|
|
|
|
Zaman İçinde Bir Gezinti..
Yıl 1993. Bir sabah kalktık acı haber... Gazeteci yazar Uğur Mumcu'yu arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla kaybettik. Aslında sadece Uğur Mumcu'yu sevenler değil tüm Türkiye kaybetti. Neden diye soran olmaz ama soranlara, aydınlığa giderken tutulan mum söndürüldü, demek yeterli sanırım.
Diğerleri gibi Uğur Mumcuyu da unuttuk: Tek düşüncesi halkı olan Mumcu'yu. Türklüğe hakaretten yargılanmadığı için, sözde değil özde Atatürkçü olduğu için ne yazık ki imkanlar Uğur Mumcu'nun katillerinin de bulunmasına el vermedi. Onlar da ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyor.
Yıl 2001 oldu. Bu sefer kanlı eller Diyarbakır’a ulaştı. Herkesin sevdiği tam bir halk babası Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ı silahlı saldırı sonucu kaybettik. Okkan Hizbullah'ın ölüm listesinde birinci sırada yer alıyordu bunu gazeteler yazar dururdu.
Hizbullah operasyonları ile dikkat çekmişti Okkan. Korkmadan yılmadan çevresine güven ve sevgi vererek ilerlediği yolda durduruldu. Hem öyle bir durdurmaydı ki, sanki ne olur ne olmaz sağ kalmasın diye çapraz ateşe alarak kıydılar ona. Kimdi kıydıkları? Güneydoğulu Gazeteciler Cemiyeti'nin 30 Eylül 2000 günü 'Yılın Bürokratı' seçtiği biriydi. Diyarbakır'da huzur ve güvenliği sağlamak için her yere güvenlik kamerası taktıran, bayan polis memurlarının da çalışmasına ortam sağlayan, çocuğundan yaşlısına kendisinden başka herkesi düşünen birine kıydılar. Bu kişi Türklüğe hakaretten yargılanmadığı için katilleri ne yazık ki hala gerine gerine geziyorlar.
Yıl 2006 oldu. Bu sefer terör değil resmen cahillik çok sevdiğimiz bir can aldı. Tiyatrodan, sinemadan, yaptığı seslendirmelerden tanıdığımız, gerçek sanatçılardan Mümtaz Sevinç evinde bıçaklanarak öldürüldü. Bu nasıl sevgidir hiç anlamadım ama sevdiğim için yaptım, diyen bayandan bir daha ses çıkmadı.
Bazı olaylar vardır ne olursa olsun, ne kadar çaba sarfederseniz sarfedin anlamakta zorluk çekersiniz. Anlamaya çabalarsınız ama anlayamazsınız. Çünkü aynı mantıkla düşünmeye çabalasanız da düşünemezsiniz. Sadece bir kaç ay önce söylenenlerin tam tersi söylenen sözleri anlamaya çalışır yine anlayamazsınız. Hele hele suçlu bulup ceza verdiğiniz kişiyi kahraman ilan etmelerini hiç anlamazsınız. Anlamazsınız ama yiten cana saygınızdan susarsınız. Ama olay diğer yiten canların önüne geçerse artık susmamayı tercih eder bir iki şey de ben yazayım dersiniz ya, işte benim yazım böyle birşey.
Beyhan BİÇKİN
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
DALDAN DALA |||
Yazacaklarım bu lafı söyleyen kişi ile ilgili değil. Bugün sadece dil konusunda biraz oradan biraz buradan yazmak istedim.
|
|
UNUTMAK İSTEMİYORUM |||
Hayatın ne kadar acımasız olabileceğini canım yakışıklım Fahrettin dayımı yitirdiğimizde anladım. Bu ilk yakın kaybımızdı.
|
|
|
|
|
|
BENİM BİR MELEĞİM VAR |||
Mutlaka herkesin bir meleği vardır ama benim meleğim başka, çünkü o gerçek bir melek.
|
|
|
|
Zaman İçinde Bir Gezinti.. |||
Yıl 1993. Bir sabah kalktık acı haber... Gazeteci yazar Uğur Mumcu'yu arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla kaybettik.
|
|
|
|
HERŞEYİ BEN BİLİRİM |||
Hangi konuda olursa olsun ağzınızı açtığınız anda bu kişi konuşmaya dahil olur ve başlar anlatmaya.
|
|
|
|
Yılbaşı Çılgınlığı |||
Bir tutturdular yeni yıl da yeni yıl. Ne olacak ki, yeni yıla girince ne değişecek. Kadına şiddet mi duracak, anneler ağlamayacak mı.
|
|
|
|
YEŞEREN BİR HAYAT NASIL YOKEDİLİR |||
Beyhan Biçkin, gurbetçi bir genç kızın evlilik hikayesini yazdı. Üniversiteye gidebilmesi için akrabasıyla evlendirme öyküsünü sizlerle paylaştı.
|
|
ÇEVRE TEMİZLİĞİ AŞISI VAR MI? |||
Yere çöp atanı görünce homurdanırız, ama korkudan ‘arkadaşım yere attığın o çöpü özleyen bir çöp tenekesi var şurada’ diyemeyiz.
|
|
GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR |||
Zaman zaman hepimiz içimizden ’ ah bi avrupaya gitsem başka şey istemem’ diye geçiririz. Sanırız ki avrupa açmış kucağını bizi bekliyor.
|
|
|
|
Baba bırakma beni |||
Öğrenci gurbette doğdu. Babaanne büyüttü. Ne Türkçe ne de Danimarkaca biliyordu. Okul zamanı geldi ve çocuğu yönetim geri zekalı sanıp pedagoga verdi...
|
|
BABA BIRAKMA BENİ-2 |||
Beyhan Biçkin gerçek bir gurbetçi dramını kaleme aldı. Dil bilmeden okula giden Mahzun'un çilesini yazmaya devam etti.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|