Bertuğ Cemil’den müjde var
Müzik Yazarımız Taylan Yeşildağ ilk röportajını Yandım, Yandım’la herkesin sevgilisi olan rock’ın son günlerde en çok dinlenen müzisyenlerinden Bertuğ Cemil’le yaptı. Bertuğ Cemil, Duygusal Tuzaklar’dan, Yandım’a korsanlardan son çalışmalarına kadar birçok konuda samimi cevaplar verdi. Bertuğ Cemil www.haberhurriyeti.com aracılığıyla müzikseverlere bir de müjde verdi: Fırından yeni çıkmış parçalar var, sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
İŞTE TAYLAN YEŞİLDAĞ’IN RÖPORTAJI
www.haberhürriyeti.com: İlk olarak röportaj teklifimizi kabul edip, bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Bertuğ Cemil : Rica ederim, benim için zevktir.
H.H. : Yıllardır müzik ile içiçesiniz. Albümden sonra neler değişti? Bu albümün sizin için avantaj ve dezavantajları neler oldu ?
B.C. : Bu albüm, benim yıllardır hayalini kurduğum bir şeydi. Hayalim ve idealim olan bir konuda böyle bir değerlendirme yapmak, gerçekten aklımın ucundan bile geçmedi. Acısıyla, tatlısıyla, yol benim yolum. Düşündüğüm tek şey, yola devam etmek, şarkılarımı insanlarla paylaşmak ve daha çok konser yapmak.
H.H. : Duygusal Tuzaklar albümünde Dua’nın dışındaki parçaların hepsi size ait. Peki kayıt aşamasında düzenlemeler tekrar yapıldı mı? Cengiz Köroğlu ' nun bu konudaki katkısı ne yönde oldu ?
B.C. : Evet, Dua albümde bana ait olmayan tek parça. Cengiz Köroğlu benim yol arkadaşım. Şarkıların hepsinde büyük emeği vardır, yıllardır süregelen desteğini, albüm sürecinde de esirgemedi sağ olsun. Kayıtlar boyunca en çok zamanı düzenlemeler konusunda harcadık, çoğunun düzenlemesi zaten stüdyoda yapıldı. Başta Cengiz ve ben, albümde çalan herkesin irili ufaklı emeği vardır.
H.H. : Nilgül ile son çıkardığınız Yandım isimli single oldukça beğeni kazandı. Yeni projeler gelecek mi?
B.C. : “Yandım, yandım, yandım...” gerçekten de sevildi, ilgi gösteren herkese teşekkür ederim. Nilgül’le çalışmak keyifliydi, müzikal anlamda dayanışmamız sürecek. Ancak ikimiz de kendi tarzımızda solo çalışmalarla devam edeceğiz. Fırından yeni çıkmış parçalar var, onları dinleyiciyle paylaşmak için sabırsızlanıyorum doğrusu...
H.H. : İnternetten yasal olmayan yollardan mp 3 indirilmesi sizi ne gibi olumsuzluklara itiyor? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
B.C. : Bizleri, neredeyse mekanik ürün yapamama konusuna getiren konu bu.. Bildiğiniz gibi, profesyonel anlamda müzik kaydedip, basma-çoğaltma ve pazarlama işi hayli masraflı. İnternet üzerinden paylaşım, satış rakamlarının aşırı düşmesine ve neredeyse cd-kaset basılamayacak hale gelinmesine neden oldu. Buna çok üzülmekle beraber, teknolojiyi yakalamanın şart olduğunu ve ancak bu şekilde kitleye müzik ulaştırmanın mümkün olabileceğini düşünüyorum. İnternetten, legal platformlardan şarkı satışı, dünyayla birlikte ülkemizde de hızla gelişmekte. Telif hakları ve illegal şarkı paylaşımı, şu an meslek birliklerinin en çok üzerinde durduğu konulardır. Orta ve uzun vadede, hak sahiplerinin emeğinin çok daha iyi korunacağından ve herkesin hakkını alacağından şüphem yok.
H.H. : Son günlerde telif hakları yasası çok tartışılıyor. Sizce sanatçıların haklarının takipçileri yeterli mi? Sıkı takip yapılabiliyor mu?
B.C. : Takip edebildiğim kadarıyla çok gelişme var. Elbette her şey dört dörtlük değil henüz, çünkü ne de olsa bunlar ülkemiz için yeni konular. Ancak,kanunsal ve hukuki anlamdaki boşluğun doldurulması için çok ciddi çalışmalar yapıldığını söyleyebilirim.
H.H. : Ekonomik kriz müzisyenleri ne ölçüde etkiledi? Sizce bunu hafifletecek önlem var mıdır?
B.C. : Her türlü krizde ilk önce sosyal hayat, dolayısıyla eğlence sektörü etkilenir. Bu hep böyle olmuştur, tabi ki ilk önce eğlenceden kısılır. İnsanımız iş ve aş derdindeyken, eğlenceye aynı miktarda para- zaman ve enerji ayırmasını beklemek naiflik ve haksızlık olur. Ülkemizi de derinden etkileyen “küresel” mali kriz elbet geçecektir, daha öncekiler gibi. Tek geçim ve yaşam kaynağı müzik olan bizler, herkes gibi çok etkilendik, ancak herkes gibi dişimizi sıkacağız, ülke yönetiminin acilen alacağı önlemlerle, toplumca çok çalışarak-üreterek,bu krizin ülkemize daha fazla zarar vermeden atlatılmasını ümit edeceğiz. Ben sıkıntıları severim, sıkıntılar motive eder, üretimi arttırır, alternatif ürettirir. Bizler zor bir coğrafyanın insanlarıyız, çok badireler atlatmış bir toplumun bireyleriyiz. Bunu da atlatacağız, umalım ki daha fazla büyümesin krizin etkileri...
H.H. : Rock müziğin batı kökenli fakat her yapıldığı ülkenin kendi öz kültüründen birşeyler alabilecek ve bununla birlikte protest yapıya da bürünebilecek bir müzik tarzı olduğunu biliyoruz. Peki sizce ülkemizde eskisi gibi anadolu kokan, gerektiğinde aşık olan , gerektiğinde ise protest olabilen rock müzik hala yapılıyor mu ? Yoksa kendi öz değerlerimizi giderek unutuyor muyuz ? Bu konuda bir yozlaşma olduğunu düşünüyor musunuz?
B.C. : Her iş olduğu gibi, müzik de samimi yapıldığında, yapılsa, böyle bir soru akla bile gelmez. Benim tarzlar meselesine bakışım şudur : Ülkemizde müzik, gerçek bir sektör haline gelmediği sürece, toplumdaki renkliliğin üretime yansıması mümkün değildir. Yansısa bile topluma ulaşması mümkün değildir. Anadolu, üzerinde yaşadığımız sonsuz ve muhteşem bir hazine. Anadolu’yu, ürettiklerimizden çıkarmak-ürettiklerimizle ayrıştırmak, ya da yok saymak mümkün değil. Kültürlerin bu kadar iç içe geçtiği çok az yer var dünyada. Bu açıdan çok şanslıyız, çünkü hem büyük bir kültürel mirasın üzerinde yaşıyoruz-hem de evrensel kültür hayatını ve gelişmeleri takip edecek imkanlara sahibiz. Böyle bakınca, kendini unutmadan gelişime açık olmak gerekir. Bu topraklarda üretilen her şey aynamızdır, yeter ki samimi olsun. Samimiyetin de kıstası yok tabi ki, onu değerlendirecek olan, insanların yüreğidir. Sanat yürek işidir çünkü bence, hesapla kitapla yapılmaz.
H.H. : Müzik sizce talebe göre mi yapılmalı, yoksa kendi sunumunuzumu tercih edersiniz?
B.C. : Dünyada ve ülkemizde popüler müziğin gerçekleri farklı olsa da ben her zaman ikincisinden yanayım. Şarkı yazarken, talep vesaire aklımın ucundan geçmez, yaşarım-yazarım, hayal ederim-yazarım. Tabi ki gözlerim, tepkiler benim için çok önemli, ama işin arz-talep vs. kısmı sanatçının işi değil bence.
H.H. : Genç müzisyenlere neler soylemek istersiniz? İyi bir müzisyen nasıl olmalı?
B.C. : Bol ve çeşitli müzik dinlemeli, mümkünse eğitim almalı, kalbini dinlemeli, çalmalı-çalmalı-çalmalı
H.H. : Büyük gitar virtiözü Yavuz Çetin'den bahsetmeden edemiyeceğim. Aramızdan erken ayrılan yakın arkadaşınız Çetin'den bahsetmek istermisiniz?.
B.C. : Yavuz, kendisi ne kadar farkındaydı bilmiyorum ama, benim ustalarımdan biridir. Onu ilk izlediğimde 18 yaşındaydım ve aklım uçmuştu. Müzik zevkimin temelini oluşturan Blues-Rock’n Roll konusunda çok bilgiliydi ve ben daha emeklerken, o uçuyordu. Şıkır şıkır gitar çalar, şahane de söylerdi. Yıllar boyunca onunla aynı ortamın havasını solumak, aynı mekanlarda-zaman zaman aynı sahnede çalmak muhteşemdi. Kerim Çaplı’yla ikisi, hayatımda gördüğüm en yetenekli müzisyenlerdi (di’li geçmiş kullanmaktan nefret ediyorum...). 90’larda Beyoğlu’nda gerçek bir Rock’n Roll patlaması vardı, zamanın klüpleri dolup taşardı. Yavuz Çetin, o dönemin ışığı asla sönmeyecek bir yıldızıdır. O ortamda yetişmiş olmaktan gurur duyarım her zaman. Hepimizi derinden sarsan bir şekilde aramızdan ayrılsa da, iki nefis albüm ve pırıl pırıl bir Yavuzcan bırakmıştır.Yavuz Çetin’i tüm müzikseverlerin mutlaka dinlemesi, tanıması gerekir .
H.H. : Alçakgönüllü, yardımsever, altın kalpli ve hep iyimser olarak tanıdığımız; Türkiye'nin hem çalıp hem söyleyen nadir sanatçılarından birisiyle tanışıyor olmaktan mutluluk duyuyoruz. Çok teşekkür ederiz.
TAYLAN YEŞİLDAĞ / 25 MART 2009