|
|
|
|
POPÜLİST POLİTİKACILAR YUNANİSTANI BU HALE GETİRDİ..
HER GELEN İKTİDAR AYNI HATAYI SÜRDÜRMEYE DEVAM ETTİ
Eğer komşumuz Yunanistan bugünkü zelil duruma düştüyse bunun en büyük nedeni dünyada olup bitenleri algılamak ve değişimlere göre önlemler almak yerine seçmene rüşvet vermeyi sürdüren siyasilerdir. Tabi bir de onların popülist uygulamalarından faydalanan ve yaşantılarında değişikliğe razı olmayan Yunan halkının kendisi de bu politikacılara oy verdiği için suçludur.
Yunan ekonomisinin temel sorunu Yunan tüketicisine yerel ekonomide üretilen mal ve hizmetleri satmaya devam etmesi ve bunu da değişik yollarla desteklemeyi sürdürmesidir. Dış rekabete açık olmayan ve rekabet gücü bulunmayan mal ve hizmetlerin iç ekonomideki büyük ağırlığı 2001-2008 döneminde, yani tüketici kredilerindeki patlama döneminde ise yarıyor gibi gözüktü.Ucuz kredinin körüklediği iç talepteki büyük sıçrama,sonuçta işçi ücretlerinde artışlara neden oldu, diğer üretim girdilerinde de yükselişler oldu. Sonuçta Yunan malları dünya piyasalarında rekabet gücünü kaybettiği gibi, yerli üretilen ve pahalıya satılan ürünler Almanya, Hollanda gibi diğer AB üyesi ülkelerden ithal edilen mallarla rekabet edemez hale geldi.
Yunanistan özellikle turizm ve kamyonculuk sektöründeki tekelci uygulamalarına devam etti, sistemi yenileyip rekabete açmak yerine popülist amaca yönelik, seçmene iyi gelen tekelci uygulamalar ihracatın önüne yeni engeller koydu. Yunan ekonomisinin can damarı olan turizm sektöründeki tutuculuk, bugün Yunan milli gelirinin yüzde 15’ini sağlayan bu sektörün gereken potansiyelini kullanamaz hale getirdi. Örnek verecek olursak büyük yolcu gemlerinin Yunanistan limanlarına yolcu getirebilmesi niçin gemicilerin belirli bir oranının Yunan asıllılardan olması zorunluğu var. Böylece Yunan turizmi her yıl binlerce zengin Amerikalının getirebileceği gelirden mahrum oldu. AB’nin bastırmasıyla bu konudaki uygulama zoraki de olsa AB ülkelerinin yolcu gemileri için,değişirildi ama Amerikadan veya AB üyesi olmayan ülkelerden gelen yolcu gemilerine ağır vergiler getirildi, ayrıca Yunan denizcilerinin emekli sandığına katkı yapma zorunluğu ve Yunan limanlarına geleceklerine dair 3 yıllık bir kontrat imzalamaları zorunlu hale getirildi. Bu değişkiliğe rağmen Yunan limanlarına ciddi hiç bir yolcu gemisi yanaşmadı. Yeni hükümet bu konudaki yasayı daha gerçekçi hale getirme sözü verdiyse de sonucu bekleyip görmek lazım.
Aynı popülist ve dünya gerçeklerine uymayan bir başka uygulayı da kamyonculuk ve nakliye sektöründe görüyoruz. Kamyon filosu işletebilmek için özel bir hükümet izni gerekiyor. Fakat 1970 yılından bu yana bu konuda hiç kimseye yeni izin verilmemiş. Yani 40 yıldır Yunan dış ticareti üç kata çıktı ama kamyon sayısı aynı kaldı. Yunan sanayicileri ve ihracatçıları sayıları çok az olan nakliye şirketlerine hem ülke içi nakliye hem de uluslararası nakliye için büyük paralar ödemek zorundalar. Kamyonculuk izni piyasada satılıyor ama çok büyük paralar gerekiyor, tıpkı bizdeki taksi plakaları gibi.
Bir evin eşyalarını Brükselden Atinaya getirmek, aynı eşyayı Atina’da bir mahalleden diğer mahalleye götürmekten daha ucuz. 2010 yılında bu konuda bir yasa değişikliği yapıldıysa da uygulamaya geçmek için 3 yıllık bir geçiş süresi öngörüldü. Geçtiğimiz ay bu süre de tamamlandı. Bakalım 40 yıllık popülist hatanın düzeltilmiş sonucu ne olacak? Bir başka popülist hatayı ilaç sektöründe de görüyoruz. Hükümet eczanelere yüzde 35 lik bir kar marjini garantiledi. Böylece Yunanistan Avrupanın en çok ilaç kullanan ulusu haline geldi. Yeni değişen yasa ile devletin kar garantisi azalacak.
Yunanistan ekonomisi iyi yönetilebilse bugün için Yunan adaları dünyanın her yerinden gelebilecek emekliler için cennet olabilir, hatta Avrpanın Floridaşı olur. Ama gelin görün ki, kazın ayağı öyle değil. Yunanistanda şehirlerin dışında yapılaşma ve gelişme bölgeleri yok. Yapılaşma ve inşaat ruhsatları gayetle kontrollü. Tek bir master plan uygulaması ile ancak önemli bir otelin çevresinde villa ve ev yapımına müsade edilir. Yapılan vilların ve evlerim satışı yasak olup ancak kiraya verilebilir. Aynı kısıtlama Golf sahası konusunda daha da aşırı gidiyor. Tüm ülkede 6 tane golf sahası var. İnşaaatçılar daha açık bir inşaat rejimi için baskı yapıyorlar ama bunun sonuçlarını da zaman gösterecek.
İşçi-İşveren ilişkilerinde ise çok kademeli system denilen bir ücret artışı uygulandı yıllardır. Örneğin sendikalar ve hükümet ulusal düzeyde iüyelim ki yüzde 5 lik bir ücret artışında anlaştı. Bu tüm işçiler için geçerli bir rakam, buna ek olarak sektörel düzeyde de toplu sözleşmeler uygulanır, gene örnek vermek gerekirse, bir başka sektörde de yüzde 2lik bir artış yapılır, hatta firma düzeyinde de toplu pazarlık mümkündür.. 2000-2008 döneminde ücretlerdeki kademeli artışların yıllık yüzde 9-10 arasında gerçekleştiği belirtiliyor. Bu kademeli ücret artışı enflason rakamının çok üzerinde bir gelir sağlıyordu emekçilere. Fakat işin kötü yani Yunan mallarının fiyatlarındaki artış ve gerçekçi olamayan fiyat düzeyleri oluştu. Buna karşılık işçi ücretlerini denetleyen Almanyada ürünlerin fiyatı uluslararası piyasalarda daha rekabet edebilir hale geldi. İtalya, İspanya ve Portekiz de de tıpkı Yunanistandaki türden bir ücret artışı uygulaması vardı. Bugün Yunanistanda işsizlik oranı yüzde 21 civarında, ücretler çok yüksek olduğu için işverenler sosyal sigorta ödememek amacıyla elatından nakit ödüyorlar işçi ücretlerini. Bu yıl için ulusal düzeyde ücret artışı yüzde 2,5 olarak saptandı, hükümet ayrıca kademeli müzakere sistemini de iptal etti. Bunun anlamı asgari ücrette yüzde 22 lik, 24 yasin altındaki işçi ücretlerinde ise yüzde 32 lik bir düşme anlamına geliyor. Yeni sistem sadece 3 yıl uygulanacak, 2015 yılında gene eski sisteme dönülecek.
Sizin anlayacağınız Yunan siyasetine yön veren politikacıların dar görüşlülüğü, dünya gerçeklerinden habersiz oluşları, tekelci tutumları ve bazı çıkar gruplarının amaçlarını destekleyen popüler uygulamaları ülkeyi bugünkü hale getirdi. Bunda biraz da “üzümünü ye, bağını sorma” zihniyetinde olan Yunan seçmenin de rolü var kanısındayım.
Prof. Dr. Tevfik Dalgıç
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Marka olmamanın maliyeti nedir? |||
Marka konusundaki yeni gelişmelere ve araştırmaları okudukçageçen yıl okuduğum makalenin vermek istediği mesajın içeriği iyicebelirlendi.
|
|
|
|
İnternet çağı kuralları |||
Internet çağının yarattığı yeni kurallar: Uzun Kuyruk mu, Yoksa Uzun Boyun mu? Long Tail or Long Neck?
|
|
Yönetim ve Mizah |||
Türk siyaset ve iş yaşamında çok nüktedan kişiler oldu, halen de var. Önemli olan insanın kendi hatalarına gülebilme olgunluğunu gösterebilmesidir.
|
|
FAŞİST LİBERALLER ÖYKÜSÜ |||
ABD’de bir süre önce büyük fırtınalar koparan bir kitaptan söz etmek istiyorum bu yazımda. Kitabın adı: Liberal Fascism
|
|
|
|
|
|
|
|
SORGULAMAYI BİLMEYEN TOPLUMLAR ÖĞRENEMEZ |||
Geçtiğimiz hafta iki büyük felaketi yaşadık. Önce teror belasının aldıgi canlar, kaybettiğimiz askerlerimiz, arkasından da Van ve Erciş’te meydana gelen deprem.
|
|
|
|
Türkiye'nin kendi otomobil markası |||
Prof. Dr. Tevfik Dalgıç, Türkiye'nin kendi otomobil markasını yaratması gerektiğini, markaların ülkenin imajını artırdığını tam 2 yıl önce söylemişti.
|
|
Adam seçme yanılgıları |||
Adam alırken, "Kendisi yakınımdır, ideolojime yakındır, çok iyiliğini gördüm, babası arkadaşımdır, bizim dergahtandır" görüşleri ile yola çıkanlar dikkat.
|
|
|
|
YALAN DA OLSA HOŞUMA GİDİYOR |||
rof. Dr. Tevfik Dalgıç, iltifatın insan üzerinde bıraktığı izleri irdeledi. Siz "Yalan da olsa hoşuma gidiyor, kuramını biliyor musunuz" dedi.
|
|
MUFAZAKARLIĞIN EVRENSEL KODLARI |||
ABD'de 4 bilim adamı 22 bin 818 konuşma, makale, kitap ve konferans bildirileriyi inceleyip siyasal muhafazakarlığın ortak özelliklerini belirledi.
|
|
|
|
PAZARLAMA HERKESİN GÖREVİDİR |||
Geleneksel pazarlama, reklam ve marka ilişkilerinin yeniden yapılanması ve müşteriye hizmetin önemini merkez alan bir yeni yaklaşım gerektiriyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MARKA ALGILAMASI |||
Marka algılaması ve marka yaşı ilişkisi üzerine bazı düşünceler.
|
|
MARKA VE İLETİŞİMDE İKİLEM |||
Kimlikler ile kişilikler aynı şey değildir. Kimlikler sonradan edinilir. Kişilik ise daha çok fiziksel-ruhsal nitelikler olarak tanımlanır, yani doğuştandır.
|
|
Yılmaz Özdil Fenomeni |||
Yılmaz Özdil’i Facebook’tan izleyen 288 bin 558 kişi var. 31 Mayıs sabahı itibariyle, yani tek başına ülkenin üçüncü günlük gazetesi.
|
|
|
|
AMERİKA'NIN ORTADOĞU AÇMAZI |||
Amerika bugün sözde dostu olan bu diktatörlüklere demokrasi getirse sandıktan kim çıkar dersiniz? Amerikan düşmanı olan partiler ve onların adayları.
|
|
|
|
|
|
KÜRESEL KÜLTÜR OLGUSU |||
Hollanda veya Almanyada da yatırım yapan yabancı şirket oralarda siyasete etki edemezken niye bizde siyasete etki ediyor, pisliğe bulaşıyor?.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|