ve sanat dünyasına geri dönelim.

6 Mart 1475’te Arezzo yakınlarında Caprese’deyiz Michelangelo, doğuyor..
Babası Soylu bir aileden gelen Ludovici Bounnarroti kasabanın belediye başkanı.
Ne var ki, Michelangelo’nun doğduğu yıl, babasının başkanlık görevine son verilir.
Aile yoksullaşmıştı.
O daha bir aylıkken Floransa’ya taşındılar.
Floransa’da bir taş işçisinin karısının bakıcılığına verildiler.
Bakın Michelangelo, yıllar sonra dediklerine!
”Dadımın göğsünden sütüyle birlikte keskiyi ve tokmağı da emdim.”
Onun için heykel yapmam çok kolay.
Annesini, altı yaşındayken kaybetti..
13 yaşına geldiğinde, Floransa’da Domenico Ghirlandaio’nun öğrencisi oldu.
Genç Michelangelo, Medici ailesine ait olan Marko bahçesinde çalışmaya başlamıştı.
Şansına, Lorenzo de’ Medici ile orada tanıştı.
Michelangelo, 26 yaşına geldiğinde kral Davud’un muhteşem heykelini yaptı.
Beş buçuk metrelik bir mermer kütleden çıkaracaktı heykeli.
Bu hiç de kolay değildi.
Önce, mermer bloğun yanına bir baraka inşa etti. Yardımcısı yoktu.
Gece gündüz çalışarak Rönesans sanatının harikalarından biri olarak kabul edilen David’i bitirmeyi başardı.
”Michelangelo’nun yaşadığı çağda, kendisiyle boy ölçüşebilecek ressam ve heykeltıraşlar vardı.
Bunların başında Rafael ve Leonardo Da Vinci geliyor.
Sanatçılar arasında keskin bir rekabet vardı.
Ancak bu rekabet, hoşça ve dostça yapılıyordu.
1505 yılında Papa II. Julius Michelangelo’dan, Vatikan’ın yanındaki Sistine Şapeli’nin tavan resimlerini yapmasını istedi.
Önce ısrarla reddetti.
Çünkü, resimden çok heykel yapmayı seviyordu.
Atrıca, bu işi kendisinden iyi yapacak pek çok sanatçı vardı.
Onların arasında, arasında, rakipleri olan Rafael ve Bramante de vardı.
Ama onlar bırakın işi alması, Papa II. Julius’a bu işi en iyi yapacak kişinin Michelangelo olduğunu ve ondan asla vazgeçmemesini istediler.
Bu arada aradan 3 yıl geçmişti
Sonunda Michelangelo işi kabul etmek zorunda kaldı
520 metrekarelik bir alanı kaplayan kubbedeki çalışmaları dört yıl kadar sürdü.
Öyle bir tavan çıktı ki ortaya şaşarsınız.
Gidin Vatikanı ve Sistine Şapelini ziyaret edin ve kendi gözlerinizle görün.
Ortasında, her biri Âdem, Havva ve Nuh Tufanıyla ilgili 9 pano yapmış Michelangelo…
Bu panoları, İncil’in Eski Ahit’inden alınma öykülerden esinlenerek yapmış.
Dokuz pano bulunan freskin yanı mitolojik figürlerle bezeli.
Bunlardan biri, Adem’in Yaratılışı” ismindeki tablo.
Bu resim, batı sanatının en canlı tasvirlerinden biri kabul ediliyor.
1519 yılında Medici’nin ailesinin son ferdi Lorenzo de’ Medici öldü.
Lorenzo ve genç yaşta ölen Nemours Dükü Giuliano’nun mezarları kiliseye kondu.
Michelangelo kiliseye iki ünlünün heykelini yaptı.
1534’te Michelangelo Papa III. Paulus’un heykeltıraşı ve mimarı oldu.
Michelangelo, Sistine Kilisesi’nin sunak duvarına bir ‘Kıyamet Günü’ tasviri de yaptı.
Bu duvarı, Meryem’in Göğe Yükselişi, İsa’nın Vaftizi ve Musa’nın Hükmü ’nün anlatıldığı fresklerle süsledi.
Ayrıca, Aziz Peter Basilikası’nda 1498–99 yılları arasında Pietà adlı eserini yaptı.
Papa IV. Paulus, Michelangelo’nun Kıyamet Günü adını verdiği tablosuna başından beri karşıydı..
Tablodaki imgeler, fazla müstehcen görünmektedir onun için tabloyu düzelt diye haber yollar.
Usta bakın nasıl cevap verir!
“Papa’ya söyleyin, bu küçük bir mesele, kolaylıkla düzeltebilirim.
Önce kendisi yaşadığımız bu dünyayı uygun ve yaşanılır bir hale getirsin.
O zaman tablo, kendiliğinden uygun hale gelir.
Bu davranış onun ne kadar onurlu ve cesur olduğunu
açıkça gösteriyor.

Hayatının son döneminde Roma’daki Aziz Peter Kilisesi’nin mimarı olarak çalıştı.

Rönesans sanatına benzersiz katkılarda bulundu. Michelangelo ayrıca, kadavralar üzerinde de çalıştı.
Böylece, Yunan ve Roma sanatından devralınan insanın anatomik yapısını, ideal boyutlarına ulaştırmaya çalıştı.
Yani sadece resim ve heykel sanatı bakımından değil, bilim açısından da geliştirmeye çalıştı.
15. yüzyıl başında Michelangelo, tam olarak perspektif olgusunu geliştirdi.
Kendi tarzında, onlarca heykel ve freske imza attı.
Roma’nın yeniden inşa ve düzenlenmesinde de önemli rol oynadı.
Floransa’ya giderseniz, Eski Sarayın giriş kapısının önünde Davut Heykelini görürsünüz.
Michelangelo Buonarroti, yukarda da belirttiğim gibi, heykelin yapımına 1501 yılında başlamış ve 1504 tarihinde bitirmiş.
Ancak kapının önündeki heykel kopya.
Aslı müzede.
Davut heykeli, Michelangelo’nun Pietà ile birlikte en iyi iki eserinden biridir.
Rönesans heykel sanatının bir başyapıtı olarak kabul edilir.
Eser, Davut’un Golyat’a saldırmaya karar verdiği anı simgeliyor.
5,17 metre yüksekliğindeki mermer heykel, Floransa’nın sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.
Heykel, 8 Eylül 1504 tarihinde tamamlandı.
İnsan ruhu bir inanışa göre, bedenin derinliklerindedir.
Michelangelo bu inanışa dayanarak, Davut’un ruhunun çalıştığı mermer bloğun içinde olduğunu düşünür ve
ruhun heykel bittiğinde, dışarıya çıkacağına inanırdı.
Aslına bakılırsa, gerçek insan vücudunun oranlarına göre Davut’un heykelinin oranları oldukça farklıdır.
Baş ve üst-vücut, alt-vücut oranlarına göre daha büyüktür.
Kimileri bunu, maniyerist stile dayandırıyorlar.
Ama doğrusu, heykelin bir kilise önüne veya yüksek bir kaidenin üzerine oturtulma amacıyla yapılmış olmasıdır.
Bu açıdan bakıldığında, oranlar doğru görülür.
Heykel ilk olarak Palazzo della Signoria’nın tam önündeki Piazza Signoria’ya yerleştirilmiş.
Olası zararları engellemek amacı ile, 1873’te Floransa’daki Akademi Galerisi’ne götürülmüş.
Bir kopyası 1910’da yılında yukarıda da belirttiğim gibi. Piazza Signoria’ya yerleştirilmiş.
1991 yılında bir kişi heykele çekiçle saldırmış, durdurulmadan önce de sol ayak parmaklarına zarar vermiş.
2003’te heykeli suyla temizlemeye kalkmışlar.
Su kullanılması büyük tartışmalara neden olmuş.
Bu, heykelin 1843’ten beri ilk büyük temizliği olmuş.
Davut’un Kudüs’ü fethinin 3000. Yılı nedeni dolayısı ile heykelin bir kopyası, Floransa’dan Kudüs’e armağan olarak gönderilmiş.
Heykel, şehirde dinsel çatışmalar çıkmasına neden olmuş.
Sonuçta, bu çıplak figürün pornografi içerdiğine ve kabul edilmemesi gerektiğine karar verilmiş.
Neyseki sonunda bir uzlaşma sağlanmış,
Tekrarlayalım!
Michelangelo Buonnarroti, İtalyan Rönesansının devlerinden biri.
Resim, şiir, mimari ve heykeldeki üstün yeteneğiyle tarih ona, dört ruhlu adam unvanını vermiş
On üç yaşındayken bile Michelangelo, doğayı gözlemlemeden ve düşlerinin doğanın gerçeğine uyup uymadığını denemeden hiçbir şeyi renklendirmezdi.
Demek ki o da ne bilmediğini bilenlerdendi.
Tekrarlayalım!
En kötü şey bilmediğini bilmemektir.
Sık sık balık pazarına gider, balıkların şeklini, göz ve solungaçlarını inceler, sonra da büyük bir titizlikle resmederdi.
Bu yıllar Michelangelo’nun sanatının yetişme dönemidir.
O döneme ait eserlerinde, Lorenzo’nun aşıladığı Yunan etkileri görülür.
Şiire ilgisi de bu yıllarda başladı.
Dante’den oldukça etkilendi.
Tam da bu yıllarda Güzel Luigia de Medici’ye aşık olmuştu.
Edebiyata olan ilgisini arttırmasına, büyük bir olasılıkla, karşılıksız kalan bu aşk neden olmuştu.
On sekiz yaşında, yalnız kalan yüreği bir kez daha coştu.
Bu defa, Tommaso Cavalieri’ye aşık olmuş yeni bir aşk şiirleri dizisine başlamıştı.
Fakat yazdığı en güçlü şiirler Pescara markisinin dul karısı Vittoria Colonna için yazdığı şiirlerdir.
Michelangelo, sayıları oldukça kabarık olan bu şiirlerde Vittoria’ya olan aşkını anlatır.
Hristiyanlıkla ilgili eserlerinde ve platonik aşkın mutluluklarını dile getiren sanatın sırlarını anlatan yazılarında da, hep Vittoria’ya seslenmiş Michelangelo.
Michelangelo’nun şiirlerindeki anlatım, kişiliğindeki gibi yoğun ve güçlü.
Hayatındaki tüm coşkunluk ve ateşi, heykellerinde olduğu gibi yazılarında da yansıtırdı.
Çağdaşlarının gözünde Michelangelo, çabuk kızan, sinirli, kendini beğenmiş alaycı ve aksi biriydi.
Hatta gençlik yıllarında alay ettiği ve sert bir dille işini eleştirdiği bir okul arkadaşının yumruğunun izini, hayatı boyunca burnunda taşıdı.
1492 yılında Lorenzo ölünce, Settignano’ya dönen Michelangelo burada anatomi çalışmaya başladı.
Daha sonra üç yıl süreyle, çalışmalarına Venedik ve Bologna’da devam etti.
Vatanı Floransa’ya döndüğünde yaşının küçük olmasına karşın sanatında olgunluk dönemine girmişti bile.
1595 yılında ” Uyuyan Cupid” adlı eserini bitirdi ve bu eser St. Giorgio Kardinali’ne antika diye satıldı.
Bir yıl sonra Roma’ya giden sanatçı, ”Baküs” adlı mermer heykelini yaptı.
Bundan böyle sadece başarılı bir ressam değil, aynı zamanda verimli bir heykeltıraştı.
Gene yukarıda belirttiğim gibi, 1499 yılında hristiyan heykelciliğinin ilk gerçek eseri olan ”Pieta”yı tamamladı.
Olağanüstü güzellikteki bu eser şimdi Vatikan’da.
1501 yılında yeniden Floransa’ya dönen sanatçı, bir yıl sonra ” Bruges Madonna” adlı eserini, üç yıl sonra da ünlü ”Davut” heykelini yaptı.
Aynı dönemde ” St. Mattew” heykelini ve ”Pisa Savaşı”nın taslağını yapmıştı.
1505 yılında Papa II. Julius, Michelangelo’yu Roma’ya davet etti ve onu kendi türbesini yapmakla görevlendirdi.
Yıllarca süren çalışmanın sonunda tamamlanan eser, olağanüstü güzelliğiyle görenleri kendine hayran bırakır.

1527 yılında toplumda iyice saygın bir kişi olarak tanınan Michelangelo, Levazım Generali seçildi.
1534 yılında görevinden ayrılan sanatçı, Floransa’yı terk ederek Roma’ya yerleşti.
Roma’da, Papa III. Paul, atmış yaşında olan Michelangelo’yu Vatikan’ın baş mimarı, ressamı ve heykeltıraşı olarak görevlendirildi.
Aynı yıl Sistine Kilisesi için ”Kıyamet Günü” freskine başlayan Michelangelo bu eseri yedi yılda bitirdi.
Ayrıca Paulin Kilisesi’nde freskler, resimler ve heykeller yapmış, St. Peter kilisesinin mimarlığını da üstlenmişti.
1564 yılı Şubat ayının bir öğleden sonrasında hayata gözlerini kapayan Michelangelo hiç evlenmedi.
Sadece sanatıyla evli olan sanatçı, tüm hayatını ve enerjisini eserlerine verdi.
Bir papaz arkadaşı ona, evlenmemesine ve çalışmalarının ürününü ve ününü bırakacak çocukları olmamasına çok üzüldüğünü söyledi.
Michelangelo’un cevabı kısa ve netti.
”Sanat bana fazlasıyla eş oldu.
Beni daima çalıştırdı, çabalattı.
Geride bıraktığım eserlerim ise çocuklarımdır.
Hiçbir değeri olmasa bile, ben onlarda yaşarım” dedi.
Gerçekten de dediği gibi yüzyıllardır eserleriyle yaşıyor.

www.haberhurriyeti.com / MEHMET FUAT ABUT

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler Teması. Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz