Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
25 Mayıs 2012 Cuma Sık Kullanılanlara Ekle   Kullanıcı Girişi     Künye ve İletişim    RSS            Site içi arama :     
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Şehir ve Başkan
Spor
Kültür Sanat
Sağlık
Turizm
Magazin
 Beğen
Facebook Bizi Beğenin
Video Haber
VAN'DA 2 TERÖRİST YAKALANDI
BAYRAKLI'DA HAFTA SONLARI VEZNELER AÇIK
SAMSUN'DA ÖĞRETMENLER İŞ BIRAKTI
Küçük kıza tecavüze 13 yıl hapis
BOĞAZINA ERİK KAÇAK ÇOCUK ÖLDÜ
İZMİR BB DAVASINDA 2 TAHLİYE
SOFYA'DAKİ DEPREM EDİRNE'Yİ DE SALLADI
MHP TEKİRDAĞ İL BAŞKANLIĞI'NA BİR ADAY DAHA
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Nahit DURU
Dr. Mehmet Fuat ABUT
Zeynel KOZANOĞLU
Şimdiki Çocuklar Harika...
İzmir Gazeteciler Cemiyeti işgal günü düşmana ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin'i kitaplaştırdı. Şimdi birileri çıkıp Hasan Tahsin'i topa tutuyor.
23.05.2012
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Metin AYDINOĞLU
Ağladıkça göreceksin
O ne hıçkırmak öyle. İzleyici Silivri Cezaevi'ndeki bizim gazeteciler sanacak. Onlar bile ağlamıyor.
23.05.2012
Hülya SEZGİN
Güzel Atlar Yöresi Kapadokya...
Daha yüz metre gitmedik, şoför aynaya baktı ve “Sanırım bir şey var.” dedi. Kan ter içinde bir beyin peşimizden koştuğunu gördük...
25.05.2012
Dr. Cem AYDEMİR
Akın Kamacıoğlu
Barış Kudar
Özlem ABUT
Vefasız mı, ''Yüce''mi bu millet?
Atamıza vefa borcumuzu öderken büründüğümüz ''cimri'' hallerimiz nedendir? Ulu önderimize anarak hakkımızı ödeyebilir miyiz?
21.05.2012
Av. Burhan ÖĞÜTCÜ
Prof. Tevfik DALGIÇ
Sedat KAYA
Yalçın KAMACIOĞLU
Beyhan BİÇKİN
POLİSE BİR DOKUN BAK KAÇ AH GELİYOR?
Polise vurmayın dedim, saldırana madalya mı veriyorlar dedim, gelen mesajlardan anladım ki ben sadece buzdağının görünen kısmını yazmışım.
22.05.2012
Maruf EVREN
Artık geçti
Küçüklüğümden beri dar yerlerden sıkılır, buralardan adeta feryat ederek kaçardım. Daha sonra bunun bir hastalık olduğunu anladım.
24.05.2012
Nur SAYLAN
Merhaba
Yeni güne yeni bir umutla başlıyorum ve Haber Hürriyeti okuyanlarına... Dostlarına " İlk Merhabamı " diyorum.
23.05.2012
Skip Navigation Links.
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
  
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Paylaş | Yazdır | Arladaşına Gönder KUVAYI MİLLİYE SÜVARİLERİ...

Çeşme kıyılarında Kuvayı Milliye süvarileri..

Çeşme Belediyesi'nin düzenlediği Kitap Fuarı kapsamında, yazarımız Yaşar Aksoy “Kuvayı Milliye” isimli kitabını imzaladı ve ''Çeşme Kıyılarında Kuvayi Milliye'' adlı bir konuşma yaptı. Çeşmeliler konuşmaya çok büyük ilgi gösterdiler. Dinleyiciler tarihi kiliseyi doldurdu. Yaşar Aksoy konuşmasında Çeşme’nin kurtuluşuyla ilgili önemli bilgiler verdi. 

 “Bismillah” diyerek söze başlayan Aksoy, şöyle konuştu:
“Değerli dostlarım, Bismillah deyip sözümüze başlarken bu mübarek Ramazan günü 26 Ağustos sabahı Muratlı eteklerinden saat 5 buçukta gümbürdeyen Türk topçularının gümbür gümbür ateşlerinden sonra, ''Allah Allah'' diyerek Emperyalizmin desteğinde Anadolumuza çıkan Yunan kuvvetlerine karşı Büyük Taarruzu başlatan bütün vatan evlatlarına, bağımsızlık savaşımızın halk savaşçılarına rahmet diliyorum.
Sevgili dostlarım, 16 Eylül günü Çeşme'ye girip Türk bayrağını çeken ilk kumandan olan Ulaştırma Süvari Teğmeni Selahattin Selışık, sonra Orgeneral olmuştur. Kendisi benim anneanne tarafımdan çok yakın akrabamdı. Sağlığında savaşlardan hiç söz etmezdi. Niye diye sorduğumuzda şunu söylerdi rahmetli Orgeneral Selahattin Selışık: ''Savaş kötüdür! Çanakkale'de siperimize düşen büyük bir bomba sonucunda bayılmışım. Sabah uyandığımda en yakın zabit arkadaşımın cesedi üzerinde kaldığımı gördüm bütün gece o altımda ölü olarak yatarken ben onun üstünde sızmış kalmışım... Bunu hiç unutamadım. Beni savaşlardan konuşturmayın ama şunu söyleyeyim, savaşların en doğrusu, en ahlakisi; İstiklal Savaşıdır.'' demiştir.

