SONSUZ ADAM
Yenigün Gazetesi Kültür Sanat Yönetmeni Tufan Aksoy, İzmirli Gazeteci Yazar Yaşar Aksoy'la harika bir röportaj yapmış. Bugün Yenigün'ün 2. sayfasında tam sayfa yayınlanan röportajda onlarca eser yüzlerce şiir, binlerce habere imza koymuş SONSUZ ADAM'ı harika bir üslupla anlatıyor okuyuculara Tufan Aksoy.
İŞTE O RÖPORTAJ:
Her 15 Mayıs günü evinde kendi eseri “Hasan Tahsin Belgeseli”ni gözleri dolarak izleyen İzmir aşığı Yaşar Aksoy’un yaptıkları, yapacakları bitmiyor… Ama o kendi kendine “sonsuz”u yaşıyor…
“Gazeteci mi?” desek, gazeteci… “Şair mi?” desek, şair… “Yazar mı?” desek, yazar… “Mühendis mi?” desek, mühendis… Üstelik hem kimya mühendisi, hem de endüstri mühendisi… “Ödül mü?” desek, kıyamet kadar ödülü var… “Karşıyakalı mı?” desek, doğuştan Karşıyakalı, hem de kulüpteki sahte Karşıyakalılara inat… İzmir aşığı Yaşar Aksoy işte böylesine bir “sonsuz adam”…
Milli Kütüphane’de Perşembe günü yaptığımız söyleşiden sonra Yaşar Aksoy uzun zamandır yerleştiği Çeşme’ye gitmek üzere yanımızdan ayrılırken “Şimdi gidip iki gün uyuyacağım. İyice enerji toplayıp…..” derken; içimden “herhalde yeni bir araştırmaya falan oturacak” diye düşünüyordum ki “cumartesi günü üstüme ay-yıldızlı milli formamı giyip kahvede Türkiye maçını izleyeceğim. Oradakilerle bağırıp, çağıracağım” demez mi… “Pes” dedim… Bu kadar yoğun bir yaşamın arasında milli maçı da izlemek için vakit ayırmak, konsantre olmak zor iş ama sanıyorum ki bu maç onun hem milli hislerine hitap edecek, hem de kafa rahatlığı sağlayacaktı…
BEN GAZETECİYİM
“İzmir aşığı”nın bir ton işi arasında asıl işi gazetecilik… “Ben gazeteciyim” diyor göğsünü gere gere… Söyleşimizin çoğu Dinç Bilgin üzerine geçiyor… İkimiz de Yeni Asır kökenliyiz. Oturuyoruz, kalkıyoruz Dinç Bey’le ilgili anılardan söz ediyoruz. Yaşar kısa bir dönem zoraki bir İstanbul macerası da yaşamış. Sabah Gazetesi’nin ilk yıllarında Dinç Bey’in yanına çağırılmış ama İstanbul’un hay huyuna alışamamış, kendi tabiriyle “İzmir’e kaçmış”… Döndüğünde bir derin “ooooh” çekmiş… Nerede var bizim İzmir’in rahatı huzuru…
“Kitap yazmış…” demek yetmez “sonsuz adam” için… Öyle böyle değil 30 kitabı var Yaşar Aksoy’un. Araştırmalar, şiirler, düşünce yazıları var bu kitaplarda. Hepsi tabi İzmir üzerine… İzmir için yok yok onların içinde. Okuduğunuzda tam bir İzmir keyfi yaşıyorsunuz. Satırların arasında “meltem” esiyor. İçinizi ferahlatırcasına.
ŞİİRLERİNDE ATATÜRK VAR
Şiirlerinde ise hep Atatürk var. Dizelere şöyle bir baksanız, gurur duyarsınız Kurtuluş Savaşı’yla… Süvarilerle birlikte koşarsınız İzmir’e doğru… İzmir şiirlerinden, Alsancak şiirlerinden sonra son şiir kitabı “Paristanbul”da da hem Paris’i, hem İstanbul’u kokluyorsunuz… “Ah bir daha gidebilsem” duygusuyla içiniz kalkıyor… Yeni bir şiir kitabı daha çıkıyormuş “Rezistans” adında, direniş şiirleri olarak. Göreceğiz bakalım direniş nasıl olurmuş!
Yaşar Aksoy’la soyadı benzerliğimiz var, ama taaa ilk gençlik yıllarından beri tanışırız. Ne de olsa Karşıyakalıyız… Fakat Yaşar Aksoy benim vefat eden biraderimle tam can dostuydu… Onunla uzun yıllar arkadaşlık etmişlerdi. Acılarını, neşelerini paylaşmışlardı… “Sonsuz adam”ın dostluğu, arkadaşlığı da sonsuzdur. Mesela, babamla bile ahbaptı. Benim söyleşi sırasında öğrendiğim babamla ilgili bir anısını anlattı. Saruhan Aksoy “Karaosmanoğlu Vakfı Mütevvelisi”yken bir Japon Türkoloğu Vakıf’a götürmüş. Japon Profesörün tez konusu Karaosmanoğlu ailesiymiş, Sülale hakkında bilgi alacakmış. Babam önce Yuzo Nagato’yu Asya tarihi konusunda uzun bir sınava çekmiş, adamı bir güzel terlettikten sonra “tamam geçer not aldın, şimdi Karaosmanoğlu ailesi hakkında ne istersen sorabilirsin” demiş… Pek hoşuma gitti, tam “Sonsuz adam”a göreydi anısı…
GERÇEK KARŞIYAKALI
Gerçek yerli mi yerli bir Karşıyakalı vardı karşımda. 1947’de Karşıyaka Meşrutiyet sokağında doğmuş. Zübeyde Hanımın mezarı ve Osman Paşa Camisi civarında büyümüş. Oradaki 1850 sokağa onun adı verilmiş… Asansör Parkı’nın önündeki tabelada da onun adı yazıyor… Gurur verici bir olay olarak görürüm bu işlemleri…
Gazeteciliğe ufak ufak Akşam’da başlamış. Esas çocuk “Sonsuz adam” olmaya Demokrat İzmir’de yetişmiş… İlk adımları Atilla İlhan’ın yanında atmış… Hoca böyle olursa, talebesi de böyle olur… Daha sonra Yeni Asır… “Sadece kültür-sanata baktım. Sporla, siyasetle, ekonomiyle falan ilgilenmedim. Sevdiğim işi yaptım. Mutlu oldum. Gazeteciliği dolu dolu yaşadım” diyor gözleri ışıldayarak. Biliyoruz ki, arkasına baktığında hep güzel işler yapmış…
MELİNA'YA KÜLTÜR DERSLERİ
“İzmir aşığı” Yunanistan Kültür Bakın Melina Mercouri’ye karşı yazdığı “Melina’ya Kültür Dersleri” kitapçığını Kemeraltı’nda dağıtmaya başlayınca Yeni Asır’ın dikkatini çekmiş ve Yeni Asır’lı yıllar başlamış. Orada bir de “Ah Karşıyaka” adlı yazı dizisini patlatınca yıkılmış ortalık. Bir ay sürmüş o unutulmaz yazı dizisi… “Hep muhabir ruhuyla çalıştım. Ne makam, ne iktidar, ne oda, ne zam istedim” diyor. İşte bu yüzden İzmir’de muhabirler ona “Baba” derler… Bu da bir “sonsuz adam”lık değil mi?
Bu kadar yoğun tempolu bir hayatı bu kadar sükunetle yaşana bir insan “Sonsuz adam” sayılır… “Sonsuz adam”ın yapacakları, eserleri, konferansları, bildirileri, maç heyecanı, Karşıyakalılığı, Güzel İzmirliliği, şiirleri, yazıları, köşeleri bitmek bilmeyecek… “Sonsuz adam” böyleeeeeeece var olacak…
**************
YAŞAR AKSOY'UN
ONUR KÜTÜPHANESİ
MÜHENDİSLİK:Modern Planlamada CPM ve PERT Teknikleri
İZMİR VE EGE DİZİSİ:
Halikarnas Kadırgası
Bir Kent Bir İnsan
Karşıyaka ve KSK Tarihi
Bir Aşkın Hikayesi: Karşıyaka
İzmir Stratejik Planı
İzmir İktisat Kongresi
İzmir”i Sevme Sanatı
Asansör ve Dario Moreno Anıları
İzmir Sevgisi
Ege Sevgisi
Ege Kültürü
5000.Yılında İzmir
Smyrna-İzmir (Efsaneden Gerçeğe)
Aydınlar Kenti İzmir
Ege Bölgesi Sanayi Odası Tarihçesi
Ege Sanayi Tarihi
İzmir Fuarı
İzmir Kitap Fuarı Anıları
DÜŞÜNCE DİZİSİ:
Kalpaklı Kalkınma
Kato Palemos (Türk-Yunan Barışı)
Futbol Kültürü
ŞİİR DİZİSİ:
Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Şiirleri
Anıtkabir Destanı
Gazi Türküsü
Meserret Serçesi
İzmir Şiirleri
Alsancak Şiirleri
Siyah Şarkılar
Paristanbul
BASILMAKTA OLANLAR:
Kuvayı Milliye Yılı
Rezistans (Direniş Şiirleri)
***************
JUANİTO
ölümsüz siyah aşklarında
gardiyan bilir çektiğin acıları
dilinden düşmez yüreğinin yarası
arkadaşımın aşkısın, arkadaşımın aşkısın
efes meyhane’den mogambo’ya
muhteşem İzmir gecelerinde senin sesin
yıllar geçmiş, anılar sarı, saçlar bembeyaz
paris’te seni kucakladım
yine aşıktın, yine sırılsıklam
bu kez yaşlı bir taksi şoförü
işte yine o sensin, eski şarkılarda dirilen
kordonboyu’nda yankılanır ağlamaklı sesin
YAŞAR AKSOY
(Paristanbul kitabından)
*****************
Hoşçakal hüzün…
Zamana yenik düşmeden
Ve Nisan yağmurları
Henüz düşmeden,
Güneşe yürümekti
Tüm hayali
Elinden tutup özgürlüğü
Uzaklara gitmekti…
Ve hüzün kokulu
Bir akşam üstü
Badanalı yüzlere baktı kaldı
Öksüz – küçük bir kedi fırladı
Yanıbaşından,
Gülümsemek istedi
O an da
Gülümseyemedi…
Çirkinliklerin,
Daha da çirkince sahnelenip
Çirkinleştiği bir ortamda
Çirkefe bulaşmadı&
Onca fırtınalar
Koptu yüreğinde
Birine teslim olmadı
Belleğine sabır tohumları ekip,
Çocukluğunun
Limanına sığındı…
Çamur da atsalar
Caka da satsalar
Yoluna taş da koysalar,
O güzelliklere sevdalıydı
Nisan yağmurlarının ardından
Hoşça kal hüzün diyerek,
Elinden tutup özgürlüğü
Güneşe yürümekte kararlıydı…
İsmail ÖZELÇİNLER