|
|
Sidikli Düşmanlık
Rashtriya Swayamsevak Sangh, Hindistan’daki en eski ve en büyük Hindu partisi olup, politika sahnesinde gericiliğin amiral gemisi. 1925 yılında kurulan ve sekiz milyon kayıtlı üyesi bulunan RSS partisinin siyasal şiarı, Hindistan’ı “yabancı” kültürlerden temizlemek ve Hindu diniyle Hint milliyetçiliğini birleştiren Hindutva ideolojisini yaymak.
Hindu dini, mistik edebiyattan Ayurvedik tıbba kadar son yıllarda Batılı ülkelerde de epeyce yandaş bulan ve hayranlık uyandıran zengin bir kültür mirası olmakla birlikte, Hindistan’a dair aklınıza gelen ne kadar tuhaflık varsa onların da anası bir gelenek zinciri.
Zincir demem boşuna değil, çünkü modern Hindistan’ın bir türlü alaşağı edemediği, yasalara rağmen çözülemeyen kast sistemi Hindu dininin bir “gereği.” Kast sisteminde kimi kutlu, kimi lanetli doğuyor ve öyle kalıyorlar. Tabii birinciler zengin, ikinciler yoksul mu yoksul, üstelik lanetlilerin üst kastlara bırakın dokunmak, bakması bile günah. Sınıf değiştirmesi zaten olanaksız, yoksulken zenginleşmek gibi bir “mucize” söz konusu değil, çünkü her kast her işi yapamıyor vb...
***
Hindu dini, üst kastlardan müminler zevkü sefa sürerken, alt kastlardaki müminlerin sefalet, hastalık ve tabii cehalet içinde ölmesine, zaten pek uzun ömürlü olamayan aşağı kastlarda doğan çocukların bir dilim ekmek için üç yaşından öteye köle olarak çalıştırılmasına tamamen duyarsız.
Buna karşın, inekleri kutsal sayıyor. İneklerin kesilmesi, yenilmesi, hatta rahatsız edilmesi günah. Yolun ortasına yatıp trafiği engelleyen ineğe kış demek bile haram, ama kendi yemeyip ineğe yedirmek hem mübah, hem de sevap...
Hindistan’da ineklerden sadece iki biçimde yararlanılıyor: Tezekleri ısınmak ya da dumanıyla “mikrop öldürmek” için yakılıyor, sidiği de Hindu kastlarının ruh arındırma ritüellerinde “yıkanmak” için kullanılıyor.
Hindulukta inek kutsal, tezeği dezenfektan, sidiği deterjan ve inekseverlik de ibadet olunca, gelenekçi RSS partisinin elbette ki bir “İnek Koruma Komisyonu” var.
İşte bu komisyonun başkanı Om Prakash, geçen hafta The Times Gazetesi’nin Delhi’deki muhabiri Jeremy Page’e, gerek İngiliz, gerekse tüm Batılı medyaları sevince boğan bir müjde verdi.
RSS partisi, Hindistan’ı Coca Cola ve Pepsi Cola bağımlılığından kurtarmak için kolları sıvamış, piyasaya “inek sidiğinden” damıtılmış nefis bir içecek çıkarmaya hazırlanıyor.
Om Prakash’ın The Times’a verdiği demece göre, yeni Hindu şerbeti, “sidik” kokmayacak, sidiğin içinde bulunan doğal toksinlerden azade, Ayurvedik otlarla karıştırılmış hoş kokulu, güzel lezzetli bir içecek olacak. Bu yıl sonuna kadar seri üretime geçiliyor, Hindistan dışına ihracı öngörülüyor ve adı bile hazır: Sanskritçesi “Gau Jal” , İngilizcesi “Cow Water.” Türkçesi tabii ki “İnek Suyu” demek ama, bizim ellerde herhalde İngilizcesi satılır.
Çünkü piyasası, ne de olsa New York ve Londra’dan getirdikleri Hint günlüklerini yakıp “Ayurvedic detox” yapan İngiltürkler arasındadır.
***
“İnek Suyu” Hindu siyasetinde inek sidiğinin ilk promosyonu değil. RSS partisi inek sidiğini, muhalefet partisi Bharatiya Janata’nın desteğiyle kansere ve obeziteye karşı “sağlığa yararlı” ürün ilan ettirmişti.
2001 yılından beri Hindular, inek sidiğini zaten ilaç niyetine içiyorlardı. Birkaç ay sonra, hastalıktan değil sağlıktan, keyif için içecek ve umulan o ki, İnek Suyu’nu Amerikan kolalarına tercih edecekler.
RSS partisinin milliyetçi/dinci Hindutva ideolojisi, anlayacağınız gibi Amerikan düşmanı. Bu düşmanlık uğruna, Hindular inek sidiği bile içiyor. İyi ki inekleri kutsal, kimse suratını buruşturmuyor.
Başka ülkelerde de Amerikan düşmanlığı var, ama oralarda hayvanlar ve zaten insanlar da kutsal sayılmıyor.
Belki de bu yüzden bol bol kan dökülüyor.
Üstelik içmek için bile değil..
Boşuna.