EMPERYALİZMİN SALDIRISI

Değerli Dostlarım ben sözlerime girmeden önce şunu vurgulamak istiyorum; Yunanlıların, Osmanlılara karşı yaptıkları İstiklal Savaşını bir düşünelim, aynı Yunanlılara bizim yaptığımız İstiklal Savaşını da tam karşısına koyalım. Alexander Ipsilanti isimli bir Yunanlı vatansever Etniki-Eterya isimli bir dernek, bir cemiyet, bir  yeraltı örgütü kurarak 1821 yılında Naden’de Osmanlı ordusuna ilk kurşunu atmasıyla birlikte Yunan bağımsızlık savaşı başlamıştır. Adım adım topraklarını Osmanlılardan kurtararak Yunan Devletini kurmuşlardır. Bu tarihi değişimin tam tersi de doğrudur. Yani Yunanlıların da 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal etmesinden sonra bütün Batı Anadolu’yu işgal edip, Ankara’nın doğusu Ermenistan ve Kürdistan olacak. batısı Yunanistan olacak şeklindeki bir projenin yırtılıp atılmasıyla başlayan Türk Kurtuluş Savaşı da, Yunanlıları 9 Eylülde İzmir'den denize dökerek Yunan Bağımsızlık Savaşı'nın tam tersini Anadolu'da gerçekleştirmiştir. Yani Yunanlılar bizden, biz Yunanlılardan mücadeleyle kurtularak kendi ulus devletimizi kurmuşuzdur. Her ikisi de birer bağımsızlık savaşıdır ve bu iki milli hareket birbirine karşıt iki hareket değil birbirine paralel iki harekettir.
Bizim kurtuluş savaşımızın bir temel özelliği de, evet bu 26 Ağustos günü Yunanistan gibi bir devletle Mehmetçiklerimiz çarpıştı. Ama Yunanistan'ın arkasında Batı Emperyalizmi denilen büyük bir güç vardı. Bu Batı Emperyalizmi neydi? Bakın şu masayı düşünelim, bu mavi örtülü masaya bakalım. İzmir' in işgalinden birkaç hafta önce 2 Mayıs 1919'da Paris'te bir Barış Konferansı toplanıyor. Gündemde tek madde var, İzmir'i kime vereceğiz? Masada dört kişi toplanıyor ve İzmir'i Yunanistan'a veriyorlar. Masanın başında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson oturuyor, karşısında İngiltere Başbakanı Lloyd George hemen masanın sağ tarafında Fransa Başbakanı Klemenso onun karşısında da İtalya Başbakanı Orlando. 12 Mayıs'a kadar tartıştıktan sonra Yunan Kralı Konstantine telgraf çekerek bütün batı Anadolu ve İzmir sizindir, erleriniz oraya çıkabilir diyerek emperyalizmin emrini veriyorlar.

METROPOLİT HRİSOSTOMOS

15 Mayıs 1919'da karaya çıkarken, belgesini yanımda getirdim. Fener Patrikhanesine bağlı İzmir Rum Metropoliti Hrisostomos, sahilde Kordon boyunda Yunan ordularını karşılayan bir konuşma yaparak, Yunan ordularına bildiri yayınlamış ve Batı Anadolu'daki bütün Rum Ortodoks kiliselerinde de bu bildiri okunmuştur.
Işgalden bir hafta sonra, yani ilginç bir tesadüf olarak şimdi bu konuşmayı yaptığım St. Haralambos  kilisesinde de, işgalden sonra yapılan ayinde  Çeşme'de Rumların katılımıyla Hrisostomos’un bu beyannamesi okunmuştur. Bakın beyannameyi size okuyalım da nasıl bir bağımsızlık savaşı yaptığımızın temel gerçeklerini görelim.
Hrisostomos:
“- Ey müminler bugün sizleri muhteşem ve ilahi bir törene davet ettik. Bu öyle bir törendir ki milletler uzun yüzyıllar boyunca ancak bir kez gerçekleştirme şansı bulabilirler. Saygı ile eğiliniz. Ama başlarınızı dik tutunuz. Kardeşler beklenen an gelmiştir. Yüzyıllık arzular yerine gelmektedir. Olağanüstü yıllar yaklaşmıştır. Irkımızın büyük bölümünün bulunduğu ananız Yunanistan ile birleşmek yolunda bağrımızı kızgın demir gibi yakan o şiddetli derin ve yapıcı arzunuz işte bugün tarihi minnet ile anılması gereken 15 Mayıs günü İzmir'de gerçekleşiyor. Bugünden sonra büyük vatanımız Yunanistan'ın ayrılmaz bir parçası oluyoruz. Yaşasın Helenizm.. Yaşasın Yunanistan..”

Bir Osmanlı vatandaşı papaz bunları söylüyor.. Değerli dostlarım savaşlar tabi ki çok kötüdür. Ama bir ülkeye bir istila yapıyorsun hem de arkasına batının emperyalizmini alarak çıkarsan, o ülkeyi istila edersen, o ülkede yaşayan halkı yok etmek istersen,  işte buna karşı ayaklanmanın ismine İstiklal Savaşı denir, Milli Mücadele denir, Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretleri komutasındaki bir bağımsızlık savaşı denir.
Bu bağımsızlık savaşı 26 Ağustos'ta başlayan büyük taarruzla zafere gider. Bu bağımsızlık savaşı sadece bize ait bir bağımsızlık savaşı değildir. Bu nerede emperyalizmin pençesinde mahvolmuş bir ülke varsa, Asya’dan Afrika’ya, onlara İstiklal bilincini aşılamıştır. O yüzden ilk Kurtuluş Savaşının bütün kahraman Mehmetçiklerini ve başkumandanımızı bir kere daha rahmetle anmamız gerekir.

ALAÇATI ŞEHİTLERİ

Şimdi değerli dostlarım, 9 Eylül'de İzmir kurtarıldıktan sonra, Çeşme'nin kurtuluşu bir hafta sonra 16 Eylül. 15 Eylül'de Mustafa Çavuş Ilgın’dan, Ahmet Çavuş Sinop'tan, Alaçatı'ya süvari birlikleri ile  girerken şehitleri verdik. Alaçatı Pazarı'na gittiğiniz zaman pazarın sonuna doğru yürüyün. Pazarın sonunda palmiye ağaçları ile süslü küçük bir şehitlik göreceksiniz. Ta Ilgın’dan, Sinoplardan kopup gelerek Anadolu'nun şon kurtarılan şehrinin kapılarında şehit olan iki vatan evladının oradaki anıtını göreceksiniz. Fahrettin Altay Paşa süvarilerimizin cennet mekan kumandanı, Orgeneral Fahrettin Altay Paşa bu iki erin kanlar içindeki cesedinin yanına geldiği zaman gözyaşlarını tutamamış ve demiştir ki ''Savaş bitti. Son olarak verdiğimiz bu iki şehide ağlamamak mümkün değil. Ne olur buraya bir ahide yapın.'' demiştir.
Buradan bu iki evladımızın, yani şimdi yükselen bir Alaçatı'yı görelim Türkiye'nin turizm beldesi, sörf beldesi, restoranlar mükemmel herkes cicili bicili elbiselerini giyiyor. Ülkemizin kaymak tabakası Alaçatı'dan akıyor. Alaçatı'nın bu hale gelmesinde herhalde bu iki şehidin de çok büyük rolü vardır. Onlara da burada rahmet diliyorum.

LEYLA KABASAKAL

Değerli dostlarım, Çeşme'nin kurtuluşuyla ilgili ben ilk bilgilerimi ilk hatıralarımı cennet mekan Çeşmeli Leyla Kabasakal teyzeden öğrendim. Bir kadın düşünün ki Kurtuluş Savaşını anlatırken, Atatürk'ü anlatırken, dinimizi anlatırken ayaklansın kürsüde söylev veren kahraman bir komitacı gibi hem ağlayarak, hem hıçkırarak o günleri anlatsın. Inanılmaz bir kadındı. Hepimizin anasıydı. Tüm Çeşmelilerin anasıydı.
Şimdi ben O'nun ağzından kaydettiğim bazı notları sizlere okumak istiyorum: “- Çeşme'nin Kurtuluş gününü biz Çeşmeliler olarak anlatılmaz bir sevinç ile karşıladık. Yunan Ordusu sahildeki eski Hükümet'in önündeki iskeleden binlerce insan Sakız'a ve Yunanistan'a hareket ettiler. Türk Ordusu Alaçatı tarafından 15 ve 16 Eylül'de Çeşme'ye girdi. Mızraklarının üzerinde çatallı al bayraklarıyla Çeşme sokaklarından geçen yüzlerce süvariyi görünce yer yerinden oynadı. Halk askerleri bağrına bastı. Ben o zamanlar küçük bir kızdım. O günlerde söylenen bir halk marşı kimsenin dilinden düşmezdi. Kurtarıcı süvarilerimizi anlatan bu marşla İzmir'e giren suvari kumandanları Fahrettin Paşa ile tümen kumandanları Mursel Batu, Zeki Soydemir, Suphi Kula isimli albaylar iftiharla bu marşta yansıtılmakta ve isimleri yaşatılmaktaydı. Ben bu marşı ilk defa Leyla Kabasakal'dan dinledim ve hemen banda aldım. Anlattıkları daha geniştir, sayfalar dolusudur. Uluslararası Çeşme tarih ve kültür sempozyumunda da, Çeşme'nin kurtuluşu ile ilgili bir oturumda baktık ki Leyla Kabasakal aramızda, hadi Leyla Teyze gel kürsüye halktan bir vatandaş olarak konuş, dediğimiz zaman bütün herkesi ağlatan bir konuşma yaptı. Ve sonunda kitleye karşı şu marşı okudu.

“- 26 Ağustos'ta süvariler yürüdü.
Sinan Paşa ile her yeri dumanlar bürüdü.
Manisa'yı, Menemen'i süvariler aldılar.
9 Eylül sabahı ak İzmir'e daldılar.
Mürsel, Zeki Paşalar, Suphi Paşalar 
Kolordunun başında Fahri Paşa'ydı inan.”
 
Değeli dostlarım, büyük taarruzla başlayan Başkumandanlık Meydan savaşı orduların değil, milletlerin büyük savaşıdır. Yunan ordusunu kıskaca alan Türk ordusu o kıskacın içinde yine Yunan ordusunun en diri kolordularını yok ettikten sonra geriye kalan Yunan ordusu hızla kaçmaya başlar. Nereye doğru? Izmir'e doğru. Çünkü Izmir'de ve Çeşme'de onları bekleyen gemilere binecekler ve gidecekler. Işte Mustafa Kemal bundan sonra “Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri..” demiştir. Buradaki Akdeniz, Antalya veya Mersin değildir. Mustafa Kemal orada Akdeniz derken Izmir'i kastetmektedir.

ÇEŞME’NİN KURTULUŞU

30 Ağustos'la, 9 Eylül Izmır' in kurtuluşu arasında bakın 10 gün var.. 1 Eylül Uşak'ın kurtuluşu.  Türk ordusu yıkılmış bir Uşakla karşılaştı şehrin dörtte biri yıkılmıştı. Manisa, Turgutlu, Alaşehir Yunan ordusunun  geçtikleri her yer düşman tarafından ateşe verildi..
9 Eylül’de İzmir kurtulmuştur.
Dokuz günde kaçan bir orduyu takip eden süvari kolordusudur. Hangi süvari kolordusudur? Kurtuluş Savaşının en kahraman birliği Orgeneral Fahrettin Altay komutasında ki 5. süvari kolordusudur. Bu süvari kol ordusu Yunan Ordusunun ensesinden kovalıyor... Sürekli takip ediyor. Bütün kumandanlarımızı rahmetle anmamız lazım. Bu kumandanların içinde en önemli tabi ki tümen dediğimiz zaman fırkaları kastetmemiz lazım daha sonra alaylar, daha sonra taburlar, daha sonra bölükler ve takımlar..
En önde ki takımların içinde Çeşme'ye ilk girip Türk Bayrağını Hükümet sancağında 16 Eylül sabahı göndere çeken Süvari Ulaştırma Üst Teğmeni Selahattin Efendi'de vardı. Selahattin Selışık, Çeşme'ye ilk giren süvari zabıta olarak tarihe ismini yazdırdı. Kızı Avukat Ayla Selışık yanıbaşımda konuşmacıydı ancak ikindi namazında gittiği bir cenazede geçirdiği kriz sebebi ile evinde tedavi altına alındı. Bana; ''Babamdan duyduklarını ben anlatacağıma sen anlat Yaşar'cım.'' dedi.
Çünkü Üsteğmen Selahattin Selışık aynı zamanda benim anneannemin halasının kızıyla evlidir. Selahattin Amca'dan Çeşme'nin kurtuluşuyla ilgili dinlediğim birçok hikaye arasında sadece birini anlatıcam. Üsteğmen Selahattin Efendi 26 Ağustos'tan beri atının üzerinden inmemiştir. Üstünde ki elbiseyi değiştirmemiştir ve bir yer yatağında uyumamıştır. Atının üzerinde uyuyarak buralara gelmiştir. Çeşme'ye geldikten sonra Çeşme'yi düşmandan temizledikten sonra Sakız'a gitmekte olan büyük Yunan donanmasını gördükten sonra erlerine dönüp ''Vatan toprağımızı da, şu denizi de kurtardık'' demiştir. Ardından, ''Şu çizmemi çıkartmama yardım edin de ayaklarımı şu vatan denizine sokayım'' demiştir. 26 Ağustos'tan beri çizme çıkmamış. Emir eri Mehmet, üsteğmenin çizmesine asılır, ancak çizmeyi çıkartamaz. Üç dört asker daha çağırırlar ve hızlı bir şekilde çizmeye asılırlar. Çizme taban derisi ile birlikte çıkar. Tabanın kanlı eti ortaya çıkar.. Ancak üsteğmen olsun der, ben vatan denizine ayaklarımı sokucam. Ve, cayır cayır yanan ayaklarını Çeşme'de deniz suyuna sokar.


İZMİR’İN KURTULUŞU


Değerli dostlarım, bir istiklal savaşını, bir ülkenin emperyalizmden kurtuluşunu tam manasıyla kafanızda canlandırabilmek için bir başka sahneyi de gözlerinizin önüne getirmek istiyorum. Tarih 8 Eylül 1922'dir akşamüstü saatlerinde Manisa'ya giren Manisa'nın alev alev yandığını gören Fahrettin Altay Paşanın Türk süvarileri, hiç durmadan, Manisa'nın içinden geçen süvariler Sabuncubeli'ne gelip gece Izmir'e girmek isterler ama Sabuncubeli sırtlarından açılan bu serbest ateşin sonucunda yerlerinde dururlar.
Gece yarısından sonra Sabuncubeli tepelerine gönderilen öncü kuvvetler gece karanlığından istifade eden düşmanın  kaçtıklarını ve tepeleri boşalttıklarınıişgal görürler. Bu sırada Mustafa Kemal'den emir gelir: ''İzmir’e girmek  için günün ağarmasını bekleyin''. Bütün süvariler sabah şafak sökerken ''Allah Allah'' diyerek Izmir'e doğru akacaklardır. Işte orada birinci ordu komutanı sakallı Nurettin Paşa gelir ve süvarilerden bazılarını kenara alır. Yüzbaşı ŞerafettinAlbayım der  kenara çeker. Sen hükümet adına bayrağı çekeceksin, o halde sana alay sancağını veriyorum. O kişi alay sancağını alır beline bağlar. Öbür albaya der ki sen Kadifekale'ye bayrak çekeceksin ordular Izmir'e girerken istikamet, senin bölgen Kadifekale. Albay Reşat Allah rahmet eylesin bir kahraman. Bir başkasına da der ki Çeşme' giren Selahattin Efendidir bu. Üsteğmenim der, sen iyi çarpıştın 26 Ağustos'tan beri sana bir ödül. , Yunan Postanesine  Türk Bayrağını sen çekeceksin der, oda emredersin komutanım der. Ve bayrağı beline  dolar. Zeki Kumandan sen Sarıkışla'ya çekeceksin der.
Sabahla birlikte ''Allah Allah'' diyerek süvariler üç koldan Izmir'e atılırlar. Bu öyle bir yarıştır ki öyle bir mücadeledir ki ondan sonra kimse geriye bakmaz. Herkes önüne bakmaktadır. Benim öz amcam teğmen Ali Rıza Akıncı bir anda kendini en önde bulmuştur. Ikinci tümene bağlı oldukları için Bornova, Halkapınar, Kordon boyu istikametinden gelmektedirler. Halkapınar'a geldikleri zaman yakında ki bir fabrikadan açılan ateş sonucunda 4 şehit vermişlerdir. Bir tanesi Trabzonlu, bir tanesi Erzurumlu, bir tanesi Adapazarlı, bir tanesi Konyal'lı. Hatıralarında şöyle der, dördü birden atlarından düşüp şehit oldukları zaman başları İzmir istikametini gösteriyordu. Bize durmayın diyorlardı. Teğmen kendini bir anda Konak Meydanında bulur.
Bayrağı Konak meydanında bulunan Hükümet Konağı'na çakıcak olan kişi ortada yoktur gerilerdedir. Ama Türk süvarileri Konak Meydanı'na girdikleri zaman büyük bir kalabalık toplanmıştır. Hepsi ağlayarak Hükümet Konağında dalgalanan Yunan Bayrağını gösterirler. Herkes korkuyla Yunan’ın sadece kapıları kilitleyip gittiklerini ve geri döneceklerini söylemektedir. Bir vatandaş teğmenim indirin şu bayrağı da içimiz rahat etsin der. Ancak teğmenin üstünde bayrak yoktur. “Allahını seven bir bayrak versin” der. Bir nine göğsünden bayrağı çıkartır ve teğmene verir. Bu bayrak elle yapılmış bir bayraktır. Nedeni ise Yunan ordusu işgal sırasında Izmir'deki bütün evleri aramış ve Türk bayraklarını toplamıştır. Yakmıştır..Halkın elinde bayrak yoktur.
Ancak Türk halkı Mustafa Kemal Ordusunun Izmire yaklaştığını duyunca kırmızı masa örtüsünü, kırmızı perdesini,kırmızı etekliğini bozmuş beyaz patiskalardan kendi elleriyle Türk Bayrakları yapmışlardır. Türk anasından bir tanesi de o bayraklardan bir tanesini göğsüne koymuştur. Teğmen bayrağı alır üç defa öper başına koyar  Biraz zaman geçirir bu sırada birileri onu şiddetle sarsar, çabuk olmasını isterler.. Teğmen atının çevresindekilere bir bakar ki ne görsün.. Türk Ordusunun piyadelerini görür..En hızlı koşan atlarla birlikte şehre giren Anadolu evlatları..
 Koşan piyadeleri gören Mustafa Kemal yahu piyadeler dursanıza neden koşuyorsunuz çok yoruldunuz deyince, Piyadeler paşam der İzmir'i kurtaralım da ondan sonra dinleniriz. Değerli dostlarım bu bayrak konusu çok önemli benim ninem de Türk ordusu Izmir'e girerken eliyle bayrak yapmıştır. Turgay Gönenç’in annesi Sırriye Teyze vardı. Ölmeden önce bir gün beni yanına çağırdı. Ve bana İzmir'in kurtuluşundan önce, kendisinin ve annemin bir bayrak yaptıklarını ve onu sakladığını söyledi. Ve o bayrağı bana verdi bu bayrağı halka göster dedi. Ben de o bayrağı yanımda getirdim ve halka gösteriyorum. (Alkışlar.. Alkıilar..)

BİRLİK OLALIM

Tekrar toparlıyorum, savaşlar kötüdür savaşları anlatmak insanların içindeki bazı aşırı duyguları harekete geçirebilir. Ama savaşların en ahlakisi en doğrusu istiklal savaşlarıdır. Bu savaşı dünyada esir olan herkes yapabilir eğer ismi bağımsızlık, istiklal savaşı ise o bizim savaşımızdır. O dünya halklarının savaşıdır.
Çok üzüldüğüm bir şeyi de burada ifade etmek istiyorum. Bugün 26 Ağustos, Genelkurmay başkanımız Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman bölünmeyecektir, ayakta duracaktır, vatanımız sağolsun, kahraman Mehmetçiklerimiz sağolsun diye bir açıklama yaptı dün. Bugün ise bir gazete bakın ne diyor, ''Işine bak general!''. Konuşma fazla diyor işine bak!
Değerli dostlarım nacizane olarak geldik gidiyoruz. Hangi düşünceden olursanız olun hangi etnik yapıdan olursanız olun, hangi mezhepten olursanız olun, ister iktidar partisi ister muhalefet partisi yanlısı olun ama bir bütün olalım. Bu ulusal sınır içinde barış içinde yaşamaktan başka çaremiz yok. Eğer bunu becermezsek geçmişte Ingiltere başkanı, Amerika Başkanı ve Fransa Başkanın uyguladıkları planı uygulayacaklar. Ankara'nın doğusu Kürdistan ve Ermenistan batısı ise Yunanistan ve batı emellerine açık bir Türkiye.olacak'' diyerek sözlerini bitirdi.

-----

Fotoğraf: Armağan Durkan
Yaşar Aksoy, İzmirli Sırriye teyzenin 9 Eylül öncesi eliyle yaptığı bayrağı gösterdi.

 



Yazının Yorumları
esra usta çatlak - istanbul diyorki : " harika "
gerçekten yazı harika olmuş okumaktan zevk aldım söyleyecek bir söz bulamıyorum gerçekten ellerinize sağlık
03.11.2009 14:03:54
Yaşar Aksoy - diyorki : " asd'ye Yanıt - 2 "
asd rümuzlu yazının incelenilmesi sonucunda, yazıyı kendini gizleyerek yazanın, Çeşme'de ikamet eden yakından tanıdığımız eski bir provakatör olduğu anlaşılmıştır. asd'nin tam ortasındaki "s" harfi bize adamın kim olduğunu fısıldıyordu zaten.. Şeref eksiklisi, birinci yanıtımızdan sonra kayıplara karışmıştı, itirazı varsa ismini açıklayarak yazsın yeniden. Bu arada. C.Savcılığına da başvurduk.
28.10.2009 21:16:53
Yaşar Aksoy - Izmir diyorki : " asd'ye Yanıt "
asd, Amerikan Q klavyesinde yanyana gelmiş 3 harftir.. asd olarak, belkı üç ismini sakladın, Abdullah Seyfi Döken olabilirsin veya başka bir şey.. Belki Amerikan klavyesi kullanan ismini nedense gizleyerek arka arkaya basarak, asd olan birisin.. Ama ne olursan ol, ERKEK ADAM değisin.. Gizlisin, iftiracısın, işi tarih yazmak ve o yolla Emperyalizme karşı halkı uyarmak ısteyen bir yurtsever basın emekçisine çamur atma şerefsizliğinde bulunuyorsun.. Yoksa polıs misin?.. Kökümü sana anlatayım: Ana tarafım Bergamalı yörüktür. Büyük dedem Bergamalı Hattat ve İmam Hacı Mehmet Emin Efendi'nin İslam Sanatı'nda yeri vardır.. Baba tarafımdan Kafkasyalı Ahıska Türklerindenim, dedem Türk Milliyetçisi ve İmparatorluk Madalyası taşıyan Uşaklı Aşıcı Ahmet Efendidir, büyük dedem Şeyh Şamil Ordusu'nun Baş İmamı Hasan Tahsin Efendi'dir.. Türk oğlu Türk'üm.. Müslüman torunu Müslümanım.. Üç isimliyim: Mehmet Yaşar Aksoy'um.. Göbek adım Muhammed anlamınadır, battı mı sana?.. Bana Yahudi diyen asd, peki sen nesin?.. Erkekçe karşıma çıkamadığın için öncelikle şerefsizsin.. Gerisini mesajını okuma zahmetine katlanabilen kamuoyu getirsin..
19.10.2009 17:09:26
asd - asd diyorki : " asd "
Yaşar Aksoy bey ülkemizin şu bulunduğu konum dünden daha beterdir, ülke parsel parsel pazarlanmakta Atatürk ilke ve inkılaplarının yarattığı devlet kurumları yok pahasına satılmaktadır. Madem çok Atatürkçü'sünüz neden itiraz etmemektesiniz tüm bu olup bitenlere... Hep geçmişi anlatmaktasınız. Bizler Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı gençler olarak zaten geçmişin bilincindeyiz. Sorun bu günü idrak edemeyişimiz. Bu günü anlatamayışınız yarın kaygınızdanmı kaynaklanmaktadır. Yazın bugünü vurun AKP'ye arkanızdan gelelim. Dünü tüm korkaklar yazar, yarını ancak Kahramanlar anlatır. Hadi HODRİ MEYDAN anlatatın Yaşar Bey... Madem Atatürkçüsünüz, bu zor günlerde sorumluluk alın. Bu arada açıklayın neden üç ismiziniz olduğunu... Yoksa sizdemi Yahudisiniz ve "İsrail Devletini Eleştirmeme" kararını yıllar önce almış HÜRRİYET gazetesi ile bu sebepten dolayımı çalışmaktasınız??
19.10.2009 03:13:28
Osman Ali - Omali - İzmir diyorki : " Film Olsun "
Bu yazı film olur valla..
04.10.2009 20:16:40
bucalı neco - ankara diyorki : " Çok faydalandım "
Yaşar bey,yazınızdan çok faydalandım.Bu yaşıma kadar hiçbir yerde okumadığım/duymadığım şanlı tarihimizin gizli kahramanlarını öğrenmekten çok mutlu oldum..Tüm şehitlerimize Allahtan rahmet,gazilerimizede sağlıklar dilerim.
28.09.2009 13:41:48
Yaşar Aksoy - İzmir diyorki : " Teşekkür "
Değerli Hülya Sezgin, Taner Orhunöz ve İpek Erdoğan'a anlamlı yorumları sebebiyle teşekkür ederim.
16.09.2009 20:48:05
İPEK ERDOĞAN - İZMİR diyorki : " HAKLISIN "
Yaşar Hoca yerden göğe kadar haklısın. Elbette birlik olalım. Bizim dinimiz tabii bizim anladığmız türde birleştiricidir, sevgi doludur, yardımseverdir,dost elidir. Ama bu günkü müslüman başbakana! bakınca hiç de öyle olmadığını görürsün. İnsanları bölmeye ve parçalamaya adeta and içmiş gibi davranıyor. Ya bendensin yada öbür taraftansın. Bayrak mitinglerine bile "azgın azınlık" sıfatını yapıştırdı. Şimdi bu insanın etrafında mı elele vereceğiz yoksa kendimiz mi elele vereceğiz. Sırasıyla ılımlı islam, kürt açılımı, ermeni açılımı diye ha bire açılımdan açılma koşuyor. Şu an "Diriliş"i okuyorum. Zaman zaman boğazım düğümleniyor. O şehitlerin hakkını nasıl öderiz. Onlar bizden hesap sormaz mı? Cephede ne Türk, kürt, laz, acem, arap, ermeni, rum açılımı vardı. Onlarda bu vatanın toprağına düştüler. Şimdi neyin açılımını yapacağız. Hala şehit vermeye devam ediyoruz. Kendi kafasında yarattığı ve halkla paylaşılmayan bir açılım bizi nerelere götürecek? Elbette savaş kötü bir şey. Ulu Önderimiz ne demişti "Gerekli değilse savaş bir cinayettir". Ama savaşı sürdürmekte olan bu iktidar halk değil. Elbette elele vermeliyiz. Bu iktidarın oyunlarına gelmemek ve Aziz Şehitlerimizi incitmemek için.
10.09.2009 11:47:04
Taner ORHUNÖZ - İzmir diyorki : " Gün birlik günüdür "
Sevgili Yaşar Aksoy,ağzına ellerine sağlık.Yazını büyük bir zevkle okudum.Gün birlik günüdür. Toparlanıp sımsıkı birbirimize kenetlenmezsek tarihin geçtiğini zannettiğimiz acı günlerini tekrar yaşamak kaderimiz olur.
03.09.2009 07:46:09
Hülya Sezgin - İzmir diyorki : " elinize sağlık "
Yaşar Hocam, sabah sabah beni ağlattınız. Söyleyecek söz bulamıyorum. Sadece herkesin daha derinden anlayarak, gözünde canlandırarak okumasını, bu vatan nasıl hangi şartlarda düşmandan kurtarılmış görmesini ve uyanık olmasını istiyorum. Oynanan oyunlara seyirci kalınmamalı ve dikkatli olmamız gerektiğini tekrarlıyorum. Bütün "açılımları " yakından titizlikle takip etmemiz ve gerçek amacını görmemiz gerektiğine inanıyorum.
30.08.2009 09:01:24
Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  Gölgeler Sergisi  |||   Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
  Yılın Karşıyakalıları  |||   Karşıyakalı Sivil Toplum Kuruluşları’na teşekkür ediyorum. Biz, bize selam verenlere şükran borçluyuzdur.
  Anneler günü  |||   Yaşar Aksoy, tanınmış Araştırmacı-Çevirmen Nazif Bozatlı ile “Anneler Günü Tarihçesi”ni ve kendi annesi Simavlı Sabahat Hocanımı konuştu.
  Balıklıova Köy Tiyatrosu’nu alkışlıyoruz  |||   “Balıklıova Köy Tiyatrosu” kuruldu... Prof. Semih Çelenk yönetimindeki oyuncular Rumuz Goncagül’ü sahneliyor..
  Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf şöleni  |||   Ünlü gazeteci ve televizyoncu Korcan Karar, Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf sergisi açtı. Ustası Zeki Pordoğan konferans sundu.
  Halikarnas Balıkçısı’na merhaba  |||   Halikarnas Balıkçısı Anadolu’da yaşayan halkımıza uygarlık, çağdaşlık ve evrensel-ulusal-barış yolunda ışıltılı bir “düşünce hazinesi” sunmuştur..
  Karşıyaka 8 yılda çağ atladı  |||   Karşıyaka Belediye Başkanı yürürlüğe soktuğu 250 projeyi sundu.. Bu yaptıklarına sahile tramvayı eklesin Bana yeter..
  Çiftlikköylüler..  |||   Bizim Çeşme Kartal-Pençesi Beşiktaşlılar camiasında, Atilla abi ve Süleyman Atagöz abi, “Çiftlikköylüler” kod ismi ile tanınırlar.
  Atilla Sertel’in adaylığı..  |||   İki azgın gurup iktidar kavgasında yumurtaları tokuşturmuşlar, bir tarafın yumurtası çatır çatır çatlamıştı.
  Balbay’ın milletvekili adaylığı  |||   Mustafa Balbay milletvekili adaylığını açıkladı. Yeni bir Kasım Gülek, yeni bir Ecevit, yeni bir Kılıçdaroğlu gelmiyorsa, alnımı karışlayın..
  Yahya Kemal Ergenekoncu mudur?  |||   7 Mart 2011 Pazartesi günü, İzmir’de Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı önünde İzmirli gazeteciler olarak toplandık, olan biteni Hasan Tahsin’e şikayet ettik.
  Okuyucudan özür diliyorum..  |||   Haberhürriyeti okuyucularından öncelikle özür dilemem gerek.. Tam tamına Ağustos ayından beri ortalarda gözükmüyorum.
  Balıkçının Balbay'ı  |||   Gazetemizde daha önce Çeşmeli bir balıkçının Mustafa Balbay sevgisini yazan yazarımız Yaşar Aksoy, şimdide Balbay'ın o balıkçı için ne dediğini yazdı.
  Yüzbaşı Selahattin’in yoldaşı..  |||   Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, İlhan Selçuk tarafından kaleme alınarak yayına hazırlanan bir kurtuluş savaşı belgesel romanıdır.
  İzmirlilerin İstanbul dayanışması  |||   İzmir’de doğdular, meltem kokusuyla büyüdüler sonra rüzgar onları İstanbul'a savurdu. Yıllar sonra buluştular ve bir dayanışma gurubu kurdular.
  İstanbul'daki anam  |||   Bir süredir İstanbul'dayım.. Ama gözlerimin önünden hep rahmetli anam akıp geçmekte.. Anneler Günü için bir şiir yazdım.. Okuyucularımla paylaşmak isterim..
  İzmir Kitap Fuarı’na merhaba!  |||   Bu yılki TÜYAP İzmir Kitap Fuarı’nın “Onur Konuğu”nu önce size tanıtmalıyım. YÜKSEL PAZARKAYA...
  İzmir'i kim yaktı?  |||   İzmir'le ilgili dev bütçeli bir dizi filmde ortaya atılan iddialar ilk değil. Çeşitli mekanlarda son zamanlarda gündeme gelmeye başladı.
  Manisa Mesir’i 470 yaşında  |||   Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan’ın hastalığını tedavi etmek için “Merkez Efendi” isimli bir bilgin tarafından yaratılan Mesir Macunu 470 yaşında
  Balıkçı'nın Balbay sevgisi..  |||   - Sana soruyorum.. Şu Balbay var ya.. Ne yaptı bu çocuk?.. Ne güzel anlatırdı NTV'de.. Emin Çölaşan, Yavuz Donatla konuşurlardı.
  Güldal Mumcu'ya içim acıdı..  |||   Benim için "Uğur Mumcu", tıpkı İzmir'de kuvayı milliye'nin ilk kurşununu atan Gazeteci Hasan Tahsin gibi bir vatan şehididir..
  Tekel Direnişi  |||   Binlerce el buluştu. Tek el oluştu. Yumruklar kaynaştı. Tutuşturdu vatanı işçiler..
  Gazeteciler Günü..  |||   Her 10 Ocak günü Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlarız.. Bir yıl boyunca harcadığımız emeğin karşılığını da, Hasan Tahsin Ödülü'nü kazanınca görürüz..
  Yılbaşı Geyiği..  |||   Laz feminist ne yapmış? Yılbaşı neden 1 Ocak'tır? Peki nasıl kutlayacaksınız: 1-Adam gibi mi? 2-Hayvan gibi mi? Yoksa, 3-Ot gibi mi?
  İzmir'in Kimliği  |||   Uygarlık, ilk kez bu kentin rıhtımından kalyonlara yüklenerek denize açıldı. Çünkü Antik çağda bilimin, felsefenin, şiirin, sanatın, mimarinin merkeziydi bu kent.
  Bayram gülücükleri..  |||   Meğerse ben, 30 yıl kadar asık suratlı dolaşan, yazıp çizen biriymişim. Halbuki çok matrak adamımdır.. İçimden şamata, gırgır, makara gırla gider...
  Yılmaz Özdil'i hala okumadınız mı?  |||   Yazı işlerinde en alt düzeyden emek harcamaya başladı. Kısa sürede Genel Yayın Yönetmeni oldu. Çalışkan, sağlam karakterli idi..
  Balbay'ı okulunda düşündüm..  |||  
  CUMHURİYET BİLİNCİ  |||   Çocuklarımızı korumanın yolu Cumhuriyet'i korumaktan geçer. Cumhuriyet atalarımızın mirası, önderimiz Atatürk'ün ilkeleri üzerine kurulu var olma bilinçimizdir.
  KUVAYI MİLLİYE SÜVARİLERİ...  |||   Yaşar Aksoy, Çeşme'de Kuvayı Milliye kitabını imzaladı ve ''Çeşme Kıyılarında Kuvayi Milliye'' adlı bir konuşma yaptı.
  DİRİLİŞ EKONOMİSİ  |||  
  ECZACIBAŞI VE ŞİFA ECZANESİ  |||   Rahmetli annem, “Aç bakayım ağzını.. Ferit Dede verdi bak.. Sana iyi gelecek.. Pehlivan gibi olacaksın” deyip ağzıma bir kaşık balıkyağını boşaltıverirdi. İnanır mısınız?
  Kartal yuvası Çeşme  |||   Türkiye’nin her yeri kartal yuvasıdır.. Yaşadığım Çeşme de güçlü bir kartal yuvasına sahiptir.
  Hasan Tahsin’in Anlamı  |||   Gazeteci-Yazar Yaşar Aksoy, İzmir’in işgali sırasında Hasan Tahsin’in halkı direnişe çağıran konuşmasını anlattı.
  Kuvay- ı Milliye turlarım başlıyor   |||   Bu yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Kurtuluş Savaşı'mızın 90.yıldönümü anısına “Kuvayı Milliye Yılı” ilan edildi.
  Kuvayı Milliye Yılı Şiirler  |||   Kuvayı Milliye şiirlerimi her gün sitemizin tiryakileri ile paylaşacağım
  Sonsuz Adam  |||   Yenigün Gazetesi Kültür Sanat Yönetmeni Tufan Aksoy, İzmirli Gazeteci Yazar Yaşar Aksoy'la harika bir röportaj yapmış.
  Çanakkale kutlaması  |||   Ege’mizin güzide deniz gücü “Güney Deniz Saha Komutanlığı”, Çanakkale Deniz Zaferi anısına görkemli bir program hazırladı.
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
İbrahim IRMAK Yazıyor
Ödemiş Belediyesi, zehir arıtma tesisi kurdu  - 23.05.2012 Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Gazeteciler_gasteciler_haberhurriyeti
camavlukozak_mandra
Mesut_Tim_Kahramanlar
at yarislari
BAFİ K-9 KÖPEK ÇİFTLİĞİ
uyusturucu_dosyasi
Roportajlar
eczane
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti