|
|
|
|
ÇEVRE TEMİZLİĞİ AŞISI VAR MI?
Ne yazık ki böyle bir aşı henüz bulunmadığı için bu görev bize düşüyor. Ama şunu söylemek isterim, lütfen benim yazılarımı okurken şunu unutmayın. 25 değil 125 sene başka ülkede yaşasam ülkemi de ülkemin insanlarını da sevmekten asla vazgeçmem. Ve ülkemi hiç bir şartta başka ülkeyle değişmem. Karşılaştırma yapıyorsam, bunu biz de yapalım diyorsam bu, iyiye özenmektir. Bana göre iyiye özenmek eksiklik değil aksine erdemli olmaktır.
Bugün çevrecilik hakkında yazmak istedim. Çünkü pek çok sıkıntı içinde aslında bize en çok lazım olan çevremizi unutuyoruz gibi geliyor bana.
Nedense ormanları sadece piknik yapacağımız zamanda, deniz kenarlarını yazın, parkları bahçeleri çocuğumuz varsa düşünüyoruz. Oysa kışın da ormanların bakıma, deniz kenarlarının temizliğe, park ve bahçelerin bizim ilgimize ihtiyacı var. Çünkü bu değerleri kaybedince gidip yenilerini alamıyoruz, yenileri için emek ve zaman gerekiyor.
Yere çöp atanı görünce homurdanırız, ama korkudan ‘arkadaşım yere attığın o çöpü özleyen bir çöp tenekesi var şurada’ diyemeyiz. Benim Kaan 6 yaşında Ankara Kızılay'da yere çöp atan bir beye ‘herkes çöpü yere atarsa dünya çöplük olur’ demişti. Vatandaş da oğluma ‘ hee çok biliyorsun sen’ demişti. Kaan 11 yaşına geldi hâlâ uyarır yere çöp atanları, bıkmadan usanmadan. Sonra ‘aman içine bir şeyler koyarlar diye çöp tenekelerini kaldırırız’ başka çözüm üretmeden. Uyarınca insanlar ya ‘ay çöp tenekesi var da ben mi atmıyorum ‘ der, ya da uyaranı ‘bana entellik taslama lan’ diye tersler, ama lafa gelince hepimiz çevrecilik taslarız o başka.
Oysa pek çok şey gibi çevreyi korumak da sonradan edinilmesi zor bir alışkanlıktır. Çünkü sadece küçük yaşta edinilen alışkanlıklar kalıcılık sağlar. Tıpkı kitap okumak gibi.
Hatırlarım, biz çocukken yerli malı haftası yapardık okullarda. Çok şeyler konuşurduk yerli mallar hakkında. Hafta bitince yine eski halimize dönerdik. Çünkü anlatılırdı bize bunlar, biz kendimizden bir şeyler yapmazdık. Sırada oturur öğretmenimizin sorduğu sorulara cevap vermeye çalışırdık. “Yerli malı yurdun malı herkes bunu kullanmalı” derdik ama nedendir, onu bilmezdik.
Küçük oğlum Kaan Danimarka’da devlet okulunda 5. sınıfa gidiyor. Sene boyunca sürekli değişik konular hakkında çalışıyorlar. Geçen hafta demokrasi haftasıydı. Okulda ders yoktu. Ama en büyük ders çocuklara demokratik davranmayı öğretmekti. 1. sınıftan 9. sınıfa kadar herkesin bir ödevi vardı ve öğretmenler hiç bir şeye karışmadan gözlemci olarak katılıyorlardı.
Bundan bir önceki konu çevre ve çevrecilik idi. Bütün okul bir kasaba gibi değiştirildi. Bankasından hastanesine, okulundan süpermaketine kadar bir kasabada ne varsa herşey yapıldı sınıflarda. Bazı bölgeler özellikle kirletidi, çöpler yerlere atıldı. Yere atılan her çöpün üzerine doğada ne kadar sürede kaybolduğu yazıldı. Plastik şişeler, metal kutular, kâğıtlar, sigara kutuları, aklınıza ne gelirse. Bunları hazırlayanlar öğrencilerdi. Ve onlara bunları yaparken hiç bir öğretmen yardım etmedi. Amaç kendileri araştırsın kendileri öğrensindi. Çünkü bir hafta sona erince sınıflarda yapılanlar hakkında konuşulacak kim en çok ne öğrenmiş ona bakılacaktı.
Bu haftanın sonunda da tüm aileler okula davet ediliyor, çoluk çocuk okul panayır yerine dönüyor. Böylece hem bu çabayı sarfeden öğrenciler pek çok kişiye ulaşmış oluyor emekleri boşa gitmiyor, hem de bunca emek harcayarak yaptıkları şey hafızalarına kazınıyor. Yani levhalarla değil kendi emekleriyle çevreci olmaları sağlanıyor.
Çocuklara bu çevre bilinci verilirken, onları uyarmanın da bir güzelliği olmalı diye düşünüyorum. İşte bu yüzden ‘bir fidan dik torunun rahat nefes alsın’ demek yerine, çevrendeki ağaça sahip çık, kuş sesleriyle uyanmanın zevkini yaşa’ demenin önemi bilinmeli.
Ya da ‘ çiçekleri koparma’ diye yazmak yerine ‘ ayakkabının çamurlanmasını istemiyorsan çiçeklere iyi davran’ gibi sempatik uyarılar daha çok işe yarayacak diye düşünüyorum.
Belki o zaman uyarı levhalarına gerek kalmaz. Danimarka’da hiç bir yerde uyarı levhası yoktur. ‘ çimenlere basma’ ‘ çeçekleri koparma’ ‘ yere çöp atma’ gibi. Çünkü daha anaokulunda çocuklara hangi çimene basılır, hangi çiçek koparılır, çöp nereye atılır levhalarla değil uygulama ile, söz ile anlatılır.
Çevrecilik bilincinin aşılanması için çocuğun doğayı sevmesi gerekir. Ooo cici... diye bir sevgi olmayacağı için de burada en büyük görev ailelere düşüyor. Elinden tutup gezdirdiğimiz çağlardan başlayarak eve yetişme telaşında koşarken olsa bile çocuklarımızla konuşmalı, kısa kısa da olsa onlara çevrenin, çevreciliğin ne olduğunu aşılamalıyız. Onlara çevrenin sadece bizim etrafımız değil doğaya ait herşey olduğunu anlatmalıyız. Yoksa değil çocuklarımızın torunları onlara bile yetecek oksijeni ve yeşil alanı zor bulacaklardır.
BEYHAN BİÇKİN
|
| Yazının Yorumları |
özgün akgün
-
izmir
diyorki :
"
çevre temizliği
" |
|
sayın beyhan hanım,çevre temizliği hakkındaki yazınızı beğenerek okudum.dışarısı ile kıyaslama yapmam olanaksız.ama içeride temiz olamayacağımızın garantisini verebilirim.çünkü insanımız temiz değil(istese olur ama).bizde yıkanma kültürü yok,tuvalet kültürü yok,işyerlerinde temizlik ceza unsuru olarak uygulanıyor.bakın askerde mıntıka temizliği diye bir deyim var.o bile emirle yerine geliyor.emri kaldırın kaç asker kendiliğinden temizlik yapar.bizde bir iş yaptırmanız için karşılığı olması lazım.örneğin en temiz mahalle ya da sokak; su faturası .emlak vergisi ödemeyecek deyin sokaklar tertemiz olur.burada el yıkama alışkanlığıda yok .tuvaletten sonra su dökme alışkanlığı da.çözüm ailede başlıyor ancak insanlar azınlıkta olduğunu görünce kendiside kendi temizliğine ve çevre temizliğine dikkat etmiyor.hoşçakalın... |
18.12.2011 18:16:31 |
|
Tülin Yavuz
-
Nevşehir
diyorki :
"
Çevrecilik bilinci daha güzel anlatılamazdı
" |
|
Bu konuda size katılıyorum. Ben bir öğretmenim ve Danimarkadaki uygulama çok hoşuma gitti. Aslında bunu bizlerde ülkemizde uygulayabilsek çok güzel olacak ama müfredat yetiştireceğiz diye çabalarken çocuklara yere çöp atmamasını öğretemiyoruz ancak çoğu zaman başkalarının attığı çöpleri toplatıyoruz. Bazen de yere hiç çöp atmayan öğrenci haklı olarak isyan ediyor. |
18.12.2011 00:50:58 |
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
|
|
|
|
POLİSE VURMAYIN EFENDİLER! |||
Oldum olası çocuklarını polisle korkutan annelere sinir olmuşumdur, çocuğunu eğitme becerisine sahip olamadıklarından polisi korkutucu olarak kullanırlar.
|
|
ŞAMPİYONNN CİMBOMMMM |||
Taraf tut, takımını destekle, ama bütün becerisi 90 dakika bir topun peşinde koşmak olanlar için kalp krizi geçirip ölme...
|
|
SOSYAL DEVLET Mİ? BİZ Mi? HA HA HA!!! |||
Zorunlu eğitim dışında eğitim alamamış gençlerin devam ettiği üretim okullarına gidenler maaş da alıyor. Ne maaşı mı diyorsunuz? Buyrun okumaya devam edin.
|
|
Sosyal Devlet Dediğin |||
25 yaş altı, zorunlu eğitimden sonra herhangi bir eğitim almamış gençlerin kişisel, sosyal ve mesleki gelişimlerine yardımcı olmak bu okulların amacı.
|
|
Atatürk Tivole'deydi |||
Tivoli Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın kalbi gibidir. Danimarka’ya gelenler Kopenhag’ı ve Tivoli’yi görmeden dönmezler ülkelerine.
|
|
BANA HABER VERMEDEN GEÇEN SENELER |||
Ben hiç bir zaman yaşımı sorun etmedim. Neden olarak da ”seneler bana sormadan geçiyor bana ne, ne halleri varsa görsünler” dedim.
|
|
ŞİKAYET ETMEYİ ÇOK SEVİYORUM |||
Danimarka’da sevdiğim bir sistemi anlatacağım size. Aslında yukarılardan birilerinin de okumasını isterdim ki sosyal devletin ne olduğunu anlasınlar.
|
|
KIRILAN HAYALLER TAMİR EDİLİR Mİ? |||
Nedir hayal kırıklığının nedeni? Beklentiler mi? Beklenmedik gelişmeler mi? Çok şey istemek mi? Hiç bir şey istememek mi? Yoksa hepsi birden mi?
|
|
Bana biraz müsaade |||
1986 yılından beri Danimarka- dayım. Ve her tatilde Türkiye’me koştum. Ve hep derim hiç bir kuvvet beni vatanımdan uzak tutamaz.
|
|
HAYDİ BUYRUN İZDİHAMA |||
İzdiham, polisi ayağa kaldıracak kadar önemliyse, konusu da çok önemli olmalı değil mi? Ama Ama nerede bizde o şans..
|
|
SAĞIM SOLUM SOBE, HANİ DEVLET NEREDE? |||
Ödemişli 26 ev hanımı 7 ay çalışıp didinip kooperatif kurmuşlar. “Helal olsun işte benim memleketimin kadını” dedim. Ata’mın dediği gibi “Övün, çalış, güven”.
|
|
BU SİGARANIN ZARARLARI BİTMEZ |||
Babam sigaraya hep karşıdır. Çok sorunlu dönemlerde tek tük içtiklerini saymazsak ömrünü sigara içmeden geçirdi.
|
|
Şehitleri Anma Günü olmaz |||
Gözünün içine bakarak büyüttüğü yavrusunu vatan için toprağa veren annenin ciğeri her gün yanıyorsa, şehitleri bir gün değil her gün anmalıyız.
|
|
EVET EĞİTİM ŞART |||
Her şeyde eğitim şart diyoruz ama eğitim sadece okulda olmaz. Hele her Eğitim Bakanı ile değişen eğitim sistemi ile hiç olmaz.
|
|
KÂBUS GERİ DÖNDÜ |||
Psikolojileri darmadağın. Yaşadıklarını en ince ayrıntısına kadar anlattırıp onları milyonlar önünde rezil etmenin anlamı ne?
|
|
KADINLAR GÜNÜ… |||
Evet bildiniz ben Kadınlar Günü kutlamasına da karşıyım.
|
|
|
|
BEKLİYORUZ |||
Patronun bize iyi davranmasını bekliyoruz, ama tek çalışanın biz olmadığımızı düşünmüyoruz. Daha az çalışıp maaşa zam yapılmasını bekliyoruz..
|
|
POLYANNA VE İÇİMİZDEKİ ÇOCUK |||
İki farklı pil takıyorlar, biri yürüyüp gidiyor diğeri yarı yolda kalıyor. Acaba diyorum bazılarımızda yanlış pil mi takılı,
|
|
DALDAN DALA |||
Yazacaklarım bu lafı söyleyen kişi ile ilgili değil. Bugün sadece dil konusunda biraz oradan biraz buradan yazmak istedim.
|
|
UNUTMAK İSTEMİYORUM |||
Hayatın ne kadar acımasız olabileceğini canım yakışıklım Fahrettin dayımı yitirdiğimizde anladım. Bu ilk yakın kaybımızdı.
|
|
|
|
|
|
BENİM BİR MELEĞİM VAR |||
Mutlaka herkesin bir meleği vardır ama benim meleğim başka, çünkü o gerçek bir melek.
|
|
|
|
Zaman İçinde Bir Gezinti.. |||
Yıl 1993. Bir sabah kalktık acı haber... Gazeteci yazar Uğur Mumcu'yu arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla kaybettik.
|
|
|
|
HERŞEYİ BEN BİLİRİM |||
Hangi konuda olursa olsun ağzınızı açtığınız anda bu kişi konuşmaya dahil olur ve başlar anlatmaya.
|
|
|
|
Yılbaşı Çılgınlığı |||
Bir tutturdular yeni yıl da yeni yıl. Ne olacak ki, yeni yıla girince ne değişecek. Kadına şiddet mi duracak, anneler ağlamayacak mı.
|
|
|
|
YEŞEREN BİR HAYAT NASIL YOKEDİLİR |||
Beyhan Biçkin, gurbetçi bir genç kızın evlilik hikayesini yazdı. Üniversiteye gidebilmesi için akrabasıyla evlendirme öyküsünü sizlerle paylaştı.
|
|
ÇEVRE TEMİZLİĞİ AŞISI VAR MI? |||
Yere çöp atanı görünce homurdanırız, ama korkudan ‘arkadaşım yere attığın o çöpü özleyen bir çöp tenekesi var şurada’ diyemeyiz.
|
|
GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR |||
Zaman zaman hepimiz içimizden ’ ah bi avrupaya gitsem başka şey istemem’ diye geçiririz. Sanırız ki avrupa açmış kucağını bizi bekliyor.
|
|
|
|
Baba bırakma beni |||
Öğrenci gurbette doğdu. Babaanne büyüttü. Ne Türkçe ne de Danimarkaca biliyordu. Okul zamanı geldi ve çocuğu yönetim geri zekalı sanıp pedagoga verdi...
|
|
BABA BIRAKMA BENİ-2 |||
Beyhan Biçkin gerçek bir gurbetçi dramını kaleme aldı. Dil bilmeden okula giden Mahzun'un çilesini yazmaya devam etti.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|