Atilla Sertel’in adaylığı..
Gazetede yine işten atma furyası başlamıştı..
İki azgın gurup iktidar kavgasında yumurtaları tokuşturmuşlar, bir tarafın yumurtası çatır çatır çatlamıştı..
Patrondan gelen emirle, iktidarı elinde tutan güç, bir gece içinde tepeden başlayıp öteki gurubu traşlamaya başladı, epeyce bir basın emekçisi sabah kendilerini kapının önünde buldular.
Gazetede kalanlar, ya pısmışlardı, ya da iktidara yakın valsler içindeydiler, kimisi ise esaslı bale yapıyordu, özel ders almışcasına çalımlı baleye pek güzel adapte olmuşlardı.
Benim ise, işimin dışında hiçbir gelişme umurumda değildi. Çünkü ekip adamı değildim. Kimse beni, şunun bunun adamı diye işten atamazdı, işimi yapmaz isem atılırdım.
Bu yüzden gelişmeleri duyarsız izliyordum.
Çünkü işten atılan gurup, maçı kazansa idi, bu kez ötekiler işten atılacaklardı..
İşte öyle bir sabah, masamın karşısında dolap bölümünün önünde oturan ve işinden atılmayan muhabir Atilla Sertel, daktiloda takur-tukur istifa dilekçesini yazmaya başladı. Heyecanlı ve hırslıydı, çat-çut metni yazdı bitirdi, bana döndü:
- Ben istifa ediyom Yaşar abi, dedi.
- Hooop yahu?.. Ne oldu ki? diye tepki gösterdim.
- Arkadaşlarım işlerini kaybederken ben bu masada çalışamam ağabey.
- Ulen sana ne?.. Sana dokunan yok ki?
- Olsun, onlar benim arkadaşım.
- Yahu zaten işe yeni girdin. İşsiz kalacaksın. Yeni evlendin zaten. O arkadaşların şimdi gurup olarak başka gazeteye girerler, sen açıkta kalırsın, iyi düşün.
- İyi düşündüm ağabey, vicdanım sızlıyor. Burada duramam!
Peki dedim, gitti istifasını verdi.. Atilla’yı gazete kapısına kadar uğurladım. Bilmem o günü, bu diyaloğu, onu kapıya kadar geçirdiğimi hatırlar mı?..
İşte dostlar, bu günlerde İzmir CHP’den İzmir Milletvekili aday adayı olan, meslektaşımız gazeteci Atilla Sertel böyle biridir.
Önce şöyle bir geçmişe dalalım. Sonra yine Atilla’ya uğrayacağız.
Gazeteci milletvekillerimiz..
Şöyle bir geçmişe bakalım..
İzmir Basını’ndan yetişip parlamentoda görev yapmış gazeteci kökenli bazı önemli milletvekillerimiz vardır.
Behzat Bilgin Yeni Asır’cı idi.. Yeni Asır’ın sahibi Behzat Bilgin’in kardeşi idi. Demokrat Parti İzmir Milletvekili oldu.. Kaderin cilvesi olarak 27 Mayıs İhtilali’nden sonra Yassıada’yı da gördü.
Nihat Kürşad, Ege Ekspres gazetesi sahiplerindendi, Adalet Partisi’nden İzmir Milletvekili seçilip Turizm ve Tanıtma Bakanı oldu, bakanlığın ilk kuruluş yıllarında hizmeti geniştir..
Sevgili dostum merhum Hürrem Kubat, Demokrat İzmir gazetesinden yetişip Adalet Partisi İzmir Milletvekilliğine seçildi.
Şeref Bakşık ise yine Demokrat İzmir’den yetişti.. İnönü’yü yaşayan, 27 Mayıs’ı gören, Ecevit’in yanında bulunan, en zor zamanlarda partide genel sekreterlik yapmış olan Şeref Bakşık aramızda sapasağlam yaşamaktadır, bu değerli meslek büyüğümüze daha uzun ömürler diliyorum.
Tanıdığım politika meraklısı gazetecilerden rahmetli Nihat Dağdelen, Nihat Paykoç gibi ustalar epey uğraşmalarına rağmen ne yazık ki meclis koltuklarına oturamadılar.
Akın Simav’ı hatırlayalım
Rahmetli Akın Simav ise, 1977 seçimlerinde CHP’den milletvekili seçildi. O yıl yapılan önseçimde CHP İzmir Milletvekili aday listesi, Mahmut Türkmenoğlu, Süleyman Genç, Alev Coşkun, Ahmet Taner Kışlalı (kontenjan), Coşkun Karagözoğlu, Yüksel Çakmur, Kaya Bengisu, Neccar Türkcan, Mustafa Öztin, Ferhat Arslantaş ve Akın Simav şeklinde oluşmuştu. Son sırada bulunan Akın Simav güçlükle genel seçimde seçilerek, Milli Selamet Partisi İzmir adayı Turgut Özal’ın seçilememesini sağladı. İyi de oldu.
Turgut Özal o dönem seçilemedi ama 12 Eylül’den sonra ülkeye yapacağını yaptı, günümüzde bizi kanserleştiren her yıkıcı olayın kapısını tekme ile o adam açmıştır.. Bu arada Turgut Özal’ın açtığı “yobaz federasyoncu liberalizm” yolunda, onun yanıbaşında yer alıp pastaları löp löp mideye indirdikten sonra günümüzde, ulusalcı-solcu-molcu, Atatürkçü, 68’li geçinen soytarıları gördükçe içim bulanıyor, yahu kimse çıkıp Turgut Özal’ın İzmir’deki bu şişman prenslerine “Kimsin lan?.. Seni geçmişinden tanıyoruz” diyemiyor, İzmir öylesine bitmiş!
Böylece burada İzmir Basını içinden çıkıp, parlamentoya giden güzel insan Akın Simav’ı da anmış olduk.. Akın ağabeyin milletvekilliğine giden yolda, mokasen ayakkabısının izleri, gazeteci İskender Dinsel’in, gönüllü şöförü rahmetli Hilmi Geylanlı’nın, benim ve daha nice idealist insanın omuzlarında hala duruyor. Onun için çok çalıştık..
Akın ağabey milletvekili iken, arada bizi İzmir’den Ankara’ya çağırır, Meclis’te sıcacık çorbalar ısmarlardı, tadı hala damağımdadır.. Güzel insandı, ışıklar içinde uyusun..
Bu arada hatırlayalım.. 1970’li yıllarda İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanlarından unutulmaz insan müteveffa Sabri Süphandağlı ağabeyimiz de politikaya meraklıydı. Ancak Senato Seçimleri için Adalet Partisi’ndeki aday sıralamasında listede çok aşağılarda yer aldı. Hayal kırıklığı yaşadı.
Hakan Tartan’ın milletvekilliği
Hakan Tartan, Milliyet gazetesinden yetişen genç ve güzel bir muhabir gazeteciydi. Bülent Ecevit bu çalışkan ve şair ruhlu gazeteciyi iki dönem DSP Milletvekili seçerek, önce bakanlığa sonra, belediye başkanlığına giden yolda dürüst bir politikacı yarattı.
İsmi dedikodulara ve yolsuzluklara karışmayan, sanatçı aileden yetiştiği için sanat dostu bir yürek taşıyan, bilimsel doktora sahibi Hakan Tartan, parlamento idare amirliği de yaparak, ardında temiz bir iz bıraktı.
Bu arada bir anımı aktarayım.
Bir gazeteci dostumuz, Hakan Tartan DSP Milletvekili iken, konut ve yazlık kooperatiflerinden 25 kadar ulufe daire sahibi olduğunu iddialı biçimde bana söylemişti. Şaşmış kalmıştım.
Bu olaydan bir hafta sonra, Hakan Tartan eşi ile birlikte benim Çeşme Sakarya Sitesi’ndeki küçücük tek odalı daireme konuk olarak geldiler. Yan dairenin kapısında satılık yazısı vardı. Hakan ve Aynur, “Acaba kaç paradır, bütçemiz yeter mi, bari biricik tapumuz bu siteden olsun” diye kıvranmaya başladılar.
Ben dondum..
“Yahu” dedim, “25 tane tapunuz varmış, neden rol yapıyorsunuz?..”
Şaşırdılar.
Kim söyledi dediler.
Söyleyen dostumuzu apaçık onlara söyledim.
Acı acı gülümsediler. Gerçeği açıkladılar..
Tek tapuları yoktu.
Milletvekili Hakan o iddiayı sağda solda ileri süren arkadaşın hiç yüzüne bu olayı vurmadı, belediye başkanı oldu, o gazeteci arkadaşı hiç dışlamadı. Hala Çeşme’de yazın kiralık ev tutarlar, tek tapuları yoktur, iyi mi?..
İşte size Hakan Tartan’ı aktardım.
Gazeteci acımasızlığı üzerine de bir örnek vermiş olduk..
Dilerim Hakan Tartan’ı, yine ilerde yeniden parlamentoda veya daha güçlü görevlerde görebiliriz.
Atilla Sertel’in iddiası
Atilla Sertel iddialıdır..
Öteden beri sol politikaya meraklıdır..
Aday adaylığını, “Özgür basın için mücadele etme” sözü vererek açıklayan Atilla Sertel, 20 yıl önce politika yolculuğuna başladı, ilk girdiği seçimi 260 oyla kaybetti. Daima sosyal demokrat olarak yaşadı. Emekçi ruhunu hiç kaybetmedi.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Basın Lokali’nde yaptığı aday adaylığı açıklamasında şöyle dedi:
“Bu dönem enerjim, birikimim, yaşımın gereği Türkiye’ye yapacağım katkının doruk noktasındayım. 73 ayrı meslek gurubunda milletvekili olan TBMM’de sadece 2 gazeteci vekilin bulunması düşündürücüdür. Meclis’te daha çok gazeteci bulunmalı. Gazetecilerin önünün açılması gerektiğine inanıyorum”..
Atilla neden önemlidir?
Atilla Sertel neden önemlidir?
1- İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı kimliklerini taşımaktadır. İzmir’deki seçimleri büyük farkla kazanmıştır, federasyon seçimlerinde Anadolu basının onayını tam almıştır.
2- Meslekdaşlarımızın büyük çoğunluğu, hele son gazeteci kıyımı olaylarından sonra iktidarın zulmüne karşı özgürlükçü bir ortak ruh yapısı içindedirler. Hasan Tahsin Anıtı önünde gerçekleşen “Gazeteciye Baskıları Protesto” toplantısında geniş bir protesto buluşması gerçekleşmiştir. Atilla Sertel, o gün yaptığı yürekli konuşmada iktidardan çalak yalayan nice meslekdaşımızı utandıracak derecede onurlu bir duruş sergilemiştir.
3- Atilla Sertel, mahpus Mustafa Balbay’ın en yakın arkadaşı, fikirdaşı, yoldaşıdır. Hapisteki arkadaşını yalnız bırakmamış, onun özgürlüğü için çeşitli etkinlikler düzenlemiş, Silivri ayazında kardeşini kucaklamıştır. Bu bile onun adaylığı için yeter sebebtir.
4- Atilla Sertel, iri kıyım bir fiziki yapı içinde, nerede ne konuşacağını iyi bilen, sesini gürleştirme becerisi olan, kıvrak zekalı, aynı zamanda sempatik güleç bir delikanlı adamdır. Rakip politik çevreleri bile kişiliği ile yumuşatacak derecede toleranslı ama fikrini tokat gibi suratlarına haykıracak derecede cesaretlidir.
5- Namuslu adamdır, iyi aile babasıdır.
6- Biz gazeteciler açısından cemiyet seçiminde neden ona oy verdiğimi söyleyeyim ve noktalayayım. Değerli “bir önceki cemiyet başkanımızı” cümlemden ayrı tutarak, şunu vurgulamalıyım ki, her yöne dönebilen popülist ve özünde sağcı rahmetli başkanlar ile gazete genel yönetmeni iken belki 200 kişinin işten atılmasına hiç yüreği sizlamadan onay vermiş gizli faşist-sahte solcu başkan adaylarına karşı, iyi ki Atilla Sertel’imiz var diyoruz ve ona oy atıyoruz. Yani özetle, parti yetkilisi veya delegesi olsam, partideki popülist sağcı ve sahte solculara karşı da oyumu banko Atilla’ya veririm. Hem de gönül rahatlığıyla..
Meclis Lokantası’nda yemek
Dilerim..
Atilla Sertel seçilecek bir yere konur..
Eğer seçilir ve parlamenter olursa, biz de Akım Simav’dan beri uğramadığımız Meclis’e uğrar ve ucuz çorba içmenin keyfini çıkarırız.
Başka isteğimiz olmaz..
Hele hele Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Oktay Ekşi, Ümit Zileli de seçilirlerse, Mustafa Balbay’dan yine Meclis Lokantası’nda İnegöl köfte, Tuncay Özkan’dan nohutlu pilav, Oktay Ekşi’den ekşi salata, Ümit kardeşimden de ayva tatlısı yeriz, keyfimize bakarız.
Yeme de, yanında yat!
YAŞAR AKSOY
|