Son Dakika
22 Şubat 2017 Çarşamba
green card

11 Ocak 2017 Çarşamba, 14:58
Sedat Kaya
Sedat Kaya skaya@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Bana yağmuru anlatma, yağ..

“Elimden tut yoksa düşeceğim / Yoksa bir bir yıldızlar düşecek / Eğer şairsem beni tanırsan / Yağmurdan korktuğumu bilirsen / Gözlerim aklına gelirse / Elimden tut yoksa düşeceğim / Yağmur beni götürecek yoksa beni.”

sedatkaya_haberhurriyeti

Yurdun dört tarafında kar var..
Bizim buralar yağmur..
Hem de ne yağmur..
Sulu sepken değil..
Ahmak ıslatan da değil..
Sağanaktan öte..
Bardaktan boşalırcasına..
Yağmur duygusaldır nedense..
Romantiktir..
Sevgiyi, özlemi, ayrılığı getirir akıllara
Özellikle şairlere..
Neler neler yazılmaz ki, mısralara..

Mesela Edip Cansever..
“Yağmur yağacak.
Öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
Dam saçak demeyecek yağacak
Yağacak bir hışım gibi canevine kentin
Kalplerimiz küle gömülmüş elmalar gibi
Patladı patlayacak.”

Turgut Uyar mesela..
“Önce sesin gelir aklıma
Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
Sonra cumartesi günleri gelir
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.”

Veya Cahit Sıtkı Tarancı..
“Dışarda yağmur yağadursun
Ve içerdeyse bütün eşyan
Esneyip senin gibi her an
Pencerelerden bakadursun..
Dışarda yağmur yağadursun..
Ve yağmur gibi sonsuz olan
Gözyaşların ve sayıklaman
Camlarda halka halka dursun..
Dışarda yağmur yağadursun..
Ve zaman, yavrum, zaman da
Yağmur gibi oluklardan
Ve ellerinden akadursun.”

Ya da Attila İlhan.
“Elimden tut yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsem beni tanırsan
Yağmurdan korktuğumu bilirsen
Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur beni götürecek yoksa beni.”

Can Yücel kısa keser.
“Yağmur başladı,
sen dedim, camlara koştum.”

Cemal Süreya hasretini mısralara döker.
“Dışarıya yağmur.
Yüreğime hasret,
fikrime sen.
Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden
bir bilsen.”

Nazım Hikmet Şeh Bedrettin’i hatırlar..
“Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkanının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.
Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
çırılçıplak etidir.
Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü..
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
Yağmur çiseliyor.”

Ben yağmur ile ilgili iki sözü severim..
Biri Turgut Uyar’ın.
“Belki yağmura gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olmasaydı.”

Diğeri Victor Hugo’nun..
“Bana yağmuru anlatma, yağ.”

www.haberhurriyeti.com / SEDAT KAYA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler Teması. Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz