|
|
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ...
“Çocukluğumda...” diye söze başlayacağım ama yaşım ortaya çıkacak. Bari bir arkadaşın çocukluğu diye başlayayım da akıllarda soru işareti kalmasın. Bir de 1964 doğumlu olduğum açıkça anlaşılmasın...
Bu arkadaşın çocukluğunda mahalle kavramı varmış. Ama şimdilerin mahallelerinden farklı bir mahalleymiş bu. Hiper marketin değil bakkalların var olduğu, istediğin meyveyi sebzeyi seçip alabildiğin manavların var olduğu bir mahalle. Bu arada bir bir şey satın almayacak olsan da girip saatlerce konuşup sohbet edebileceğin manifaturacı bir ablanın dükkânı da varmış. Mahallede herkes birbirini tanır, herkes birbirinin çocuğuna göz kulak olurmuş. Şimdiler gibi kaçırma korkusu olmadığından çocuklar geç saatlere kadar sokakta oynar, eğlenirlermiş. Akşam saati gelip anneler balkondan seslenmeye başlayınca çocuklar birer birer evlerine döner, yemekten sonra hangi diziyi seyredelim kaygısı yerine hangi komşuya oturmaya gidelim diye düşünürlermiş.
Komşu ziyaretinde ülkede alınan adeletsiz kararları konuşmak yerine, güle oynaya sohbetler ederlermiş. Çocukların binbir çeşit sınav derdi olmadığından yatma saati gelene kadar değişik oyunlar oynamaya vakitleri olurmuş.
Okula giderken parkın köşesinde buluşur, okula servisle değil güle oynaya giderlermiş. O zamanlar andımızı okumak yasak olmadığından andımızı okurken avazı çıktığı kadar gururla bağırırlarmış:
”TÜRK’ÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM, YASAM; KÜÇÜKLERİMİ KORUMAK, BÜYÜKLERİMİ SAYMAK, YURDUMU , MİLLETİMİ, ÖZÜMDEN ÇOK SEVMEKTİR. ÜLKÜM; YÜKSELMEK, İLERİ GİTMEKTİR.
EN BÜYÜK TÜRK ATATÜRK. AÇTIĞIN YOLDA, GÖSTERDİĞİN HEDEFE DURMADAN YÜRÜYECEĞİME ANT İÇERİM. VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE”
Derslere mıymıntı, kararsız, umutsuz halde, cebinde bıçakla, ya da silahla değil; sevinçle öğretmenlerinin ellerinden tutarak girerlermiş. Çünkü o zamanda göreve atanmayı bekleyen binlerce öğretmen varken, başka mesleklerden hatta mesleği olmayan sözleşmeli kişilerden öğretmen diye birilerini sınıflara sokmak yokmuş. Çocuklar gerçek öğretmenlerden ders alırlarmış.
İlkokuldan liseye kadar bu vatanın ne zor şartlarda kazanıldığını öğrenir, ne pahasına olursa olsun vatanı sevmenin korumanın önemini öğrenirlermiş. O zaman da işsizlik varmış ama kimse imzalı karvizitle iş bulmadığından nasıl olsa bir gün ben de iş bulurum güvencesi varmış. O yüzden de gençler karamsar değil kararlılarmış.
Bilmem kaç daireli bloklarda birbirini tanımadan oturmak o zamanda bilinmezmiş. Onlar en fazla dört beş katlı apartmanlarda oturduklarından, pikniğe giderken, denize giderken komşularını çağırmadan gitmezlermiş. Bayram gelmeden nereye kaçsak düşüncesi olmadığından, bayram alışverişine bile birlikte çıkarlarmış. Bayram gelince de birbirini ziyaret etmeyen kalmazmış.
Az ile yetinip mutlu olmayı bildiklerinden, kimse kimsenin kolundaki bileziğe, cüzdanındaki emekli aylığına göz dikmezmiş. İnsanlar her an kapkaça uğrama korkusu ile değil, güvenle çevresinde tanıdıklara selam vererek yürürlermiş.
Kredi kartı diye bir öcü daha insanların hayatını mahvetmeye başlamadığı için, herkes cebindeki kadar para harcar, ya benden para isterse korkusu olmadığı için de, gelse de bir kahve içip hal hatır sorsak diye dostlarının yolunu gözlermiş.
Sonra zamanla andımız kalkmış okullardan. Çocuklar yarış atı gibi ders dışında hiç bir şeye vakit ayıramayan robotlara dönüşmüş. Anneler dizi derdine düşmüş. Babalar geçim derdine düşmüş. Küçüğe sevgi büyüğe saygı yerini, küçüğe dayak büyüğe çemkirmeye bırakmış. Dostluk kaybolmuş, yerini post sahiplerine yalakalığa bırakmış. Bayramlar tatil yapmak için fırsat, kredi kartları maaşı yetmeyene tuzak olmuş.
Değerler değişmiş. O güzelim mahallelerin şen ve şakrak insanları bakıp da görmeyen, duyup da dinlemeyen, düşünmeyen, fikir üretemeyen hemen her konuda karamsar insan yığınlarına dönüşmüş.
O günlerin kardeşlik, dostluk havasında bin bir umutla ve umutla büyüyen benim söz konusu ettiğim arkadaşım, şimdilerde bir yandan ağrıyan dizlerini ovuşturuyor, bir yandan da umutsuzca dua ediyormuş: “Allahım, ne olur şu gördüğüm rüya olsun. Uyanınca memleketim hâlâ huzurlu olsun, gençler herzamankinden daha umutlu olsun.”
Beyhan BİÇKİN
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
|
|
|
|
POLİSE VURMAYIN EFENDİLER! |||
Oldum olası çocuklarını polisle korkutan annelere sinir olmuşumdur, çocuğunu eğitme becerisine sahip olamadıklarından polisi korkutucu olarak kullanırlar.
|
|
ŞAMPİYONNN CİMBOMMMM |||
Taraf tut, takımını destekle, ama bütün becerisi 90 dakika bir topun peşinde koşmak olanlar için kalp krizi geçirip ölme...
|
|
SOSYAL DEVLET Mİ? BİZ Mi? HA HA HA!!! |||
Zorunlu eğitim dışında eğitim alamamış gençlerin devam ettiği üretim okullarına gidenler maaş da alıyor. Ne maaşı mı diyorsunuz? Buyrun okumaya devam edin.
|
|
Sosyal Devlet Dediğin |||
25 yaş altı, zorunlu eğitimden sonra herhangi bir eğitim almamış gençlerin kişisel, sosyal ve mesleki gelişimlerine yardımcı olmak bu okulların amacı.
|
|
Atatürk Tivole'deydi |||
Tivoli Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın kalbi gibidir. Danimarka’ya gelenler Kopenhag’ı ve Tivoli’yi görmeden dönmezler ülkelerine.
|
|
BANA HABER VERMEDEN GEÇEN SENELER |||
Ben hiç bir zaman yaşımı sorun etmedim. Neden olarak da ”seneler bana sormadan geçiyor bana ne, ne halleri varsa görsünler” dedim.
|
|
ŞİKAYET ETMEYİ ÇOK SEVİYORUM |||
Danimarka’da sevdiğim bir sistemi anlatacağım size. Aslında yukarılardan birilerinin de okumasını isterdim ki sosyal devletin ne olduğunu anlasınlar.
|
|
KIRILAN HAYALLER TAMİR EDİLİR Mİ? |||
Nedir hayal kırıklığının nedeni? Beklentiler mi? Beklenmedik gelişmeler mi? Çok şey istemek mi? Hiç bir şey istememek mi? Yoksa hepsi birden mi?
|
|
Bana biraz müsaade |||
1986 yılından beri Danimarka- dayım. Ve her tatilde Türkiye’me koştum. Ve hep derim hiç bir kuvvet beni vatanımdan uzak tutamaz.
|
|
HAYDİ BUYRUN İZDİHAMA |||
İzdiham, polisi ayağa kaldıracak kadar önemliyse, konusu da çok önemli olmalı değil mi? Ama Ama nerede bizde o şans..
|
|
SAĞIM SOLUM SOBE, HANİ DEVLET NEREDE? |||
Ödemişli 26 ev hanımı 7 ay çalışıp didinip kooperatif kurmuşlar. “Helal olsun işte benim memleketimin kadını” dedim. Ata’mın dediği gibi “Övün, çalış, güven”.
|
|
BU SİGARANIN ZARARLARI BİTMEZ |||
Babam sigaraya hep karşıdır. Çok sorunlu dönemlerde tek tük içtiklerini saymazsak ömrünü sigara içmeden geçirdi.
|
|
Şehitleri Anma Günü olmaz |||
Gözünün içine bakarak büyüttüğü yavrusunu vatan için toprağa veren annenin ciğeri her gün yanıyorsa, şehitleri bir gün değil her gün anmalıyız.
|
|
EVET EĞİTİM ŞART |||
Her şeyde eğitim şart diyoruz ama eğitim sadece okulda olmaz. Hele her Eğitim Bakanı ile değişen eğitim sistemi ile hiç olmaz.
|
|
KÂBUS GERİ DÖNDÜ |||
Psikolojileri darmadağın. Yaşadıklarını en ince ayrıntısına kadar anlattırıp onları milyonlar önünde rezil etmenin anlamı ne?
|
|
KADINLAR GÜNÜ… |||
Evet bildiniz ben Kadınlar Günü kutlamasına da karşıyım.
|
|
|
|
BEKLİYORUZ |||
Patronun bize iyi davranmasını bekliyoruz, ama tek çalışanın biz olmadığımızı düşünmüyoruz. Daha az çalışıp maaşa zam yapılmasını bekliyoruz..
|
|
POLYANNA VE İÇİMİZDEKİ ÇOCUK |||
İki farklı pil takıyorlar, biri yürüyüp gidiyor diğeri yarı yolda kalıyor. Acaba diyorum bazılarımızda yanlış pil mi takılı,
|
|
DALDAN DALA |||
Yazacaklarım bu lafı söyleyen kişi ile ilgili değil. Bugün sadece dil konusunda biraz oradan biraz buradan yazmak istedim.
|
|
UNUTMAK İSTEMİYORUM |||
Hayatın ne kadar acımasız olabileceğini canım yakışıklım Fahrettin dayımı yitirdiğimizde anladım. Bu ilk yakın kaybımızdı.
|
|
|
|
|
|
BENİM BİR MELEĞİM VAR |||
Mutlaka herkesin bir meleği vardır ama benim meleğim başka, çünkü o gerçek bir melek.
|
|
|
|
Zaman İçinde Bir Gezinti.. |||
Yıl 1993. Bir sabah kalktık acı haber... Gazeteci yazar Uğur Mumcu'yu arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla kaybettik.
|
|
|
|
HERŞEYİ BEN BİLİRİM |||
Hangi konuda olursa olsun ağzınızı açtığınız anda bu kişi konuşmaya dahil olur ve başlar anlatmaya.
|
|
|
|
Yılbaşı Çılgınlığı |||
Bir tutturdular yeni yıl da yeni yıl. Ne olacak ki, yeni yıla girince ne değişecek. Kadına şiddet mi duracak, anneler ağlamayacak mı.
|
|
|
|
YEŞEREN BİR HAYAT NASIL YOKEDİLİR |||
Beyhan Biçkin, gurbetçi bir genç kızın evlilik hikayesini yazdı. Üniversiteye gidebilmesi için akrabasıyla evlendirme öyküsünü sizlerle paylaştı.
|
|
ÇEVRE TEMİZLİĞİ AŞISI VAR MI? |||
Yere çöp atanı görünce homurdanırız, ama korkudan ‘arkadaşım yere attığın o çöpü özleyen bir çöp tenekesi var şurada’ diyemeyiz.
|
|
GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR |||
Zaman zaman hepimiz içimizden ’ ah bi avrupaya gitsem başka şey istemem’ diye geçiririz. Sanırız ki avrupa açmış kucağını bizi bekliyor.
|
|
|
|
Baba bırakma beni |||
Öğrenci gurbette doğdu. Babaanne büyüttü. Ne Türkçe ne de Danimarkaca biliyordu. Okul zamanı geldi ve çocuğu yönetim geri zekalı sanıp pedagoga verdi...
|
|
BABA BIRAKMA BENİ-2 |||
Beyhan Biçkin gerçek bir gurbetçi dramını kaleme aldı. Dil bilmeden okula giden Mahzun'un çilesini yazmaya devam etti.
|
|
|
|
|
|
|
|
|