|
|
|
|
Kapitalist komünistler
Türkiye’deki liberal devlet, halkı teğelledikten sonra güzel güzel diken ekonomik krize “küresel” çözüm bekleyedursun, başka devletler küresel krizi “ulusal” çözümlerle atlatmaya çalışıyor.
Finans sisteminde hiçbir regülasyondan yana olmayıp “Bırakınız yapsınlar” diye diye borsaları sanal salak şişiren liberal mantık, insanları gerçekten besleyen, çünkü iş verip ücret ödeyen reel sektörü de patlattı. Ama başta ABD, liberalizmin yılmaz savunucusu Avrupa devletleri, havası boşalan bankalara falan dönüp, “Bırakınız batsınlar!” diyemediler... Tam tersine, batan ve batacak özel finans kuruluşlarıyla şirketlere yapılan devasa devlet yardımları, adı konulmayan bir devletleştirmeyi işaret ediyor ve bazı ekonomistler “komünizm”in dirildiğini bile öne sürüyorlar.
Çin Halk Cumhuriyeti ise resmen komünist olarak, kapitalizmin son krizini en iyi yöneten, en az zararla atlatmakla kalmayıp, bu yıl yüzde 6.5 oranında ekonomik büyüme bekleyen ülke.
Neden?
Çünkü bir buçuk milyarlık nüfusunu, demokratik insan haklarını tanımayan “komünist” rejimin baskısında tuttu, sadece ekonomisini serbest bıraktı ve köle gibi çalıştırdığı muazzam, ucuz, kalifiye iş gücüyle liberal dünyayı biçti, geçti.
Bu arada bizim elektronikten mekaniğe pek çok sanayi kolumuzu deldi, orta ölçekli şirketlerimizi yere serdi, yedek parça üretimini sildi, tekstil sanayiini de Hindistan’la bir olup bitirdi.
***
Düşünürler, yıllardan beri “para”nın her şey olmadığını, demokratik hakları hiçe sayan vahşi liberalizmin güçlülerle güçsüzler arasındaki dengesizliği artıracağını anlatmaya çalıştılar.
Tabii ki dinleyen olmadı.
Sonuç: Komünist Çin’in sanayilerine kilit vurdurduğu kapitalist, hem de kapitalizmin ağa babası ülkeler, durduramadıkları küresellik deviniminde, düşmemek için bula bula komünist yöntem, devletleştirmeye sarılıyor.
İnsanlara fikirsel özgürlük ve çağdaş yaşam hakları sağlamayan rejimlerle serbest ekonomide aşık atacağını sanan ileri zekâlara müstahaktır diyeceğim, ama o ileri zekâlar değil, halklar çekiyor krizin, işsizliğin acısını.
Neyse dağıtmayalım, konumuz krizden en kazançlı çıkan Çin halkı değilse bile, devleti...
Çin Halk Cumhuriyeti’nin Hubey eyalet valiliği küresel çözüm beklemeden izlediği “kriz ekonomisi”nde, vergi gelirini artırmak için uyguladığı ulusalcı tüketim programına, sigara tiryakiliğini artırmak önlemini de ekledi.
Bir buçuk milyarlık nüfusunu artırmaktan çok “eksiltmeye” odaklanan Çin’de, bir ülke kadar büyük Hubey eyaletinde çalışan tüm devlet memurları, daha çok sigara içmeye teşvik ediliyor. Ama sadece ve sadece “yerli malı, yurdun malı” sigara içmelerine izin veriliyor. Öğretmenlerden polislere her memurun, “vatan, millet, Yang Çe” (Çin’in Sakarya’sı...) nutuklarıyla günlük sigara tüketimini çoğaltmaya zorlandığı bu uygulamadan, Hubey eyaleti vergi gelirinde 400 bin Avro’luk bir artış bekliyor.
İşin şaka götürür tarafı da yok: Eyaletin Gong’an beldesindeki okuldaki öğretmen odasındaki küllüklerde üç adet “yabancı” sigara izmariti bulan müfettişler, “suçlu”yu tespitte de gecikmediler. Yabancı sigara içmek suçunu işleyen öğretmen, uzun pazarlıklar sonucu para cezası vermekten kurtuldu, ancak okuldaki öğretmen ve öğrencilerin önünde “disiplinsiz davranışından ötürü özeleştiri” yapma cezasına çarptırıldı. (*)
Sizin anlayacağınız, liberal demokrasilerde işsiz kalmakta özgür insanlara, kamuya açık alanlarda sigara içmek yasak.
Liberal komünizm ise özgürlük yasaklı insanları, kamuya açık alanlarda sigara içmeye zorunlu kılıyor.
Ve kıtasal komünizm, kapitalizmi küresel deplasmanda dövüyor, iyi mi?
(*) Kaynak: Marianne dergisi
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
Savaşta galip, barışta mağlup? |||
Stephen Zunes, Amerika’nın Orta Doğu politikasını ve terörizmin kaynaklarını incelediği kitabı “Tinderbox”ta (ABD, 2002) şöyle yazar...
|
|
Üç vakit ayna |||
Analar kızlarında, babalar oğullarında bir gün ansızın kendi gençliklerini görünce yürekleri nasıl şaşkın bir heyecanla dellenirse, olgun yazar da ciğerlerini taze rüzgârlarla havalandıran genç yazarı öylesine şaşkın bir hayranlıkla selamlar.
|
|
Kapitalist komünistler |||
Türkiye’deki liberal devlet, halkı teğelledikten sonra güzel güzel diken ekonomik krize “küresel” çözüm bekleyedursun, başka devletler küresel krizi “ulusal” çözümlerle atlatmaya çalışıyor.
|
|
Türk’ün aşkı başka |||
Çocuklukta öğrenilen unutulmuyor mu nedir, Rus deyince benim aklıma hemen uyduruk figürlerle yapmaya çalıştığımız Kazaska dansı ve “Rus geliyor aşka, Rus’un aşkı başka...” nakaratı gelir.
|
|
Nato kafa, iman mermer |||
Ülkemizin siyasal tarihine baktığımızda, tuhaf bir takvim çakışmasıyla karşılaşırız: Türkiye’nin NATO üyeliğiyle laikliğin devlet eliyle delinip, milletin dine imana döndürülüşü aynı yıllara denk gelir.
|
|
Darbe günlükleri (2) |||
28 Aralık 1989: Turgut Özal, Başbakan. Hükümet üniversitelerde türbanı serbest bırakıyor.
2 Kasım 1990: Güneydoğu’da “faaliyet” gösteren irticai terör örgütü Hizbullah’tan ilk kez Cumhuriyet Gazetesi’nde söz ediliyor.
|
|
Darbe günlükleri |||
4 Şubat 1949: TBMM Genel Kurulu. Dinleyici localarından, birden fazla ziyaretçi ezan okumaya başlıyor. Yaka paça dışarı çıkarılıyorlar. Ertesi gün gazeteleri, “iki meczup”tan söz ediyor.
1 Mart 1950: İktidar partisi CHP, tekke ve türbelerin kapatılmasına dair 677 sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. İlk 19 türbeyi halka açma görevi, nedense Milli Eğitim Bakanlığı’na veriliyor.
|
|
Hurmadan Evrim Palmiyeden Devrim |||
Duyduk duymadık demeyin, ben geçen -mübarek- cuma günü Tülay Şubatlı’nın Vatan’daki haberine bayıldım; Prof. Yaşar Nuri Öztürk ile Prof. Süleyman Ateş’in Darwin tartışmasıyla ayıldım ve Evrim Teorisi’ne rakip çıkan Hurma Teorisiyle imana geldim.
|
|
Allah korkusu ve cinayet |||
Küreselleşme, insanlara aynı gezegeni paylaştıkları bilincini veren bir devinim. Küreselleşmeyi fizikteki bileşik kaplar kuralının sosyal bilimlere uygulanması diye düşünebiliriz.
|
|
Darvine'e sordum Cleveland dedi |||
Eşi olamayacak kadar müstesna Maliye Bakanımızın refikası Ahsen Unakıtan, kocacığını sağlığına kavuşturup, kendisi ve girişimci çocukları hamisiz ve vatanı milleti de unakıtmasız koymayan hastane seçimini ulvi biçimde, “Rabbime sordum, Cleveland dedi” diye açıkladı.
|
|
Şimdi sırası mı? |||
Türkiye’de toplumsal zihniyet diyebileceğimiz ‘genele yaygın’ düşünce yapısı, nedense inşaatlara benzer, daha doğrusu yansır.
|
|
Erdoğan kime özeniyor? |||
“Her kadın hayatının bir bölümünü Budist olarak yaşar, çünkü mutlaka bir öküze tapmışlığı vardır.”
(İnternet deyişi)
|
|
Sus ve Savaş mı? |||
Kim önce sustu, telefonda konuşmaktan çekinen halk mı, yoksa yorumdan kaçınan gazeteciler mi ?
Tarih karışık, başlangıç muğlak.
|
|
Sidikli Düşmanlık |||
Rashtriya Swayamsevak Sangh, Hindistan’daki en eski ve en büyük Hindu partisi olup, politika sahnesinde gericiliğin amiral gemisi.
|
|
Bugün bizim, yarın kimin? |||
Fatih Sultan Mehmet, bin yüz yirmi üç yıllık imparatorluk başkenti Konstantinopolis’in koynuna girdiğinde henüz 21 yaşındaydı.
Genç sultan, askerlerine yaşlı gelini üç mehtap süreyle yağmalama izni vermişti. Ancak sözünü tutmadı ve talana daha birinci gece son verdi.
|
|
Açılım ve saçılım |||
Cumhuriyet Halk Partisi, 1924 Anayasası’na 1937’deki değişiklikle konulan ikinci maddeyi oluşturan altı ilke üzerine kurulmuş ve bu ilkeleri, altı oklu bayrağında taşımaktadır: Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Milliyetçilik, İnkılâpçılık...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|