|
|
İnsanlar ölmesin
Yurdum insanı, yaratıcıdır. Acılarının arkasından ağıtlar yakar. Acılarını bastırmaya çalışır. Bu acılardan bir kısmının olmamasını sağlamak elimizde. Özellikle de gaz sızıntıları sonrası olan kazalar.
Gazetelerdeki haberlerde, şofben, LPG, doğal gaz, sobalardan kaynaklanan kazaların neredeyse olmadığı bir gün yok. Bu kazalar niçin bu denli çok?
Doğru projeler, doğru uygulamalar, doğru denetimler, doğru eğitimler olsa ülkemizde bu kazaların sayısını oldukça azaltabilmek olası.
Özellikle Doğal gazın evlerde kullanımı ile ilgili kurallar var mı? Diye araştırdığımda gördüm ki, beklentilerden en büyüğü olan bu tür kazaların önlenmesine yönelik olmazsa olmaz onlarca kural mevcut. Bu kuralların doğru okunup, projelere doğru uygulanıp, riskli seçim ve uygulamalardan kaçınmak gerek.
Bu kural ve gereksinimlerden tüm bina malzemesi üreticilerinin de doğru mesajlar alıp, uygulamalarına yansıtması gerekir. Örnek mi? Kapı üreticilerini ele alalım. Banyo kapısı modellerinde havalandırma menfezini tasarımlarında kullanan kaç kapı üreticisi biliyorsunuz? Kaç inşaat firması gerçekleştirdiği konutlarda özellikle banyo kapılarında menfezi bir zorunluluk olarak öngörür?
Sizin banyo kapınız gerekli taze hava girişini sağlıyor mu? Yoksa yeni tip kapılardan ve sızdırmaz karakterli mi? Hele bir de bu banyo yeterinden küçük, şofben içinde ise alın size riskin “daniskası”. Birkaç soru soralım kendimize ve düşünelim:
• Bu önlemleri evi satın alan, veya kiralayan düşünmeli mi? Yoksa bu görev binayı yapanın, uygulayanın sorumluluğunda mı?
• Peki sonradan gerçekleştirilen dönüşümlere ne demeli? Gerçek anlamda uygulama denetimleri gerçekleştiriliyor mu?
• Bu denetimler ve yaptırımlardan hangi kuruluş sorumlu? Belediyeler mi? Doğal gaz dağıtım şirketleri mi? Doğal gaz uygulamacıları mı? Kim sorumlu?
• Doğal gaz konusunda yetkilendirmeler doğru mu? Sürekli eğitim ve yönlendirmeler gerçekleştiriliyor mu?
• Meslek odalarına yeterince sorumluluklar ve yetkiler veriliyor mu?
• İnsanlarımız bu tür cihazları kullandıklarında, oluşabilecek tehlikeler, bakım ve kontroller, işletme kuralları yönünden yeterince bilgilendirilmekte midir? Gel de çık işin içinden…
Bu sorulara soru katmak olası.
Kaza sonrası kazanın nedenlerini ortaya koymak, bir daha aynı türden kazaların oluşmaması açısından bilinçlendirme yapmak açısından önemli. Bu tür haberlerde medyaya düşen görev de bu kazanın oluşumundaki nedenleri halkımızın anlayabileceği biçimde uzmanlara yorumlatmak olmalıdır, yoksa kapı önünden acılı ailelerin ağıtları ve bu türden görüntüler ağırlıklı bir anlatının beklenen yararı sağlamayacağı açıktır. Doğaldır ki beklenen yarar ne sorgulamasını da medya doğru yapmalıdır.
Bu tür gereçleri kullananların doğru bilinçlendirilmesi, uygulamacıların ve projecilerin kısacası tüm toplum bireylerinin ve kurum ve kuruluşların gerekli duyarlığı göstermesi ile azaltılacağı açıktır. İstatistikler incelense binlerce insanımızın yok yere bu tür kazalarda kaybedildiğini görürüz. Bu Ülkemizin kaderi değil, bazı sonuçları değiştirmek bizlerin elinde.
Yaşadığım ilginç bir olayı paylaşmak isterim:
Evimizde tadilat yapıldı, bir inşaat firması kendince yaptığı tasarımla güzel ahşap dolaplarla banyo tasarımı yaptı. Şofben için de ahşap kapaklı gizli bir bölmesi de var. Aman ne güzel ! Yetkili servisi çağırdım, montajı gerçekleştirsin diye.
Servisin yaklaşımı şöyle oldu: “Biz bu cihazın montajını, bu belirlenen yere gerçekleştiremeyiz. Montaj kurallarına uygun bir yer bırakılmamış.” Biçiminde oldu.
Bu ne sevindirici bir şey. Bilinçli servislerimiz, servis elemanlarımız var diye öylesine umutlandım ki anlatamam.
Bu tür düşünceye sahip insanlarımızı artırırsak, sorumluluklarımızı bilirsek kurum ve kuruluşlar ve kişiler olarak, sorun olmaktan çıkar bu tür kazalar.
Kulaklarda ağıtlar olmasın…
Bu tür kazalarda:
“Çocuklar ölmesin
Şeker de yiyebilsinler”
“İnsanlar ölmesin, bu tür kazalar ve ölümler kader değildir.”
Bu tür kazalar, ölümler niye?
Ölüm bizden ırak olsun…
***
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR / 9 Nisan 2009
Ege Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi
Makine Mühendisliği Bölümü
agungor55@yahoo.com
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
ENERJİ VERİMLİLİĞİ HAFTASI |||
Ülkemizde ocak ayının ikinci haftasında "Enerji Tasarrufu Haftası" düzenleniyor. Bu yıl 31'ncisini kutluyoruz...31 yıldır önemsemekteyiz enerji verimliliğini !
|
|
|
|
|
|
GÜNEŞ VE RÜZGAR |||
Türkiye'nin yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saat. Yani günlük toplam 7,2 saat ama...
|
|
AHTAPOT PAUL ÖLDÜ BİLİYORSUNUZ DEĞİL Mİ? |||
Prof. Dr. Ali Güngör Yazdı: Güneşi fazla olmayan Çek Cumhuriyeti, Avusturya ve Slovakya’da ilerlerken yol kenarları güneş pili tarlaları ve rüzgar türbini tarlaları dikkatimizi çekti.
|
|
Ahtapot Paul bilir mi? |||
Paul 2,5 yaşında, Ahtapotların ömrü ise 3 yıllar mertebesinde. Çabuk davransak mı ne? Bilir mi acep Paul, “Yenilenebilir Enerji kaynakları Kanunu”nun akıbetini?
|
|
İLET’le JİLET |||
Ulvi Ağabeyimiz bizlere Kıssadan hisse hikayeler anlatırdı. Biz de oradan yola çıkıp ağaçların önemini İlet ve Jilet hikayesiyle anlatalım.
|
|
Hakara makara |||
Söz yazarları, hatipler, politikacılar, reklamcılar v.b. son zamanlarda halk arasında çok kullanılan deyim, söz ve tekerlemeleri eserlerinde, konuşmalarında kullanır oldular.
|
|
Enerji geleceğimiz |||
Neden enerji önemli? Günlük yaşamımızdan, yaşamı kolaylaştıran endüstriyel üretimlerden vazgeçebilir miyiz bir düşünün?
|
|
Enerji verimliliği günü |||
Konforumuzda bir azalma olmadan enerjiyi verimli kullanan ve enerji tasarrufu bilinci yüksek bir toplum olma dilekleriyle.
|
|
Beş Maymun |||
Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği 5 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe girdi. Şimdi görev mühendislerde.
|
|
Güneş kentleri hayal mi? |||
4. Güneş Enerjisi Sempozyumu ve Sergisi Mersin'de düzenlendi. Güneş Enerjisi Sektörünün Gelişiminde Yol Haritası çıkarıldı.
|
|
|
|
|
|
|
|
ŞİMDİ KLİMA ZAMANI |||
Biz tel dolaplı evlerde büyüdük. Testiden su içtik, yazın yaylaya çıktık. Şimdi ise, yazlıklarda bile klima var.
|
|
“GÜNEBAKAN” MEVSİMİ ŞİMDİ… |||
Mevsim günebakan mevsimi. Hani çitlemekten çoğumuzun zevk aldığı çerezlerin bitkisine verilen adlardan biri, “günebakan”.
|
|
|
|
Dünya bir yana... |||
-Beni ne kadar seviyorsun?-Dünyalar kadar seviyorum. Böylesi çok sevdiğimiz Dünyamızı gerçekten koruyor muyuz?
|
|
KILI KIRK YARMAK… |||
Türk dili aslında öylesine zengin ki, kullandıkça, karşılaştıkça bunun farkına daha bir iyi varılıyor. Örneğin “kılı kırk yarmak” deyimi, “titizce incelemek” anlamlı.
|
|
ŞİMDİ OKULLU OLDUK… |||
Farkında mıyız yaşamın kendisi bir okul? Meslek sahipleri kendini yenilemedikçe dışlandığınızın farkında mısınız?
|
|
|
|
|
|
İnsanlar ölmesin |||
Yazarımız Prof. Dr. Ali Güngör, gaz sızıntılarını dikkat çekip "Banyo kapınızda havalandırma menfezi var mı?" diyor.
|
|
GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN… |||
Sadece duş suyunu ısıtmak için Keban Barajı’nda üretilen elektriğin 2 katını harcamak gerekiyor.
|
|
BİR ŞEY YAPMALI… (2) |||
“Biz dünyayı atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan ödünç aldık" o halde Enerjimizi temiz ve doğru kullanalım.
|
|
ATASÖZLERİNDE GÜNEŞ ENERJİSİ |||
Böylesi tanrılaştırılan Güneş ile ilgili atasözleri ve özdeyişlerde söylenmiştir.
Bu atasözleri ile neler anlatılmak istiyor dersiniz, bazılarını birlikte yorumlayalım:
|
|
BİR ŞEY YAPMALI… (1) |||
Teğet geçen bir kriz, sarsılan sanayimiz, küçülen firmalar, işsizlik…
Yine de yeni arayışlarda bulunan firmalarımız, kuruluşlarımız.
|
|
DEVRİDAİM MAKİNALARI |||
İnsanlar düşünüyor, Con Ahmet de düşünüyor. Peki yaptığı makine bedava enerji üretiyor mu? Buyrun bakalım...
|
|
|
|
BAŞKAN ADAYLARINA ÖNERİ |||
Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Başkanı Ali Güngör, yazı ailemize katıldı. Prof. Güngör’ün yazısını başkan adaylarının çok iyi okuması gerekiyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|