Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
25 Mayıs 2012 Cuma Sık Kullanılanlara Ekle   Kullanıcı Girişi     Künye ve İletişim    RSS            Site içi arama :     
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Şehir ve Başkan
Spor
Kültür Sanat
Sağlık
Turizm
Magazin
 Beğen
Facebook Bizi Beğenin
Video Haber
VAN'DA 2 TERÖRİST YAKALANDI
BAYRAKLI'DA HAFTA SONLARI VEZNELER AÇIK
SAMSUN'DA ÖĞRETMENLER İŞ BIRAKTI
Küçük kıza tecavüze 13 yıl hapis
BOĞAZINA ERİK KAÇAK ÇOCUK ÖLDÜ
İZMİR BB DAVASINDA 2 TAHLİYE
SOFYA'DAKİ DEPREM EDİRNE'Yİ DE SALLADI
MHP TEKİRDAĞ İL BAŞKANLIĞI'NA BİR ADAY DAHA
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Nahit DURU
Dr. Mehmet Fuat ABUT
Zeynel KOZANOĞLU
Şimdiki Çocuklar Harika...
İzmir Gazeteciler Cemiyeti işgal günü düşmana ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin'i kitaplaştırdı. Şimdi birileri çıkıp Hasan Tahsin'i topa tutuyor.
23.05.2012
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Metin AYDINOĞLU
Ağladıkça göreceksin
O ne hıçkırmak öyle. İzleyici Silivri Cezaevi'ndeki bizim gazeteciler sanacak. Onlar bile ağlamıyor.
23.05.2012
Hülya SEZGİN
Güzel Atlar Yöresi Kapadokya...
Daha yüz metre gitmedik, şoför aynaya baktı ve “Sanırım bir şey var.” dedi. Kan ter içinde bir beyin peşimizden koştuğunu gördük...
25.05.2012
Dr. Cem AYDEMİR
Akın Kamacıoğlu
Barış Kudar
Özlem ABUT
Vefasız mı, ''Yüce''mi bu millet?
Atamıza vefa borcumuzu öderken büründüğümüz ''cimri'' hallerimiz nedendir? Ulu önderimize anarak hakkımızı ödeyebilir miyiz?
21.05.2012
Av. Burhan ÖĞÜTCÜ
Prof. Tevfik DALGIÇ
Sedat KAYA
Yalçın KAMACIOĞLU
Beyhan BİÇKİN
POLİSE BİR DOKUN BAK KAÇ AH GELİYOR?
Polise vurmayın dedim, saldırana madalya mı veriyorlar dedim, gelen mesajlardan anladım ki ben sadece buzdağının görünen kısmını yazmışım.
22.05.2012
Maruf EVREN
Artık geçti
Küçüklüğümden beri dar yerlerden sıkılır, buralardan adeta feryat ederek kaçardım. Daha sonra bunun bir hastalık olduğunu anladım.
24.05.2012
Nur SAYLAN
Merhaba
Yeni güne yeni bir umutla başlıyorum ve Haber Hürriyeti okuyanlarına... Dostlarına " İlk Merhabamı " diyorum.
23.05.2012
Skip Navigation Links.
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
  
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Paylaş | Yazdır | Arladaşına Gönder ECZACIBAŞI VE ŞİFA ECZANESİ

Eczacıbaşı ve Şifa Eczanesi..


(Yaşar Aksoy’un 26 Haziran 2009 tarihinde Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde Şifa Eczanesi Müzesi’nin açılması dolayısı ile yaptığı konuşmanın tam metnidir..) 


Rahmetli annem, “Aç bakayım ağzını.. Ferit Dede verdi bak.. Sana iyi gelecek.. Pehlivan gibi olacaksın” deyip ağzıma bir kaşık balıkyağını boşaltıverirdi. İnanır mısınız?.. Nasıl da kötü kokardı Norveç balıkyağı.. İçim bulanırdı..
Tam 60 yıl önceydi.. 1948.. 49.. 50.. 51 yıllarıydı.. Annem üzerime titrerdi. Sekiz tane ağabeyim ve ablam benden önce ölmüşlerdi. Kimi düşükte yok olmuş, kimi bir saat, kimi bir gün, kimi bir hafta yaşamıştı.
Cumhuriyet döneminde, İstanbul Darülfünunu’nun ilk Tarih (Türkoloji) mezunu öğretmenlerinden olan annem 45 yaşında iken bana son kez hamile kalmıştı. “Hocanım doğuramazsın, bağların tutmaz, ölürsün” demişti İzmir’in gözde doğum doktorları.. Ama annem inat etmişti, direnmişti. Milli Eğitim’den izin almış, 8 ay sırtüstü yatmış ve bana hamile iken ismimi “Yaşar” koymuştu..
                                       
ŞİFA ECZANEMİZ

Annem üzerime titrerdi, güçlükle doğurduğu bana büyük bir aşk beslerdi.. Her an ölecekmişim gibi gözü hep üstümdeydi. İki haftada bir Şifa Eczanesi’ne gider, Ferit Dede’ye görünürdük.
Karşıyaka’dan vapura binerdik. Püfür püfür imbat içimizi okşardı. Elele tutuşur vapurdan inerdik.. Saat Kulesi.. Hükümet Konağı.. Kemeraltı derken Şifa Eczanesi’nin kapısından adımımızı içeri atardık. Eczaneydi ama üst katında Ferit Dede’ye bağlı doktorlar hasta bakarlardı. Tezgah başında havanlarda hep eczaları döven amcalar da vardı. Ceviz camlı dolaplara, porselen ecza kavanozlarına hayran hayran bakardım.
Ferit Dede, beni avuçları ile kucaklar, ince kemiklerimi kontrol eder, ateşime bakar, dilimi ve hep şişen bademciklerimi inceler, baskülde tartar, boyumu ölçer ve sonra anneme dönüp:
“- Hocanım, balıkyağına devam!..” derdi..

Ferit Dede’nin ağzından “Kalsiyum iğneleri de gerekir” cümlesi de çıkacak diye ödüm kopardı. Ahh bilseniz, Ferit Dede’nin kabadan vurulan kalsiyum iğneleri nasıl da canımı yakardı.. Şırıl şırıl ağlardım..

GÜRBÜZ ÇOCUK YARIŞMASI

Böylece dört yaşından sonra irileşmeye başladım. Şifa Eczanesi’nin balıkyağları.. Şifa vitamin hapları.. Ferit kuvvet şurupları.. Kalsiyum iğneleri.. Çeşitli aşılar.. Ve Ferit Dede’nin o hep gülümseyen aziz yüzü..

Ölecek diye beklenen çocuk ne oldu biliyor musunuz?.. Beş yaşına gelince Fuar-Kültürpark’ta düzenlenen “23 Nisan Çocuk Balosu”nda tüm okulların katılımı ile yapılan “Gürbüz Çocuk Yarışması”nda birinci oldum..
Hem de 3 yıl daha, arka arkaya hep birinci oldum..
Bu Gürbüz Çocuk yarışması şişman ve obez çocuklar için değildi. Öyle çocuklar hemen yarışma dışı bırakılırdı. Gürbüz Çocuk Yarışması’na, boyu, kilosu, kemik ve et yoğunluğu yaşına göre belli ölçüler içinde dengeli olan, gelişme trendi sonucunda ilerde sıhhatli gençlerin oluşacağı önceden fark edilen, kuvvetli ve dinamik çocuklar katılırdı ve dereceye girerlerdi..
Birinci geldikten sonra gider, Ferit Dede’nin elini öperdik..
Şifa Eczanesi’ni ve içindeki uzun boylu, nur yüzlü, hep gülücükler saçan Ferit Dede’yi nasıl unuturum?..
O balıkyağlarının tadı şu an hala dilimde.. Ama bu kez acı değil.. Şeker gibi, Hacı Galip lokumu gibi tatlı bir his var dilimin ucunda..
                                    
BİR KENT-BİR İNSAN
 
Kısmet işte.. Ne nedir?..
Yıllar geçti.. Bir gün Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın, yani Ferit Dede’nin hayatını yazmak bana kısmet oldu.
1986 yılında “Dr.Nejat Eczacıbaşı Vakfı” tarafından yayınlanan “Bir Kent-Bir İnsan, İzmir’in Son Yüzyılı, Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın Yaşamı ve Anıları” isimli kitabı 2 yıl araştırıp kaleme aldım.
Kitap yayınlanınca Kemeraltı’ndaki bir kitapçıdan satın alıp koşa koşa vapura yetiştim ve Karşıyaka’daki evimize ulaştım. Kitabı annemin kucağına bıraktım. Annem gözlüğünü taktı, uzun uzun kitabı inceledi. Ne söyleyecek diye kalbim küt küt atıyordu. Sonra bana dönüp, “Ferit Deden kimbilir ne mutlu olmuştur, seninle gurur duymuştur” dedi. Bu aferin cümlesi bana yetip te arttı.
Şimdi 62 yaşındayım.. Ailemden kimse arta kalmadı. İnanır mısınız, ne zaman eski İzmir’i, Kemeraltı’nı, Ferit Dede’yi, ailemi özlesem “Bir Kent Bir İnsan” kitabının sayfaları arasında kendimi kaybederim.

                                           UNUTULMAZ PORTRELER
 
Bu kitap dolayısı ile gözümün önünden bazı portreler geçiyor şimdi..
Dr.Nejat Eczacıbaşı..
Şakir Eczacıbaşı..
Kemal Eczacıbaşı..
Bilgin Peremeci..
Emre Kongar..
Ve Ali Gevgilili..

Babası hakkında gerçeklere dayalı bir belgesel-kitap hazırlamak isteyen rahmetli Dr.Nejat Eczacıbaşı, 1983 yılında bu fikrini kardeşi Şakir Eczacıbaşı’na açmış ve güvenilir bir araştırmacı-yazar bulunmasını istemişti. Şakir Bey de, konuyu yakın dostu genç bir toplumbilim doçenti olan dostum Emre Kongar’a açınca, sevgili hocam “Bu devasa işin altından en iyi bizim Yaşar kalkar” demiş ve beni önermişti. Benimle temas kurması için Eczacıbaşı Holding Basın ve Halklar İlişkiler Müdürü rahmetli Bilgin Peremeci görevlendirilince, şişman gövdesini hop diye koltuğundan öne fırlatan sevgili ağabeyim Bilgin Peremeci, “Gazetecilik yıllarımdan Yaşar’ı çok iyi tanırım, kendisi 1965’lerde Teknik Üniversite’de öğrenci iken, geceleri benim yanımda Akşam gazetesinde, Akşam Kitap Kulübü’nde ve daha sonra çıkardığım dergilerde yardımcım olarak çalışırdı, tam isabet!..” diye bağırmıştı.
Bilgin Peremeci hemen beni İstanbul’a şirkete çağırdı ve Dr.Nejat Eczacıbaşı Vakfı sorumlusu Ali Gevgilili ile karşı karşıya getirdi.

Böylece öteden beri hayran olduğum, Milliyet dönemindeki yazılarını ve 2. sayfadaki söyleşilerini kesip kesip biriktirdiğim bir büyük dost ve ağabey kazanmış oldum.. Sevgili ağabeyim Ali Gevgilili, benimle ta 1974 yılında Milliyet Gazetesi’nde “Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Bey” üzerine yazdığım bir yazı sebebiyle ilişki kurmuş ve yazıyı çok beğenen rahmetli  büyüğüm ünlü sanayici ve bankacı Kazım Taşkent ile tanışmama aracı olmuştu, daha sonraki yıllarda benim İzmir araştırmalarımı uzaktan çok yakın ilgiyle izlemişti. Böylece Ali Gevgilili gibi bir muazzam kültür üstadının ve insani değerleri çok yüksek bir aziz ağabeyin yumuşacık ve bilinçli editörlük yönetimi altında çalışmalarımı başlattım, hem de geceli gündüzlü..

Çalışmalarım ilerleyince İzmir’de iki haftada bir rahmetli Kemal Eczacıbaşı’nın titiz telefonunu alırdım. Ve hemen Şifa Eczanesi’ne koşup, araştırıp bulduklarımı, daktiloya çektiklerimi sevgili Kemal ağabeye gösterir veya okurdum. Dikkatle inceler ve yol gösterirdi.
Kitabımı yazarken hep yanıbaşımda olan bu portreler, bugün bu konuşmayı yaparken gözlerimin önünden geçiyor.. Özellikle ülkemizin ve İzmir’in yetiştirdiği en önemli ve seçkin aydınlarından sevgili Ali Gevgilili’nin engin deneyimi ve birikimi olmasaydı, kitabımı başaramazdım..
Ali Gevgilili’nin kibar sekreteri Günnur hanım ile Bilgin Peremeci’nin candan sekreteri Efser hanımı da asla unutmadım..

İLK TÜRK ECZACISI

Süleyman Ferit Eczacıbaşı, Eczacılık Mektebi’ni 1903 yılında bitirip, yine aynı yıl İzmir’de Guruba-i Müslimin (Garip Müslümanlar) Hastanesi’nde görev aldığı zaman, hastanenin ilk ve tek Türk Eczacısı idi.. Hastanenin Baştabibi ünlü Dr. Mustafa Enver Bey, yine hastanenin ve şehrin ilk ve tek Türk doktoru idi. 20.yüzyılın başında İzmir’de tüm tıp ve ecza alemi, Türk ve Müslüman olmayanlarla doluydu..
Türkler, Mustafa Enver Bey’in doktorluğuna uzun süre inanmadılar, Türk’ten doktor olmaz diyorlardı. Mustafa Enver Bey’in Müslüman Türk bir doktor olduğuna inanmaları, birkaç kez Kemeraltı’nda zorla pantalonunu indirip, sünnetli olduğunu görmelerinden sonra gerçekleşmiştir. Süleyman Ferit Bey’in eczacılık diplomasını da defalarca kontrol ettiler.
Süleyman Ferit Bey, böyle bir ortamda, hastanede çalışkanlığı ile ünlendi ve kısa sürede Baş Eczacı oldu. “Eczacıbaşı” ünvanı böylece doğdu..
Çalışkan ve idealist Eczacıbaşı, önce 1909’da Tilkilik’teki Eczane-i Umumi’yi satın aldı. Sonra Kadızade Hüseyin Rifat Efendi’nin ilk Türk eczanesi olarak bilinen Kemeraltı’ndaki Şifa Eczanesi’ni, sonradan Rifat Efendi’nin devrettiği Moraiti isimli bir Rum eczacıdan 1911 yılında 250 altına satın aldı.
                                          
FERİT ÜRÜNLERİ

Böylece Ferit Dede’nin Şifa Eczanesi, çok belirgin biçimde Tarih Sahnesi’ne çıkmaya başladı.. Gece gündüz açık olan, zenginden fakire herkesin kapısına biriktiği, teşhisten tedaviye uygulaması olan, yani eczane içinde üst katta doktorların da görev yaptığı, Yunan işgalinde bile Türk bayraklı Kız simgesini ilaç ve kozmetik şişe ve kutularının üzerinde kullanmaya devam eden Şifa Eczanesi İzmir’de 3 alanda simgeleşti.
1-    Birinci olarak, Şifa Eczanesi’nde ve depo olarak kullanılan Birinci Beyler Sokağı’ndaki laboratuvarda ülke çapında ün yapan markalar üretilmiştir:
a-    İlaçlar: Ferit Kuvvet Şurubu, Ferit Nane Ruhu, Ferit Hafakan Ruhu, Ferit Diş Suyu, Ferit Selamet Nezle İlacı, Ferit Kudret Hapı, Ferit Asit Borik Merhemi, Ferit Oksit de Zenk Merhemi, Nasır Kremi.
b-    Kozmetik Ürünleri: Ferit Saç Suyu, Briyantin, Ferit Tuvalet Pudrası, Ferit Yağsız Krem, Acı Bademli Gece Kremi, Ferit Diş Macunu, Talk Pudrası, Çiçek Suyu, Gülsuyu, Tuvalet Sabunu, Katranlı Sabun, Ferit Strelize Pamuk..
c-    Kolonyalar: En başta İzmir’in simgesi olan Altın Damlası, unutma Beni, Bahar, Manolya, Beş Çiçek, Yaz Yağmuru, Dalya.. (Bu kolonyaların isimlerini Şifa Eczanesi’nin müdavimleri olan Celal Sahir, Ahmet Haşim, Orhon Seyfi Orhon, Halit Fahri Ozansoy gibi edebiyatçılar koymuştu.)

ECZANENİN TARİHİ ÖNEMİ

İkinci ve üçüncü olarak, Şifa Eczanesi, İzmir Tarihi’nde sosyal ve siyasal olarak bir çok önemli oluşum ve eylemin merkezi olmuştur. Bunlardan başlıcalarını sayalım:
a-    İzmir’de, Kapitülasyonlar ve Duyunu Umumiye güdümlü gayrı milli ekonomik düzene karşıt olarak milli tüccarların bilinçlenmesi ve ilk Türk Burjuvazisi olacak gurupların kenetlenmesinde, sahibinin vatansever kimliği sebebiyle Şifa Eczanesi öncülük rolü oynamıştır. İzmir’de Türk tüccarların milli bilinç kazanmasında ve İzmir Ticaret Odası’nın Cumhuriyet döneminde yeniden kurulmasında Süleyman Ferit Eczacıbaşı baskın biçimde öncüdür ve bu gelişimin fikri ve tatbiki ayrıntıları Şifa Eczanesi çatısı altındaki tadına doyum olmaz sohbetlerde tespit edilmiştir.
b-    Şifa Eczanesi, yine Milli Kütüphane’nin İzmir’de kurulmasında öncü rol oynamıştır. Eczane çatısı altında yıllarca Milli Kütüphane özlemi dile getirilmiştir. Kurucuların başında Süleyman Ferit Eczacıbaşı vardır.
c-    Hilal-i Ahmer’in (Kızılay) kurulmasında..
d-    Osmanlı Müdafaa-i Milliye Cemiyeti’nin (Aşevleri) kurulmasında..
e-    Osmanlı Donanma Cemiyeti’nin kurulmasında yine Şifa Eczanesi öncü roldedir.. Bu son üç kuruluş ta dört cephede çarpışan ordularımıza cephe gerisinden destek veren şanlı milli kuruluşlarımızdı.
f-    Nihayet  İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin örgütlenmesinde ve kök salmasında cemiyetin İzmir sorumlu sekreteri Mahmut Celal Bayar ile Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın çok yakın dostluğu sebebiyle, yine Şifa Eczanesi önemli bir konuma sahiptir.

ŞEHİR SEMBOLÜ

Şifa Eczanesi’nin Kent tarihi’ndeki çarpıcı önemi, Osmanlı’dan sonraki Cumhuriyet Döneminde de artarak gelişmiştir, Bir Kent’in yaşamında Bir İnsan’ın etkinliği belirgin biçimde gözler önüne serilmiştir.

Bu eczanenin içinden ülkemizin güzide bir kuruluşu olan, nice yatırım, kültür ve spor üretimlerinin saygın ve seçkin merkezi “Eczacıbaşı Topluluğu” doğmuştur. Bu bir ekonomik olduğu kadar sosyo-kültürel bir devrimdir.

Bir Türk’ün Eczacılık ve İlaç Yapımı’nda var olduğunu ispatlayan, İzmir’de Türklerden yana bir ekonomik yaşam yaratılmasında öncülük eden, kentin sosyal yardımlaşmadan sosyal kaynaşmasına kadar her alanda verimli girişimler gerçekleştiren, çatısı altında şehrin yürek atışlarını her dönemde hissedebileceğiniz Şifa Eczanesi, nur yüzlü, hep gülümseyen sahibi Ferit Dede sayesinde de, benim gibi onbinlerce-yüzbinlerce  İzmirlinin çocukluk hatıralarında baş köşeye yerleşmiştir

EŞSİZ HİZMETLER

Cumhuriyet döneminde Şifa Eczanesi’nde planlanıp, tüm masrafları karşılanıp, milletimize armağan edilmek için hizmete sokulan eserler şunlardır:
1-    1952 yılında hizmete giren ve açılışını Başbakan Adnan Menderes’in yaptığı Kahramanlar’daki Süleyman Ferit Eczacıbaşı Verem Dispanseri
2-     1953-67 yılları arasında hizmete sokulan İl Fakirlerine Yardım derneği ve İzmir Huzurevi ile Kemal-Şefika Caferi Pavyonu.
3-    1960’da hizmete giren Kızılay İzmir Şubesi ve Kan Merkezi
4-    1960’da hizmete giren Bayraklı’daki Süleyman Ferit Eczacıbaşı İlkokulu
5-    1960’da hizmete giren Karataş’taki Hacı Şakir Eczacıbaşı Ortaokulu
6-    1960’da ihzemete giren Cicipark’taki Sedat Eczacıbaşı Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezi
7-    1963’te hizmete giren İkiçeşmelik’teki Şerife Eczacıbaşı İlkokulu
8-    1970’de hizmete giren İzmir Devlet Hastanesi Saffet Eczacıbaşı Anestezi ve Reanimasyon Servisi
9-    1978’de hizmete giren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Kürsüsü Süleyman Ferit Eczacıbaşı Onkoloji Pavyonu. Bu pavyon, dönemin Radyoloji Kürsüsü Başkanı Prof.Dr.Hadi Özer’e göre, Ege’de kanserle eylemli savaşın öncüsü olmuştur.

SON SES..

Bugün burada, İzmir’imizin en önemli tıp, tarih ve hayırseverlik portreleri arasında mümtaz bir yeri olan Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın sembol olmuş Şifa Eczanesi’nin, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ile buluşmasının mutluluğu içindeyiz.

1839’da ilk eczacılık sınıfının açıldığı Mekteb-i Tıbbıye_i Adliye-i Şahane’nin de 170.yılı içinde olduğumuzu, yani Türk Eczacılığı’nın 170 yaşında olduğunu vurgulamak isterim.
18 Ağustos 1903 günü, daha 18 yaşında iken bu okuldan mezun olup eczacılık diploması alan Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın, yani Ferit Dede’mizin “Şifa Eczanesi” bundan böyle bu üniversite çatısı altında binlerce öğrenci ile buluşacak, geçmişten gelip geleceği uzanan bir öykü olarak hep anılacak..

Ozan Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın, Türk Eczacılığı’nın simge ismi Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın 18 Nisan 1973 yılında 88 yaşında iken vefatı üzerine, küçük oğlu Şakir Eczacıbaşı’na gönderdiği “Son Ses” isimli şiiri ile sözlerimi bitirmek istiyorum.. Saygılarımı sunarım..

“Neden..
Uğurlama töreni yapıyorlar bana..
Ben dışarı çıktım..
Gitmedim ki..”

……………………………………………….
FOTOĞRAFLAR:
1-    Eczacılık Fakültesi’nde kurulan Şifa Eczanesi’ndeki buluşma..

Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın ve Şifa Eczanesi’nin tarihini anlatan “Bir Kent-Bir İnsan” kitabının yazarı gazeteci Yaşar Aksoy, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Varol Pabuççuoğlu, Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın torunu ve  İzmir Kültür ve Sanat Vakfı (İKSEV) Başkanı Filiz Sarper Eczacıbaşı, Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın torunu ve Eczacıbaşı Holding Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Ege Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Candeğer Yılmaz..
.....................................................................................


Büyütmek için resmi tıklayınız

Yazının Yorumları
Züleyha Dayıcan - İzmir diyorki : " İzmirdeki İstanbullu.. "
İzmire ilk taşındığım günlerde eskiye merakım nedeniyle eşimin beni özellikle götürüp gezdirdiği Kemeraltı ve Şifa eczanesi turlarımızı hatırlıyorum.Sonra bir gün esefle buranın yıkıldığını gördük üzüldük...sevgiler..yazılarınıza sağlık..
08.06.2010 21:07:32
Ayla Congar - İzmir diyorki : " Eski İzmir "
Sevgili Yaşar Aksoy, Hernekadar tanışmadıksa da birbirimizi tanırız Alsancaktan, Yazınızı çok sevdim. Ben de Yere Gündem İnternet Gazetesine. eski İzmir'i ve Çeşme'yi tanıtan 40 yıl önceki başlıklı yazılar yazdım. Eski İzmir'imizi yeni nesillere tanıtmak için bu girişimlerimizi devam ettirmemiz gerek diye düşünüyorum. Ayrıca aylacongar.com.tr adresli bir de web sitem var. Yazılarımı okuyabilirsiniz. Sizi takip ediyoruz. İşlerinizde başarılar, iyi yaşamlar dilerim.
13.08.2009 09:05:35
Neşe Karel - ANTALYA diyorki : " ECZACIBAŞI VE ŞİFA ECZANESİ "
Sevgili YaşarAksoy;Milattan önce bir zamanlardan merhaba.seni İzmir'in tarihçisi olarak tanımıştım yıllar değiştirmemiş.Çocukluğumda o eczanenin önünden annemle birlikte ben de çok gelip geçmiş,bazen de içine girerek alışveriş etmiştik.Ah o balıkyağları !Zamanında bana da bir dilim portakal eşliğinde çok yutturmuşlardı.Öğğ diye diye !İyi ki de yutturmuşlar bu gün kemik yapımın sağlamlığını o yağlara borçluyum sanıyorum.Bir raslantı olarak sana rastladığıma mutlu oldum.Yüreğine eline sağlık.www.antalyabugun.com da yazılarımı bulabilirsin.www.nesekarel.com dan da istersen ulaşabilirsin.Selamlar sevgiler gönderirim.Neşe.
04.08.2009 12:12:51
Aydoğan Yavaşlı - İzmir diyorki : " Kutlama "
Bu bir vefa. Yaşar ağbiye yakışır. Kalemine sağlık
05.07.2009 17:46:55
Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  Gölgeler Sergisi  |||   Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
  Yılın Karşıyakalıları  |||   Karşıyakalı Sivil Toplum Kuruluşları’na teşekkür ediyorum. Biz, bize selam verenlere şükran borçluyuzdur.
  Anneler günü  |||   Yaşar Aksoy, tanınmış Araştırmacı-Çevirmen Nazif Bozatlı ile “Anneler Günü Tarihçesi”ni ve kendi annesi Simavlı Sabahat Hocanımı konuştu.
  Balıklıova Köy Tiyatrosu’nu alkışlıyoruz  |||   “Balıklıova Köy Tiyatrosu” kuruldu... Prof. Semih Çelenk yönetimindeki oyuncular Rumuz Goncagül’ü sahneliyor..
  Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf şöleni  |||   Ünlü gazeteci ve televizyoncu Korcan Karar, Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf sergisi açtı. Ustası Zeki Pordoğan konferans sundu.
  Halikarnas Balıkçısı’na merhaba  |||   Halikarnas Balıkçısı Anadolu’da yaşayan halkımıza uygarlık, çağdaşlık ve evrensel-ulusal-barış yolunda ışıltılı bir “düşünce hazinesi” sunmuştur..
  Karşıyaka 8 yılda çağ atladı  |||   Karşıyaka Belediye Başkanı yürürlüğe soktuğu 250 projeyi sundu.. Bu yaptıklarına sahile tramvayı eklesin Bana yeter..
  Çiftlikköylüler..  |||   Bizim Çeşme Kartal-Pençesi Beşiktaşlılar camiasında, Atilla abi ve Süleyman Atagöz abi, “Çiftlikköylüler” kod ismi ile tanınırlar.
  Atilla Sertel’in adaylığı..  |||   İki azgın gurup iktidar kavgasında yumurtaları tokuşturmuşlar, bir tarafın yumurtası çatır çatır çatlamıştı.
  Balbay’ın milletvekili adaylığı  |||   Mustafa Balbay milletvekili adaylığını açıkladı. Yeni bir Kasım Gülek, yeni bir Ecevit, yeni bir Kılıçdaroğlu gelmiyorsa, alnımı karışlayın..
  Yahya Kemal Ergenekoncu mudur?  |||   7 Mart 2011 Pazartesi günü, İzmir’de Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı önünde İzmirli gazeteciler olarak toplandık, olan biteni Hasan Tahsin’e şikayet ettik.
  Okuyucudan özür diliyorum..  |||   Haberhürriyeti okuyucularından öncelikle özür dilemem gerek.. Tam tamına Ağustos ayından beri ortalarda gözükmüyorum.
  Balıkçının Balbay'ı  |||   Gazetemizde daha önce Çeşmeli bir balıkçının Mustafa Balbay sevgisini yazan yazarımız Yaşar Aksoy, şimdide Balbay'ın o balıkçı için ne dediğini yazdı.
  Yüzbaşı Selahattin’in yoldaşı..  |||   Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, İlhan Selçuk tarafından kaleme alınarak yayına hazırlanan bir kurtuluş savaşı belgesel romanıdır.
  İzmirlilerin İstanbul dayanışması  |||   İzmir’de doğdular, meltem kokusuyla büyüdüler sonra rüzgar onları İstanbul'a savurdu. Yıllar sonra buluştular ve bir dayanışma gurubu kurdular.
  İstanbul'daki anam  |||   Bir süredir İstanbul'dayım.. Ama gözlerimin önünden hep rahmetli anam akıp geçmekte.. Anneler Günü için bir şiir yazdım.. Okuyucularımla paylaşmak isterim..
  İzmir Kitap Fuarı’na merhaba!  |||   Bu yılki TÜYAP İzmir Kitap Fuarı’nın “Onur Konuğu”nu önce size tanıtmalıyım. YÜKSEL PAZARKAYA...
  İzmir'i kim yaktı?  |||   İzmir'le ilgili dev bütçeli bir dizi filmde ortaya atılan iddialar ilk değil. Çeşitli mekanlarda son zamanlarda gündeme gelmeye başladı.
  Manisa Mesir’i 470 yaşında  |||   Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan’ın hastalığını tedavi etmek için “Merkez Efendi” isimli bir bilgin tarafından yaratılan Mesir Macunu 470 yaşında
  Balıkçı'nın Balbay sevgisi..  |||   - Sana soruyorum.. Şu Balbay var ya.. Ne yaptı bu çocuk?.. Ne güzel anlatırdı NTV'de.. Emin Çölaşan, Yavuz Donatla konuşurlardı.
  Güldal Mumcu'ya içim acıdı..  |||   Benim için "Uğur Mumcu", tıpkı İzmir'de kuvayı milliye'nin ilk kurşununu atan Gazeteci Hasan Tahsin gibi bir vatan şehididir..
  Tekel Direnişi  |||   Binlerce el buluştu. Tek el oluştu. Yumruklar kaynaştı. Tutuşturdu vatanı işçiler..
  Gazeteciler Günü..  |||   Her 10 Ocak günü Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlarız.. Bir yıl boyunca harcadığımız emeğin karşılığını da, Hasan Tahsin Ödülü'nü kazanınca görürüz..
  Yılbaşı Geyiği..  |||   Laz feminist ne yapmış? Yılbaşı neden 1 Ocak'tır? Peki nasıl kutlayacaksınız: 1-Adam gibi mi? 2-Hayvan gibi mi? Yoksa, 3-Ot gibi mi?
  İzmir'in Kimliği  |||   Uygarlık, ilk kez bu kentin rıhtımından kalyonlara yüklenerek denize açıldı. Çünkü Antik çağda bilimin, felsefenin, şiirin, sanatın, mimarinin merkeziydi bu kent.
  Bayram gülücükleri..  |||   Meğerse ben, 30 yıl kadar asık suratlı dolaşan, yazıp çizen biriymişim. Halbuki çok matrak adamımdır.. İçimden şamata, gırgır, makara gırla gider...
  Yılmaz Özdil'i hala okumadınız mı?  |||   Yazı işlerinde en alt düzeyden emek harcamaya başladı. Kısa sürede Genel Yayın Yönetmeni oldu. Çalışkan, sağlam karakterli idi..
  Balbay'ı okulunda düşündüm..  |||  
  CUMHURİYET BİLİNCİ  |||   Çocuklarımızı korumanın yolu Cumhuriyet'i korumaktan geçer. Cumhuriyet atalarımızın mirası, önderimiz Atatürk'ün ilkeleri üzerine kurulu var olma bilinçimizdir.
  KUVAYI MİLLİYE SÜVARİLERİ...  |||   Yaşar Aksoy, Çeşme'de Kuvayı Milliye kitabını imzaladı ve ''Çeşme Kıyılarında Kuvayi Milliye'' adlı bir konuşma yaptı.
  DİRİLİŞ EKONOMİSİ  |||  
  ECZACIBAŞI VE ŞİFA ECZANESİ  |||   Rahmetli annem, “Aç bakayım ağzını.. Ferit Dede verdi bak.. Sana iyi gelecek.. Pehlivan gibi olacaksın” deyip ağzıma bir kaşık balıkyağını boşaltıverirdi. İnanır mısınız?
  Kartal yuvası Çeşme  |||   Türkiye’nin her yeri kartal yuvasıdır.. Yaşadığım Çeşme de güçlü bir kartal yuvasına sahiptir.
  Hasan Tahsin’in Anlamı  |||   Gazeteci-Yazar Yaşar Aksoy, İzmir’in işgali sırasında Hasan Tahsin’in halkı direnişe çağıran konuşmasını anlattı.
  Kuvay- ı Milliye turlarım başlıyor   |||   Bu yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Kurtuluş Savaşı'mızın 90.yıldönümü anısına “Kuvayı Milliye Yılı” ilan edildi.
  Kuvayı Milliye Yılı Şiirler  |||   Kuvayı Milliye şiirlerimi her gün sitemizin tiryakileri ile paylaşacağım
  Sonsuz Adam  |||   Yenigün Gazetesi Kültür Sanat Yönetmeni Tufan Aksoy, İzmirli Gazeteci Yazar Yaşar Aksoy'la harika bir röportaj yapmış.
  Çanakkale kutlaması  |||   Ege’mizin güzide deniz gücü “Güney Deniz Saha Komutanlığı”, Çanakkale Deniz Zaferi anısına görkemli bir program hazırladı.
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
İbrahim IRMAK Yazıyor
Ödemiş Belediyesi, zehir arıtma tesisi kurdu  - 23.05.2012 Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Gazeteciler_gasteciler_haberhurriyeti
camavlukozak_mandra
Mesut_Tim_Kahramanlar
at yarislari
BAFİ K-9 KÖPEK ÇİFTLİĞİ
uyusturucu_dosyasi
Roportajlar
eczane
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti