|
|
|
|
KÜRESEL KÜLTÜR OLGUSU VE ŞİRKETLERDE KÜRESEL ÖRGÜT KÜLTÜRÜ Biz istesek de istemesek de, bazı şeyler bizim dışımızda gelişiyor, değişime uğruyor, şekil değiştiriyor, yeni yapılaşmalar, kümeleşmeler ortaya çıkıyor. Her gün dilimize yeni kelimeler ekleniyor, yenı deyimler, terimler, sözcükler oluşuyor. İthal ettiğimiz mal ve ürünler değişiyor, çeşitleniyor. Yaptığımız ve ihraç ettiğimiz mal ve ürünler-hizmet vs.-değişiyor, çeşitleniyor. Küreselleşme karşıtı kafalar şu soruyu kendi kendilerine sormamakta ayak diriyorlar. Örneğin Hollanda veya Almanyada da yatırım yapan falan yabancı şirket oralarda siyasete etki edemezken niye bizde siyasete etki ediyor, pisliğe bulaşıyor?. Veyahut aynı şirketler başka ülkelerde niye ucuza mal satarken bizde kazık fiyatta ısrar ediyorlar. Bir başka ülkede 15 bin dolara satılan bir araç bizde niye 30 bin doların üstünde? ABD’de galonu 3 dolara satılan benzinin litresi niye bizde onların galon fiyatı kadar? ABD niye Almanya, Fransa veya İngilterede bu kadar kötülüklerin anası gibi görünmezken niye bizde her türlü sorunlarımızın kaynağı olarak gösteriliyor? Türkiye’nin kişi başına düşen milli geliri 1950’li yılların ortalarında 520 dolar, aynı yıllarda Güney Kore’nin ki 260 dolar iken niye bugün biz 10 bin doları zor bulurken, Güney Kore’nin kişi başına düşen milli geliri 28 bin doları aşmış durumda? Kanımca bunların tek bir nedeni var: Kendimiz.
Dünyadan habersiz siyasetçilerimiz, yasa koyucular, yasalardaki yaptırımların nitelikleri, dünyaya bakışımız, eğitim düzeyimiz, garibanlık edebiyatı ve bir türlü dünyaya objektif bakmayı öğretemediğimiz insanlarımız. Bir de belirli bir dini inancı ideolojik saplantı haline dönüştürmekte ısrar eden, bunu bir çıkar kapısı yapan belirli gruplar da var. Bunları görünce insanın aklına acaba biraz da dışarıda düşman aramak yerine biraz da hatalarımıza, yanlışlıklarımıza, görgüsüzlüklerimize ve kendimize baksak diyorum.
Bizim dışımızdaki yeni olgu: Küresel Kültür
Biz sanki bir şey yapacakmış, karşı koyacakmış gibi her gün küreselleşme karşıtı retorikle yatıp kalkarken, dışarda dünya dönmeye devam ediyor. Farkında olmadan dünya değişiyor. Bilimsel yenilikler, yeni teknolojiler doğuyor. Yeni yayınlar, yeni oluşumlar ortaya çıkıyor. Müzik evrenselleşiyor, İstanbulda Heavy Metal hayranları buluşurken, Batı’nın çok kentinde Sufi müziği veya Tarkan dinleyenler çoğalıyor.
İnternet, moda, Hollywood yapımları, kitaplar, yazılım programları, bilim adamı ve sanatkarların karşılıklı ziyaretleri, seyahati kolaylaştıran yeni şirketler, mali ödeme sistemleri dünyayı küçük bir ‘’Küresel Köy’’ haline getiriyor. Yıllar önce 4 bin dolara aldığımız diz üstü bilgisayarlar 500 doların altında. Yeni ilaçlar kalp hastalıklarının kaynağı diye gösterilen kolesterolü düşürürken, genç beyinler dünyanın değişik ülkelerinde önemli akademik başarılara imza atıyor. Bütün bunlar aslında giderek oluşmaya başlayan bir küresel kültürün de belirtisi. Artık insanlar aynı espriye gülüyorlar. İnternet paylaşım siteleri dinci cemaatlerden daha kalabalık cemaatler oluşturuyorlar. Dünyanın her yeri ile bağlantısı olan insanlarmız var.
Tüm bu olgular giderek şirketleri de etkiliyor, şirket yönetimlerini ve şirketlerde küresel bir örgüt kültürü oluşturuyor. Dünyanın saygın bilimsel dergilerinden MİT-Sloan Management Review’da yayımlanan bir makale ilginç ipuçları içeriyor. 3 kişilik bir araştırma grubunun 10 Çok Uluslu Şirketin 12 yıl boyunca 250 üst yöneticisi ile yaptıkları görüşmelerin ışığında kaleme aldıkları makale bazı şirketlerin gerçek anlamda küresel olabildiğini ortaya koyuyor. Küresel olarak entegre olmus, fakat yerel olabilme esnekliği de gösterebilen şirketlerin örgüt kültürü küresel nitelikli olarak tanımlanıyor. Yani artık bu şirketler dünyanın her yerinde iş yapabilecek bir biligi ve deneyim birikimine sahip. Bu tabidir ki yönetenlerin de küreselliği anlayabilmelerini ifade ediyor. Yanlnız bu yönetenler şirket yöneticileridir, siyasi yöneticilerimiz değil. Onlar daha işin ne olduğunu anlayabilmiş değiller maalesef.
PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ
PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ'IN ÖNCEKİ YAZILARINI AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ
Nükleer Tüp Gaz
http://www.haberhurriyeti.com/HaberDetay/30221-nukleer-tup-gaz.aspx
"l'etat, c'est moi"-devlet benim"diyenlerin sonu gözüküyor
http://www.haberhurriyeti.com/HaberDetay/30101-devlet-benim-diyenlerin----.aspx
Dallas'tan İzmir'e selam var
http://www.haberhurriyeti.com/HaberDetay/30099-prof--dalgic-haberhurriyeti-nde.aspx
|
| Yazının Yorumları |
bucalı neco
-
ankara
diyorki :
"
müsaade
" |
|
Hocam büyük denilen/çok izlendiği okunduğu söylenilen yalama-yalaka ve ya.... tv ler gasteler ""KENDİMİZE BAKMAMIZA""fırsat vermezler...Onların hedefi küresel kültür potasında bizleri eritmek diye düşünüyor güzel yazınıza teşekkür ediyorum...Hani derler ya ""sen seni bil sen seni sen seni bilmezsen patlatırlar enseni""""..Kendimize bakmamız kendimizi bilmemiz şarttır..Sağolun hocam... |
26.04.2011 17:59:57 |
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Marka olmamanın maliyeti nedir? |||
Marka konusundaki yeni gelişmelere ve araştırmaları okudukçageçen yıl okuduğum makalenin vermek istediği mesajın içeriği iyicebelirlendi.
|
|
|
|
İnternet çağı kuralları |||
Internet çağının yarattığı yeni kurallar: Uzun Kuyruk mu, Yoksa Uzun Boyun mu? Long Tail or Long Neck?
|
|
Yönetim ve Mizah |||
Türk siyaset ve iş yaşamında çok nüktedan kişiler oldu, halen de var. Önemli olan insanın kendi hatalarına gülebilme olgunluğunu gösterebilmesidir.
|
|
FAŞİST LİBERALLER ÖYKÜSÜ |||
ABD’de bir süre önce büyük fırtınalar koparan bir kitaptan söz etmek istiyorum bu yazımda. Kitabın adı: Liberal Fascism
|
|
|
|
|
|
|
|
SORGULAMAYI BİLMEYEN TOPLUMLAR ÖĞRENEMEZ |||
Geçtiğimiz hafta iki büyük felaketi yaşadık. Önce teror belasının aldıgi canlar, kaybettiğimiz askerlerimiz, arkasından da Van ve Erciş’te meydana gelen deprem.
|
|
|
|
Türkiye'nin kendi otomobil markası |||
Prof. Dr. Tevfik Dalgıç, Türkiye'nin kendi otomobil markasını yaratması gerektiğini, markaların ülkenin imajını artırdığını tam 2 yıl önce söylemişti.
|
|
Adam seçme yanılgıları |||
Adam alırken, "Kendisi yakınımdır, ideolojime yakındır, çok iyiliğini gördüm, babası arkadaşımdır, bizim dergahtandır" görüşleri ile yola çıkanlar dikkat.
|
|
|
|
YALAN DA OLSA HOŞUMA GİDİYOR |||
rof. Dr. Tevfik Dalgıç, iltifatın insan üzerinde bıraktığı izleri irdeledi. Siz "Yalan da olsa hoşuma gidiyor, kuramını biliyor musunuz" dedi.
|
|
MUFAZAKARLIĞIN EVRENSEL KODLARI |||
ABD'de 4 bilim adamı 22 bin 818 konuşma, makale, kitap ve konferans bildirileriyi inceleyip siyasal muhafazakarlığın ortak özelliklerini belirledi.
|
|
|
|
PAZARLAMA HERKESİN GÖREVİDİR |||
Geleneksel pazarlama, reklam ve marka ilişkilerinin yeniden yapılanması ve müşteriye hizmetin önemini merkez alan bir yeni yaklaşım gerektiriyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MARKA ALGILAMASI |||
Marka algılaması ve marka yaşı ilişkisi üzerine bazı düşünceler.
|
|
MARKA VE İLETİŞİMDE İKİLEM |||
Kimlikler ile kişilikler aynı şey değildir. Kimlikler sonradan edinilir. Kişilik ise daha çok fiziksel-ruhsal nitelikler olarak tanımlanır, yani doğuştandır.
|
|
Yılmaz Özdil Fenomeni |||
Yılmaz Özdil’i Facebook’tan izleyen 288 bin 558 kişi var. 31 Mayıs sabahı itibariyle, yani tek başına ülkenin üçüncü günlük gazetesi.
|
|
|
|
AMERİKA'NIN ORTADOĞU AÇMAZI |||
Amerika bugün sözde dostu olan bu diktatörlüklere demokrasi getirse sandıktan kim çıkar dersiniz? Amerikan düşmanı olan partiler ve onların adayları.
|
|
|
|
|
|
KÜRESEL KÜLTÜR OLGUSU |||
Hollanda veya Almanyada da yatırım yapan yabancı şirket oralarda siyasete etki edemezken niye bizde siyasete etki ediyor, pisliğe bulaşıyor?.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|