|
|
|
|
Danimarka'dan yazan Beyhan Biçkin yılbaşı gözlemleriyle analiz yaptı. Bu defa kalemin mürekkebini bol bulmuş ve içindeki coşku eline vurmuş ki iki yazılık bir köşe olmuş. iki ayrı gün vermeye ve de yazıyı bölmeye yüreğimiz istemedi. Biraz uzun oldu ama çok farklı bir bakış acısı olduğunu göreceksiz. Şimdi buyrun yazıya... (iı)
Yılbaşı Çılgınlığı (I)
Bazen düşünüyorum da acaba bazı şeyleri biraz fazla mı abartıyoruz diyorum. Biz yani memleketim insanı biz.. Hem içerideki, hem dışarıdaki biz.
Önce Danimarka’da biz’e bakalım. Noel yaklaştı ya Danimarka'nın her yerine hayat geldi. Danimarka bir güneş açınca yaşar bir de noel zamanı. Güneşi görünce millet parklara bahçelere öyle bir dolar ki, bunca insan mı yaşıyormuş buralarda, diye şaşar kalırsınız.
Danimarka’da yaz günlerinde güneş gece 23.00 sıralarında batar. Hele de hava güzelse sokaklar, deniz kenarları cıvıl cıvıl olur. İnsanlarda bir telaş gözlenir. Bir an önce işten, okuldan eve dönüp kendilerini parklara, ya da deniz kenarına atma telaşıdır bu. Aileler piknik sepetlerini hazırlar saat 16- 17 gibi deniz kenarına inerler. Bizim gece dediğimiz, ama güneşin henüz batmadığı 22.00 sıralarında da evlerine dönerler. Mevsim kış olunca gündüzleri 16.00 sıralarında zifiri karanlık olur. Güneş bir saat kadar önce batmıştır ve yerini simsiyah buz gibi bir karanlığa bırakmıştır. Bu koyu karanlığa ve soğuğa karşın Ortalığı yaklaşan noel ısıtır. Aklınıza gelen herşey ışıklandırılır. Ağaçlar, evler, elektrik direkleri, vitrinler hatta çöp tenekeleri. Her yerde bir sene önce kullanılan noel süsleri göze çarpar, göz doldurur. Sırası gelmişken belirtmeliyim, burada kullanılan süsler bir kerelik değil, masrafı azaltmak için çok kereliktir.
Sokaklarda noel şarkıları söyleyenler, elinde hediyelerle gezen noel babalar.. İnsanları ayrı bir telaş sarar. O soğukta battaniyelere sarılmak zorunda kalsalar bile alışveriş sonrası mutlaka bir yerlerde oturup sıcak kahve içerler. Bu iki durum dışında saat akşam saat 17.00 den sonra sokaklarda pek Danimarkalı bulamazsınız. Ama bizden birilerini bulmak kolaydır. İnanmak zor ama 5- 6 yaşında bebelerimiz gecenin bir vakti sokaklarda bağırış çağırış koşarlar, nedeni ise ya evde misafir vardır gürültü etmesinler diye kapı dışarı edilmişlerdir. Ya da okul nasıl olsa tatil diye sokaktadırlar.
Noel zamanında en feci olay bizim buralarda havai fişek olayıdır. Satışlar hemen Noel sonrası başlar. Normal aileler yılbaşı gecesi patlatacağı miktarda patlayıcıyı alır, güvenli bir yere saklar. Yılbaşı gecesi saat 24.00 e doğru da ailece çıkıp eğlenirler. Bizde durum farklıdır. Bizim çocuklarımız satışlar başlar başlamaz buldukları tüm parayı çata patlara ve yaşlarına uygun havai fişeklere yatırırlar.
Burada herkese satış yapılmaz. 17 yaş sınırı var. bizim bebeler sağda solda bekleşip tanıdıklara yalvarırlar. “Bize vermiyorlar, sen alıver amca..” Ya da “Teyze ne olursun, anama da söyleme..” Sonra da ver elini sokaklar. Gecenin bir yarısına kadar bunları aklınıza gelen her yerde patlatırlar. Apartman aralarında, çüp tenekesi içinde, bağladıkları kuru ağaç dallarında, yolda giden insanların enselerinde, arabaların eksozları içinde.. Bunun adı onlar için eğlencedir, mahalleli için ise işkencedir. Çünkü kapalı yerlerde patlatılan birbirine bağlı 15-20 çatapatın çıkardığı gürültü insanların aklını başından alır. Bu çocuklar arasında ilaç için arasanız Danimarkalı çocuk bulunmaz.
Avrupa’da yaşayan pek çok vatandaşımız ev ve ağaç süsleme konusunda pek istekli değildir. Ama Türkiye’ye bakıyoruz, televizyonları izliyoruz, şaşırıp kalmamak elde değil. Vitrinler, alışveriş merkezleri, sokaklar evler Danimarka’dan daha fazla süslenmiş, insanlar güncel sorunlardan uzaklaşmış, geçim derdini unutmuş ucuz eşya fuarına akın etmiş. Bir tv kanalında seyrettim spiker soruyor ‘ neler aldınız’ cevap ‘ ay pek çok şey aldım ama tam bilmiyorum eve gidince bakacağım’ bir diğer vatandaş ‘ aldıklarınız işe yarayacak mı’ sorusuna ‘ bilmiyorum ama çok ucuz geldi bana’ diye cevap veriyor. Keşke diyorum, insanlar ucuzluğuna bakarak değil de ihtiyaca ve bütçesine uygun hediye almayı ilke edinebilse.. Böylece hediyeyi alan da veren de pek mutlu olurdu.
Yılbaşı Çılgınlığı (II)
Bana göre, yılbaşı kutlamaları da, hatta diğer kimi etkinlikler de aslında büyük bir kandırmaca. İnsanları alışveriş gazına getirerek gündemden uzaklaştırma oyunu. Bakıyorum milletin aklını bir Mili piyango almış, bir de yılbaşında ne yapacağız derdi... Harcamalar, planlar, programlar. Ne yesek, ne giysek derdi ön planda. Tv kanalları bu oyuna ortak. Yolda giden yaşlıca beye mikrofonu uzatıp soruyor ‘Bu yılbaşında ne yiyeceksiniz’ adamcağız süklüm püklüm’Ne bulursak onu’ diye cevap veriyor. Yahu kardeşim, sen kimsin de bu insanı bunca insan önünde bu duruma düşürüyorsun. Yılbaşı diye özel yemek yeme kuralı mı var? Bir diğerine soruyor ‘Hindinizi aldınız mı’ bayan cevap veriyor ‘Paramız olunca onu da alırız inşallah’ Hindi yemeyince yılbaşı eksik mi geliyor?. “Ya çıkarsa..” ile başlayan hayallerin ise ucu bucağı yok. Ben hayal edilmesin demiyorum ama ne olur biraz gerçekçi olun. Siz ne kadar yüksekten uçarsanız, yarın öbür gün yere o kadar sert çarpacaksınız. Kendinize acıyın. Bütün bunlar iyi hoş da Pazar sabahı ne olacak? Dünün yorgunluğundan başka size ne kalacak? Kredi kartlarında gereksiz harcamalar, ellerde kullanılamayacak hediyeler, pek çok para verilerek alınan süsler ve sonra da dedikodular. Ay bilmem kimin elbisesi ne rüküştü, bizim otelde şu çıktı bu yemek vardı ay sizde ne vardı, bana alınan hediyenin değeri şu, ya senin.. Onun yanındaki kimdi bunun bilmem nesi neydi?’ Bir diğer kesim eğer şanslıysa pazardan bulduğu ucuz mandalinayı eve götürme sevinci yaşayacak. Pişen günlük yemeği süsü püsü olmadan yiyecek. Ama ağız tadıyla yiyecek. Kimileri de hastanede hastasının başında dua edecek ‘Allahım tedavi masrafını, ilaç parasını bulabilmem için bana yardım et.’ Pek çok çocuğumuz sokaklarda ‘İnşallah bugün de az buçuk bir şey elime geçer de kafayı bulurum’ diyecek Yine pek çok çocuğumuz yuvalarında ‘İnşallah benim de bir gün annem babam olur da ben de mutlu olurum’ diyecek. Hele o anneler, ah gözü yaşlı anneler.. Ciğerlerinin bir parçasının yattığı kara toprağı okşayarak gözyaşı dükecek. Polisim evde eşi çocuğu beklerken, bir takım manyaklar olay çıkarmasın, ona bir gün önce küfreden rahat eğlensin, diye buz gibi havada nöbet tutacak. Askerim vatana zarar gelmesin, diye eli tetikte canı pahasına dağlarda gezecek. Bir kısım insanımız söz verilen konteyner evler hâlâ yapılamadığı için titremeye devam edecek. Bir kısım da bana ‘Ayy kardeş içimi kararttın’ diyerek sitem edecek. Ama ne yapayım ben böyleyim. İçimdekini yazamayacaksam neden yazayım. Hem yazdıklarımda akla uymayan satır var mı? Bunca masrafı birleştirsek bir yaraya merhem olamaz mıydık? O zaman yılbaşı bize daha büyük bir heyecan vermez miydi? Bugün de saat 24.00 olacak, yarın da. Ama hiç bir şey bir kimsenin hayatına bir kaç 24.00 saat eklemekten daha çok mutluluk veremez insana. Yazımı Facebook sayfamdaki yılbaşı notumla bitirmek istiyorum. Hani gelebiliyorsa hoşgelsin yeni yıl ne diyeyim. • BİR TUTTURDULAR YENİ YIL DA YENİ YIL. • NE OLACAK Kİ YENİ YILA GİRİNCE NE DEĞİŞECEK. KADINA ŞİDDET Mİ DURACAK, ANNELER AĞLAMAYACAK MI, VEKİLLER İNSAFA GELİP MAAŞLARINI YOKSUL HALKA MI DAĞITACAK, • ASKERİM BİR GECE OLSUN RAHAT MI UYUYACAK, SİLİVRİNİN KAPILARI MI AÇILACAK, İNSANLAR KORKMADAN AVAZI ÇIKTIĞI KADAR ATA'M İLKELERİNİN BEKÇİSİZ DİYE BAĞIRABİLECEK Mİ, • YAPILANLARA KARŞI ' BABANIN ÇİFTLİĞİ DEĞİL BURASI YETER ARTIK' DİYEBİLECEK MİYİZ, VATAN ELDEN GİDERKEN SEYİRCİ KALMADAN 'ONE MINUTE' DİYEBİLECEK MİYİZ? • EEEE BANA NE O ZAMAN YENİ YILDAN, BEN DE GEL DEMEDİM, NE HALİ VARSA GÖRSÜN.
BEYHAN BİÇKİN
www.haberhurriyeti.com
|
| Yazının Yorumları |
ÖZGÜN AKGÜN
-
İZMİR
diyorki :
"
yeni yıl
" |
|
sayın beyhan hanım uzunca sayılabilecek yazınızı 2 kere dikkatlice okudum,katıdığım noktaları var ancak genelde neden olumsuz havada olduğunuzu anlayamadım.kişilerin ve ülkelerin ihtiyaçları kişisine ve ülkesine göre değişir.örneğin ben yurt dışına çıkamadım diye hayıflanırken sizin tek amacınız ah temelli türkiye ye dönebilsem olabilir.türkiye başına gelen önemli sorunları çözmek için uğraşırken amerika bir sebep olsa da iran ı vurabilsem diyebilir.evet yılbaşı bir gündü yaşandı bitti ülkemizde hiç bir şey değişmedi.burada yapılan masraf çok ama gereksiz de katılıyorum.peki bana refah düzeyi bizden çok daha ileride olan iskandinav ülkelerindeki intihar olaylarının fazlalığını nasıl izah edeceksiniz. adamların sorunu sorunsuzluk mu.belkide bizi acılar daha zinde tutuyor.olsun kimse istemez ama rahat ülkeleride görüyoruz.o kadar karamsar olmayın bence .sırf çocukların mutluluğu için kutlamaya değer yılbaşı.aşırıya kaçmadan tabi... |
04.01.2012 21:56:33 |
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
|
|
|
|
POLİSE VURMAYIN EFENDİLER! |||
Oldum olası çocuklarını polisle korkutan annelere sinir olmuşumdur, çocuğunu eğitme becerisine sahip olamadıklarından polisi korkutucu olarak kullanırlar.
|
|
ŞAMPİYONNN CİMBOMMMM |||
Taraf tut, takımını destekle, ama bütün becerisi 90 dakika bir topun peşinde koşmak olanlar için kalp krizi geçirip ölme...
|
|
SOSYAL DEVLET Mİ? BİZ Mi? HA HA HA!!! |||
Zorunlu eğitim dışında eğitim alamamış gençlerin devam ettiği üretim okullarına gidenler maaş da alıyor. Ne maaşı mı diyorsunuz? Buyrun okumaya devam edin.
|
|
Sosyal Devlet Dediğin |||
25 yaş altı, zorunlu eğitimden sonra herhangi bir eğitim almamış gençlerin kişisel, sosyal ve mesleki gelişimlerine yardımcı olmak bu okulların amacı.
|
|
Atatürk Tivole'deydi |||
Tivoli Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın kalbi gibidir. Danimarka’ya gelenler Kopenhag’ı ve Tivoli’yi görmeden dönmezler ülkelerine.
|
|
BANA HABER VERMEDEN GEÇEN SENELER |||
Ben hiç bir zaman yaşımı sorun etmedim. Neden olarak da ”seneler bana sormadan geçiyor bana ne, ne halleri varsa görsünler” dedim.
|
|
ŞİKAYET ETMEYİ ÇOK SEVİYORUM |||
Danimarka’da sevdiğim bir sistemi anlatacağım size. Aslında yukarılardan birilerinin de okumasını isterdim ki sosyal devletin ne olduğunu anlasınlar.
|
|
KIRILAN HAYALLER TAMİR EDİLİR Mİ? |||
Nedir hayal kırıklığının nedeni? Beklentiler mi? Beklenmedik gelişmeler mi? Çok şey istemek mi? Hiç bir şey istememek mi? Yoksa hepsi birden mi?
|
|
Bana biraz müsaade |||
1986 yılından beri Danimarka- dayım. Ve her tatilde Türkiye’me koştum. Ve hep derim hiç bir kuvvet beni vatanımdan uzak tutamaz.
|
|
HAYDİ BUYRUN İZDİHAMA |||
İzdiham, polisi ayağa kaldıracak kadar önemliyse, konusu da çok önemli olmalı değil mi? Ama Ama nerede bizde o şans..
|
|
SAĞIM SOLUM SOBE, HANİ DEVLET NEREDE? |||
Ödemişli 26 ev hanımı 7 ay çalışıp didinip kooperatif kurmuşlar. “Helal olsun işte benim memleketimin kadını” dedim. Ata’mın dediği gibi “Övün, çalış, güven”.
|
|
BU SİGARANIN ZARARLARI BİTMEZ |||
Babam sigaraya hep karşıdır. Çok sorunlu dönemlerde tek tük içtiklerini saymazsak ömrünü sigara içmeden geçirdi.
|
|
Şehitleri Anma Günü olmaz |||
Gözünün içine bakarak büyüttüğü yavrusunu vatan için toprağa veren annenin ciğeri her gün yanıyorsa, şehitleri bir gün değil her gün anmalıyız.
|
|
EVET EĞİTİM ŞART |||
Her şeyde eğitim şart diyoruz ama eğitim sadece okulda olmaz. Hele her Eğitim Bakanı ile değişen eğitim sistemi ile hiç olmaz.
|
|
KÂBUS GERİ DÖNDÜ |||
Psikolojileri darmadağın. Yaşadıklarını en ince ayrıntısına kadar anlattırıp onları milyonlar önünde rezil etmenin anlamı ne?
|
|
KADINLAR GÜNÜ… |||
Evet bildiniz ben Kadınlar Günü kutlamasına da karşıyım.
|
|
|
|
BEKLİYORUZ |||
Patronun bize iyi davranmasını bekliyoruz, ama tek çalışanın biz olmadığımızı düşünmüyoruz. Daha az çalışıp maaşa zam yapılmasını bekliyoruz..
|
|
POLYANNA VE İÇİMİZDEKİ ÇOCUK |||
İki farklı pil takıyorlar, biri yürüyüp gidiyor diğeri yarı yolda kalıyor. Acaba diyorum bazılarımızda yanlış pil mi takılı,
|
|
DALDAN DALA |||
Yazacaklarım bu lafı söyleyen kişi ile ilgili değil. Bugün sadece dil konusunda biraz oradan biraz buradan yazmak istedim.
|
|
UNUTMAK İSTEMİYORUM |||
Hayatın ne kadar acımasız olabileceğini canım yakışıklım Fahrettin dayımı yitirdiğimizde anladım. Bu ilk yakın kaybımızdı.
|
|
|
|
|
|
BENİM BİR MELEĞİM VAR |||
Mutlaka herkesin bir meleği vardır ama benim meleğim başka, çünkü o gerçek bir melek.
|
|
|
|
Zaman İçinde Bir Gezinti.. |||
Yıl 1993. Bir sabah kalktık acı haber... Gazeteci yazar Uğur Mumcu'yu arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla kaybettik.
|
|
|
|
HERŞEYİ BEN BİLİRİM |||
Hangi konuda olursa olsun ağzınızı açtığınız anda bu kişi konuşmaya dahil olur ve başlar anlatmaya.
|
|
|
|
Yılbaşı Çılgınlığı |||
Bir tutturdular yeni yıl da yeni yıl. Ne olacak ki, yeni yıla girince ne değişecek. Kadına şiddet mi duracak, anneler ağlamayacak mı.
|
|
|
|
YEŞEREN BİR HAYAT NASIL YOKEDİLİR |||
Beyhan Biçkin, gurbetçi bir genç kızın evlilik hikayesini yazdı. Üniversiteye gidebilmesi için akrabasıyla evlendirme öyküsünü sizlerle paylaştı.
|
|
ÇEVRE TEMİZLİĞİ AŞISI VAR MI? |||
Yere çöp atanı görünce homurdanırız, ama korkudan ‘arkadaşım yere attığın o çöpü özleyen bir çöp tenekesi var şurada’ diyemeyiz.
|
|
GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR |||
Zaman zaman hepimiz içimizden ’ ah bi avrupaya gitsem başka şey istemem’ diye geçiririz. Sanırız ki avrupa açmış kucağını bizi bekliyor.
|
|
|
|
Baba bırakma beni |||
Öğrenci gurbette doğdu. Babaanne büyüttü. Ne Türkçe ne de Danimarkaca biliyordu. Okul zamanı geldi ve çocuğu yönetim geri zekalı sanıp pedagoga verdi...
|
|
BABA BIRAKMA BENİ-2 |||
Beyhan Biçkin gerçek bir gurbetçi dramını kaleme aldı. Dil bilmeden okula giden Mahzun'un çilesini yazmaya devam etti.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|