KILI KIRK YARMAK…
Türk dili aslında öylesine zengin ki, kullandıkça, karşılaştıkça bunun farkına daha bir iyi varılıyor. Örneğin “kılı kırk yarmak” deyimi, “titizce incelemek” anlamlı. Bütün önemsememiz, titizlenmemiz, çok dikkat ederek en ince ayrıntılarına kadar inceleyip, önemle üstünde durmamız gereken eylemlerimizin önünde kullandığımızda, öylesine önemli bir anlam katar ki, örnek mi?
“Enerji kullanımlarında kılı kırk yarmalıyız.”
Yüklediği anlamı sayfalarla anlatmak olanaklı mı?
Enerji kullanımlarında, enerjinin yoktan var edilmediğinin, ancak dönüştürüldüğünün ve bu dönüşümlerde geri dönülmez kayıpların oluştuğunu Termodinamik yasaları açıklar. Bu yasalar bilinmekle birlikte kaçımız enerji kullanımlarımızda titizleniriz.
Enerji kullanılmadan, dönüştürülmeden yaşamsal gereksinimlerimizin sağlanması olanaklı değil. Isınmadan, soğutmaya, pişirmeden, yıkanmaya… enerji kullanımlarımızı nasıl gerçekleştirmeliyiz.
Enerji kullanımlarında, bilinçlendirme, yönlendirme, zamanında olmazsa olmaz doğru eğitimler gerekmez mi? Bu kapsamda çocuklarımızı yeterince eğitmekte miyiz? “Ağaç yaşken eğilir” deyimi de bu eğitimin gerçekleştirilmesindeki zorunluluğu en iyi açıklamaz mı?
Çağımız enerjinin verimli kullanımı, dönemi. Ülkemizde de enerji kullanımı ile ilgili son dönemlerde çok sayıda yasa ve yönetmelik yürürlüğe girdi. Bu yasa ve yönetmeliklerden amaç ve beklenen, yapılacak tasarruflarla enerji gereksinimlerimizde de düşüşler gerçekleştirmek. En başta da sürdürülebilir kalkınmamızın sağlanmasıdır.
Sürdürülebilirlik kavramı da son yıllarda sıklıkla kullanılan sözcüklerden. “Gelecek nesillerin kendi gereksinimlerini karşılama yetenekleriyle ilgili fedakarlıkta bulunmaksızın, günümüzün gereksinimlerinin karşılanması için planlı gelişim” olarak tanımlanan sürdürülebilirlik kavramı, aynen enerji kullanımları için de geçerlidir, sürdürülebilir enerji kullanımları. Bu kullanımlarda doğal ki, örneğin bir üretim için enerji tüketimlerini kabul edilebilir düzeylere çekilmesi, yani üretimlerin enerji fakir proseslerle gerçekleştirilmesi anlaşılmalıdır. Enerji kullanımlarında hammaddeden tüketiciye ulaşıncaya değin tüm işlemlerin tek tek analizlenmesidir. Sonuçların irdelenmesi ve enerji tüketimlerinin ve kullanım tiplerinin kabul edilebilir düzeylere çekilmesidir.
Bu incelemeler gerçekte kullanıcıların veya son tüketicinin pek düşünmediği enerji kullanımlarının gerekliliğini ortaya koyar. Örneğin farkında mıyız gıda üretim sistemlerinde kullanılan toplam enerjinin mertebe olarak yüzde 20’den az bir miktarı gıdanın geliştirilmesinde kullanılırken, diğer yüzde 80’i gıda maddesinin işlenmesi, hazırlanması, paketlenmesi, taşınmasına v.b. gider.
Böylesi tüm enerji kullanımlarının ayrımlandırılması ve tam anlamıyla sürdürülebilir kullanımının sağlanması gerekir. Olanaklıysa bu kullanımlarda en sürdürülebilir enerji kullanımı olan yenilenebilir enerji kullanımlarına olabildiğince ağırlık verilmelidir. Bu kapsamda sanayicilerimize, kamu kurum ve kuruluşlarımıza, üniversitelerimize, odalarımıza, meslek kuruluşlarına, yerel yönetimlerimize tüm ilgililere görevler düşmüyor mu?
“Enerji, elde var bir,
Yoktan doğal ki iyidir.”
Fazla söze gerek yok, enerji kullanımlarında herkes kılı kırk yarmalıdır…
20 Mayıs 2009
Prof.Dr.Ali GÜNGÖR
Ege Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi
Makine Mühendisliği Bölümü
agungor55@yahoo.com
|