Son Dakika
25 Mayıs 2017 Perşembe
green card

11 Ocak 2017 Çarşamba, 18:09
Mehmet Abut
Mehmet Abut mabut@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Bilim aleminin son ustası: GALEN

Bugünkü yazımda, sizlere Rönesans’a kadar batıda bilim âleminin son ustası olarak kabul edilen, Galen’i anlatmak istiyorum. O bilmediğini bilen ve bu nedenle de devamlı olarak yeni şeyler öğrenmenin peşinde koşan, bir bilim adamıydı.

mehmetfuatabut_haberhurriyeti

Bugünkü yazımda, sizlere Rönesans’a kadar batıda bilim âleminin son ustası olarak kabul edilen, Galen‘i anlatmak istiyorum.
O bilmediğini bilen ve bu nedenle de devamlı olarak yeni şeyler öğrenmenin peşinde koşan, bir bilim adamıydı.
Bıkmadan usanmadan kendisini geliştirmeye çalıştı.
Kitaplar yazdı.
Matbaa olmadığı için elle yazıyordu kitaplarını.
Binlerce sayfa kitabı yazmak, hiç de kolay değildi.
Bu nedenle de, yazılarını yazdırmak için yazıcılar tuttu.
Milatlı yılların başlangıcında, tıp biliminde geniş ufuklar açtı.
Birçok hastalığa teşhis koyan oydu.
Galen Araştırma metotları ile ün kazandı.
Böylece, tıbbın, bilimsel ilkelerini yeniden düzenlemeyi başardı.
Ona göre, analiz yapmak hastalıkları iyileştirmenin ilk şartıydı.
Analizi dolayısı ile de tedaviyi doğru yapabilmek için anatomi, fizyoloji, ilaçbilim ve felsefe bilimleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmak şarttı.
O bilmediğini bilen erdemli bir kişiliğe sahip olduğu için, bu bilimleri yeterince bilmediğini biliyordu.
Hepsini öğrenmek için büyük çaba harcadı.
Bu alanlarda kendisini geliştirdiği kanısına vardıktan sonra, bilgisini paylaşmak için dersler verip, kitaplar yazdı.
Farmakoloji çalışmaları, yeni ilaçlar bulmasını sağladı.
Bu ilaçlara, Galenik ilaçlar adı verildi.
Bu ilaçların bileşenlerinin kaynağı, hazırlanış yöntemleri ve veriliş biçimi farklıydı.
Ne fark olursa olsun ilaçlar eczanelerce hazırlanıyordu.

Böylece, ilaçların eczanelerde satılmasına başlandı.

HASTALIKLARI SINIFLANDIRDI
Galen, hastalıkların sistematik sınıflamasını yapan ilk kişidir.
Galen’in başlattığı ilaçların kullanıma hazır şekilleri, Roma’da büyük ilgi çekti.
Artık en çok onun ilaçları kullanılıyordu.
Hazırladığı ilaçlardan 83 tanesi, günümüze miras olarak kaldı.
Galen ölümünden sonra arkasında, uzun bir dönem boyunca başvuru kitabı olarak kabul görmüş, çok sayıda eser bıraktı.
Tedavi, anatomi, fizyoloji, ilaçbilim ve felsefe alanında yazdığı yaklaşık 500 eserinden çoğu kayboldu.
Commodus döneminde Yunanlı düşünür Menedot aleyhinde yazdığı iki eser ile, bilim dünyasında eleştirici özelliğiyle ile de, yer aldı.

SERVET VE ÜN PEŞİNDEKİLERİ SEVMEDİ

Galen, Menedot’a hiç saygı duymuyordu.
Neden mi?
Çünkü Menedot hekimliğini, hastaları tedavi etmek yerine, servet ve ün yapmak için kullanıyordu.
Tek amacı buydu.
Ayrıca, hasım olarak gördüklerine devamlı olarak sövüyordu.
Galen bu davranışlar karşısında sessiz kalamazdı,
Kalmadı da.
Günümüzde de, ne yazık ki hastasını iyi etmek yerine, servet ve ünden başka bir şey düşünmeyen hekimler var.
Onlara, Galen’in Menedot hakkında yazdığı bu iki kitabı okumalarını tavsiye ederim.
Belki hatalarından dönerler.
Yazdığı eserlerden kilisenin koruma altına aldığı 100 eseri, günümüze kadar ulaştı.
Eserleri 1525 yılında Venedik’te 5 cilt olarak basıldı.
Eski Yunan hayranlığının Avrupa’yı sardığı ve Yunan isyanının desteklendiği 1821’den 1833’e kadar Leipzig’de 20 ciltlik bölümü yayınlandı.
Darenberg tarafından 1854 yılında, hekimlikle ilgili dört cildi Fransızca ‘ya çevrildi.
Galen’e göre hekimler nasıl olmalı?
Galen’in Anadolu tanrılarından Asklepios’a dayanarak söyledikleri, biz hekimler için tam bir ders niteliği taşıyor.
Hekimler, yılan gibi dilsiz olmalı,
Hastaların sırlarını kimseye söylememeli,
İşini sessizlik ve sakinlik içinde yapmalıydı.
Bu görüşlere uygun olarak Galen, ilaç ve hekimi tanımlayan bir sembol, yapmak istedi.
Sembolü, bitkiye sarılı bir yılan şeklinde tasarladı.
Tasarısını yatay olarak sembolleştirdi.
Sembol daha sonra, bir dik asaya sarılı yılan şeklinde kullanılmaya başlanıldı.
Türkiye’de yılanlı asa, tıbbın sembolü olarak ilk kez 1836 yılında resmen kullanılmaya başlandı.
Sultan II. Mahmut, tıp talebelerinin yakalarına yılanlı asa işlenmesi için ferman çıkardı.
Çünkü Sultan, Batılıların, Anadolu medeniyetlerini Yunanlılara mal etmeye çalıştığının farkındaydı.
“Temel düşünce insanlığa hizmettir; hekim yalnız dostunu değil
düşmanını da iyileştirmek için elinden geleni yapmakla yükümlüdür”

galeni-hipokrat-ile

Bu sözler sanıldığı gibi Hipokrat’a değil, Galen’e aittir,
“İyiyi istememiz ve sevmemiz, kötüden ürkmemiz, tiksinmemiz, çekinmemiz doğamızın bir sonucudur” sözleri de onun.
Şimdiye kadar sözünü ettiğim bilim adamları erdemli kişilerdi.
Onları kendimize örnek almalıyız.
Hep bana, hep bana tüh sana, erdemli olmakla değil, ilkellikle bağdaşır.

Gelelim Galen’in yaşamına
Galen , d: 129 – ö: 216 yılları arasında yaşadı.
Bir tıp doktoru, bilim insanı ve filozoftu.
Antik Roma’nın en önemli hekimlerinden biri Galen’di.
Deneysel fizyolojinin kurucusu olarak kabul edilir.
Fizyolojinin günümüzdeki duayeni Arthur Guyten, Galen’in eserlerini hatmetmiş bir bilim adamı.
O da erdemli bilim adamlarından biri.
Guyten Sayın Prof. Dr. Fikri Alican’ın da hocası.
Ondan, ileriki yazılarımda Guyton kimdi, öğreneceğiz.
Galen, dünyanın ilk spor hekimidir.
Hekimlerin İmparatoru, ya da hekimlerin babası gibi unvanlarla anılır.
Onun tıbbi görüşleri “Galenizim” olarak adlandırılır.
Galen, yüzyıllar boyunca tıpta etkisini sürdüren nadir hekimlerden biri olarak kabul edilir.

Doğum yeri Pergamon yani günümüzdeki Bergama kenti.
Babası, mimar ve matematikçi ve senatoda üye olan Aelius Nikon’du.
İlk eğitimini babasından aldı.
Kendisine geometri ve aritmetik derslerini veren babası Nikon, onun mantık ve tıp alanlarında da eğitim görmesini istiyordu.
Bunun için onu yönlendirdi.
Bir söylentiye göre, babası rüyasında tıp tanrısı Asklepios’u görmüş.
Asklepeion ona, oğlunu tıp doktoru yapmasını emretmiş.
Galen, tıp eğitimine 146-147’de Pergamon’daki sağlık merkezi Asklepion’da başlamış.
Burada dört yıl öğrenim görmüş.

TIP EĞİTİMİ İÇİN YOLLARA DÜŞTÜ

Galen, babasının ölümünden sonra 150 senesinde, tıp bilgisini ilerletmek için yola koyulmuş.
Önce, Smyrna’ya yani İzmir’e gitmiş.
Orada ünlü hekim Pelpos ve düşünür Albinus’tan dersler almış.
Anatomiyi ünlü Heraclianus’tan öğrenmiş.
Hayvanlar üzerinde çalışmalar yapmış.
Birçok dil öğrenerek eserler yazmaya başlamış.
Bu arada İskenderiye gitmiş.
Stratonicus ve Aeschrion’dan dersler almış.
Aristocu Midilli Adası’na giderek, Aristo okulu ve orada ders veren felsefe hocaları ile tanışmış.
Pergamon’a döner dönmez, kentte gladyatörlerin başhekimliğine atanmış.

Bu o zamanlar için, çok prestijli ve üst düzey bir görevdi.
Bu görevi 157-161 arasında dört sene sürdürdü.

SPOR HEKİMLİĞİNİN BAŞLANGICI

Gladyatörler ile seyircilerin vücut yapısını karşılaştırdı.
Sonunda, sürekli olarak yapılan beden hareketlerinin,
sağlıklı yaşam için zorunlu olduğu sonucuna vardı.
Bu çalışmalar onun, bilinçli olarak yapılan beden hareketleri ile fizyoloji ve tedavi arasında ilişki kurmasını sağladı.
Böylece, bugünkü spor hekimliğine öncülük etti
161 yılında Roma’ya gitti.
Galen Roma’da Eudemos’un aracılığı ile başkentin ileri gelenleri ile tanıştı.
Halka açık dersler vermeye başladı.
Bu, sarayın dikkatini çekti.
Doğu seferi sırasında rahatsızlanan imparator Marcus Aurelius’u peynir perhizi ile iyileştirdi.
Bu nedenle İmparator, Galen’e ödül verdi.
Madalyonda aynen şunlar yazılı idi.
“Romalıların imparatoru Aurelius’tan, hekimlerin imparatoru olan Galenus’a”
166’da Galen’in Begama’ya döndü.
168 yılında yani bir yıl sonra, İtalya’nın kuzeyindeki bir askeri harekâtta orduya eşlik etmek için Lucius Verus ve Marcus Aurelius tarafından davet edildi.
Ancak ordu, veba salgını yüzünden Roma’ya dönmek zorunda kalmıştı.
Bu nedenle Galen, onlara Roma’da katıldı.
Galen, o yıl ani olarak yeniden Pergamon’a dönme zorunda kaldı.
Çünkü, vücudunda tedavisi olanaksız sandığı bir hastalığa yakalanmıştı. Acılar içinde kıvranan Galen’i, Bergama’da hekim arkadaşlarının tedavi ettiğine inanılır.
İyileştikten sonra, 169’da İmparatorun çağrısı üzerine başkente geri döndü.
Saray hekimliği görevine devam etti.
Galen, ömrünün geri kalanını Roma’da geçirdi.

İMPARATORLARI TEDAVİ ETTİ

Marcus Aurelius ve sonraki imparatorlar Commodus ile Septimius Severus onun tedavi ettiği hastalar arasındaydı.
Tedavi çalışmalarının yanı sıra anatomi, fizyoloji, farmakoloji bilimleri ve ayrıca felsefe ile ilgilenip bu alanlarla ilgili eserler yazdı ve dersler verdi.
Ne yazık ki, 191’de Roma’da çıkan yangında, Aristo’ya ve daha pek çok kişiye ait kitaplar yandı.
Bunların arasında, Galen’in de pek çok eseri vardı.
Yaşamını 216 yılında yitirdiği düşünülüyor.
Galen, zamanın tıp bilimine hâkim olabilmek için çok çalışmış ve kedisini geliştirmişti.
Bu nedenle bazı şeylerin değişmesi gerektiğine inanıyordu.
Tıbbı kendi orijinal ilkelerine göre, yeniden düzenledi.
Galen araştırma ve analiz yöntemleri ile ün kazandı…
Galen’e göre analizler, hastalıkların incelenip iyileştirilmesinin temelini oluşturuyordu.

HAYVANLAR ÜZERİNDE DENEY

Anatomi çalışmalarını önce basit yapılı hayvanlar üzerinde yaptı.
Berberi şebeğini yani bir tür maymunu, araştırmalarında kullandı.
Bu incelemeler onu, insan anatomisi üzerinde çalışmaya yöneltti.
Kas ve kemikleri ayrıntılı inceledi.
Kafa sinirlerinin yedi çiftini ve kalp kapakçıklarını tanımladı.
Toplardamar ve atardamar arasındaki farkları saptadı.
O devirde atardamarın hava taşıdığı düşünülüyordu.
Atardamarın hava değil, kan taşıdığını göstererek, 400 yıllık yanlış bir inancı yıktı.
Tüm bunlara karşın, kanın vücutta dolaştığını fark edemedi.
İnsan sağlığının dört vücut sıvısı yani kan, safra, kara safra, irinli iltihap arasındaki dengeye bağlı olduğuna inanıyordu.
Felsefe ile de uğraşan Galen’in kafasında şekillenen düşünceler yeni yeni belirmekte olan Hıristiyanlık ile bağdaşıyordu.
Bu nedenle Galen’in ilmî araştırma ve tezleri kilise tarafında kabul gördü.
Galen 400-500 kadar eser yazdı.
Kitaplar kilisenin korunmasına alındığı için süratle yayıldı.
Ölümünden sonra arkasında, uzun bir dönem boyunca başvuru kitabı olarak kabul görmüş çok sayıda eser bıraktı.
Tekrarlamak istiyorum.
Hiç kimse bildiğini kendisine saklamamalı.
Bilgilerini kitaplar yazarak, konuşarak, dersler vererek öğrenmek isteyenlerle paylaşmalı.
Yoksa kendine sakladıkları ile birlikte dünyadan göç edip gider.
Değinmek istediğim başka bir şey daha var.

Televizyonlarda konuşma yapan hekimler ya da bilim adamları
moderatörler tarafından devamlı olarak uyarılır.
Sakın bilimsel konuşmayın halk anlamaz.
Bu son derecede yanlış.
Konuşan kişi, halka konuyu bilim çerçevesine anlaşılacak şekilde anlatabilmelidir.
Bu sadece anlatmakla değil, göstermekle de yapılmalıdır.
Başka bir değişle görsellik ön planda olmalıdır.
Eğer Hipokrat, Galen, Sokrates, Aristo ve İbni Sina günümüzde yaşasalardı, ekranlarda nasıl konuşur ve anlatırlardı?
Bir düşünün, sayın okurlarım.

www.haberhurriyeti.com / MEHMET FUAT ABUT

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum

  1. Ülkü Kesicioğlu

    11 Ocak 2017 at 22:14

    Harika…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Xturk Teması. Tasarım ve Programlama: Moradam