|
|
|
|
BENİM BİR MELEĞİM VAR
Mutlaka herkesin bir meleği vardır ama benim meleğim başka, çünkü o gerçek bir melek. Evet yanlış okumadınız benim Eray isminde bir meleğim var. Hiç görmediğim bir meleğim.
Ben Eray’mla yüzyüze tanışamadım. Sarılıp o güzel yanaklarından öpemedim, söz verdiğim gibi saçsız başına gülen surat çizemedim. Ama ben onu çok sevdim. Hâlâ da seviyorum, ömrüm oldukça da seveceğim.
Meleğimle babası aracılığı ile tanıştık. Babası da benim gibi bir gazetenin blog yazarıydı. Büyük bir sevgiyle oğluşundan söz ediyordu. Canı, 3,5 yaşındaki biricik oğluşu ben dahil pek çok kişinin kâbusu olan kanser hastasıydı.
Baba’nın yazısını okuyunca hemen bir mesaj yollamıştım, “Size nasıl yardımım olabilir?” diye. “Yanımızda olun, dua edin yeter” diye cevap vermişledi. O günden sonra ben Eray’ımın teyzesi oldum. Anneciğiyle, babasıyla, ablasıyla telefonda pek çok kereler konuştuk. Ama onlarla yüz yüze görüşmek kısmet olmadı. Onlar İstanbul’daydı, bense “Yıkılası Dağlar” ardındayım.. Tanıştığımızdan sonra gelen ilk yılbaşında Kaan’ımla birlikte Eray’a bir sırt çantası hazırladık. Karnına basınca daha önceden kaydedilen şeyleri söyleyen bir ayıcık aldık. Ve “ Erayy! Çabuk iyileş, seni seviyoruz” diye de sesimizi kaydettik. Eray’ımın seveceğini düşündüğüm herşeyi koydum içine. Bir de güzel mektup yazdık tüm aile ortaklaşa. Eşim Levent, Büyük oğlum Anıl, küçüğümüz Kaan. Eray’a hastalığını düşünmemesini yazdık. Mutlaka iyileşeceğini onun için dua ettiğimizi yazdık. Çantayı ve mektubu postaya verdik. Eray büyük hevesle çantasını bekliyordu. Hatta hastanede doktorlara, hemşirelere bile anlatmış postacının ona hediye getireceğini. Ne oldu biliyor musunuz? O çanta Eray’a ulaşmadı. Eray hasta yatağında büyük hevesle çantasını beklerken, o çanta yerine ulaşmadı. Çünkü vicdanı olmayan bir canavar o mektubu okuduğu halde, Eray’ ın durumunu öğrendiği halde çantayı teslim etmedi. Çantayı iç etti.
Elbette taahhütlü yollamıştık.Ama hırsıza kilit dayanır mı? Posta İdaresi “Aradık bulamadık,” dedi, utanmadan “Parasını ödeyelim,” diye de teklif ettiler. İyi de, bizim çanta için verdiğimiz parayı ödeyeceksiniz. Ya, Eray’ın uğradığı düş kırıklığını nasıl onaracaksınız? Aklıma geldikçe beddua ediyorum. “Kim aldıysa o çantayı, Erayın çektiği acıların kat kat fazlasını çeksin,” diyorum.
Çantamız kaybolunca, hemen bir yenisini hazırladık. Bu sefer Bir tanıdık aracılığı ile Istanbul’a yolladık. Oradan da kargo ile emanet Eray’a ulaştı. Ertesi gün babası anlattı oğlunun sevincini. Çantasını ve içindekileri herkese göstermiş. Eray sevinince biz daha çok sevindik. Umuyorduk ki, bu çanta onun moraline moral katacaktı. İlaçlarını düzenli alıp anneyi üzmeden hastaneye gittiğini öğrenince, başka ne hediye istersin diye sordum, düşünmeden “Play station” dedi. İlaç alınca yataktan kalkacak hali kalmıyormuş, yatarak oynayacakmış. Hemen anlaştık. “Ama yemeklerini de güzel yiyeceksin,” dedim. Herşeye “piki.” diye cevap verdi. Sonra babası memleketlerine taşınacaklarını söyledi. İstanbul onların omuzlarına ağır gelmişti. Benim devletim, binlerce soyguncuyu, dolandırıcıyı bağrında barındıran devletim Eray’ımı koruyup kollamaktan geri durmuştu. Eray’ıma kol kanat gerememişti.
“Memlekete gidip yerleşecekler, bana da adres verecekler ki play stationu yollayabileyim,” diye bekledim. Ve bekledim. Gelmedi o beklediğim haber. “İşleri vardır, bir adresten diğerine gidip yerleşmek zor,” diye düşündüm.
Arada gördüğüm rüyaları hep hayra yordum. Ama elim telefona gitmedi bu zaman içinde. Belki de işitmek istemediğim şeyleri işiteceğimden korktum. Sonra bir gün korktuğum başıma geldi. Babası “Eray’ımız melek oldu, onu kaybettik,” dedi. Bunu duyduğumdan sonrasını yazamıyorum. Çünkü kabullenmek istemiyorum. Kabullendiğim sadece onun bir melek olduğu. Bir önceki yazımda bahsettiğim zor durum bu işte.
Eray daha yaşamaya bile başlayamadan hayatını kaybetti. Biz onu kaybettik. Ama onu tanıdığım kısacık zaman içinde başka kayıplarımız da oldu. Bizim o çantayı yerine ulaştırmayan kişinin insanlığı.. Adı sözde baba olan devlet babanın, babalığı da benim zihnimde tuz buz oldular.
Unutmayalım ki, binlerce Eray bu gün hastanelerde onlara uzanacak sevgi dolu bir el bekliyorlar. Ey duyarsızlar topluluğu, size nasıl bir gözlük takmamız lazım bu durumları görmeniz için! Hiç olmadık dandik yerlere para akıtanlar! Orasını burasını düzelttirmek için para döken sanatçı kılıklı şeyler! Abuk subuk kutlamalar için para harcayan ağalar, beyler! Nasıl bir gözlük takmanız lazım yaşanan bu acı gerçekleri görmeniz için. Elbette istisnalara sevgimiz, saygımız sonsuz.. Sözümüz duyarsızlara..”Yapıyorum” dediği halde yapmayanlara.
Bize uzak olan bu gerçekleri görmekte zorlanıyoruz ama, bu gerçek yakınımıza gelirse acısı çok daha derin oluyor bunu da unutmayalım.
BEYHAN BİÇKİN
|
|
|

Büyütmek için resmi tıklayınız |
|
|
|
|
|

Büyütmek için resmi tıklayınız |
|
|
|
|
|

Büyütmek için resmi tıklayınız |
|
|
|
|
|

Büyütmek için resmi tıklayınız |
|
|
|
|
|

Büyütmek için resmi tıklayınız |
|
|
| | | |
| Yazının Yorumları |
Abdullah Ünal
-
İstanbul
diyorki :
"
:(
" |
|
Aslında bir şeyler yazmaya gerek yok. Çantayı iç edene "bir gülümsemeyi Eray'a çok mu gördün" diyeyim sadece. |
02.02.2012 23:03:02 |
|
eyup pakyardım
-
k.maraş
diyorki :
"
Teşekkürler....
" |
|
Teşekkür ediyorum gösterdiğiniz ilgi ve alaka için eray'ımın "baba ölünce çocuklar nereye gider" diye bir sorusu vardı "cennete" dediğimde sanki cenneti biliyormuş gibi gülmüştü.Hastalık çocuklara yakışmıyor Tüm çocuklar sizin dediğiniz gibi daha yaşayamadan hayatlarını kaybetmesinler |
02.02.2012 15:04:12 |
|
Hülya Sezgin
-
izmir
diyorki :
"
sabır...
" |
|
Allah annesine babasına sabır versin. Yürek burkan bir öykü Beyhan hanım, elinize sağlık. Çantayı iç edenlere mi ne diyorum.....:((((( |
02.02.2012 13:09:59 |
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
|
|
|
|
POLİSE VURMAYIN EFENDİLER! |||
Oldum olası çocuklarını polisle korkutan annelere sinir olmuşumdur, çocuğunu eğitme becerisine sahip olamadıklarından polisi korkutucu olarak kullanırlar.
|
|
ŞAMPİYONNN CİMBOMMMM |||
Taraf tut, takımını destekle, ama bütün becerisi 90 dakika bir topun peşinde koşmak olanlar için kalp krizi geçirip ölme...
|
|
SOSYAL DEVLET Mİ? BİZ Mi? HA HA HA!!! |||
Zorunlu eğitim dışında eğitim alamamış gençlerin devam ettiği üretim okullarına gidenler maaş da alıyor. Ne maaşı mı diyorsunuz? Buyrun okumaya devam edin.
|
|
Sosyal Devlet Dediğin |||
25 yaş altı, zorunlu eğitimden sonra herhangi bir eğitim almamış gençlerin kişisel, sosyal ve mesleki gelişimlerine yardımcı olmak bu okulların amacı.
|
|
Atatürk Tivole'deydi |||
Tivoli Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın kalbi gibidir. Danimarka’ya gelenler Kopenhag’ı ve Tivoli’yi görmeden dönmezler ülkelerine.
|
|
BANA HABER VERMEDEN GEÇEN SENELER |||
Ben hiç bir zaman yaşımı sorun etmedim. Neden olarak da ”seneler bana sormadan geçiyor bana ne, ne halleri varsa görsünler” dedim.
|
|
ŞİKAYET ETMEYİ ÇOK SEVİYORUM |||
Danimarka’da sevdiğim bir sistemi anlatacağım size. Aslında yukarılardan birilerinin de okumasını isterdim ki sosyal devletin ne olduğunu anlasınlar.
|
|
KIRILAN HAYALLER TAMİR EDİLİR Mİ? |||
Nedir hayal kırıklığının nedeni? Beklentiler mi? Beklenmedik gelişmeler mi? Çok şey istemek mi? Hiç bir şey istememek mi? Yoksa hepsi birden mi?
|
|
Bana biraz müsaade |||
1986 yılından beri Danimarka- dayım. Ve her tatilde Türkiye’me koştum. Ve hep derim hiç bir kuvvet beni vatanımdan uzak tutamaz.
|
|
HAYDİ BUYRUN İZDİHAMA |||
İzdiham, polisi ayağa kaldıracak kadar önemliyse, konusu da çok önemli olmalı değil mi? Ama Ama nerede bizde o şans..
|
|
SAĞIM SOLUM SOBE, HANİ DEVLET NEREDE? |||
Ödemişli 26 ev hanımı 7 ay çalışıp didinip kooperatif kurmuşlar. “Helal olsun işte benim memleketimin kadını” dedim. Ata’mın dediği gibi “Övün, çalış, güven”.
|
|
BU SİGARANIN ZARARLARI BİTMEZ |||
Babam sigaraya hep karşıdır. Çok sorunlu dönemlerde tek tük içtiklerini saymazsak ömrünü sigara içmeden geçirdi.
|
|
Şehitleri Anma Günü olmaz |||
Gözünün içine bakarak büyüttüğü yavrusunu vatan için toprağa veren annenin ciğeri her gün yanıyorsa, şehitleri bir gün değil her gün anmalıyız.
|
|
EVET EĞİTİM ŞART |||
Her şeyde eğitim şart diyoruz ama eğitim sadece okulda olmaz. Hele her Eğitim Bakanı ile değişen eğitim sistemi ile hiç olmaz.
|
|
KÂBUS GERİ DÖNDÜ |||
Psikolojileri darmadağın. Yaşadıklarını en ince ayrıntısına kadar anlattırıp onları milyonlar önünde rezil etmenin anlamı ne?
|
|
KADINLAR GÜNÜ… |||
Evet bildiniz ben Kadınlar Günü kutlamasına da karşıyım.
|
|
|
|
BEKLİYORUZ |||
Patronun bize iyi davranmasını bekliyoruz, ama tek çalışanın biz olmadığımızı düşünmüyoruz. Daha az çalışıp maaşa zam yapılmasını bekliyoruz..
|
|
POLYANNA VE İÇİMİZDEKİ ÇOCUK |||
İki farklı pil takıyorlar, biri yürüyüp gidiyor diğeri yarı yolda kalıyor. Acaba diyorum bazılarımızda yanlış pil mi takılı,
|
|
DALDAN DALA |||
Yazacaklarım bu lafı söyleyen kişi ile ilgili değil. Bugün sadece dil konusunda biraz oradan biraz buradan yazmak istedim.
|
|
UNUTMAK İSTEMİYORUM |||
Hayatın ne kadar acımasız olabileceğini canım yakışıklım Fahrettin dayımı yitirdiğimizde anladım. Bu ilk yakın kaybımızdı.
|
|
|
|
|
|
BENİM BİR MELEĞİM VAR |||
Mutlaka herkesin bir meleği vardır ama benim meleğim başka, çünkü o gerçek bir melek.
|
|
|
|
Zaman İçinde Bir Gezinti.. |||
Yıl 1993. Bir sabah kalktık acı haber... Gazeteci yazar Uğur Mumcu'yu arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla kaybettik.
|
|
|
|
HERŞEYİ BEN BİLİRİM |||
Hangi konuda olursa olsun ağzınızı açtığınız anda bu kişi konuşmaya dahil olur ve başlar anlatmaya.
|
|
|
|
Yılbaşı Çılgınlığı |||
Bir tutturdular yeni yıl da yeni yıl. Ne olacak ki, yeni yıla girince ne değişecek. Kadına şiddet mi duracak, anneler ağlamayacak mı.
|
|
|
|
YEŞEREN BİR HAYAT NASIL YOKEDİLİR |||
Beyhan Biçkin, gurbetçi bir genç kızın evlilik hikayesini yazdı. Üniversiteye gidebilmesi için akrabasıyla evlendirme öyküsünü sizlerle paylaştı.
|
|
ÇEVRE TEMİZLİĞİ AŞISI VAR MI? |||
Yere çöp atanı görünce homurdanırız, ama korkudan ‘arkadaşım yere attığın o çöpü özleyen bir çöp tenekesi var şurada’ diyemeyiz.
|
|
GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR |||
Zaman zaman hepimiz içimizden ’ ah bi avrupaya gitsem başka şey istemem’ diye geçiririz. Sanırız ki avrupa açmış kucağını bizi bekliyor.
|
|
|
|
Baba bırakma beni |||
Öğrenci gurbette doğdu. Babaanne büyüttü. Ne Türkçe ne de Danimarkaca biliyordu. Okul zamanı geldi ve çocuğu yönetim geri zekalı sanıp pedagoga verdi...
|
|
BABA BIRAKMA BENİ-2 |||
Beyhan Biçkin gerçek bir gurbetçi dramını kaleme aldı. Dil bilmeden okula giden Mahzun'un çilesini yazmaya devam etti.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|