|
|
|
|
YUNANİSTAN EKONOMİSİ TARİHİ ÜLKENİN İFLAS EDECEĞİNİ GÖSTERİYOR Osmanlı döneminde Yunan asıllı vatandaşlar imparatorluğun gemicilik işlerini ve deniz ticaretini neredeyse ellerinde tutarlardı, ayrıca meyhane ve lokantacılık gibi işlerle de meşgul olurlardı. Osmanlı’nın güvendiği bir gayr-müslim etnik grup olarak bir çeşit seçkin statüye sahiptiler.
Yunanlıların İngiliz ve diğer batılıların desteği ile 1829 da bağımsızlık kazanmalarından sonra genellikle tarıma dayalı bir toplum olarak ekonomik yaşantılarını sürdürmenin güçlüğü onlara bir tarım ve toprak reform yapmanın zorunluluk olduğunu anlattı. Yerlerinden edilen ve ülkeden sürülen Türklerden zorla ele geçirilen 36 bin kilometre karelik ekilebilir arazi ve digger topraklar tarımsal reform ile halka dağıtıldı. Bu bir anlamda Yunan Krallığının ilk yenilikçi ekonomik hamlesi oldu. Toprak reform ile bir “Yunan köylüsü” yaratılmak amaçlanıyordu. 1870’li yıllara gelindiğinde Yunan halkının çoğunluğu ortalama 80 dönümlük toprak sahibiydi. Böylece bir anlamda yoksul-zengin sınıf arasındaki uçurum azalmış, bir anlamda toplumda bir tür sınıfsal denge sağlanmıştı. DRAHMA’YI ORTADAN KESME OLAYI 1919-1922 yılları arasındaki Türkiye’yi işgal macerası hezimetle sonuçlansa da savaş sırasında yunan ordusuna malzeme sağlayan tekstil, patlayıcı ve silah üreticileri ile askeri çizme üreten şirketler büyük kazançlar sağladılar, savaş sonrasında da bu sanayi kuruluşları sivil halkın ihtiyancına yönelik üretime yöneldiler. Fakat savaşın son yılına doğru Türkiye’deki savaşı finanse etmekte güçlük çekmeye başlayan yunan hükümeti, dış kaynak bulamayınca Maliye Bakanı Protopapadakis’in önerisiyle ekonomi tarihine “Drahmanın Ortadan İkiye Ayrılması- the dichotomization of the drachma-diye geçen ulusal paranın yarısının kullanılmasına başlandı. Buna göre yunan parası drahma ortadan ikiye bölündü, bir parçası para sahibinde kalırken ikinci parça hükümete verildi ve 20 yıllık bir süre ile yüzde 6,5lük bir faizle hükümete kredi açılmış oldu. Sonradan araya giren İkinci Dünya savaşı ile yunan hükümeti verdiği bu sözden döndü. Maliye ve ekonomi uzmanları araya İkici Dünya Savaşı girmese dahi yunan hükümetinin bu parayı geri ödeyebilmesinin kuşkulu olduğunu belirtiyorlar. Aynı taktiği Yunan hükümeti 1926 yılında gene kullanmak zorunda kaldı, çünkü Türkiye’ye karşı savaşta kullanılmak üzere aldığı borçları ödeyemediği gibi ve göçmenlerle ilgili gereken fonları da bulamamıştı. Yüksek faiz oranı ile ikinci kere uygulanan ikiye bölünen drahma olayı sonunda ortaya deflasyon çıkardığı gibi faizler de çok yükselince yunan halkının hükümete güveni azaldı ve yatırım yapmak yerine parayı bankada veya yastık altında tutmaya başladılar. Aslında mübadele ile Anadoludan gelen rumlar ülkeye büyük paralarla geldiler. Bazı kaynaklar 1914 öncesi Osmanlı bankalarındaki sermayenin yüzde 45'inin rumlara ait olduğunu belirtiyorlar. Bu durumda mübadele yunanistana hem sermaye hem de girişimci akımına ve sonuca bu ülkenin ekonomik olarak canlanmasına neden olmasına rağmen yunan hükümetinin bütçe yönetimindeki hataları büyük potansiyelin sürdürülebilmesinin önüne geçti ve ülke için büyük sorunlar yaratmaya başladı.. İLK İFLAS Ünlü 1929 küresel mali bunalımı Yunanistaniı çok kötü etkiledi. Yunan Merkez Bankası paranın değerini yüksek tutarak kendini korumaya çalıştı, hatta bir ara bir drahma bir dolara eşitlendi, ama bu uzun sürmedi. Çünkü büyük dış ticaret açığı 1931 yılının sonuna doğru tüm döviz rezervlerini eritti. 1931 yılı Mart ayında 111 drahma bir dolara ancak eşit olabildi. Yani bir yıl kadar bir sürede yüzde 111lik bir değer kaybına uğradı drahma. Bu durum ithalatının büyük bir kısmını hamisi İngiltere, Fransa ve Orta Doğu ülkelerinden yapan Yunanistan’ın durumunu daha da kötüleştirdi. Yunanistan 1932 yılında altına odaklılıktan çıktı ve bütün borç faizlerini ödeyemeyechini belirterek moratorium ilan etmek zorunda kaldı aynı zamanda ithalata kontrol ve kota getirdi, zayıf drahma ve aşırı korumacılıkla Yunan ekonomisi büyüdü ve sanayi üretimi giderek artttı ve 1939 yılındaki sanayi ürünleri üretimi 1928 yılına göre yüze 179 oldu. Fakat bu sanayiler Yunan Merkez bankasının bir raporuna göre bir çeşit “kum üzerine yapılmış şatolara” benziyordu, gerçek serbest ticaret durumunda çökecek halde idiler. Aşırı korumacılık ve içe dönük üretimle Yunan ekonomisi 1932-1939 döneminde ortlama yüzde 3,5 büyüdü.1936 yılında Faşist Yannis Metaxas yönetimine giren Yunan ekonomisi İkinci Dünya Savaşına kadar büyümeye devam etti. İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE İÇ SAVAŞ Savaş sırasında Alman işgaline uğrayan Yunanistan Avrupada savaştan en çok zarar gören ekonomilerden birisi oldu. Almanlar büyük kıyım yaptılar, İngiliz ablukası Yunanistanın ithalini da önledi ve büyük bir enflasyon yaşandı. 1944 yılındaki fiyatlar 1940 yılına kıyasla yüzde 163 milyon 910 bin oldu. Buna ekonomi dilinde hyperinflation-haypir enflasyon-denilir. Yunan enflasyonu dünya enflaşyın tarihin en kötü 5 inci enflasyonu oldu, savaş sonu Macaristan’ın arkasından, 2000li yılların Zimbabve’sinden ve Birinci Dünya Savaşından sonraki Alman enflasyonundan sonra. 1945 sonrası başlayan iç savaş ise Yunan ekonomisini çok kötü etkiledi, 1950 yılında iç savaş bittiğinde Yunanistan’ın kişi başına milli geliri 1951 dolar iken bu rakam Portekiz’de 2131 dolar, Polonya’da 2480 dolar, Bulgaristan’da 1651 dolar, Meksika’da 2085 dolar idi.1950-1973 arasında Yunanistan ortalama her yıl yüzde 7 büyüdü, ki bu rakam Japonyadan sonraki en büyük büyüme oranıydı. ORTAK PAZAR Ortak Pazara girmesine rağmen Yunan ekonomisi 1980li yıllarda kötü makroekonomik performans ve genişlemeci mali politikalar yüzünden borç/gayri safi yurt içi hasıla oranı 1981 yılında yüzde 34,5 iken bu rakam 1990’larda üçe katlandı. Petrol fiyatlarındaki artışlar ve hükümetlerin popülist politikaları yüzünden enflasyon yükseldi. 1980lerin sonunda Yunan hükümeti zorunlu olarak stabilizasyon önlemleri uygulamaya başladı 1985 yılındaki yüze 25 lik enflasyon 1987 yılında yüzde 16’lara indi. Birikmiş borçlar ise 1991 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın yüzde 12sine ulaştı. 1991 yılında Maastricht anlaşması imzalandığı zaman Avrupada enflasyon ortalaması yüzde 4 iken Yunanistanın enflasyonu yüzde 19,8 idi. 1990’li yılların sonunda Yunanistan görünüşe göre Euro üyeliği için gerekli koşulları taşıdığı sanısıyla Euro’ya kabul edildi.2010 yılında ise Yunan hükümeti kamu borçlarını önlemede güçlük çektiğini duyurdu ve 1010 yılı bono ödemelerini yapamıyacağını açıkladı.Bu Euro’nun dolar karşında değer kaybetmesine neden oldu. Sonunda Avrupa Birliği Yunanistana kemerleri sıkma karşılığında iflastan kurtardı. Ama alınan önlemlerin ve kemer sıkma çabalarının bir anlamının olmadığı bir yıl sonra ortaya çıktı ve Yunanistan gene temerrüde düşme tehlikesi ile karşı karşıya geldi. Yani kağıt üzerinde alınan önlemlerin uygulamada hiç bir kiymet-harbiyesi olmadığı açığa çıktı. Son bir aylık süre gene yeni önlemler, kemer sıkma, kaynak yaratma karşılığı Yunanistan’ı kurtarma çabaları ile sürdü. Avrupa Birliği Yunanistanı bir kere daha iflastan kurtardı.
SON SÖZ Yunan tarihindeki mali sorunların en büyüklerinin temel kaynağı hep Türkiye ile ilgili yanlış dış politikalardan meydana geldi. 1920’lerde Türkiye’ye saldırmasaydı, savaşın finansmanı için dış borca gerek duymayacaktı. 1970’li yıllardan sonra da Türkiye fobisi ile giriştiği kontrolsüz silahlanma ve bu konudaki harcamaları gizleme çabaları gene Yunanistanı köşeye sıkıştırdı. Euro’ya girecek durumda olmadığı halde problemin kaynağını gizleyen Yunanlılar şimdi dünyayı kandırmanın cezasını çekiyorlar. Tarihlerine bakarsanız, bu ikınci kurtarma pakedinin de bir işe yaramayacağı kanısındayım.
PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ NOT: Bu yazının hazırlanışında değişik İnternet kaynaklarına başvurulmuştur.
|
| Yazının Yorumları |
okay
-
chalkida
diyorki :
"
ekonomi
" |
|
bittik valah |
06.04.2012 21:14:08 |
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Marka olmamanın maliyeti nedir? |||
Marka konusundaki yeni gelişmelere ve araştırmaları okudukçageçen yıl okuduğum makalenin vermek istediği mesajın içeriği iyicebelirlendi.
|
|
|
|
İnternet çağı kuralları |||
Internet çağının yarattığı yeni kurallar: Uzun Kuyruk mu, Yoksa Uzun Boyun mu? Long Tail or Long Neck?
|
|
Yönetim ve Mizah |||
Türk siyaset ve iş yaşamında çok nüktedan kişiler oldu, halen de var. Önemli olan insanın kendi hatalarına gülebilme olgunluğunu gösterebilmesidir.
|
|
FAŞİST LİBERALLER ÖYKÜSÜ |||
ABD’de bir süre önce büyük fırtınalar koparan bir kitaptan söz etmek istiyorum bu yazımda. Kitabın adı: Liberal Fascism
|
|
|
|
|
|
|
|
SORGULAMAYI BİLMEYEN TOPLUMLAR ÖĞRENEMEZ |||
Geçtiğimiz hafta iki büyük felaketi yaşadık. Önce teror belasının aldıgi canlar, kaybettiğimiz askerlerimiz, arkasından da Van ve Erciş’te meydana gelen deprem.
|
|
|
|
Türkiye'nin kendi otomobil markası |||
Prof. Dr. Tevfik Dalgıç, Türkiye'nin kendi otomobil markasını yaratması gerektiğini, markaların ülkenin imajını artırdığını tam 2 yıl önce söylemişti.
|
|
Adam seçme yanılgıları |||
Adam alırken, "Kendisi yakınımdır, ideolojime yakındır, çok iyiliğini gördüm, babası arkadaşımdır, bizim dergahtandır" görüşleri ile yola çıkanlar dikkat.
|
|
|
|
YALAN DA OLSA HOŞUMA GİDİYOR |||
rof. Dr. Tevfik Dalgıç, iltifatın insan üzerinde bıraktığı izleri irdeledi. Siz "Yalan da olsa hoşuma gidiyor, kuramını biliyor musunuz" dedi.
|
|
MUFAZAKARLIĞIN EVRENSEL KODLARI |||
ABD'de 4 bilim adamı 22 bin 818 konuşma, makale, kitap ve konferans bildirileriyi inceleyip siyasal muhafazakarlığın ortak özelliklerini belirledi.
|
|
|
|
PAZARLAMA HERKESİN GÖREVİDİR |||
Geleneksel pazarlama, reklam ve marka ilişkilerinin yeniden yapılanması ve müşteriye hizmetin önemini merkez alan bir yeni yaklaşım gerektiriyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MARKA ALGILAMASI |||
Marka algılaması ve marka yaşı ilişkisi üzerine bazı düşünceler.
|
|
MARKA VE İLETİŞİMDE İKİLEM |||
Kimlikler ile kişilikler aynı şey değildir. Kimlikler sonradan edinilir. Kişilik ise daha çok fiziksel-ruhsal nitelikler olarak tanımlanır, yani doğuştandır.
|
|
Yılmaz Özdil Fenomeni |||
Yılmaz Özdil’i Facebook’tan izleyen 288 bin 558 kişi var. 31 Mayıs sabahı itibariyle, yani tek başına ülkenin üçüncü günlük gazetesi.
|
|
|
|
AMERİKA'NIN ORTADOĞU AÇMAZI |||
Amerika bugün sözde dostu olan bu diktatörlüklere demokrasi getirse sandıktan kim çıkar dersiniz? Amerikan düşmanı olan partiler ve onların adayları.
|
|
|
|
|
|
KÜRESEL KÜLTÜR OLGUSU |||
Hollanda veya Almanyada da yatırım yapan yabancı şirket oralarda siyasete etki edemezken niye bizde siyasete etki ediyor, pisliğe bulaşıyor?.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|