Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
25 Mayıs 2012 Cuma Sık Kullanılanlara Ekle   Kullanıcı Girişi     Künye ve İletişim    RSS            Site içi arama :     
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Şehir ve Başkan
Spor
Kültür Sanat
Sağlık
Turizm
Magazin
 Beğen
Facebook Bizi Beğenin
Video Haber
VAN'DA 2 TERÖRİST YAKALANDI
BAYRAKLI'DA HAFTA SONLARI VEZNELER AÇIK
SAMSUN'DA ÖĞRETMENLER İŞ BIRAKTI
Küçük kıza tecavüze 13 yıl hapis
BOĞAZINA ERİK KAÇAK ÇOCUK ÖLDÜ
İZMİR BB DAVASINDA 2 TAHLİYE
SOFYA'DAKİ DEPREM EDİRNE'Yİ DE SALLADI
MHP TEKİRDAĞ İL BAŞKANLIĞI'NA BİR ADAY DAHA
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Nahit DURU
Dr. Mehmet Fuat ABUT
Zeynel KOZANOĞLU
Şimdiki Çocuklar Harika...
İzmir Gazeteciler Cemiyeti işgal günü düşmana ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin'i kitaplaştırdı. Şimdi birileri çıkıp Hasan Tahsin'i topa tutuyor.
23.05.2012
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Metin AYDINOĞLU
Ağladıkça göreceksin
O ne hıçkırmak öyle. İzleyici Silivri Cezaevi'ndeki bizim gazeteciler sanacak. Onlar bile ağlamıyor.
23.05.2012
Hülya SEZGİN
Güzel Atlar Yöresi Kapadokya...
Daha yüz metre gitmedik, şoför aynaya baktı ve “Sanırım bir şey var.” dedi. Kan ter içinde bir beyin peşimizden koştuğunu gördük...
25.05.2012
Dr. Cem AYDEMİR
Akın Kamacıoğlu
Barış Kudar
Özlem ABUT
Vefasız mı, ''Yüce''mi bu millet?
Atamıza vefa borcumuzu öderken büründüğümüz ''cimri'' hallerimiz nedendir? Ulu önderimize anarak hakkımızı ödeyebilir miyiz?
21.05.2012
Av. Burhan ÖĞÜTCÜ
Prof. Tevfik DALGIÇ
Sedat KAYA
Yalçın KAMACIOĞLU
Beyhan BİÇKİN
POLİSE BİR DOKUN BAK KAÇ AH GELİYOR?
Polise vurmayın dedim, saldırana madalya mı veriyorlar dedim, gelen mesajlardan anladım ki ben sadece buzdağının görünen kısmını yazmışım.
22.05.2012
Maruf EVREN
Artık geçti
Küçüklüğümden beri dar yerlerden sıkılır, buralardan adeta feryat ederek kaçardım. Daha sonra bunun bir hastalık olduğunu anladım.
24.05.2012
Nur SAYLAN
Merhaba
Yeni güne yeni bir umutla başlıyorum ve Haber Hürriyeti okuyanlarına... Dostlarına " İlk Merhabamı " diyorum.
23.05.2012
Skip Navigation Links.
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
  
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Paylaş | Yazdır | Arladaşına Gönder Savaşta galip, barışta mağlup?

Savaşta galip, barışta mağlup?
Stephen Zunes, Amerika’nın Orta Doğu politikasını ve terörizmin kaynaklarını incelediği kitabı “Tinderbox”ta (ABD, 2002) şöyle yazar: “Amerika, Soğuk Savaş rakibi SSCB’den kurtulunca hesaplarında balans ayarı yaptı ve düşman ilan ettiği kişi ya da rejim terörist ya da despot olunca, kendisinin ‘emperyalist’ gibi değil ‘ezilmiş halkların yardımına koşan kurtarıcı’ biçiminde takdim ve algılanmasından daha kârlı çıkacağına karar verdi. (...) Amerika’nın dış düşmanlara yönelik bu politikasını devam ettirebilmesi, karışık askeri harekâtlara girişmeye çekinceyle yaklaşan ve geleneksel anlamda barışa ağırlık veren Amerikan kamuoyunun desteği olmasa bile rızasını gerektiriyordu. İşte bu yüzdendir ki yıllardır, Amerikan kurmayları hep, BARIŞ ADINA SAVAŞTIKLARINI vurguladılar.

Vietnam savaşı, Amerikan kamuoyuna ‘bir barış kuşağı’ armağan etmek gerekçesiyle sunuldu. Zaten aşırı silahlı Orta Doğu ülkelerine, ‘İsrail ve komşuları arasında barışı sağlamak’ için daha çok para yardımı yapıldı ve silah satıldı. George Orwell de ‘1984’ romanında, ‘savaş barıştır’ dememiş miydi zaten?”

***


Yukardaki satırları, aklınızın bir yanıyla Türkiye’de olan bitenleri, daha doğrusu “olup bitti”leri düşünerek okuyun, sayın seyirciler:

1973 eylül ayında, Bülent Ecevit TBMM kürsüsünden yaptığı tarihi konuşmada, “Barış getireceğiz, barış!” diye haykırıyor, meydanlarda beyaz güvercin uçuruyordu. Ancak bir yıl sonra kurulabilen CHP/Milli Selamet Partisi (yani dinciler) koalisyonu, 1974’te Türkiye’yi “Kıbrıs Barış Harekâtı” adı altında savaşa soktu. Savaş er meydanında kazanıldı, masada kaybedildi.

Bugün, Türklerin bir kısmı ve dünya kamuoyunun tamamı, Türkiye’yi Kıbrıs’ta “işgal ordusu” olarak niteliyor.

1980 eylül ayında Türkiye’yi 12’den vuranlar, yaptıkları askeri darbeyi, “toplumsal barışı yeniden tesis etmek” gerekçesiyle açıkladılar: 1975-80 yılları arasındaki beş yılda, sokaklarda 5 bin kişi öldürülmüş, solun sağa kırdırıldığı bu katliam bir iç savaş tehdidi yaratmıştı.

Bugün, ben dahil pek çok kişi, bu beş yıllık zaman ve beş bin kişinin “toplumsal barışı yeniden tesis”e ön hazırlık için öldürüldüğünü, başka bir deyişle 12 Eylül “barışı”na taban oluşturmak üzere savaştırıldığını düşünüyoruz.

Türkiye, 12 Eylül “darp” ve yaralarını sarmaya başladığı 1984 yılından öteye, bu kez PKK’ya karşı “toplumsal barışı korumak” için savaşmaya başladı. Bugün, ben dahil pek çok kişi, tanımadığımız, bilmediğimiz bir “master tasarımcı”nın 1978 yılında yapılanan PKK saatini de zaten 1984 yılından öteye patlamaya ayarladığını düşünüyoruz.

20 yıl süren PKK ile savaşta, tam olarak kaç kişi öldü, bilmiyoruz. Kimine göre 30 bin, kimine göre 35 bin can alan ve Türklerle Kürtler “barışık” kalsınlar, ülke bölünmesin, iç savaş çıkmasın, diye can almaya devam eden bu savaşta “barış” güçleri, 8 binden fazla şehit verdi, 10 binden fazla gazinin elini, ayağını, bacağını, gözünü, kulağını, sayısı belirsiz gencin de akıl sağlığını aldı...


***


Oysa bugün gelinen noktada, Türkiye’nin er meydanında kaybetmediği savaşın galibiyeti masada PKK’ya sunuluyor.