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
Savaşta galip, barışta mağlup? |||
Stephen Zunes, Amerika’nın Orta Doğu politikasını ve terörizmin kaynaklarını incelediği kitabı “Tinderbox”ta (ABD, 2002) şöyle yazar...
|
|
Üç vakit ayna |||
Analar kızlarında, babalar oğullarında bir gün ansızın kendi gençliklerini görünce yürekleri nasıl şaşkın bir heyecanla dellenirse, olgun yazar da ciğerlerini taze rüzgârlarla havalandıran genç yazarı öylesine şaşkın bir hayranlıkla selamlar.
|
|
Kapitalist komünistler |||
Türkiye’deki liberal devlet, halkı teğelledikten sonra güzel güzel diken ekonomik krize “küresel” çözüm bekleyedursun, başka devletler küresel krizi “ulusal” çözümlerle atlatmaya çalışıyor.
|
|
Türk’ün aşkı başka |||
Çocuklukta öğrenilen unutulmuyor mu nedir, Rus deyince benim aklıma hemen uyduruk figürlerle yapmaya çalıştığımız Kazaska dansı ve “Rus geliyor aşka, Rus’un aşkı başka...” nakaratı gelir.
|
|
Nato kafa, iman mermer |||
Ülkemizin siyasal tarihine baktığımızda, tuhaf bir takvim çakışmasıyla karşılaşırız: Türkiye’nin NATO üyeliğiyle laikliğin devlet eliyle delinip, milletin dine imana döndürülüşü aynı yıllara denk gelir.
|
|
Darbe günlükleri (2) |||
28 Aralık 1989: Turgut Özal, Başbakan. Hükümet üniversitelerde türbanı serbest bırakıyor.
2 Kasım 1990: Güneydoğu’da “faaliyet” gösteren irticai terör örgütü Hizbullah’tan ilk kez Cumhuriyet Gazetesi’nde söz ediliyor.
|
|
Darbe günlükleri |||
4 Şubat 1949: TBMM Genel Kurulu. Dinleyici localarından, birden fazla ziyaretçi ezan okumaya başlıyor. Yaka paça dışarı çıkarılıyorlar. Ertesi gün gazeteleri, “iki meczup”tan söz ediyor.
1 Mart 1950: İktidar partisi CHP, tekke ve türbelerin kapatılmasına dair 677 sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. İlk 19 türbeyi halka açma görevi, nedense Milli Eğitim Bakanlığı’na veriliyor.
|
|
Hurmadan Evrim Palmiyeden Devrim |||
Duyduk duymadık demeyin, ben geçen -mübarek- cuma günü Tülay Şubatlı’nın Vatan’daki haberine bayıldım; Prof. Yaşar Nuri Öztürk ile Prof. Süleyman Ateş’in Darwin tartışmasıyla ayıldım ve Evrim Teorisi’ne rakip çıkan Hurma Teorisiyle imana geldim.
|
|
Allah korkusu ve cinayet |||
Küreselleşme, insanlara aynı gezegeni paylaştıkları bilincini veren bir devinim. Küreselleşmeyi fizikteki bileşik kaplar kuralının sosyal bilimlere uygulanması diye düşünebiliriz.
|
|
Darvine'e sordum Cleveland dedi |||
Eşi olamayacak kadar müstesna Maliye Bakanımızın refikası Ahsen Unakıtan, kocacığını sağlığına kavuşturup, kendisi ve girişimci çocukları hamisiz ve vatanı milleti de unakıtmasız koymayan hastane seçimini ulvi biçimde, “Rabbime sordum, Cleveland dedi” diye açıkladı.
|
|
Şimdi sırası mı? |||
Türkiye’de toplumsal zihniyet diyebileceğimiz ‘genele yaygın’ düşünce yapısı, nedense inşaatlara benzer, daha doğrusu yansır.
|
|
Erdoğan kime özeniyor? |||
“Her kadın hayatının bir bölümünü Budist olarak yaşar, çünkü mutlaka bir öküze tapmışlığı vardır.”
(İnternet deyişi)
|
|
Sus ve Savaş mı? |||
Kim önce sustu, telefonda konuşmaktan çekinen halk mı, yoksa yorumdan kaçınan gazeteciler mi ?
Tarih karışık, başlangıç muğlak.
|
|
Sidikli Düşmanlık |||
Rashtriya Swayamsevak Sangh, Hindistan’daki en eski ve en büyük Hindu partisi olup, politika sahnesinde gericiliğin amiral gemisi.
|
|
Bugün bizim, yarın kimin? |||
Fatih Sultan Mehmet, bin yüz yirmi üç yıllık imparatorluk başkenti Konstantinopolis’in koynuna girdiğinde henüz 21 yaşındaydı.
Genç sultan, askerlerine yaşlı gelini üç mehtap süreyle yağmalama izni vermişti. Ancak sözünü tutmadı ve talana daha birinci gece son verdi.
|
|
Açılım ve saçılım |||
Cumhuriyet Halk Partisi, 1924 Anayasası’na 1937’deki değişiklikle konulan ikinci maddeyi oluşturan altı ilke üzerine kurulmuş ve bu ilkeleri, altı oklu bayrağında taşımaktadır: Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Milliyetçilik, İnkılâpçılık...
|
|
|
|
|
|
|
|
|