|
|
|
|
AMERİKA'NIN ORTADOĞU AÇMAZI VE MÜSLÜMAN DEVLETLER ÜZERİNE GÖZLEMLER Aşağıdaki yazıyı 20 Ekim 2003 tarihinde yazmışım ve bir internet sitesinde yayımlanmış, nerede ise 8 yıl once. Arap baharından sonra bu yazıyı yeniden yayımlamanın zamanı olduğu kanısındayım. “Bir kaç gündür elime yeni geçen eski bir kitabı okuyorum. Bir öğrencim getirdi okumam için. Derslerimde ele aldığım değişik konularda çok aktif bir katılımcı olan bu öğrencim kitabın vermeye çalıştığı mesaj ile benim dikkat çektiğim konuların biribirine benzediğini belirterek okumamı istedi. Eline saglik, iyi bir iş yaptı. Yazarı Jonathan Kwitny. Bir gazeteci ve uzun yıllar Wall Street Journal gazetesinde yazmıs. Çok sayıda yayımlanmış kitabı var. Değişik konuları değişik bir açıdan ele alarak kamu oyunu aydınlatma görevini başarı ile yapıyor anlaşılan. Kitabın başlığı "Endless Enemies: The Making of an unfriendly world". Kitabın başlığını söyle çevirmek mümkün: "Sayıları Tükenmeyen Düşmanlar: Dost olmayan bir dünya yaratmak".Kitap 1984 yılında basılmış. Sanırım ikinci baskısı da yapılmış sonradan. Kitapta işlenen ana konu şu: "Amerika İkinci Dünya Savaşından bu yana dünyanın değişik yerlerine müdahale ederek, oralarda demokrasileri ve hür teşebbüsü ve bunun sonucu olarak da kendi çıkarlarını yok etti." Bugünkü yazımda da ben aynı konuyu ele alacaktım. Amerika'nın Orta Doğudaki açmazının temelinde; Amerikan'in kendi idealleri olan ve dünyada görmek istediğını her defasında ilan ettiği: demokrası, özgürlük, insan hakları ve hür teşebbüsü destekleme ilkesi yatar. Ama aynı Amerika tam bir demokrasi düşmanı olan, insan haklarının adı bile bilinmeyen, özgürlüğün anlamı bile tanımlanmamış Orta Doğu ülkeleri ile uzun yıllar dostluklar kurmakta bir sakınca görmemiştir. Suudi Arabistan, Mısır, Körfez ülkeleri; bunların hangisinde demokrasinin (D) harfi vardır? Suudiler o kadar hoşgörüsüz ve bağnaz hale gelmişlerdir ki, Türk tipi mimarlık modeline uygun bir cami'ye bile tahammül göstermez olmuşlardır. Bunun örneğini Bosnada gördük. Suudi Arabistan halka ait olan petrol gelirlerini, değişik mali ve insanı kuruluşlar adı altında Suud ailesinin ve onların izlediği politikaları desteklemek, Wahabi türünde bir hoşgörüsüz katı İslam anlayışını ihraç etmek için harcamaya devam etmektedir. Hem de Amerika ile dostluğa devam ederek. Mısır tek partili bir rejimdir. Körfez ülkeleri de halktan kopmuş yapay devletçiklerdir. Hiç birinde de demokrası, insan hakları gibi konuların bahsi geçmez. Suudilerin ve Pakistan'ın desteği ile Afganistanda ortaya çıkarılan bağnazlık temeline dayalı, Taleban denilen guruh da ülkede insanlığın tüm izlerini silmek içın çabalar harcamış, sonuçta Amerika bizzat harekete geçmek zorunda kalmıştır. Irak’da; başlangıçta Saddam ile dostluk kuranlar gene Amerikalılardır. Ona silah satanlar gene onlardır. Şimdi Amerika Orta Doğuda barış, özgürlük, demokrası, insan hakları ve hür teşebbüsün desteklenmesi gibi amaçlar taşıdığını ilan ettiği zaman inandırıcı olamıyorsa bunu geçmişteki politikalarında aramalıdır. Geçmişte ve halen de desteklediği her türlü haksızlığın, rüşvetin cirit attığı, halkın desteğine değıl de kurdukları sistemin polisi ile ayakta duran bu rejimlere karşı halkların elinde hiç bir güç yoktur. Demokrasi deneyimleri yoktur, insan hakları konusunda hiç bir garantileri mevcut değildir, mahkemeler adalet yerine adaletsizlik dağıtan bu sözde Amerikan dostu ülkelerde Amerika nasıl demokrasi ağacını yeşertecektir? Kuzey Irakta desteklediği iki feodal kalıntıya bir bakın: Talabani mi demokrattır, yoksa Barzani mi? Hangisinde demokrasi var? Alın birisini vurun ötekine. Seç seç al. Hem de ne demokrattır bunlar? Geçenlerde toplanan İslam Konferansını-“İslam nüfusun çoğunlukta olduğu ülkeler” konferansı demek daha doğru olur görüşünü öne sürenler de var- oluşturan ülkelerin ezici çoğunluğu demokrasiden nasibini almamış, din özgürlüğünü kısıtlamış, insan haklarını rafa kaldırmış, kanun hakimiyeti olmayan ceberrut rejimlerden oluşuyor. Sadece Türkiye ve Endonezya ile Malezya bu tanımın dışında. Diğerleri biribirinin kopyası. Aynı günlerde halen hapiste olan ve ezici bir çoğunlukla (!) dördüncü kez Malezya başbakanı seçilen (!) Magathir’in eski yardımcısı Enver İbrahim’in Wall Street Journal’da yayımlanan bir yazısı dikkatlerden kaçtı. Siyasi rakbi Magathir’in tuzağına düşüp değişik suçlamalarla hapiste yatan Malezya eski Başbakan Yardımcısı Enver İbrahim, nüfus çoğunluğu İslam olan ülkelerinin içinde bulunduğu hoşgörüsüzlük, demokrasi ve insan hakları yokluğu konuları ile ekonomik gelişmişlik düzeylerine dikkati çekiyor, bu ülkeler arasında en başarılı olan ülkenin Türkiye olduğunu belirtiyordu. Enver İbrahim yazısında şu mesajı veriyordu:Türkiye nüfus çoğunluğu Müslüman olan en gelişmiş ülkedir. Bunun da nedeni ülkede var olan demokrasi ve laikliktir. Ekonomik alanda bazı ileri gitmiş olan diğer ülkelerde ise çalışkan Çin kökenli insanların ekonomiyi ayakta tuttuğu bir gerçektir. Yazı bir anlamda kültürlerarası çatışmayı önlemenin de çözümünü demokrasi, insan hakları ve laiklik gibi çağdaş değerlerden geçtiğini vurguluyordu. Enver İbrahim’in bu yazısının ABD yönetimince iyice okunup anlaşıldığına ve verdiği mesajlardan politik görevler çıkarıldığına inanmak isterim. Ama gerçeğe dönelim. Şurası bir gerçektir ki, Amerika kısa dönemli çıkarları için halkından kopmuş, demokrasi uygulaması olamayan, insan hakları ve özgürlükler bulunmayan devletçikleri, aşiretleri desteklemeye devam ettiği müddetçe uzun vadeli çıkarlarını kendi eliyle de ortadan kaldırmaktadır. Amerikanın desteğindeki cürümüş, kokuşmüş ve her türlü rüşvet, irtikap, haksızlık, adaletsizlik yaşanan çok ülkede halk iktidardakiler ile Amerika'yı özdeşleştirir hale gelmiştir. Amerika belki de bütün iyi niyetine rağmen-en azından söyledikleri ve ülkesinde uyguladıklarına bakarak-bu sözde dostlarından zarar görmeye devam edecektir. Bu koşullarda Amerika bugün sözde dostu olan bu diktatörlüklere demokrasi getirse sandıktan kim çıkar dersiniz? Amerikan düşmanı olan partiler ve onların adayları. Yani Amerikanın savunduğu ilkelerin hepsine karşı olan partiler ve kişiler. İşte ABD'nın açmazı bence budur. Eğer ABD bu açmazdan kurtulmak istiyorsa dostlarını yeniden değerlendirmek durumundadır. Belki de uzun vadeli bir bakışla hatalarını düzeltmeye yönelmesinin zamanı gelmiştir.” Yazım burada bitiyor. İnsanın aklına gelen şey ise Arap Baharını hiç beklemeyen Obama yönetiminin ikircikli tavrına son verip yeni politikalar üretmesi ve bunda da yaratıci olması zorunluluğunun bulunmasıdır.
PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Marka olmamanın maliyeti nedir? |||
Marka konusundaki yeni gelişmelere ve araştırmaları okudukçageçen yıl okuduğum makalenin vermek istediği mesajın içeriği iyicebelirlendi.
|
|
|
|
İnternet çağı kuralları |||
Internet çağının yarattığı yeni kurallar: Uzun Kuyruk mu, Yoksa Uzun Boyun mu? Long Tail or Long Neck?
|
|
Yönetim ve Mizah |||
Türk siyaset ve iş yaşamında çok nüktedan kişiler oldu, halen de var. Önemli olan insanın kendi hatalarına gülebilme olgunluğunu gösterebilmesidir.
|
|
FAŞİST LİBERALLER ÖYKÜSÜ |||
ABD’de bir süre önce büyük fırtınalar koparan bir kitaptan söz etmek istiyorum bu yazımda. Kitabın adı: Liberal Fascism
|
|
|
|
|
|
|
|
SORGULAMAYI BİLMEYEN TOPLUMLAR ÖĞRENEMEZ |||
Geçtiğimiz hafta iki büyük felaketi yaşadık. Önce teror belasının aldıgi canlar, kaybettiğimiz askerlerimiz, arkasından da Van ve Erciş’te meydana gelen deprem.
|
|
|
|
Türkiye'nin kendi otomobil markası |||
Prof. Dr. Tevfik Dalgıç, Türkiye'nin kendi otomobil markasını yaratması gerektiğini, markaların ülkenin imajını artırdığını tam 2 yıl önce söylemişti.
|
|
Adam seçme yanılgıları |||
Adam alırken, "Kendisi yakınımdır, ideolojime yakındır, çok iyiliğini gördüm, babası arkadaşımdır, bizim dergahtandır" görüşleri ile yola çıkanlar dikkat.
|
|
|
|
YALAN DA OLSA HOŞUMA GİDİYOR |||
rof. Dr. Tevfik Dalgıç, iltifatın insan üzerinde bıraktığı izleri irdeledi. Siz "Yalan da olsa hoşuma gidiyor, kuramını biliyor musunuz" dedi.
|
|
MUFAZAKARLIĞIN EVRENSEL KODLARI |||
ABD'de 4 bilim adamı 22 bin 818 konuşma, makale, kitap ve konferans bildirileriyi inceleyip siyasal muhafazakarlığın ortak özelliklerini belirledi.
|
|
|
|
PAZARLAMA HERKESİN GÖREVİDİR |||
Geleneksel pazarlama, reklam ve marka ilişkilerinin yeniden yapılanması ve müşteriye hizmetin önemini merkez alan bir yeni yaklaşım gerektiriyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MARKA ALGILAMASI |||
Marka algılaması ve marka yaşı ilişkisi üzerine bazı düşünceler.
|
|
MARKA VE İLETİŞİMDE İKİLEM |||
Kimlikler ile kişilikler aynı şey değildir. Kimlikler sonradan edinilir. Kişilik ise daha çok fiziksel-ruhsal nitelikler olarak tanımlanır, yani doğuştandır.
|
|
Yılmaz Özdil Fenomeni |||
Yılmaz Özdil’i Facebook’tan izleyen 288 bin 558 kişi var. 31 Mayıs sabahı itibariyle, yani tek başına ülkenin üçüncü günlük gazetesi.
|
|
|
|
AMERİKA'NIN ORTADOĞU AÇMAZI |||
Amerika bugün sözde dostu olan bu diktatörlüklere demokrasi getirse sandıktan kim çıkar dersiniz? Amerikan düşmanı olan partiler ve onların adayları.
|
|
|
|
|
|
KÜRESEL KÜLTÜR OLGUSU |||
Hollanda veya Almanyada da yatırım yapan yabancı şirket oralarda siyasete etki edemezken niye bizde siyasete etki ediyor, pisliğe bulaşıyor?.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|