Türkiye’nin etkili ve yetkilileri, bir kez daha “toplumsal barışı tesis etmek” gerekçesiyle kendilerinden önceki etkili ve yetkililerin “bir numaralı devlet düşmanı” olarak yaşam boyu hapse mahkûm edip “bebek katili” diye lanse ettikleri Abdullah Öcalan’ın 15 Ağustos’ta yapacağı açıklamayı bekliyorlar.

15 Ağustos neyin yıldönümü?

PKK’nın Türkiye’ye topyekûn savaş ilanı, eşzamanlı düzenlediği Eruh ve Şemdinli baskınlarının 25. yıldönümü.

15 Ağustos 1984’ten öteye Türklerle Kürtlerin “barış içinde yaşamaları” için PKK’ya karşı savaşa başlayan Türkiye, 15 Ağustos 2009’da, PKK’yı hapisaneden yöneten müebbed mahkûm başkomutanı Abdullah Öcalan’ın ağzından çıkacak “barış”a umut bağlıyor.

Demek ki arazide mağlup PKK, masada galip.

Demek ki arazide galip Türkiye, masada mağlup.

Ve bizler, savaşta çekmedik barıştan çektiğimizi.

Savaşta ölmedik barışta öldüğümüz kadar.


Mine Kırıkkanat
mine.gokce@wanadoo.fr



Yazının Yorumları
nihal çelik - istanbul diyorki : " cumhuriyet "
ŞU ANDA TGRT'DE PROGRAMINIZI İZLİYORUM...3 E KARŞI 1... ALLAH KOLAYLIK VERSİN... BEN BÖYLESİNE ATATURK VE CUMHURİYET DUŞMANLIĞI GÖRMEDİM. GİTTİKÇE DE YOĞUNLAŞIYOR... ÖZELLİKLE SANEM ALTAN A NE DEMELİ?.. ALTAN SÜLALESİ gitgide düşmanlaşıyor... Size sevgiler..
02.11.2011 00:29:28
suna pak - ankara diyorki : " yazılarınıza kavuşmak "
Sn Kırıkkanat, yazılarınıza tekrar kavuşmak harika. Yazdığınız gerçekler, o kadar net görünüyorken, neden? Bu millet hala uyuyor. Benim artık bu ülkeyle ilgili hiç umudum kalmadı.
24.08.2011 15:27:52
Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  Savaşta galip, barışta mağlup?  |||   Stephen Zunes, Amerika’nın Orta Doğu politikasını ve terörizmin kaynaklarını incelediği kitabı “Tinderbox”ta (ABD, 2002) şöyle yazar...
  Üç vakit ayna  |||   Analar kızlarında, babalar oğullarında bir gün ansızın kendi gençliklerini görünce yürekleri nasıl şaşkın bir heyecanla dellenirse, olgun yazar da ciğerlerini taze rüzgârlarla havalandıran genç yazarı öylesine şaşkın bir hayranlıkla selamlar.
  Kapitalist komünistler  |||   Türkiye’deki liberal devlet, halkı teğelledikten sonra güzel güzel diken ekonomik krize “küresel” çözüm bekleyedursun, başka devletler küresel krizi “ulusal” çözümlerle atlatmaya çalışıyor.
  Türk’ün aşkı başka  |||   Çocuklukta öğrenilen unutulmuyor mu nedir, Rus deyince benim aklıma hemen uyduruk figürlerle yapmaya çalıştığımız Kazaska dansı ve “Rus geliyor aşka, Rus’un aşkı başka...” nakaratı gelir.
  Nato kafa, iman mermer  |||   Ülkemizin siyasal tarihine baktığımızda, tuhaf bir takvim çakışmasıyla karşılaşırız: Türkiye’nin NATO üyeliğiyle laikliğin devlet eliyle delinip, milletin dine imana döndürülüşü aynı yıllara denk gelir.
  Darbe günlükleri (2)  |||   28 Aralık 1989: Turgut Özal, Başbakan. Hükümet üniversitelerde türbanı serbest bırakıyor. 2 Kasım 1990: Güneydoğu’da “faaliyet” gösteren irticai terör örgütü Hizbullah’tan ilk kez Cumhuriyet Gazetesi’nde söz ediliyor.
  Darbe günlükleri  |||   4 Şubat 1949: TBMM Genel Kurulu. Dinleyici localarından, birden fazla ziyaretçi ezan okumaya başlıyor. Yaka paça dışarı çıkarılıyorlar. Ertesi gün gazeteleri, “iki meczup”tan söz ediyor. 1 Mart 1950: İktidar partisi CHP, tekke ve türbelerin kapatılmasına dair 677 sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. İlk 19 türbeyi halka açma görevi, nedense Milli Eğitim Bakanlığı’na veriliyor.
  Hurmadan Evrim Palmiyeden Devrim  |||   Duyduk duymadık demeyin, ben geçen -mübarek- cuma günü Tülay Şubatlı’nın Vatan’daki haberine bayıldım; Prof. Yaşar Nuri Öztürk ile Prof. Süleyman Ateş’in Darwin tartışmasıyla ayıldım ve Evrim Teorisi’ne rakip çıkan Hurma Teorisiyle imana geldim.
  Allah korkusu ve cinayet  |||   Küreselleşme, insanlara aynı gezegeni paylaştıkları bilincini veren bir devinim. Küreselleşmeyi fizikteki bileşik kaplar kuralının sosyal bilimlere uygulanması diye düşünebiliriz.
  Darvine'e sordum Cleveland dedi  |||   Eşi olamayacak kadar müstesna Maliye Bakanımızın refikası Ahsen Unakıtan, kocacığını sağlığına kavuşturup, kendisi ve girişimci çocukları hamisiz ve vatanı milleti de unakıtmasız koymayan hastane seçimini ulvi biçimde, “Rabbime sordum, Cleveland dedi” diye açıkladı.
  Şimdi sırası mı?  |||   Türkiye’de toplumsal zihniyet diyebileceğimiz ‘genele yaygın’ düşünce yapısı, nedense inşaatlara benzer, daha doğrusu yansır.
  Erdoğan kime özeniyor?  |||   “Her kadın hayatının bir bölümünü Budist olarak yaşar, çünkü mutlaka bir öküze tapmışlığı vardır.” (İnternet deyişi)
  Sus ve Savaş mı?  |||   Kim önce sustu, telefonda konuşmaktan çekinen halk mı, yoksa yorumdan kaçınan gazeteciler mi ? Tarih karışık, başlangıç muğlak.
  Sidikli Düşmanlık  |||   Rashtriya Swayamsevak Sangh, Hindistan’daki en eski ve en büyük Hindu partisi olup, politika sahnesinde gericiliğin amiral gemisi.
  Bugün bizim, yarın kimin?  |||   Fatih Sultan Mehmet, bin yüz yirmi üç yıllık imparatorluk başkenti Konstantinopolis’in koynuna girdiğinde henüz 21 yaşındaydı. Genç sultan, askerlerine yaşlı gelini üç mehtap süreyle yağmalama izni vermişti. Ancak sözünü tutmadı ve talana daha birinci gece son verdi.
  Açılım ve saçılım  |||   Cumhuriyet Halk Partisi, 1924 Anayasası’na 1937’deki değişiklikle konulan ikinci maddeyi oluşturan altı ilke üzerine kurulmuş ve bu ilkeleri, altı oklu bayrağında taşımaktadır: Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Milliyetçilik, İnkılâpçılık...
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
İbrahim IRMAK Yazıyor
Ödemiş Belediyesi, zehir arıtma tesisi kurdu  - 23.05.2012 Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Gazeteciler_gasteciler_haberhurriyeti
camavlukozak_mandra
Mesut_Tim_Kahramanlar
at yarislari
BAFİ K-9 KÖPEK ÇİFTLİĞİ
uyusturucu_dosyasi
Roportajlar
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti