TALAT KIRCAN ve ŞİİRLER
Anadolu Yarımadası son yıllarda tarihinde görülmemiş bir kültürsüzleşmenin pençesinde kıvranıyor. Sayısız uygarlıklara beşiklik etmiş bu coğrafyada kültürü oluşturacak unsurlardan kimi politik çıkarları peşinde, kimi de zaten dolu olan küpünü biraz daha doldurma uğraşında.
Bu aktörler bu topraklarda yaşayanları, müstemleke yönetimlerinde bile görülmeyen bir hızla kör kuyulara doğru itiyor.
Terazinin öteki kefesindekiler, yani geniş yığınlar ise gözleri bağlanmış ve tek bir derde düşmüşler: Daha iyi bir cep telefonuna nasıl sahip olabilirim? Daha üst model bir otomobile nasıl ulaşırım? İki oda bir salon evimi nasıl bir villaya dönüştürebilirim?
Bu soruların yanıtlarını aramakla meşguller. Öylesine meşguller ki, olup bitenin farkında bile değilller.
****
Kültürü oluşturacak unsurlar, dedik.
Kim bunlar peki?
Bir yanda devleti, iktidarı ellerinde tutanlar. Onlar sadece politik çıkarlarını düşünüyor. Daha ileri gidersek Cumhuriyet'in kazanımlarını yok etmekle meşguller ve bunun için her araç mübah. Kültüre yön verecek en önemli unsur, eğitim onların ellerinde. Ancak onlar eğitimi kültürün alt yapısını oluşturan bir unsur olarak bakmıyor. Sadece çocuklarımızı, gençlerimizi bir bitmeyen/bitmeyecek yarışın ve tüketimin içine iterek kültürsüzleştirmeye gayret ediyor. Bilmesinler ki, düşünmesinler ki kandırmak kolay olsun...
Kültürü ve alt yapısını oluşturacak diğer iki aktör, ikiz kardeşler görsel ve yazılı medya ise asli görevlerini unutmuş, nasıl ihale kaparım, nasıl rant sağlarımın peşinde.
Gazetelerde eskiden 1-2 sayfa olan ekonomi haberleri 8-10 sayfaya çıkmış. Gerisi cinayet baldır-bacak haberleri. Kültüre sanata verilen değer sıfırlara doğru dörtnala koşuyor. Birkaç yıl önce var olana kültür-sanat sayfaları, ekleri kapatılmış.
Televizyonların hali daha içler acısı. Maymun çalıyor, şebek oynuyor misali. Eğlence programı adı altında görülmemiş rezaletler sabah gözümüzü açar açmaz başlıyor, gözlerimizi kapatıncaya kadar sürüyor.
Spor programları birbirine sövme arenası haline gelmiş. Gençlerimizi, çocuklarımızı eğitecek tek sözcük edilmiyor. Hepsinin hep birlikte konuştuğu bu programlarda; o bunu, bu onu kötülüyor.
Son yıllara kadar ülkemizin en ağırbaşlı, en saygın kanallarını bünyesinde toplayan TRT bile bu furyaya ayak uydurmuş, hatta yer yer onların önüne geçmiş. Habire kendini övdüren sözüm ona sunucuların sunduğu sabah programlarında -kimseyi küçümsemek haddimiz değil, ama...- 3. sınıf arabeskçiler her Allahın günü arzı endam ediyor. TRT programlarında şakayla karışık "okuntulu" şekerler dağıtılıyor.
Millet evine pirinç alamazken, genel müdürlerinin bile evlerinde bulunmayacak malzemelerle yemek tarifleri veriliyor, ama kültürün k'si yok. Çünkü kültürden kendilerinin haberi yok.
****
Bu listeyi sabahlara kadar yazsak bitmez.
Şimdi! Manzarıyı umumiye işte bu.
Peki bizler manzarayı umumiye bu diye eli kolu bağlı oturacak mıyız?
Elbette hayır!
Herkes bu kötü gidişin önüne bir avuç toprak atmak, bir kürek toprak atmak zorunda.
İşte değerli dostum İbrahim Irmak da karınca kararınca bu kültürsüzleşme selinin önüne bir kürek toprak atmak için kolları sıvadı.
Sanatıyla, kültürel etkinlikleriyle, yaşamıyla, çevresiyle, elbette güncel haberleriyle; yani diyeceğim yaşama dair iyi ve güzel ne varsa çok güzel bir gazeteyi ortaya çıkardı.
Elbette bizler bu emek ürününe destek veriyoruz/vereceğiz.
Elimizden geleni, yeteneğimizin, bilgimizin yeteni kadar katkıda bulunacağız.
Onun içindir ki, ilk sayıdan itibaren şiirlerinizi yayınlayarak kültüre bir pencere açmak, şiirle, şairle bir gönül bağı oluşturmak istedik.
Bu sayfada ustasında amatörüne, gencinden yaşlısına herkese yer var. Üstelik kitap yayınlayan şairlerin, sanatçıların yapıtlarını tanıtmak da bizim görevlerimiz arasında.
Bu sayfadan çok güzel şairlerin yetişeceğine, çıkacağına inanıyoruz. Ancak olanak bulamadığı için şiirlerini yayınlayamayan, yani kozasını kırmak isteyip de kıramayan ipekböceklerinin dilimizin güzelliklerinden renk renk ipekler dokuyacağına inanıyoruz. Bu kültürsüzleşme bataklığında renk renk nilüferler gibi açacaklarına inanıyoruz.
BİR USTADAN
ABLAM İÇİN GAZEL
Ablam çiçekli basma giyerdi.
Gurbet ustasıydı,
Sıla mı,hüzün saatleri mi?
Eylülün ilk haftasıydı.
Saçlarını tarasa akıp giderdi onlarca keder.
Darılsa bana kumral bir yalnızlığa başlardı.
Verandanın köşesinde siyah- beyazdı sesi.
Ablam yaşasaydı solgun şarkılar söylerdi.
Eylül müydü albümden düşmüş sonbahar mı?
Ne güzel güldü bütün özlemi sarardı.
Bir gün kalbi kuş uçmayan atlaslara gömüldü.
Yaşasaydı kuş olup cezayir menekşelerine konardı.
AHMET ADA
NE DERSİN
seni ezilmiş ülkelerin
insanıyla bir tuttular.
Kore Savaşı'ndan beni
amerikan rüyasıyla
mışıl mışıl uyuttular.
***
Godfather'ı Hollywood'dan alıp
İstanbul'da çetenin koltuğuna oturttular.
'Türkile seninle gurur duyuyor,'
diye babalara alkış tuttular.
***
emekliler çürüklerini toplarken yerden
ve hoplayıp zıplerken diskolarda gençler
AB'ye girer gibi olduk
diye seni avuttular.
***
kulağına cep telefonuyla
ve beynine chat'le girdiler.
örneğin, 1 derecenin sinüsünü
cetvele bakmadan
ve hesap makinesi kullanmadan
ne kendileri buldu,
ne de sana buldurdular...
ama yediden yetmişe
sanal dünyada kudurdular.
***
sabahları br tablet 'AB';
aç karnına,
akşamları bir tablet 'Global';
yatarken,
sana birebir iyi gelir
diye yutturdular.
***
ne dersin?
Allah şifalar versin!
MUKADDER ÖZAKMAN/İZMİR
*******
NE OLURSAN OL
ister hizmetçi ol,ister işçi,
ister sebzeci o,ister yemişçi,
ister memur ol, ister dişçi,
mesleğinle birlik seni severim.
***
sekreterde olsan,telefoncu da,
beni yakan aşkın,kalbim ucunda.
tatlı canım senin iki avucunda
güzel ellerinle seni severim.
***
çay, kahve dağıtan garsonda olsan,
kaşif olup yeni icatlar bulsan,
gezerek alemi, uzun ayrılsan
anılarla yaşar,seni severim.
***
müzisyende olsan veya bestekar,
bahçıvanlık yapıp yetiştirsen nar,
sattığın mallardan, etmesende kar
zararını öder yine seni severim.
***
içli şarkıları getirsen dile,
dilinse özündür yapmazsın hile,
şair olup şiir sunsan bülbüle
şiirini okur seni severim.
***
göğüs kovanımın oğul balısın,
narin çiçek gibi hep kokmalısın.
cennete götüren aşkın yolusun,
o yollarda yürür, seni severim.
MUSTAFA ÖZÇİÇEK/İZMİR
********
SEVGİLİLER GÜNÜYMÜŞ
bir demet çiçek söylemez sevgimi
tatlı bir gülüşün tutar mı yerini
sevdiceğim sen bilmez misin halimi
solacak bir çiçek anlatır mı sevgini.
ÖMER ERHALİM / KARŞIYAKA-İZMİR
********
UMUTLUYUM SEVGİLİ
Saçlarıma aklar düşmüş,
Yorulmuşum sevgili!
İçimdeki kuşlar göçmüş,
Kuşatmalarda vurulmuşum sevgili!
***
Gözlerime kanlar bürümüş,
Kaç gecedir, uykusuzum sevgili!
Yaşam denen paradoks karşısında,
Yorumsuzum sevgili!
***
Birileri kelepçe takmış ellerime,
Tutukluyum sevgili!
Gel desen bana, artık çok geç,
Gururluyum sevgili!
***
Çöl sıcağında yanıyorum,
Bulutsuzum sevgili!
Yine de ben kazanacağım biliyorum,
Umutluyum sevgili!
İbrahim ORMANCI / MANİSA
|