Son Dakika
21 Şubat 2018 Çarşamba
green card

08 Ocak 2018 Pazartesi, 16:10
Sezai Bayar
Sezai Bayar sbayar@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Ayrı “gezegen”lerde yaşamak…

Değil AB’ye girmek, kıyısında bile değiliz.

Bunlar değil miydi, 2000’li yılların başında Avrupalı liderler tarafından el üstünde tutulan, Brüksel dönüşünde ise pohpohlanıp “Avrupa’nın yeni Fatih’i” diye karşılanan.

Erdoğan ve Gül değil miydi otobüslerin üstünde, şehir turları yapıp halka “AB’ye girdik” müjdesi vermeye çalışan.

Yıllar çabuk geçti aradan..

Ne yaptı AB?

“Sizin AB’yi hazmetmeniz için 15 yıl geçmesi gerek” diye Hristiyan Birliği’nin fetvasını dayatmadı mı?

Dayattı.

Yani “hazmetme kapasiteniz düşük, bu seviyeyi yükseltin, öyle gelin”dedi.

15 yıl geçti aradan.

Değil AB’ye girmek, kıyısında bile değiliz.

Arkadaş, yani  Saray sakininiz, “Asrın lideri”, sonunda Fransa’nın kapısını çaldı, yeni yıla girer girmez.

Fransa Devlet Başkanı Macron, Elyssee Sarayı’nın kapılarını açtı açmasına da, sayın Erdoğan umduğunu bulamadı.

En çok ihtiyacı olduğu bu dönemde, FETÖ terörü konusunda ders vermeye giden, bu arada Avrupa ile sorunları çözmeyi hedefleyen sayın Cumhurbaşkanı yani “ Usta” Erdoğan, çırak gördüğü 40 yaşındaki Macron karşısında ders almak zorunda kaldı.

Avrupalı liderleri Türkiye dostu saymayalım, tamam.

Avrupa devletlerinin AB çatısı altında birbirlerine kenetlendiğini unutmayalım, o da tamam.

Ama Avrupa’nın yeni yeni ortaya çıkan bu yeni liderleri, genç kuşak temsilcilerini hafife almayalım.

“Usta” gidersin, bakmışsın ki “çırak” çıkmışsın.

Tıpkı Fransa’da olduğu gibi.

Ne dedi Macron?
“Demokrasiler terörle tabii mücadele edecekler ama hukuk devletine saygılı olmak şartıyla.”

 

“Fikirler şiddet çağrısı yapmıyorsa, yalnız fikirdir. Dolayısıyla özgürce ifade edilebilmeli.”

 

“Devletlerin meşruiyeti yurttaşların (varolan) haklarının korunmasından geçer”

 

“Türkiye, AB konusunda ikiyüzlülüğü bırakmalıydı”

 

Macron’a göre,  AB kapıları tamamen kapalıydı.

Türkiye ancak Avrupa İnsan Hakları Konvensiyonu’nda tutulmalıydı.

Hepsi bu.

Yanı sınıfta kalmanın ötesinde, kara tahtanın önünde tek ayak üstünde durma gibi bir tablo çizmişti genç Macron.

Dünya medyası önünde Erdoğan’a demokrasi dersi vermekten kaçınmayan “Elyssee Sarayı”nın yeni sahibi Macron, bu ikili görüşme talebinin hangi taraftan geldiğini söylemedi tüm sorulara rağmen.

Oysa İtalya’nın Ortadoğu uzmanlarından gazeteci Alberto Negri, davetin Ankara’nın devamlı kapı çalması sonucu gerçekleştiğini ima etmişti..
İddiaya göre Fransa’nın daveti filan yoktu.

Bu ilk dış gezi sonucu Avrupa Birliği’nin kapılarının iyice kapanması yanında, İtalya’nın aracılığı ile gerçekleşen Macron-Erdoğan görüşmesi Türkiye’nin yalnızlığının en somut göstergesi oluyordu.

Neden?
Çünkü, Türkiye son 10 yılda çok değişti…

Çok şey yaşadı.

Yaptıklarıyla, yönetim tarzındaki değişiklik zorlamalarıyla ve 15 Temmuz sonrası yaşananlarla, uluslararası arenada artık yapayalnız.

Türkiye’nin yalnızlığı  bilinmeyen bir şey değil.

Bunu herkes biliyor.

Avrupalı devletlerin tek tek tavırları zaten belli.

İma dahi etmiyorlar.

Açıktan söylüyorlar, kapıların kapandığını…

Yeni yılın ilk hamlesi Fransa…

Konuşulanlar ortada…

Herkes görüyor, herkes biliyor.

Yalnızlığımız ortada ve tüm dünya bu gerçeği anlıyor.

“Asrın liderimiz” hariç…

 

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir