|
|
KYOTO PROTOKOLU
ve GETİRDİKLERİ…
Prof.Dr.Ali GÜNGÖR
Ege Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi
Makina Mühendisliği Bölümü Başkanı
agungor55@yahoo.com
Türkiye'nin, Kyoto Protokolüne katılmasıyla ilgili kanun tasarısı 5 Şubat 2009 gününde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve yasalaştı. Neydi bu protokolün gerekçesi hatırlayalım:
Sera etkisi yaratan gazların (karbon dioksit, metan, bazı soğutucu akışkanlar v.b.) atmosfere salımlarını (emisyon) azaltmak üzere özellikle sanayileşmiş ülkelere çeşitli hedefler belirleyen uluslararası bir anlaşmadır.
Bu sera etkisi yaratan gazlar, kısmi de olsa, atmosfer tabakalarındaki sıcaklık yükselmesinin yani, küresel ısınmanın artışında ve bu sıcaklık artışının sonuçlarıyla yeryüzündeki hayatı tehdit edecek derecede artmasının nedenleri arasında gösterilmektedir.
1997 yılında oluşturulan bu protokol, 1992'de imzalanan bir çerçeve anlaşmada belirlenen ilkelere dayanmaktadır.
1997 yılları başlarında Kanada’dayken okuduğum bir gazete haberi çok ilgimi çekmişti. Bu haberde ABD’de, Kanada sınırlarına yakın bölgelerdeki sanayi kuruluşlarının oluşturduğu kirletici emisyonların, Kanada’da oluşturduğu olumsuzluklar nedeniyle, istenen tazminatlardan söz edilmekteydi. Bu haber Dünya atmosferinin tek olduğuna ve korunması gerektiğine ve tüm ülkelerin bundan sorumlu olması gerektiğine işaret ediyordu.
Nitekim, ortak geleceğimizi birlikte oluşturmak düşüncesi, bu ortak sorunlara birlikte çözüm araştırmaya yönelik, ilkeler ortaya koymayı zorunlu kılmıştır. Kyoto protokolü bu zorunluluk kaynaklıdır.
Türkiye’nin de katılımıyla 178 ülkenin ve AB’nin taraf olduğu Kyoto protokolü, sistemli uygulanabilirse istenen sonuçlara ulaşılabilecektir. ABD Kyoto protokolünden 2001 yılında çekilmiş, Bush döneminde “salım oranlarının gönüllü eylemler ve yeni enerji teknolojileri kullanılarak azaltılmasının desteklendiği” bir politika izlenmiştir. ABD’nin Kyoto protokolünden çekilmesi ve taraf olmaması, salım oranları açısından tüm salımın dörtte birini gerçekleştirmesi, Kyoto protokolünün başarısı açısından önemli bir çelişki taşımaktadır.
Kyoto protokolünde belirtilen salımların azaltılmasının (yüzde beşlere azaltmak) çok ötesinde gerçekleştirilmesi, yüzde altmışlar düzeyinde azalma sağlanabilmesi küresel ısınmanın olumsuz sonuçlarından kurtulabilmek için gereklidir. Bu kapsamda hem sanayileşmiş ve hem de gelişmekte olan ülkelerde kapsamlı önlemler gerekiyor.
Önümüzdeki yıllarda Ülkemizde olduğu gibi tüm Dünya’da beklenen gelişmeler, bu salımların azalması uygulamalarının artmasıdır. Ne tür uygulamalarla karşılaşabiliriz:
• Daha az enerji ile ısınma ve soğutmanın gerçekleştirilmesi,
• Enerji tasarrufu, enerji yönetimi, enerji performansı, enerji verimliliği terimleri çok duyulacak ve gerçekleştirilen uygulamalarda dikkate alınmalarıyla enerji tüketimleri ele alındığı sistemlerde azaltılacaktır.
• Daha az enerji tüketen araçlarla uzun yol alma, daha az enerji tüketen “enerji fakir” teknoloji sistemlerini kullanarak üretimleri gerçekleştirmek ve endüstriye yerleştirilmesini sağlamak,
• Ulaşımda, çöp depolamada çevrecilik temel ilke olacak,
• Atmosfere bırakılan metan ve karbon dioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına, (güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji v.b.) ağırlık verilecektir.
• Fosil yakıtların kullanımında özenli olunacak, alternatif yakıtlar (biyodizel v.b) geliştirilecektir.
• Çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde enerji etütleri ile, enerji yöneticileri atanmasıyla, enerji tüketimleri veya özgül enerji tüketimleri giderek azaltılacaktır.
• Termik santrallerde daha az karbon dioksit çıkartan sistemler, teknolojiler geliştirilecektir.
• Özellikle Güneş enerjisi teknolojileri çok gelişecek, “Güneş çağı” olarak adlandırılan bir döneme girilecek,
• Karbon dioksit oluşumlarının olmadığı enerji üretim teknolojileri geliştirilecektir.
• Fazla yakıt tüketen ve fazla karbon dioksit üretenden daha fazla vergi alınacak.
• Karbondioksit salımları ile ilgili ülkeler arası değiş tokuşlar gerçekleştirilecektir. Çevreyi yüksek düzeyde kirleten ülkeler, gerçekleşenden daha fazla salım düzeyi hakkı olan ülkelerden, kullanmadığı "kredileri" alabilecekler.
Kyoto Protokolü kapsamında uluslararası bağlamda, özel sektörde sera gazı salım azaltımı için yapılabilecek projeler daha kolay teşvik edilebilecektir. Geliştirilen uygulamalar ve teknolojilerle ülke ekonomisine katkı sağlanabilecektir.
Bu protokolü onaylayan Türkiye 2012 sonrası tartışmalarda söz ve karar verme hakkı elde etmiştir ve aynı zamanda da uygun şekilde sorumluluk almaya da hazırlıklı olmak zorundadır.
Bu uygulamaların gerçekleştirilmesinde ilgili Mühendislerimizin de yetiştirilmeleri, bilgi birikimlerinin artırılması gereklidir. Bu gelişimde üniversitelerimize, meslek odalarına tüm ilgili kurum ve kuruluşlara da görev düşmektedir. Bu kapsamda Ülkemizde de “5627 sayılı enerji verimliliği yasası”, “Enerji kaynaklarının ve enerjinin kullanımında verimliliğin artırılmasına dair yönetmelik”, “binalarda enerji performans yönetmeliği” gibi olumlu girişimlerin artırılması gereklidir.
Firmalarımızın mevcut üretim teknolojilerinde iyileştirmeler gerçekleştirmesi, yeni yatırımlarında enerji fakir teknolojileri seçmesi gereklidir. Bunun tüm firmalarımızın temel davranış biçimi olması sağlanabilmelidir, bunun için yasa ve yönetmeliklere gerek de olmamalıdır. Bu konulara önem veren örnek firmalarımızın artırılması gerekir.
Doğaldır ki başta kamu kurum ve kuruluşlarımızın da enerji verimliliğine gereken önemi vermeleri, yerel yönetimlerimizin enerji kullanımında örnek kuruluşların başında olması sağlanmalıdır. Yeni yerel yöneticilerimizin bu hedefleri stratejik çalışma planlarına yansıtmaları gerekir.
Toplum olarak ta insanlarımızın bilinçlendirilmesi ve kullandıkları enerji kullanan tüm cihaz, gereçlerde, yapılarda enerjiyi verimli kullanmayı düşünmeleri, uygulamaları sağlanmalıdır. Çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle de bu tür uygulamaların artmasına yönelik teşvik ve önlemlerinde getirilmesi gereklidir.
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
ENERJİ VERİMLİLİĞİ HAFTASI |||
Ülkemizde ocak ayının ikinci haftasında "Enerji Tasarrufu Haftası" düzenleniyor. Bu yıl 31'ncisini kutluyoruz...31 yıldır önemsemekteyiz enerji verimliliğini !
|
|
|
|
|
|
GÜNEŞ VE RÜZGAR |||
Türkiye'nin yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saat. Yani günlük toplam 7,2 saat ama...
|
|
AHTAPOT PAUL ÖLDÜ BİLİYORSUNUZ DEĞİL Mİ? |||
Prof. Dr. Ali Güngör Yazdı: Güneşi fazla olmayan Çek Cumhuriyeti, Avusturya ve Slovakya’da ilerlerken yol kenarları güneş pili tarlaları ve rüzgar türbini tarlaları dikkatimizi çekti.
|
|
Ahtapot Paul bilir mi? |||
Paul 2,5 yaşında, Ahtapotların ömrü ise 3 yıllar mertebesinde. Çabuk davransak mı ne? Bilir mi acep Paul, “Yenilenebilir Enerji kaynakları Kanunu”nun akıbetini?
|
|
İLET’le JİLET |||
Ulvi Ağabeyimiz bizlere Kıssadan hisse hikayeler anlatırdı. Biz de oradan yola çıkıp ağaçların önemini İlet ve Jilet hikayesiyle anlatalım.
|
|
Hakara makara |||
Söz yazarları, hatipler, politikacılar, reklamcılar v.b. son zamanlarda halk arasında çok kullanılan deyim, söz ve tekerlemeleri eserlerinde, konuşmalarında kullanır oldular.
|
|
Enerji geleceğimiz |||
Neden enerji önemli? Günlük yaşamımızdan, yaşamı kolaylaştıran endüstriyel üretimlerden vazgeçebilir miyiz bir düşünün?
|
|
Enerji verimliliği günü |||
Konforumuzda bir azalma olmadan enerjiyi verimli kullanan ve enerji tasarrufu bilinci yüksek bir toplum olma dilekleriyle.
|
|
Beş Maymun |||
Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği 5 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe girdi. Şimdi görev mühendislerde.
|
|
Güneş kentleri hayal mi? |||
4. Güneş Enerjisi Sempozyumu ve Sergisi Mersin'de düzenlendi. Güneş Enerjisi Sektörünün Gelişiminde Yol Haritası çıkarıldı.
|
|
|
|
|
|
|
|
ŞİMDİ KLİMA ZAMANI |||
Biz tel dolaplı evlerde büyüdük. Testiden su içtik, yazın yaylaya çıktık. Şimdi ise, yazlıklarda bile klima var.
|
|
“GÜNEBAKAN” MEVSİMİ ŞİMDİ… |||
Mevsim günebakan mevsimi. Hani çitlemekten çoğumuzun zevk aldığı çerezlerin bitkisine verilen adlardan biri, “günebakan”.
|
|
|
|
Dünya bir yana... |||
-Beni ne kadar seviyorsun?-Dünyalar kadar seviyorum. Böylesi çok sevdiğimiz Dünyamızı gerçekten koruyor muyuz?
|
|
KILI KIRK YARMAK… |||
Türk dili aslında öylesine zengin ki, kullandıkça, karşılaştıkça bunun farkına daha bir iyi varılıyor. Örneğin “kılı kırk yarmak” deyimi, “titizce incelemek” anlamlı.
|
|
ŞİMDİ OKULLU OLDUK… |||
Farkında mıyız yaşamın kendisi bir okul? Meslek sahipleri kendini yenilemedikçe dışlandığınızın farkında mısınız?
|
|
|
|
|
|
İnsanlar ölmesin |||
Yazarımız Prof. Dr. Ali Güngör, gaz sızıntılarını dikkat çekip "Banyo kapınızda havalandırma menfezi var mı?" diyor.
|
|
GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN… |||
Sadece duş suyunu ısıtmak için Keban Barajı’nda üretilen elektriğin 2 katını harcamak gerekiyor.
|
|
BİR ŞEY YAPMALI… (2) |||
“Biz dünyayı atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan ödünç aldık" o halde Enerjimizi temiz ve doğru kullanalım.
|
|
ATASÖZLERİNDE GÜNEŞ ENERJİSİ |||
Böylesi tanrılaştırılan Güneş ile ilgili atasözleri ve özdeyişlerde söylenmiştir.
Bu atasözleri ile neler anlatılmak istiyor dersiniz, bazılarını birlikte yorumlayalım:
|
|
BİR ŞEY YAPMALI… (1) |||
Teğet geçen bir kriz, sarsılan sanayimiz, küçülen firmalar, işsizlik…
Yine de yeni arayışlarda bulunan firmalarımız, kuruluşlarımız.
|
|
DEVRİDAİM MAKİNALARI |||
İnsanlar düşünüyor, Con Ahmet de düşünüyor. Peki yaptığı makine bedava enerji üretiyor mu? Buyrun bakalım...
|
|
|
|
BAŞKAN ADAYLARINA ÖNERİ |||
Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Başkanı Ali Güngör, yazı ailemize katıldı. Prof. Güngör’ün yazısını başkan adaylarının çok iyi okuması gerekiyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|