Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
24 Mayıs 2012 Perşembe Sık Kullanılanlara Ekle   Kullanıcı Girişi     Künye ve İletişim    RSS            Site içi arama :     
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Şehir ve Başkan
Spor
Kültür Sanat
Sağlık
Turizm
Magazin
 Beğen
Facebook Bizi Beğenin
Video Haber
BAYRAKLI'DA HAFTA SONLARI VEZNELER AÇIK
SAMSUN'DA ÖĞRETMENLER İŞ BIRAKTI
Küçük kıza tecavüze 13 yıl hapis
BOĞAZINA ERİK KAÇAK ÇOCUK ÖLDÜ
İZMİR BB DAVASINDA 2 TAHLİYE
SOFYA'DAKİ DEPREM EDİRNE'Yİ DE SALLADI
MHP TEKİRDAĞ İL BAŞKANLIĞI'NA BİR ADAY DAHA
TIR'A ÇARPIP ARAÇ İÇİNDE SIKIŞTI
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Nahit DURU
Dr. Mehmet Fuat ABUT
Zeynel KOZANOĞLU
Şimdiki Çocuklar Harika...
İzmir Gazeteciler Cemiyeti işgal günü düşmana ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin'i kitaplaştırdı. Şimdi birileri çıkıp Hasan Tahsin'i topa tutuyor.
23.05.2012
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Gölgeler Sergisi
Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
17.05.2012
Metin AYDINOĞLU
Ağladıkça göreceksin
O ne hıçkırmak öyle. İzleyici Silivri Cezaevi'ndeki bizim gazeteciler sanacak. Onlar bile ağlamıyor.
23.05.2012
Hülya SEZGİN
Dr. Cem AYDEMİR
Akın Kamacıoğlu
Barış Kudar
Özlem ABUT
Vefasız mı, ''Yüce''mi bu millet?
Atamıza vefa borcumuzu öderken büründüğümüz ''cimri'' hallerimiz nedendir? Ulu önderimize anarak hakkımızı ödeyebilir miyiz?
21.05.2012
Av. Burhan ÖĞÜTCÜ
Prof. Tevfik DALGIÇ
Sedat KAYA
Yalçın KAMACIOĞLU
Beyhan BİÇKİN
POLİSE BİR DOKUN BAK KAÇ AH GELİYOR?
Polise vurmayın dedim, saldırana madalya mı veriyorlar dedim, gelen mesajlardan anladım ki ben sadece buzdağının görünen kısmını yazmışım.
22.05.2012
Maruf EVREN
Nur SAYLAN
Merhaba
Yeni güne yeni bir umutla başlıyorum ve Haber Hürriyeti okuyanlarına... Dostlarına " İlk Merhabamı " diyorum.
23.05.2012
Skip Navigation Links.
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
  
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Paylaş | Yazdır | Arladaşına Gönder İleri demokraside işten atmak!

İleri demokraside işten atmak!

Medyadaki son kıyım yani toplu olarak iki kuruluştan 160 kişinin çıkarılması yeni bir şey değil.
Zaman zaman özellikle yıl sonlarında bu uygulama hep olmuştur. Yasalar izin verdiği sürece de hep olacaktır.
Otuz beş yıllık meslek hayatımda içimi burkan çok olay olmuştur ama işten çıkarılan arkadaşların vedalarındaki üzüntümü yıllar boyu unutamıyorum.
Biz toplum olarak neden insana değer vermeyiz bunu anlamış değilim. Bir insan bir ay bile bir yerde çalışsa, ve o işyerinden çıkarılsa verdiği emeğin hiç mi değeri yoktur?
 Bu anımı aslında yazmak istemiyordum. Hatta konuyu eşime açtığımda “sen mi düzelteceksin bu anlayışı” dedi, kestirip attı.
Yıllarca kafamızı kuma sokup çalıştık. Hep böyle çalışılması gerekiyor diye düşündük. Ben gazetede işe başladığımda büyüklerimiz “bak buraya sabah girersin. Ama ne zaman çıkacağın belli değildir” demişlerdi. Gerçekten de öyleymiş. Akşam ne zaman çıkacağımız hiçbir zaman belli olmadı. Bazen yatıya bile kaldık.
Bunları neden hatırladım. Bir karşılaştırma yapmak istiyorum. Beş ayrı gazetede çalıştım. Yedi yıl çalıştığım bir gazetede dört genel yayın müdürü gördüm. Yönetime gelen her genel yayın müdürü mutlaka birilerini çıkarırdı, birilerini işe alırdı. Tabii medya bugünkü gibi değildi. Toplu kıyım son yılların eseri.

EN ÇOK ÜZÜLDÜĞÜM AN

Birçok arkadaşımın işten çıkarılmasına üzüldüm ama biri var ki yüreğimi derinden yaralamıştı. Zira vefasızlığın tipik örneğiydi. Onu sizlerle paylaşmak isterim.
Beraber çalıştığım arkadaş, o gazetede 10 yıldır çalışıyordu ve önemli başarılara imza atmıştı. Sadece Birinci Körfez Savaşı sırasında yazı işlerinden bir yönetici ile iş konusunda tartışmıştı. Gel zaman git zaman bu yazı işlerindeki arkadaş, genel yayın müdürü oldu.
Arkadaşım, bu kişinin genel yayın müdürü olduğunu öğrenince “beni mutlaka işten çıkarır” diye endişelendi. “Olur mu öyle şey” diye itiraz ettiğimi hatırlıyorum. 10 -15 gün geçti. Bir sabah gazeteye gittim. Arkadaşla yana yana çalışıyoruz.
 Öğlene doğru telefon çaldı. Ben açtım. O arkadaşı istiyordu idareden biri. Telefonu uzattım. “Seni idareden arıyorlar” dedim. Yüzü kireç gibi oldu. “Alo” dedi. Dinledi, telefonu kapattı, bana döndü “biraz sonra gelirim” dedi.
Yarım saat sonra yazı işlerine bakan ofis boy tepemde dikildi: “Abi seni dışarıdan çağırıyorlar”.
 Dışarı çıktım. Arkadaşım gazetenin içindeki taşıyıcı sütunlardan birinin arkasına gizlenmiş. Yanına gittim. “Ne oldu” dedim. “Kimseye söyleme. Ben gidiyorum. Çıkışımı verdiler”.
Kaynar sular döküldü bir anda başımdan aşağı. Müesseseye gecesini gündüzünü vermiş biri, böyle mi işten çıkarılırdı?
Çıkış o çıkış. Sanki gazeteyi batırmış da yerin dibine geçmiş gibi vedalaşmadan kaçıp gitmişti.
Bizim sektörde bu tip işten çıkarılanları duymuştuk. Bazılarının giriş kartını iptal etmişler, işe geldiğinde kapıdan giremeyince ne oluyor diye sormuş, işten çıkarıldığını öğrenmişti.
Üst düzey yöneticilerinden bazılarının da evine adam gönderip altlarındaki gazete arabalarını almışlardı. Ama en yakın arkadaşıma yapılan bana göre haksızlıktı, vefasızlıktı.
AMERİKALILAR ÇOK MU AKILLI?
Bir de beğenmediğimiz Amerikalılara bakalım. Bakalım da neden dünyaya hâkim olduklarını, neden insanların Amerikan şirketlerinde çalışmak için yarıştıklarını görelim.
Eşim bir Amerikan okulunda öğretmendi.
Her yıl eğitim yılı bitince öğretmenlere idarecilere yemek verirlerdi. Bizi de davet ederlerdi. Ayıp olmasın diye giderdim.
İlk yemekte şaşırmıştım. Bir tören yapılıyordu, önce anlamamıştım. Eşime sordum. İşten ayrılanlar, ya da çıkarılanlarla ilgili bir törenmiş. Hangi bölümden biri çıkarılıyorsa ya da işten ayrılıyorsa o bölümün çalışanları mikrofonu alıyor eline, bir methediyor bir methediyor çıkarılanı şaşarsınız. İnsan neden çıkarıldı peki diye sormadan edemiyor. Ayrılan da mikrofonu alıyor eline, okulu, arkadaşlarını yağlıyor, yıkıyor. Hediyeler veriliyor. Ağlamalar, sarılmalar, öpüşmeler.
İlk törende bunları görünce eşime dönüp sormuştum: Ne kadar çok seviyorlarmış birbirlerini.
Eşim gülmüş şöyle demişti; “ne sevmesi, ellerinden gelse birbirlerinin gözünü çıkaracaklar. Ama bu görüntüyü vermek Amerikalıların özelliği. Her şeye rağmen mademki bu okula belirli bir süre hizmet vermiş, kişisel hırçınlıkları orada bırakıyorlar. Yağlayıp yıkayıp gönderiyorlar.”
Biz de bunu yapamaz mıyız? diye hep düşünmüşümdür.
Beklemişimdir. Şimdi geldiğimiz noktaya bakıyorum da üzüntüm katlanıyor.
Bugün  arkadaşlarımızı idareye bile çağırmıyorlar; “elektronik posta yolu ile kovuyorlar”.
İleri demokrasi yoluyla yani!

AKIN KAMACIOĞLU



Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  Tek tip adam yetiştirmek ve Köy Enstitüleri!  |||   Başbakanın “Köy Enstitülerinde tek tip adam yetiştirildi” sözleri hiç tartışılmadı medyada. Sahi bu okullarda tek tip adam mı yetiştirildi?
  Emir, büyük yerden gelince…  |||   İstanbul’da bina altlarına otopark yapma zorunluluğu bazı semtlerde 40 yıldır yürürlükte ama belediyeye parayı bastıran ruhsatı alıyordu.
  Ben de 12 Eylül mağduruyum!  |||   12 Eylül darbesinden sonra Anayasa’nın geçici 15. maddesi kapsamında yargılandım. Davayı açan sivil bir savcıydı, beraat ettiren ise hâkim binbaşı.
  Balıkçılığımıza hep beraber “kurşun sıktık”  |||   Trolle balık avlama yasağının geldiği nokta kooperatif başkanına sıkılan kurşun oldu. Balıklar neden azaldı, bu kavganın nedeni nedir?
  Hepimiz Ermeni değiliz, Ermenilerle et ve tırnak gibiyiz!  |||   Sosyal medyada boykot çağrıları görüyorum. Boykotla neyi çözeriz hiçbir şeyi. Sadece ayağımıza kurşun sıkarız.
  Bayramların özünü anlatabilmek!  |||   19 Mayıs kutlamaları ile ilgili bakanlık genelgesi daha çok tartışılacak.
  Yeşil binalar hayatımıza giriyor  |||   Yeşil binalar, İngiltere’de 1990 yıllarda uygulanmaya başlanmış. Sarıyer Belediyesi kendi binasında bu sistemi uygulamak üzere temel attı.
  Çevreyi “damlaya damlaya” zehirliyoruz!  |||   Bilim adamları araştırmışlar, Marmara Denizi’nde canlı sayısının yok olmak üzere olduğunu belirlemişler.
  Sporu da temizleyelim?  |||   Geçmiş yıllarımız siyasetteki cinliklerle doludur. Kanunların etrafından dolaşmak, açıkları bulmak üstüne elimize su dökülmez. Spor da bu çerçevenin içinde ne yazık ki.
  Suç işlememe dürtüsü!  |||   Ceza vererek, cezaları artırarak suçların önü alınabildi mi? Hayır. Demek ki farklı bir anlayışla suçları önleme konusuna yaklaşmalıyız.
  Kimsenin aklına gelmeyen ayrıntı!  |||   Molotof- kokteylini hepimiz biliriz. Gösterilerde kullanılan basit ama tehlikeli bir silah. Bu silah ancak bir mahkeme kararı ile ateşli silah sayıldı.
  Taraftarlar bir arada Derbileri zor izler  |||   Dört büyük kulüp deplasmanlara seyirci götürmüyor. Taraftar da bunu protesto ediyor. Bugüne nasıl gelindi? Bunu irdeleyen var mı?
  ÖNÜNE GELEN GAZETECİ OLURSA  |||   Ben gazeteciyim demekle gazeteci olunmuyor aslında. Gazeteciyim diye ortalıkta gezenler yüzünden “gazeteciyim” demeye utanıyorum.
  Ahlâklı toplum Olabildik mi?  |||   Okullarda din ve ahlâk dersi okutuluyor çocuklara ama etrafınıza baktığınızda ahlaklı bir davranışı göremiyorsunuz. Neden acaba?
  Mühendisten tim komutanı yaratmak!  |||   Güneydoğu’da verdiğimiz şehitlerin acısı yüreğimizi dağlarken, yapılan mücadelenin “teknikleri” ne kadar doğru?
  Lüfer bayramı ile lüferi kurtarmak!  |||   Ekimin üçüncü cumartesi günü artık lüfer günü. Bayramlarımıza bir de lüfer bayramı eklendi
  Bilgi kirliliği, halkı yanlış bilinçlendiriyor!  |||   Televizyonların evlerimize girmesiyle bilgi kirliliği de doruk noktasına ulaştı. Halk yanlış ve yanlı haberlerle bilinçlenmek (!) zorunda kalıyor.
  1987 Piri Reis’in petrol arama krizi  |||   Yunanistan ile yaşadığımız Ege’de petrol arama krizinden bugüne geldik. Şimdi de kriz Kıbrıs Rum kesimi ile Akdeniz’de.
  Atatürk’ü anlamak!  |||   Çocuklarımıza Atatürk’ü onu yaptı, bunu yaptı diye anlatmamızın bir yararı olmadığı çok açık.
  Ara elemandan çok mühendis olur mu?  |||   Eğitimdeki sorunlardan biri de ara eleman yetiştirme zorluğudur. Anne babalar çocuklarının mühendis, doktor,olmasını ister...
  Öğretmenliği özendirmezsek daha çok dizimizi döveriz!  |||   Üniversite girişlerinde eğitim fakülteleri az puanla girilen yerler. Yani vasat çocukların girdiği fakülteler. Onlar öğretmen olacak ve yeni nesilleri yetiştirecekler. Mümkün mü?
  “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste”.  |||   Bayram Gazetesi’nin önemli bir fonksiyonu vardı; işsiz gazetecileri çalıştırıp ceplerine üç beş kuruş girmesini sağlamak. Ona bile göz diktiler.
  Yasalar bir vazonun desenleri gibi işlenmeli  |||   “Yasalar bir vazonun desenleri gibi işlenmeli” Şike ve teşvikle ilgili yasa, hazırlanırken, getireceği sorunlar hesaplandı mı acaba?
  İnternet haberciliğinin ayak sesleri!  |||   İnternet gazeteciliği eğer reklamcıların ilgisini çekebilirse, gerçek okuyucuyu keşfedebilirse yakın gelecekte gazete ve televizyon haberciliği “yandım” diye bağıracak.
  Gazetecilik yapın, organik ürünlerin peşine düşün!  |||   Büyük bir markete girdiğiniz zaman karşınıza çıkan “organik ürünler” reyonu size bir şey hatırlatmıyor mu? Yani diğer ürünler organik değil mi? Medya ne işe yarar?
  Şüphelinin hiç mi hakkı yok!  |||   Dönüp dolaşıp olaylara ve gelişmelere baktıkça, tartışma programlarını izledikçe ilk soruşturmanın gizli olmasının önemini bir kez daha anlıyorum.
  Nasıl bir hukuk devleti  |||   Soruşturma gizliliği ihlal edilirse kaos doğar. Görüyorsunuz olayları. Bir dostluk maçın taraftar sahaya girip maçı iptal ettiriyor.
  İlk soruşturmanın ihlal edilmesi  |||   Bir sabah kalkıyorsunuz “son dakika” anonsu ile karşılaşıyorsunuz: Emniyetten bilmem ne operasyonu.
  Geleceğimiz karanlık bir tünele girmiş  |||   Bir yanda modern görüntülü bayanlar, diğer yanda türbanlılar. Kaynaşmayı bekleyenleri yanıltan gelin ve damadın ailelerinin henüz kaynaşamamış olmaları.
  Halkın nabzını tutabilmek  |||   Konya usulü pazarlama nasıl yapılır biliyor musunuz? Bir Karadenizli bakın bu iş için nasıl bir yöntem geliştirmiş.
  Hüsnü Özyeğin nasıl oldu Hüsnü Meselâ  |||   Anlatacağım olay, aynıyla olmuş hiçbir yan eklemeler yapılmamıştır. Yerini zamanını sormayın. Not tutmadım ki.
  Düşmanlığı dostluğa çeviren sevgi  |||   Sporda siyasette birbirimize düşman kesildik. Birbirlerinin düşmanı olduklarını sanan biri Türk diğeri Kıbrıs Rumu iki kızın eğitim için gittikleri İngiltere’de birbirini seven iki kardeş gibi olmaları.
  Düşmanlığı dostluğa çeviren sevgi!  |||   Sporda siyasette birbirimize düşman kesildik. Birbirlerinin düşmanı olduklarını sanan biri Türk diğeri Kıbrıs Rumu iki kızın eğitim için gittikleri İngiltere’de birbirini seven iki kardeş gibi olmaları.
  “Deprem ne zaman bitecek abi”!  |||   Biz eski emekli gazeteciler ne yapıyoruz? Çalıştığımız zamanla bugünü karşılaştırıp sizlere dönemleri karşılaştırma olanaklarını sunuyoruz. Karar sizlerin tabii.
  Türk usulü denetim ve ölen Rus kızları  |||   Gıda sektöründe ne kadar denetim var? Merdiven altlarını kim denetliyor? Vergisi çok yüksek alkollü içeceklerin sahtelerini yapanları denetleyebiliyor muyuz?
  Tecrübe ve ustalık üzerine  |||   Seçim meydanlarında ustalık çıraklık tartışması sürüp gidiyor. Ben de bu tartışmaya bir balıkçılık anımla katılmak istiyorum.
  Hangi partiye oy vereceğim  |||   Vatanın bölünmez bütünlüğünü benimseyen, kanunların değil, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına gönülden inanan...
  Yoksula gıda yardımının kaynağı  |||   Gelir Vergisi Yasası’na ilave edilen bir madde daha önceleri tartışılmış ama üzerinde pek durulmamıştı.
  Test usulü yerine metin sorulmalı  |||   Yök Sınav sistemi konuşulurken, YÖK Başkanı Kemal Gürüz çok önemli bir konuya dikkat çekti. Batılı ülkeler, bizim sınav sistemini terk ediyorlar" dedi.
  İngilizlerin tören becerileri  |||   Prens William ve Kate Middleton’un evlilik töreni beni 23 yıl öncesine götürdü. Londra Belediye meclisindeki bir törene.
  Eğitimde nereden nereye?  |||   İşte size sağlıklı bir eğitim sisteminin şifreleri. Birisi Köy Enstitülerinde, diğeri Montessori okullarında uygulanmış.
  Hacı Bektaş Veli ve Köy Enstitüleri  |||   17 Nisan Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıldönümü. Şanlı medyamızda hayali projeler saatlerce yer bulurken, iki satırla bile yer bulamadı.
  Stajyer avukat mı, oto tamircisi mi  |||   Gençlik yıllarımızda savcı, hâkim deyince elimiz ayağımıza dolanırdı. Toplum içinde saygın yerleri vardı.
  Anayasa değişirse gelen gideni aratır mı  |||   1961 Anayasası, özgürlüklerin en üst düzeyde olduğu bir anayasa idi. Öğrenci dernekleri, fikir kulüpleri önemli kuruluşlardı. Bu kuruluşlardan liderler yetişti.
  Ergenekon eğitmenler grubu  |||   Halkımız artık Ergenekon denince Silivri’de devam eden bir davayı hatırlıyor. Halbuki yok olmuş Türklerin yeniden doğuşunu anlatan bir destan.
  Tutukluluk bitmişti ama korku bitmemişti  |||   Profesör arkadaşımın eşi öğretim üyesiydi. Askeri darbeden sonra tutuklanmıştı. Tutukluluğu yaklaşık bir buçuk yıl sürdü. İlk duruşmada beraat etti...
  Medya bugün kimin sesi?  |||   “Basın, Millet’in müşterek sesidir. Başlı başına bir kuvvet, bir okul, bir öncüdür.” Atatürk 89 yıl önce bunları söylüyordu.
  Riski üretici taşır, parayı kabzımal kazanır!  |||   Kabzımallık, üreticiden çok aracıların kazandığı bir sistem ama kimse doğru bir sistem midir bu diye kafa yormuyor.
  Apartman içinde bir arada yaşayabilmek!  |||   Apartmanda oturmak bir adap işi. Komşuyu rahatsız edeni yasalar fazla ceza emretmiyor. Peki gürültücü komşumuza karşı ne yapacağız?...
  Araç muayenesinde “ soğuk” eziyeti!  |||   Aracımın muayene günü birkaç gün geçmişti. Yazlığa yakın açılan muayene istasyonuna gittik...
  Telefonla ifade vermeye neden çağırdılar?  |||   Telefon çaldı. Bir bayan “ savcı bey sizi arıyor” dedi. “Hayırdır” dedim içimden. “Basın savcısı beni neden telefondan arasın”.
  Gazetecinin tapulu arazisi!  |||   Medyanın ikiye bölündüğü bir dönemde bir yanda yandaş medya, diğer yanda da başbakanın deyimi ile malum medya.
  DIŞARIDAN GAZEL OKUYANLAR  |||   Devletler Hukuku dersindeyiz. Anfi tümüyle dolu. Hocamız Mahmut Belik. Kitap mitap tanımıyor. “Anlattıklarımdan soracağım” diyor
  İç ve dış politikada “satranç” hamleleri...  |||   Hükümetler arası ilişkiler bir nevi satranç oyunu gibidir. Her ihtimalin düşünülüp ondan sonra hamlenin yapılması gerekir. Acele ederseniz...
  İleri demokraside işten atmak!  |||   Otuz beş yıllık meslek hayatımda içimi burkan çok olay olmuştur ama işten çıkarılan arkadaşların vedalarındaki üzüntümü hiç unutamıyorum.
  Doğayla barışık yaşayabilmek  |||   Derelerin önlerini kestik. Suyun akacağı alanları betonlaştırdık. Dere islâhlarını yağış ortalamalarına göre değil, sakin sakin akan sulara göre yaptık.
  Bencillik toplumun iliklerine işledi  |||   Geçen akşam sıkıntıdan patlamak üzereydim. Seviyesiz, insanı geren tartışmaları gördükçe kanal değiştiriyorum.
  ENVER Yasası sorunları çözecek mi?  |||   Betonarme çıktı, sağlıklı nefes alan evler gitti, şimdi de betonarme binaları "giydirme" modası başladı.
  Cahiller tarafından yönetilmek...  |||   Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır. Eflatun
  Meslek örgütlerinin boşuna çabaları  |||   Gazetecilere Özgürlük Platformu kuruldu. Bu kuruluşun ana teması “Gazeteciler yazıları nedeniyle tutuklanmasın” şeklinde.
  Parayı veren düdüğü çalar...  |||   Fenerbahçe bayan voleybol takımı İtalya’yı yendikleri maçtan sonra, “Acıbadem “ diye bağırdılar. Yanlış yazmadım. Fenerbahçe değil “Acıbadem” .
  Çanlar kimin için çaldı...  |||   Tutukluluk sürelerinin sınırlanmasını düzenleyen yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte ortalık karıştı.
  Arkas grubu nasıl yılın şirketi oldu?   |||   3. sayfanın manşeti gece değişmişti. Manşette, Arkas firması hakkında kaçakçılıktan soruşturma açıldığı haberi yer alıyordu.
  HER BELGEYE İNANMAYIN  |||   Ortaya bir iddia atıyorsanız bunu bir belge ile güçlendirmelisiniz. Belge belgedir ama ne kadarı doğru bir belgedir...
  Giysi Kumbarası ve dindarlık  |||   Gazeteci dostum, kardeşim Suzan Peker anlatmıştı bana giysi kumbarasını. Olumlu bulduğum bu uygulamaya sizlerle de paylaşmak istedim.
  Rüşveti veren de bir, alan da  |||   Amerikalı bir firma belediyelerden ihale alabilmek için rüşvet dağıttığını açıklayınca, "Kıyamet şimdi kopacak" diye düşünmüştüm ama...
  SİZ SİZ OLUN İYİ HAVALARA GÜVENMEYİN  |||   Günlük güneşli bir havada Abant'a doğru yola koyulurken ben zincirli lestikleri ve halatı bağaja koyunca hasan Usta güldü...
  UMUDUMUZ ÇEVRECİ YENİ NESİLLERDE  |||   Son yıllarda çevre konusunda geç de olsa bilinçlenme ve gelişme var. Tek tek itirazların bir işe yaramadığını anladık. Artık sivil toplum örgütleri çoğalıyor.
  Akın Kamacıoğlu'nun diğer yazıları  |||   Türkiye'nin en güvenilir İnternet Gazeteleri arasına giren haberhurriyeti.com Yazı Ailesi'ne bir usta gazeteci, Akın Kamacıoğlu da katıldı.
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
İbrahim IRMAK Yazıyor
Ödemiş Belediyesi, zehir arıtma tesisi kurdu  - 23.05.2012 Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Gazeteciler_gasteciler_haberhurriyeti
camavlukozak_mandra
Mesut_Tim_Kahramanlar
at yarislari
BAFİ K-9 KÖPEK ÇİFTLİĞİ
uyusturucu_dosyasi
Roportajlar
eczane
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti