|
|
|
|
KELAYNAK ALACA AYDINLIK!..
Ben herkesin yaşamasını, hem de düne göre bugün daha iyi şartlarla yaşamasını istiyorum... Bebek iken yüzü yanan 17 yaşındaki Leyla Demirci ise birilerinin ölmesini, ölenin güzel yüzlü olmasını ve ölüm sonrası uzuvlarını bağışlamasını istiyor! Antalya’daki ilk yüz naklinden sonra sıra onun... Gerçeği görmek istemeyenlerin ise aşk kadar kuvvetli olan tutkularında başka bir şey var. Yüzsüzlük!
Fransa’ya gereğinden fazla değer verdik!. Uluslararası medyada Ermeniler güçlü biz ise haklıydık... Anlatamadık! Kendi işimizin daha zor olduğunu, Ermeni saldırısının giderek organize bir şekilde 2015’e hedeflendiğini bildiğimiz halde uzun vadeli planları kısa zamanda hayata geçiremedik... Sarkozy 1915 olaylarını Ermenilere rüşvet olarak sundu... Dönüp bize de akıl vermedi mi? “Daha sakin olun. Biz bu kanunla hiç bir ülkeyi hedef almadık.”. Hiç bir ülke! Sadece Türkiye...
Gerçeğim yüzü ortaya çıkmadı! Prim yapan şey ne oldu? Sarkozy’nin yüzsüzlüğü!.. Dışarda uğradığımız haksızlıkları içerde kendi vatandaşlarımıza uyguluyoruz... Kafamızın tası bir türlü atmıyor... Nedir bu iş neden bitmiyor?.. Kazıyoruz, kafatası buluyoruz... 13 oluyor... 23 oluyor... Gerçeği bulamazken dedikodunun sıcaklığı, kini, nefreti öne alanlar için senaryo oluyor...
Ece bebek 43 günlük... Annesinin sarıp sarmaladığı kundakla resmi işlem peşinde... Sosyal yardım evraklarını tamamlamak için vesikalık resim peşinde... Bir ara uyanıyor... Bütün gücü ile ağlıyor... Pişman herhalde... Annesinin dizleri imdada yetişiyor. Bir sağa bir sola... Olmadı ıslak emzik ağıza... Bir parmak balla sağlanan suskunluğun devamı bir parmak boyu kadar!
Mustafa Pektaş da ağlıyor... Onun suskunluğu 60 yıl sonra bitmiş! Bağırıyor... Sakarya’ da başına geleni duymayan yok... Eli cebine gidince öfkesi katlanıyor. 60 yaşını geçeli bir kaç ay olmuş olmasına ama nüfus kâğıdı 12 günlüksün diyor... Cümle âlem, gözü ile gördüğü 60 lık adama değil, yanlış yazıldığını bildiği nüfus kâğıdına inanıyor. Ve Sakaryalı Mustafa 60 yıllık ömrünün 12 inci gününde gerçeği ispatlayamadığı için eczaneden ilaçlarını indirimli alamıyor! 12 günlük ya...
Ülkemin hemen her yanında alaca karanlık daha ileri demokrasi sloganı ile daha da yaygın hale gelmiyor mu? Rakamların yalan söylemesi zora giriyor... Askeri vesayetten şikâyetçi olanların gözü askerden başka bir hedef görmüyor. Sivil vesayetin rütbesi yok, adı yok, izi yok, örgütü yok! Öyle mi? Dün varolan bugün soramadığımız ne dersiniz? Yol yoktu... Okula gitmek için çoğu zaman 2 saat yürüdüm. Otobüs boş ise bizi en arkaya alırlardı ve o günü hayatımızın en şanslı günü sayardık! Mahalle bakkalında satılan mallar on parmak kadardı... Yoklar çoktu... Çok şey yoktu... Ama sevgi vardı... Yakınlık vardı... Adamların cepleri değil ama yürekleri dolu idi! Dünün yokluğunu, bugünün varlığı ile değişemiyorum!.
Mechul işleri meşhur işler haline getirmedik mi? 21 yılda 1901 faili meçhul cinayeti özgür yaşam felsefesine ve ifade hürriyetine temel yaptık... Onları temellere attık... Yalan yanlış manşetlerle meçhullere heyecan kattık! İleri demokrasi diye diye ilerledik. Asla durmadık... Hayret verici rakamlara da ulaştık. Sadece geçen yıldan bu yıla 10 basamak birden geriye düştük... 178 ülke arasında 149’cu olduk.. Yoksulluk sıralamasında ülke coğrafyasını şaşkına çevirdik... Yoksulluk oranı Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 2010 yılı itibariyle yıllık bazda 2,2 puan azaldı ve yüzde 11,5 olarak belirlendi. Söz konusu dönemde Doğu Karadeniz Bölgesindeki yoksulların sayısı ise 61 bin kişi artarak, 336 bin kişiye yükseldi Elden bırakmadığınız birinciliklerimiz var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) geçen yıl en fazla mahkûm edilen ülkeler sıralamasında Türkiye ilk sırada yer aldı. (AİHM) Başkanı Nicolas Bratza, Strasbourg mahkemesinin, 2011 yılı çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi ve şunları açıkladı. “ Türkiye geçen yıl 159 davada, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin en az bir maddesini ihlalden dolayı AİHM’de mahkûm edildi”. Bir birinciliğimiz oldu... Türkiye’yi bu sıralamada 121 davayla Rusya, 105 davayla Ukrayna izledi. Yunanistan 69, Romanya 58, Polonya 54 davada yine AİHS’nin en az bir maddesinin ihlali dolayısıyla geçen yıl Strasbourg Mahkemesi tarafından mahkûm edildi.
İçimiz rahat olsun... Siyaset ve siyasetçi her zaman milletin emrindedir. Millet ne isterse onu yapar! Siyaset kendi isteklerini de yaparken “Millet istiyor” der... Kimsenin aklına Millet kim demek gelmez! O sırada vicdan senelik iznini kullanır! Hâkim “vicdanım rahat değil... Elimizde delil yoktu” derken Dink davasının savcısı da tek konuda hâkimle ayni şeyi söyler. Onun da vicdanı rahat değildir.“Vicdanım rahat değil... Dosyalarda delil de vardı, örgüt te”.Gene de bir şey eksik! Hukuk kavramına olan inanca güven yok!
Her gün bir yeni skandal yeni bir olay yansıyor.. Büyük bir kaynayan kazan fokur fokur. Kazanda kazananlar sır gibi! Futbolda Şike davası... 8 takım 93 kişi... Yıllarca şikâyet edilen konu yargıya gidince kulüplerin alacakaranlığı daha da yakına geldi! Bilinmezler bilinir, bilinirler bilinmez oldu... Alacakaranlıkla dansa alıştık... Biri bir vals çalsa ayaklarımız dolanacak. Tempoyu yakalayamayacağız. Normali, uygunu, güzeli, doğruyu unuttuğumuz ortaya çıkacak... Gide gide alacakaranlıktan alaca bulaca aydınlığa mı ulaşacağız!
YALÇIN KAMACIOĞLU
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
Yazmak İstemiyorum |||
İçimdeki keyifsizlik her hafta biraz daha arttı... Olayları çok kere anlayamadım!... Sonra dinleyemez oldum...
|
|
DÜNÜ DÜN KILABİLMEK! |||
“Eğer sizi üzen insanlara hala selâm verebiliyorsanız bu vicdanınızın sadakasıdır!”
|
|
Bağıra bağıra boğuluyoruz! |||
Anladım ki bu mantığın çıktığı meydanda meydan kavgasına dönen mantıksızlık saldırısı var! Anlatamıyorsunuz! Zaman geliyor kimse kulak vermiyor...
|
|
KOMPLE... KOMPLO! |||
Şimdi yer yerinden oynar diye bellediğim hiç bir olayda kimsenin kılı kıpırdamıyor!.. Herkes herşeyi biliyor ama kimse bildiğini söylemiyor. İfade özgürlüğünü ifade edilebilecek son hali mi bu?
|
|
Kin’i, nefreti düşman kılmak! |||
Sivas davası... Zamanaşımı kararı ile adaletin tecellisi ufkunu karartmadı mı! 35 kişi cayır cayır yanarak öldürüldü.
|
|
|
|
CANİLER CENNETİ! |||
Tarafsız Bölge programında oluşan gölgeye tarafsız kalma şansım yok... Laf dolanıp gelmiş ve yıllanmış bir yaraya molotofkokteyli atmıştı...
|
|
|
|
|
|
MİT yeniği! |||
İnanılmaz bir kargaşanın başındayız. Şaşırmayı ve şaşırtmayı seviyoruz. İstihbarat için şeytanla bile görüşmek normal olur.
|
|
Sabrın sonu melanet! |||
Düşünce ve ifade özgürlüğünü neden yan yana koymuşlar... Gerek var mıydı?.. Düşün... Düşün... İster başını ellerinin arasına al düşün...
|
|
ALACA AYDINLIK!.. |||
17 yaşındaki Leyla Demirci ise birilerinin ölmesini, ölenin güzel yüzlü olmasını ve ölüm sonrası uzuvlarını bağışlamasını istiyor!
|
|
|
|
Halk desteği adaletten üstün mü? |||
Arada bir araştırmalar geliyor gündeme... AKP halk desteğini % 52 ye çıkardı... Bu orana dayalı gerçek biz ne dersek o doğrudur mu?
|
|
Fren patlamadan! |||
Yayın gerildiği ve okun havada yön bulduğunu işaret eden vınlama sesinin netleştiği bir noktadayız...
|
|
GAZETA-KODUCU ! |||
Konuya, kapıdan girmeyi isterdim... Öyle ya, iyi bir iş yapacak isek bacayı unutup kapıdan girmemiz gerekir...
|
|
DELİLİĞİN AKILLI YANI! |||
Fransız parlementosuna Fransız kalmak varken vakti, zamanı, mevsimi, gülü, dikeni belli olan soykırım tasarısı ile gene tasalandık!
|
|
Bin bakire aranıyor |||
Elçiye zeval olmaz! Neden bana kim arıyor der gibi bakıyorsunuz? Veya ben öyle hissediyorum... Soruyu tahmin etmem zor da değil.
|
|
Rasgele Denizci |||
Hoş bulmak isterdim ama loş buldum! Övgün için teşekkür ederim. Sırt sıvazlanması hemen hemen her zaman iyi geliyor.
|
|
DÜZLEŞTİK!... |||
Pandora’nın açılmadık kutusu, söylenmedik kötüsü kalmadı! Yüzleşenlerin yüzlerine baktım... Suratları gitmiş, gergin suretleri kalmıştı!
|
|
HİCRANİ RED! |||
Saniye saniye değişen konular, siyaset sahnesinin giderek ağırlaşan ithamları... Belgeler... Dengeler...
|
|
GİZLİ KURBAN! |||
Ülkemi öylesine özlemişim ki öküzleri bile gözümde iki misli kıymete bindi...
|
|
ALACA AYDINLIK! |||
Her sabah Afrika'da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir...
|
|
Kalın kafalara ince kolonlar! |||
Yetişmiş gazeteciler! arkalarına bakmadan, hedefsiz koşmaktan yetişemiyorlar! Cahil kalıyorlar! Haber cahili oluyorlar.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|