Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
24 Mayıs 2012 Perşembe Sık Kullanılanlara Ekle   Kullanıcı Girişi     Künye ve İletişim    RSS            Site içi arama :     
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Şehir ve Başkan
Spor
Kültür Sanat
Sağlık
Turizm
Magazin
 Beğen
Facebook Bizi Beğenin
Video Haber
BAYRAKLI'DA HAFTA SONLARI VEZNELER AÇIK
SAMSUN'DA ÖĞRETMENLER İŞ BIRAKTI
Küçük kıza tecavüze 13 yıl hapis
BOĞAZINA ERİK KAÇAK ÇOCUK ÖLDÜ
İZMİR BB DAVASINDA 2 TAHLİYE
SOFYA'DAKİ DEPREM EDİRNE'Yİ DE SALLADI
MHP TEKİRDAĞ İL BAŞKANLIĞI'NA BİR ADAY DAHA
TIR'A ÇARPIP ARAÇ İÇİNDE SIKIŞTI
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Nahit DURU
Dr. Mehmet Fuat ABUT
Zeynel KOZANOĞLU
Şimdiki Çocuklar Harika...
İzmir Gazeteciler Cemiyeti işgal günü düşmana ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin'i kitaplaştırdı. Şimdi birileri çıkıp Hasan Tahsin'i topa tutuyor.
23.05.2012
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Gölgeler Sergisi
Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
17.05.2012
Metin AYDINOĞLU
Ağladıkça göreceksin
O ne hıçkırmak öyle. İzleyici Silivri Cezaevi'ndeki bizim gazeteciler sanacak. Onlar bile ağlamıyor.
23.05.2012
Hülya SEZGİN
Dr. Cem AYDEMİR
Akın Kamacıoğlu
Barış Kudar
Özlem ABUT
Vefasız mı, ''Yüce''mi bu millet?
Atamıza vefa borcumuzu öderken büründüğümüz ''cimri'' hallerimiz nedendir? Ulu önderimize anarak hakkımızı ödeyebilir miyiz?
21.05.2012
Av. Burhan ÖĞÜTCÜ
Prof. Tevfik DALGIÇ
Sedat KAYA
Yalçın KAMACIOĞLU
Beyhan BİÇKİN
POLİSE BİR DOKUN BAK KAÇ AH GELİYOR?
Polise vurmayın dedim, saldırana madalya mı veriyorlar dedim, gelen mesajlardan anladım ki ben sadece buzdağının görünen kısmını yazmışım.
22.05.2012
Maruf EVREN
Nur SAYLAN
Merhaba
Yeni güne yeni bir umutla başlıyorum ve Haber Hürriyeti okuyanlarına... Dostlarına " İlk Merhabamı " diyorum.
23.05.2012
Skip Navigation Links.
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
  
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Paylaş | Yazdır | Arladaşına Gönder Yahya Kemal Ergenekoncu mudur?

Yahya Kemal Ergenekoncu mudur?

7 Mart 2011 Pazartesi günü, İzmir’de Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı önünde İzmirli gazeteciler olarak toplandık, Ergenekon Davası diye isimlendirilen veya çeşitli sebeblerle gözaltına alınan, tutuklanan ve hapishanelerde çile çeken gazetecilerle bir dayanışma toplantısı yaptık. Sevgili Mustafa Balbay’ımıza sesimizi duyurmak için bağırdık, olan biteni Hasan Tahsin’e şikayet ettik, kalemlerimizi kırdık. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atila Sertel ve yönetim kurulunun düzenlediği bu cesur ve vefalı hareketi kutlarım. Atila’yı yanaklarından işte bu yüzden sımsıkı öptüm..
Atila Sertel’in heyecanlı ve dokunaklı bir sesle yaptığı konuşmada, olan bitenden hükumeti sorumlu tutan yaklaşımını destekliyorum. Özel yetkili mahkemeleri, ben mi kurdum yani?..

Adem Kargı ile birlikte gittiğim Konak Meydanı’nda uzun süredir görmediğim gazeteci arkadaşlarla buluşmanın tadını yaşadım. Ankara’dan gelen Mustafa Abadan ile kucaklaştım, Nizamettin Bedir, Mustafa Teker, sevgili yazarımız Muzaffer İzgü, Muzaffer Tezel, Uğur İşven, Muhittin Akbel, Serdar Kızık, Merih Ak, İsmail Özelçinler, Nihat Onat, Kenan Seven, Ali Ekber, Misket Dikmen, Demokrat İzmir’den arta kalan üstadımız Kaya Çelikkanat, Işık Teoman ve daha nice arkadaşla, gazeteci eyleminde bir arada olmak insanın içini ısıttı.
Hava soğuk olsa bile..
Ülkenin siyasi ortamı insanın içini donduracak kadar sinsi bir ayazı yaymakta olsa bile..
Geleceğimizi düşünüp ürpermeyen var mı?..
Sırtı kalınlar ve her dönem iktidarların sofrasında şömineye yakın oturanlar hariç olmak üzere..

                   * * *

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Gençlik ve Edebiyat Hatıraları” kitabını okudunuz mu?.. (Bilgi Yayınevi, 1969)
Bu kitabında usta yazar, Mehmet Rauf, Şahabettin Süleyman, Refik Halid Karay, Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif, Abdülhak Hamid, Tevfik Fikret, Abdülhak Şinasi  Hisar, Halide Edip Adıvar gibi edebiyatçılarla ilgili enteresan hatıralarını nakleder.

Yakup Kadri’nin, Yahya Kemal ile ilgili olarak kitabında yazdığı bir olay, şu meşhur Ergenekon Davası’nda bizlere ders verici bir içerik taşımaktadır. Yakup Kadri, diktacı İttihat ve Terakki Partisi’nin iktidarda olduğu Birinci Dünya Savaşı esnasında patronu durumunda bulunan İkdam gazetesinin başında iken, başyazarın hastalanması üzerine telaşa düşer. Başmakaleyi kim yazacaktır?.. Üstelik kendisinin başmakale yazacak imkanı yoktur, çünkü masasının üzeri gazetenin diğer sayfalarında yazacağı yazıların müsveddeleri ile doludur.  Tam o esnada dostu şair Yahya Kemal gazeteye gelir, o koca gövdesi ile karşısındaki koltuğa çöreklenip cigarasını tüttürmeye, kahvesini şapırdatmaya başlar.
Yakup Kadri, sevgili arkadaşına binbir rica ederek başmakale yazması için ikna eder, masa başına oturtur, önüne hokka, kalem ve kağıtlar koyar. Yahya Kemal, engin edebiyat, tarih bilgisi ve üstün şairlik vasıflarına rağmen, miskin ve tembel biridir. Uzun süre önündeki kağıtlara bakıp patlar:
- Yahu ne yazayım?.. Bana hiç değilse bir mevzu ver..
Yakup Kadri’nin gözü telaşla, önündeki müsveddelere takılır, Viyana’da çıkan bir gazeteden tercümanın çevirdiği ve başlığı “Boğazlar Meselesi” olan bir yazı ilgisini çeker ve ağzından”Haydi üstadım, bir Boğazlar meselesi yazısı yazıver” diye buyurur.
Yahya Kemal, ıkınır, sıkınır, elindeki kalemle oynar, sonra kağıtların kalitesini beğenmeyip daha kaliteli kağıtlar getirtir, kalemi beğenmez, mürekkebi değiştirtir, ama saatler sonunda nefis bir tarih-dış politika karışımı bir başmakale doğurur. Yakup Kadri yazıyı hemen dizgiciye gönderir

Haydi gerisini Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan dinleyelim:
“Bu hikayenin komik tarafı. Ertesi günü, İkdam gazetesinin “Boğazlar Meselesi” başlıklı yazısı, ülkeyi dikta ile yöneten hükümet çevrelerinde pek vahim bir hadise olarak telakki edilmişti. Matbuat Umum Müdürü Hikmet Bey (Nazım Hikmet’in babası), beni telefonla makamına çağırmış, bu yazının kimin tarafından yazıldığını öğrenmek istemiş ve benim Yahya Kemal’i ele vermemem üzerine hakkımızda tahkikat açılmıştı.
Bereket versin ki, devrin Dahiliye Nazırı olan Talat Paşa, Yahya Kemal’i tanıyordu. Yahya Kemal de onun özel kalem müdürünün samimi dostuydu. Yahya Kemal, henüz hadiseden haberi yokken o gün Babıali’de bu dostunun yanında bulunuyormuş ve onu pek büyük bir telaş içinde görünce “Ne var? Ne oluyor?” diye sormuş. Özel kalem müdürü de “Sorma birader”, demiş. “Bugün İkdam gazetesinde imzasız bir başmakale çıktı. Nazır Beyefendi bunu yazanın ortaya çıkarılmasını istiyor. Gazetenin heyeti tahririyle müdürü Yakup Kadri Bey’den bu hususta bir malumat alınamamış. Matbaada yapılan tahkikat da bellibaşlı bir netice vermedi. Gerçi elde yazının müsveddeleri var ama, bundaki yazı ne İkdam başmuharriri Aptullah Zühdi’nin, ne Yakup Kardi’nin, ne de öbür muharrirlerin el yazısına benziyor”

Bu sözler üzerine zavallı Yahya Kemal’in yüreği ağzına gelmiş,  ama boynunu büküp “O makaleyi ben yazdım” deyivermiş.
Dahiliye Nazırı Talat Paşa’nın hususi kalem müdürü ise önce buna inanmak istememiş, sonra dudaklarından hafif bir gülümsemeyle:
- İlahi Kemal, öyle ise biz boşuna telaşa düşmüşüz” demiştir.
Konuyu hemen Talat Paşa’ya ilettiğinde, Paşa kahkahalara boğulmuş:
- Hangi Yahya Kemal?. Şu bizim şair Kemal mi?. Bırakın yakasını Allahaşkına, o adam hükümet darbesi işleri ile uğraşmaz, şiir yazar ancak, demiş ve mesele kapanmıştır.”

Gerçekte Hükümet, bu işte bir hükümet darbesi arama gayretinde idi. Çünkü o sırada İngilizlerle hükümetten gizli özel bir barış yapmak için hükümet darbesi teşebbüsüne girişen ve bu yüzden kurşuna dizilen Binbaşı Yakup Cemil ile İkdam başyazısını yazan kişi arasında bir gizli ilişki olacağından şüphe edilmişti. Çünkü Yahya Kemal, bu yazısında İngiltere’nin Boğazları hiçbir vakit Rusya’ya terk etmek istemediğini ve daima Türkiye’nin elinde bırakmayı tercih ettiği tezini ileri sürüyor ve hiç bilmeden Yakup Cemil’in gizli diplomatik ilişkilerini aklamak isteyen bir anlam yazısından çıkıyordu.
Oysa, şairimizin Yakup Cemil gibi eli tabancalı bir Ergenekoncu ile hiçbir teması olamazdı, hiçbir kompola yardakçılık edemeyecek kadar pinpirikli ve korkak bir kişiliği vardı. Yazısını sadece engin klasik tarihi bilgilerine dayanarak yazmıştı.

Yani sözün kısası, hem İkdam gazetesi, hem Yakup Kadri, hem de Yahya Kemal, Birinci Dünya Savaşı esnasında Ergenekoncu diye güme gideceklerdi. Bekirağa bölüğünde falakaya çekilip, Sinop cezaevinde yıllarca çile çekeceklerdi bigünah.

Allah haksız suçlamalardan ve kuru iftiradan korusun..

Yahu, geçmiş, günümüze ne kadar benziyor!..

* * *

Şu günlerde kahvelerde, dost meclislerinde anlatılan çok popüler bir fıkra var. Haydi paylaşalım:

“Maymun kardeş, ormana daldığı gibi avaz avaz bağırmaya ve koşmaya başlamış:
- Kaçın!.. Kaçın!.. Hiç durmayın hemen kaçın..
Bunu duyan bütün hayvanatlar, maymunun peşine takılıp deli gibi kaçmaya başlamışlar. Tepeden kartallar, şahirler, akbabalar, yerden arslanlar, zırtlanlar, develer, tilkiler, domuzlar, ne varsa hepsi, ayak altından da timsahlar, yılanlar, çiyanlar, tümü birden maymunun kuyruğu dibinden onu takip ederek pür telaş ormanın uzaklarına doğru sürü halinde koşuyorlarmış, uçuyorlarmış, sürünüyorlarmış..
Epey kaçmışlar..
Bir ara arslan kardeş, nefese nefese bir halde maymun kardeşe yaklaşıp heyecanla sormuş:
- Maymun kardeş bir neden kaçıyoruz allesen?
- Sorma arslan kardeş, sen kaçmana bak!
- İyi de, biz kimden kaçıyoz?
Maymun kardeş, korka korka yanıtlamış:
- Ormanın taaa dibinde filleri, Ergenekoncu diye düdüklüyorlar!..
Arslan düşünmüş, taşınmış, maymun kardeşe bir daha yanaşıp yeniden sormuş:
- İyi ama maymun kardeş, biz fil değiliz ki?..
- Ohooooo arslan kardeş.. Sen fil olmadığını anlatana kadar, ananı ve yedi süleleni benzetirler.. Sen kaçmana bak!

                  * * *

Bu fıkrayı aslında beş ay önce ben uydurup, sağa sola söylemiştim. Geçen Pazartesi günü Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçı devre arasında kahvede çaylarken, ayakkabıcı Aykut bana bu fıkrayı çok bilmiş edalarla bana anlatınca, ağzımdan şu cümleler dökülüverdi:
- Evet iyi ki, fil değiliz..

Peki ama, o filler acaba gerçekten “Ergenekoncu” mu?.. Ya da Ergenekon diye bir şey gerçekten var mı?..
Yahu bunu artık biz değil, tüm dünya, tüm Batı basını, Amerikası sormaya başladı bile..

                   * * *

Bu davaya “Ergenekon” isminin verilmesinden öteden beri müthiş huzursuzum. Eğer bir Kürt olsa idim, bir karanlık hukuki sürece yetkili makamlar, “Demirci Kawa” ismini vermiş olsalardı, aynen isyan ederdim. Çünkü darbe, terör, suikast, bombalama gibi melun işleri yapanları veya yapacak olanları, Kürt Mitolojisi’nde geçen ve bu halkı özgürlüğe kavuşturan “Demirci Kawa”nın ismiyle anmak, bir Kürt olarak kanıma dokunurdu, gerçekte Ümraniye’de bulunan bombalar sebebiyle ismi “Ümraniye Davası” olan bir davanın, Demirci Kawa’nın ismiyle anılmasının, Kürtlüğe ve Kürt Milletine bir tarihi tuzak olduğuna savunurdum. Yahut Fransız derin devletini ifşa edecek bir dava isminin “Fransız Milli Marşı Marseyyez” veya “Jan Dark”  diye anılmasına, tüm Fransız halkı tepki göstermez mi?..

İşte bu yüzden Türklerin mitolojik anlamda özgürlüğe kavuşmasını yansıtan “Ergenekon” isminin böyle bir davaya eklemlenmesinde ve ısrarla medyada, siyasette tekrarlanmasında iyi demokrat niyet görmüyorum, Türklüğe ve Türk milletine tarihi bir suçlama, bir tuzak, bir lanet olarak görüyorum. Bu yüzyılda bu coğrafyada, bu vatanda Türklüğü kazımak isteyen karanlık güçlere hizmet edeceğine inanıyorum.
Bu davada suçlu olan, karanlık işlere karışmış olan, iktidarı ve demokrasiyi yıpratmak için her türlü centilmenlik dışı terörist işlerle uğraşan sivil veya asker kişilerin var olduğunu hissediyorum.

Ama suçsuz gazeteci, masum vatansever subay, Atatürkçü bilim adamlarımızın bu lanetli kazanda kaynayıp, yok edilmesine de asla razı olamıyorum.

Çünkü masum insanların hepsinin birer “Yahya Kemal” olduğuna inanıyorum.

YAŞAR AKSOY



Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  Gölgeler Sergisi  |||   Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
  Yılın Karşıyakalıları  |||   Karşıyakalı Sivil Toplum Kuruluşları’na teşekkür ediyorum. Biz, bize selam verenlere şükran borçluyuzdur.
  Anneler günü  |||   Yaşar Aksoy, tanınmış Araştırmacı-Çevirmen Nazif Bozatlı ile “Anneler Günü Tarihçesi”ni ve kendi annesi Simavlı Sabahat Hocanımı konuştu.
  Balıklıova Köy Tiyatrosu’nu alkışlıyoruz  |||   “Balıklıova Köy Tiyatrosu” kuruldu... Prof. Semih Çelenk yönetimindeki oyuncular Rumuz Goncagül’ü sahneliyor..
  Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf şöleni  |||   Ünlü gazeteci ve televizyoncu Korcan Karar, Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf sergisi açtı. Ustası Zeki Pordoğan konferans sundu.
  Halikarnas Balıkçısı’na merhaba  |||   Halikarnas Balıkçısı Anadolu’da yaşayan halkımıza uygarlık, çağdaşlık ve evrensel-ulusal-barış yolunda ışıltılı bir “düşünce hazinesi” sunmuştur..
  Karşıyaka 8 yılda çağ atladı  |||   Karşıyaka Belediye Başkanı yürürlüğe soktuğu 250 projeyi sundu.. Bu yaptıklarına sahile tramvayı eklesin Bana yeter..
  Çiftlikköylüler..  |||   Bizim Çeşme Kartal-Pençesi Beşiktaşlılar camiasında, Atilla abi ve Süleyman Atagöz abi, “Çiftlikköylüler” kod ismi ile tanınırlar.
  Atilla Sertel’in adaylığı..  |||   İki azgın gurup iktidar kavgasında yumurtaları tokuşturmuşlar, bir tarafın yumurtası çatır çatır çatlamıştı.
  Balbay’ın milletvekili adaylığı  |||   Mustafa Balbay milletvekili adaylığını açıkladı. Yeni bir Kasım Gülek, yeni bir Ecevit, yeni bir Kılıçdaroğlu gelmiyorsa, alnımı karışlayın..
  Yahya Kemal Ergenekoncu mudur?  |||   7 Mart 2011 Pazartesi günü, İzmir’de Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı önünde İzmirli gazeteciler olarak toplandık, olan biteni Hasan Tahsin’e şikayet ettik.
  Okuyucudan özür diliyorum..  |||   Haberhürriyeti okuyucularından öncelikle özür dilemem gerek.. Tam tamına Ağustos ayından beri ortalarda gözükmüyorum.
  Balıkçının Balbay'ı  |||   Gazetemizde daha önce Çeşmeli bir balıkçının Mustafa Balbay sevgisini yazan yazarımız Yaşar Aksoy, şimdide Balbay'ın o balıkçı için ne dediğini yazdı.
  Yüzbaşı Selahattin’in yoldaşı..  |||   Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, İlhan Selçuk tarafından kaleme alınarak yayına hazırlanan bir kurtuluş savaşı belgesel romanıdır.
  İzmirlilerin İstanbul dayanışması  |||   İzmir’de doğdular, meltem kokusuyla büyüdüler sonra rüzgar onları İstanbul'a savurdu. Yıllar sonra buluştular ve bir dayanışma gurubu kurdular.
  İstanbul'daki anam  |||   Bir süredir İstanbul'dayım.. Ama gözlerimin önünden hep rahmetli anam akıp geçmekte.. Anneler Günü için bir şiir yazdım.. Okuyucularımla paylaşmak isterim..
  İzmir Kitap Fuarı’na merhaba!  |||   Bu yılki TÜYAP İzmir Kitap Fuarı’nın “Onur Konuğu”nu önce size tanıtmalıyım. YÜKSEL PAZARKAYA...
  İzmir'i kim yaktı?  |||   İzmir'le ilgili dev bütçeli bir dizi filmde ortaya atılan iddialar ilk değil. Çeşitli mekanlarda son zamanlarda gündeme gelmeye başladı.
  Manisa Mesir’i 470 yaşında  |||   Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan’ın hastalığını tedavi etmek için “Merkez Efendi” isimli bir bilgin tarafından yaratılan Mesir Macunu 470 yaşında
  Balıkçı'nın Balbay sevgisi..  |||   - Sana soruyorum.. Şu Balbay var ya.. Ne yaptı bu çocuk?.. Ne güzel anlatırdı NTV'de.. Emin Çölaşan, Yavuz Donatla konuşurlardı.
  Güldal Mumcu'ya içim acıdı..  |||   Benim için "Uğur Mumcu", tıpkı İzmir'de kuvayı milliye'nin ilk kurşununu atan Gazeteci Hasan Tahsin gibi bir vatan şehididir..
  Tekel Direnişi  |||   Binlerce el buluştu. Tek el oluştu. Yumruklar kaynaştı. Tutuşturdu vatanı işçiler..
  Gazeteciler Günü..  |||   Her 10 Ocak günü Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlarız.. Bir yıl boyunca harcadığımız emeğin karşılığını da, Hasan Tahsin Ödülü'nü kazanınca görürüz..
  Yılbaşı Geyiği..  |||   Laz feminist ne yapmış? Yılbaşı neden 1 Ocak'tır? Peki nasıl kutlayacaksınız: 1-Adam gibi mi? 2-Hayvan gibi mi? Yoksa, 3-Ot gibi mi?
  İzmir'in Kimliği  |||   Uygarlık, ilk kez bu kentin rıhtımından kalyonlara yüklenerek denize açıldı. Çünkü Antik çağda bilimin, felsefenin, şiirin, sanatın, mimarinin merkeziydi bu kent.
  Bayram gülücükleri..  |||   Meğerse ben, 30 yıl kadar asık suratlı dolaşan, yazıp çizen biriymişim. Halbuki çok matrak adamımdır.. İçimden şamata, gırgır, makara gırla gider...
  Yılmaz Özdil'i hala okumadınız mı?  |||   Yazı işlerinde en alt düzeyden emek harcamaya başladı. Kısa sürede Genel Yayın Yönetmeni oldu. Çalışkan, sağlam karakterli idi..
  Balbay'ı okulunda düşündüm..  |||  
  CUMHURİYET BİLİNCİ  |||   Çocuklarımızı korumanın yolu Cumhuriyet'i korumaktan geçer. Cumhuriyet atalarımızın mirası, önderimiz Atatürk'ün ilkeleri üzerine kurulu var olma bilinçimizdir.
  KUVAYI MİLLİYE SÜVARİLERİ...  |||   Yaşar Aksoy, Çeşme'de Kuvayı Milliye kitabını imzaladı ve ''Çeşme Kıyılarında Kuvayi Milliye'' adlı bir konuşma yaptı.
  DİRİLİŞ EKONOMİSİ  |||  
  ECZACIBAŞI VE ŞİFA ECZANESİ  |||   Rahmetli annem, “Aç bakayım ağzını.. Ferit Dede verdi bak.. Sana iyi gelecek.. Pehlivan gibi olacaksın” deyip ağzıma bir kaşık balıkyağını boşaltıverirdi. İnanır mısınız?
  Kartal yuvası Çeşme  |||   Türkiye’nin her yeri kartal yuvasıdır.. Yaşadığım Çeşme de güçlü bir kartal yuvasına sahiptir.
  Hasan Tahsin’in Anlamı  |||   Gazeteci-Yazar Yaşar Aksoy, İzmir’in işgali sırasında Hasan Tahsin’in halkı direnişe çağıran konuşmasını anlattı.
  Kuvay- ı Milliye turlarım başlıyor   |||   Bu yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Kurtuluş Savaşı'mızın 90.yıldönümü anısına “Kuvayı Milliye Yılı” ilan edildi.
  Kuvayı Milliye Yılı Şiirler  |||   Kuvayı Milliye şiirlerimi her gün sitemizin tiryakileri ile paylaşacağım
  Sonsuz Adam  |||   Yenigün Gazetesi Kültür Sanat Yönetmeni Tufan Aksoy, İzmirli Gazeteci Yazar Yaşar Aksoy'la harika bir röportaj yapmış.
  Çanakkale kutlaması  |||   Ege’mizin güzide deniz gücü “Güney Deniz Saha Komutanlığı”, Çanakkale Deniz Zaferi anısına görkemli bir program hazırladı.
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
İbrahim IRMAK Yazıyor
Ödemiş Belediyesi, zehir arıtma tesisi kurdu  - 23.05.2012 Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Gazeteciler_gasteciler_haberhurriyeti
camavlukozak_mandra
Mesut_Tim_Kahramanlar
at yarislari
BAFİ K-9 KÖPEK ÇİFTLİĞİ
uyusturucu_dosyasi
Roportajlar
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti