Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
24 Mayıs 2012 Perşembe Sık Kullanılanlara Ekle   Kullanıcı Girişi     Künye ve İletişim    RSS            Site içi arama :     
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Şehir ve Başkan
Spor
Kültür Sanat
Sağlık
Turizm
Magazin
 Beğen
Facebook Bizi Beğenin
Video Haber
BAYRAKLI'DA HAFTA SONLARI VEZNELER AÇIK
SAMSUN'DA ÖĞRETMENLER İŞ BIRAKTI
Küçük kıza tecavüze 13 yıl hapis
BOĞAZINA ERİK KAÇAK ÇOCUK ÖLDÜ
İZMİR BB DAVASINDA 2 TAHLİYE
SOFYA'DAKİ DEPREM EDİRNE'Yİ DE SALLADI
MHP TEKİRDAĞ İL BAŞKANLIĞI'NA BİR ADAY DAHA
TIR'A ÇARPIP ARAÇ İÇİNDE SIKIŞTI
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Nahit DURU
Dr. Mehmet Fuat ABUT
Zeynel KOZANOĞLU
Şimdiki Çocuklar Harika...
İzmir Gazeteciler Cemiyeti işgal günü düşmana ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin'i kitaplaştırdı. Şimdi birileri çıkıp Hasan Tahsin'i topa tutuyor.
23.05.2012
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Gölgeler Sergisi
Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
17.05.2012
Metin AYDINOĞLU
Ağladıkça göreceksin
O ne hıçkırmak öyle. İzleyici Silivri Cezaevi'ndeki bizim gazeteciler sanacak. Onlar bile ağlamıyor.
23.05.2012
Hülya SEZGİN
Dr. Cem AYDEMİR
Akın Kamacıoğlu
Barış Kudar
Özlem ABUT
Vefasız mı, ''Yüce''mi bu millet?
Atamıza vefa borcumuzu öderken büründüğümüz ''cimri'' hallerimiz nedendir? Ulu önderimize anarak hakkımızı ödeyebilir miyiz?
21.05.2012
Av. Burhan ÖĞÜTCÜ
Prof. Tevfik DALGIÇ
Sedat KAYA
Yalçın KAMACIOĞLU
Beyhan BİÇKİN
POLİSE BİR DOKUN BAK KAÇ AH GELİYOR?
Polise vurmayın dedim, saldırana madalya mı veriyorlar dedim, gelen mesajlardan anladım ki ben sadece buzdağının görünen kısmını yazmışım.
22.05.2012
Maruf EVREN
Nur SAYLAN
Merhaba
Yeni güne yeni bir umutla başlıyorum ve Haber Hürriyeti okuyanlarına... Dostlarına " İlk Merhabamı " diyorum.
23.05.2012
Skip Navigation Links.
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
  
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Paylaş | Yazdır | Arladaşına Gönder ARABANIN MOTORU OTOBANDA STOP ETTİ

ARABANIN
MOTORU
OTOBANDA
STOP ETTİ

Olmazsa olmaz demeyin, olmaz olmaz.

Arabayı nasıl kullanıyorsunuz?

Hani anahtarlar da çanta ile birlikte gitmişti.

-Anahtarlar gitti gitmesine ama, Allahtan Betül Hanım yedek anahtarı bavula koymuş.

Uzatmayalım, pür neşe başımıza gelenleri karikatürize ederek yol almaya başladık Floransa’ya doğru. Bir gece kalmayı düşlüyorduk Floransa’da.

Hava kararmış otoban tenhalaşmıştı.

Birden arabanın motorundan acayip gürültüler gelmeye başladı.

Hemen ardından, motor durdu.

Arabayı zar zor emniyet şeridine aldım.

Demek ki çilemiz bitmemişti.

İtalyan otobanlarında bu şerit oldukça dardır. En azından o zamankilerde.

Arabalar nerdeyse üzerimize çıkacaklar.

Arabanın bagajını zar zor açıp üçgeni yola koydum. Ne yapabilirdik gecenin bu saatinde?

"Hırsızlar diyarında asıl şimdi faka bastık" diye düşündüm.

Korkumu mümkün mertebe hanımlara belli etmemeye çalışıyordum.

Dışarı çıkıp üzerimize doğru gelen arabaları durdurup yardım istemeyi denedimse de başaramadım.

Sonunda bir tır durdu yanımızda.

Bana bir şeyler söyledi ama anlamadım doğal olarak.

Adam çekti gitti.

Bir korkum daha vardı Ya akü boşalırsa ne yaparız?.

Yarım saat kadar sonra başka bir durdu yanımızda. Adam bana, "Gel yanıma" der gibi işaretler yapıyordu.

Ne yapmalıydım.

İki kadını nasıl yalnız bırakabilirdim.

Adam durmadan israr ediyordu.

Eşime sordum.

Ne yapayım gideyim mi?

-Yapacak bir şey yok git istersen dedi.

-Kapıları kilitleyin. Biri gelirse sakın açmayın.

Bindim tır şoförünün yanına, 200-300 metre sonra durdurdu arabayı.

Anlamıştım adamın bana neden ısrar ettiğini.

Karşımdaki kutuda İtalyanca, İngilizce ve ve Almanca ‘Düğmeye basın ve arabanıza gidin yardım gelecektir’ yazıyordu.

Düğmelerden birine bastım ve 300 metreyi nerede ise nefes almadan koştum.

Yarım saat kadar bekledim. Ne gelen var ne de giden.

Betüle, "Ben gene gidiyorum" dedim ve başladım koşmaya. Belki de o telaşla düğmeye basmayı becerememiş olabilirdim.

Arabaya vardıktan sonra bir yarım saat daha geçti.

Gözlerimiz yolda boş yere bekliyorduk.

-Betüle, "Ben gene Gidiyorum" dedim ve başladım koşmaya. Düğmeye gene doğru basmamış olabilirdim.

Düğmeye üçüncü defa basmış ve bu defa zar zor ulaşmıştım arabaya.

Bir yarım saat daha geçmişti.

Artık ümidimizi kaybetmiştik. Herhalde arabada geçirecektik geceyi.

Tam da artık her şey bitti derken bir çekici yanaştı yanımıza.

Bir adam indi. Ona hemen Roma Polisi'nden aldığımız belgeyi gösterdim.

Farların ışığına tuttu kâğıdı ve okumaya başladı.

Sanki adamın gözleri dolu dolu olmuştu. Ya da bana öyle geldi.

Arabayı yükledi çekiciye.

GECE KARANLIĞINDA MEÇHULE YOLCULUK BAŞLADI

Hanımlar arabanın içinde, ben ise şoförün yanında başladık gecenin karanlığında meçhul bir yöne doğru yol almaya.

Adam bana İtalyanca bir şeyler anlatıyordu durmadan. Tek kelime bile anlamıyor, sadece kafamı sallıyordum.

Yol bir türlü bitmek, adam da susmak bilmiyordu.

Sonunda bir tepeye geldik. Her taraf zifiri karanlıktı.

Adam arabayı hanımlarla birlikte çekiciden indirdi.

Tamam dedim Mehmet, işte şimdi hapı yuttun. Ne enayisin bindin bu adamın çekicisine.

Eşimle kızımı düşünüyordum.

Kameranın ayağını aldım elime, bir şey hissettiğimde hiç düşünmeden vuracaktım adamın kafasına.

Adam el feneri ile gitti bir kapı açtı. Sonra bir şalteri indirdi. Her taraf aydınlanıvermişti

Burası belli ki bir tamirhane idi.

Beni içeri çağırdı.

Musluğu açtı. Elimi yüzümü yıkayabileceğimi anlatmak istiyordu.

İçerlere bir yerlere gitti. Döndüğünde elinde battaniyeler vardı.

Elleri ile burada arabanın içinde uyuyabileceğimizi, kendisinin daha sonra geleceğini anlatmaya çalışıyordu.

Adam tamirhanenin kapısını kapattı.

Her yer yeniden karanlığa bürünmüştü.

Korkuyordum hem de nasıl.

Allahın dağında yanımda iki hanımla bir arabanın içinde kalakalmıştık ve daha iki gün önce herkesin gözleri önünde  eşimi gasp etmişlerdi. Gel de korkma.

Neyse ki Betül ve Didem uyuyabildiler.

Belki sonunda ben de dalmış olabilirim.

Sabah olmuş ve gürültüler duyulmaya başlamıştı.

Camdan dışarı baktım. Tamirhanede faaliyet başlamıştı.

Arabada kalmayı tercih ettim. Zaten yapabilecek pek fazla bir şey de yoktu.

Derken bizi çeken çekiciyi görür gibi oldum.

Adam gelmiş diye düşündüm.

Herhalde cepte kalan 1800 doları burada bırakacaktık.

Bari benzin alabilecek para kalsa cebimde diye düşünmeye başladım.

Adam cama vurdu.

-Buyurun çaylar hazır. Arabayı tamire alacaklar.

Hanımlar çaylarını yudumlarken, beni çekiciye soktu. Gene elleri ile bir şeyler anlatmaya başladı.

Araba hareket etti. "Dur kardeşim nasıl bırakırım onları burada" diyene kadar  yola çıkmıştık bile.   

Git git yol bitmez. Ne yapıyor bu adam?

Hapı yuttuk gitti bizim hanımlar.

İşaret ediyorum dön diye. Duymuyor bile beni.

Çattık ki sormayın.

Gerdik mi Floransa’ya, adam  çekiciyi bir başka tamirhanenin önüne  park etti.

Çekiciden bir araba indirdi.

Beş dakika sonra gene yoldaydık.

İki saat kadar sonra tepedeki tamirhaneye varmıştık.

Neden beni alıp götürmüştü Floransa’ya hala anlayabilmiş değilim.

Betül ve Özlem sağ salim  çaylarını içmeye devam ediyorlardı.

SARAYA BENZER BİR BİNANIN ÖNÜNDE DURDUK


Allaha şükrettim.
Artık otobana çıkıp Almanya’nın yolunu tutmanın zamanı gelmişti.

Adam arabası ile önümüze geçti ve onu takip etmemizi istedi.

Herhalde bizi otobana çıkaracak diye düşündüm.

Olmazsa olmaz demeyin, olmaz olmaz.

Düşündüğüm gibi olmadı ve küçücük bir köye geldik. Adam çekiciyi tamirhane gibi bir yere bıraktı. Küçücük bir Fiyat araba ile geldi yanımıza.

Gene arkamdan gelin işareti yaptı.

Mecburen takıldık arkasına.

Çok geçmeden saraya benzer büyük bir binanın önünde durdu.

İnin işareti yaptı indik. Saray bir binanın bahçesine soktu bizi.

Bunların hepsi kaydoluyordu bu arada.

Bahçede anlatmaya devam etti.

Sanki kuş dili konuşuyorduk.

Anlamaya çalışıyor, anlamasak bile anlamış gibi yapıyorduk.

Neden getirmişti bizi ki buraya?

İçeri girdik.

Binanın içinde bir bölüm restoran olarak kullanılıyordu herhalde.

Özel bir bölümde büyük bir yuvarlak masa donatılmıştı. Üzerinde nerde ise  yok yok.

Her türlü soğuk meze İtalyan yemekleri nefis bir servis. Kolalı örtü ve peçeteler.

Buyur ettiler bizi yemeğe.

Nefis kırmızı şarap da işin içine girince, İtalya’nın dili giderek çözülmeye devam etti.

Sonunda, karşılıklı olarak isimlerimizi öğrenmeyi  başardık.

Sandro Pancrassi idi çekicinin şoförünün adı.

Bir ara kalkıp çaktırmadan parayı ödemeyi denedim.

Sordum;

Hesabımız kaç para?

"400 mark ama Sandro ödedi" dediler.

"Kardeşim bir çekici sürücüsü bu parayı nasıl öder?" diyemiyorsunuz tabii.

Rezil rüsva olmuştum. Nasıl kalkacaktım bunun altından.

Çıktık restorandan.

Sandro önde biz arkada çıktık gene yollara.

Kıvrıla kıvrıla bir tepeye geldik.

Tepede bir çiftlik önünde durdu.

Girdik içeriye.

İki katlı ahşap bir bina. Binanın altında mahzen gibi bir yerin kapısını açtı.

Bir kedi, bir köpek ve kazlar çıktı açılan kapıdan.

Çiflikte atlar, tavuklar horozlar ve envai çeşit bitki ve ağaçlar vardı.

Arabanın bagajını açtırdı. Mahzende fıçı fıçı şaraplar, meyveler ve donmuş etler koydu.

Olmazsa olmaz demeyin, olmaz olmaz.

Artık anlatabildiğim kadarı ile gitmemiz gerektiğini söylemeye çalışıyordum

Peki dedi, gibi geldi bana.

O önde biz arkada düştük gene yollara.

Gözüm hep otoban tabelalarında.

Bir türlü gelemedik otobana.

Birden Sandro sağa siyal verdi. Tamam dedim geldik herhalde otobana.

Girdik sağa, geldiğimiz yer otoban değil Figline Valdarno adlı bir kasaba idi.

Kısa bir süre sonra, etrafı apartmanlarla çevrili bir meydanda bir kapının önünde durdu.

Park etmemizi istiyordu.

HERKES BİZE EL SALLAMAYA BAŞLADI

Apartmanların balkonları insanlarla doluydu.

İnsanlar arabadan iner inmez bize el sallamaya başladılar.

Ne olduğunu anlayamadık.

Sandro bir apartımana girdi.

Bizi kapıda karısı, çocukları, kayın validesi, kayınpederi akrabaları karşıladılar.

Balkondakiler Sandro’ların komşuları ve dostları imiş.

Çaylar kahveler  ortak lisansız konuşma çabaları ile saatler geçti

Artık daha fazla zahmet vermemek için gitmemiz gerektiğini ve bu arada Floransa’yı da görmek istediğimizi anlatmaya çalıştım.

Biraz sonra Sandro beyaz bir mersedes ile geldi. Bizi Floransa’ya götürdü.

Gösterebileceği kadarını göstermeye çalıştı.

 Döndüğümüzde akşam olmak üzere idi.

Eve geldik niyetimiz bu güzel insanlara veda etmekti.

Ancak akşam sofrası çoktan kurulmuştu. Nefis İtalyan yemekleri bekliyordu bizleri.

Yemek sonrası izin istedik. Dilimizin döndüğü kadarı ile ertesi gün çalışmam gerektiğini anlattık.

Nihayet veda etme zamanı geldi çattı.

Bizleri bir sürpriz daha bekliyordu.

Başta Pacrassi ailesi olmak üzere konu komşu, apartmanın önündeki meydanda bizi geçirmek için toplanmışlar.

Hepsinin  ellerinde birer hediye paketi kuyruğa girmişlerdi.

Neler yoktu ki hediyeler arasında. Deri ceketler, mayolar, kazaklar, şapkalar hatta çantalar.

Arabada nerde ise oturacak yer kalmamıştı.

Giderayak bir telefon numarası verdi.

-Merak etmeyin Ne zaman ihtiyacınız olursa gelir alırım sizi. Alo demeniz yeter.

Almanya’ya geldikten iki gün sonra telefon çaldı. Sandro idi telefonda.

Konuşma uzunca sürdü. Konuştuğumuz doğal olarak nasılsın iyiyimden öteye geçmedi.

İMDADIMA ASİSTANIMIN EŞİ YETİŞTİ


Asistanım Dr. Yurdakul’un eşi İtalyan lisesi mezunu idi.

Rica ettim. Teşekkür telefonu açtık.

Sandro’nun bize gösterdiği ilginin nedenini sonunda öğrenmiştik.

-Polisin verdiği belgeden başlarına geleni öğrendim.

-Bizler sadece doktor beye ve ailesine tün İtalyan’ların hırsız ve kötü insan olmadıklarını, göstermeye çalıştık.

-Ama bir şey istiyorum. Lütfen doktor beye iletin. Onu ve ailesini üç ay sora burada ağırlamak istiyoruz.

Sandro’yu bu fikrinden ne kadar caydırmak istedi isem de, beni ikna edene kadar aradı durdu.

Gidecektik gitmesine de nasıl anlaşacaktık bu tatlı insanlarla.

Oturdum üç ay durmadan İtalyanca öğrenmeye çalıştım.

Fotoroman, dil bilgisi kitapları yanında, bir İtalyan bile buldum.

Durmadan ve bıkmadan İtalyanca öğrenmeye çabaladım.

Üç ay sonra yeniden Figlino Valdarno’daydık.

Kapıyı  Sandro açtı.

Ciau Sandro come va.

Sandro şaşırmıştı.

Gözlerimin içine bakakaldı.

Asıl bombayı şimdi patlatacaktım.

Perché guardi la mia faccia, così sventata, dimmi se vuoi dire qualcosa.

Sandro başladı hüngür hüngür ağlamaya.

Tercümesi şu:

Neden yüzüme öyle alık alık bakıyorsun, söylemek istediğin bir şey varsa söyle.

Senelerce sürdü dostluğumuz Sandro ailesiyle.

Almanya’ya geldiler. İstanbul’da ağırladık onları.

Şimdilerde,  acaba gaspçılara teşekkür mü etsem diyorum.

O olay olmasa idi ne Fellni’nin asistanı ve Alman konsolosluğundaki gönülleri geniş sekreterleri ve de en önemlisi Sandro ailesini tanıyamayacaktık.

Bitirmeden belirteyim aldığım 2000 doları Almanyaya döner dönmez ödedim. (SON)


DR. MEHMET FUAT ABUT

1978 YENİDEN İTALYA'YA VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

İTALYA 1978 SAKIN OLMAZ DEMEYİN OLMAZ OLMAZ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

 



Yazının Yorumları
denizci - izmir diyorki : " insan olabilmek güzel şey "
Her şer de bile bir hayır vardır diye boşuna söylememişler doktorcuğum
07.01.2011 14:43:32
Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  TUTANKHAMON  |||   Mısır'ın Krallar vadisi'ndeyiz şimdi. Mezarında, inanılmaz zenginliklerin bulunduğu, Mısır'ın 19'un hükümdarı Tutankhamon'un gömüldüğü yerdeyiz...
  SİNÜZİT ZARARLARI VE TADAVİSİ  |||   Sinüzüt konusunun uzmanı olan Prof. Dr. Dilaver Özturan, bugün sutunlarımıza konuk olalacak... Ve sinüzit hakkında bilinmesi gerekenleri ben soracağım, hocamız yanıtlayacak.
  BİBER VE FAYDALARI  |||   Biber deyip geçmeyin, dudak büküp küçümsemeyin. Acısıyla, tatlısıyla, yeşiliyle kırmızısıyla, tazesiyle ve kurusuyla biberin yararları anlatmakla bitmez
  BEL AĞRILARI VE NEDENLERİ (2)  |||   Ülkemizin önemli beyin cerrahlarından Op. Dr Mehmet Hacıhanefoğlu konuğumuz oldu, bel, boyun ve siyatik ağrıları konusunda bizleri aydınlattı.
  BEL AĞRILARI VE NEDENLERİ  |||   Bu hafta, ülkemizin önemli beyin cerrahlarından Op.Dr Mehmet Hacıhanefoğlu konuğumuz olarak, bel, boyun ve siyatik ağrıları konusunda bizleri aydınlatacak.
  Genç Erkek Hastalığı  |||   Baş ağrısının o kadar çok nedenleri vardır ki, saymakla bitmez. Bu gün size ender bilinen bir baş ağrısı türünden bahsetmek istiyorum.
  ICMART 2011 İzlenimleri  |||   ICMART, Dünya Akupunktur Birliği'nin Hollanda’da düzenlediği ve Akupunktur hakkında önemli kararların alındığı Dünya kongresine katıldım.
  Akupunktur Asla Tıbbın Alternatifi Değildir  |||   Akademik Akupunktur Derneğinin başkanı olarak omuzlarıma binen sorumluluk duygusuyla, medyada yapılan yanlış açıklamalar beni üzdüğü gibi geriyor da…
  Akupunktur kilo tedavisi için icat edilmemiştir  |||   Yaz geliyor ve herkes deli gibi nasıl zayıflarımın derdinde. Öncelikle söyleyeyim, Akupunktur kişiyi zayıflatmak için icad edilmiş bir yöntem değildir.
  POLENLER PUSUDA  |||   Bahar alerjileri yaşadığımız mevsimden dolayı gündeme oturdu. Alerjik bünyesi olan pek çok kişinin korkulu rüyası olan polenler pusuda
  YATAĞINIZDAKİ GİZLİ DÜŞMANA DİKKAT  |||   Ne yazık ki evinizin pırıl pırıl görünmesi, sizi özellikle yatağınızda pusuya yatmış olan gizli düşmandan korumaya çoğu kez yeterli olmuyor.
  MUMYALARIN GİZEMİ  |||   Mısır… Firavunların, piramitlerin ve mumyaların diyarı. Mumyalama prosedürü sadece bir bilimsel bir işlem değil gerçek bir sanat dalı…
  Bahar Alerjiye davetiye çıkartıyor  |||   Malum bahar geldi. Çoğumuz için yılın belki de en keyifli mevsimi de olsa ilkbahar alerjik bünyeye sahip olan kişiler için oldukça sıkıntılı bir süreçtir.
  Çıbanın Başı  |||   Apse, bakteri istilasına uğrayan vücudun herhangi bir yerinde meydana gelebilecek ve ciddiye alınması gereken bir hastalık durumudur.
  Fenerbahçe, Beşiktaş dostluğu  |||   Beşiktaş- Fenerbahçe derbisinin sadece sonucu değil, gençlerin birbirine karşı olan tutumu beni çok üzdü, hatta etkiledi diyebilirim.
  Akupunktur Ehil Olmayan Ellerde Zarar Verebilir  |||   Dr. Mehmet Abut, çok önemli bir konuyu gündeme taşıyor. Suistimale açık Akupuntur konusunda uyarıyor. Bu yazıyı lütfen tüm tanıdıklarınızla paylaşın.
  Kulaklarımız, piercing ve sağlık  |||   Gençlerin bayıldığı piercing modası var ya gerçekten çok tehlikeli...
  Kulak kepçesi vücudumuzun CHECK UP organı  |||   Kulak kepçemiz gerçekten de bir "’check up’’ merkezi. Özellikle küpe takarken çok düşünmenizi tavsiye ediyorum.
  Akılları zorluyan hücre düzeni  |||   Dr. Mehmet Fuat Abut yazdı: İnsan vücudundaki en büyük hücre 200 mikron büyüklüğündeki ovum yani yumurta hücresidir.
  İmparatorluktaki inanılmaz enteraktif iletişim  |||   ‘Harika Yapıt’’ olarak nitelendirdiğim ve ihtişamlı bir İmparatorluğa benzettiğim insan vücudunu keşfe devam ediyoruz.
  HERKES BİRER İMPARATOR  |||   İnanılması güç biliyorum ama her birimiz, ortalama 140 trilyon hücreden oluşan ve ‘’İnsan Vücudu’’ denilen, bir İmparatorluğa hükmediyoruz.
  Kalça eklemi ameliyatları  |||   Almanya'da 20 dakikada kalça protezi ameliyatı yaparak dünya rekoru kıran Opr. Dr. Mehmet Fuat Abut, bu operasyonları anlatıyor. Dr. ve hastaları uyarıyor.
  ARABANIN MOTORU OTOBANDA STOP ETTİ  |||   Arabamızla yola koyulduk. Otobanda gidiyorduk ki birden motordan sesler gelmeye başladı. Kenara çektik arabayı. Demek ki çilemiz bitmemişti.
  SEKRETERLERİN BÜYÜK JESTİ  |||   Dr. Mehmet Fuat Abut, beş parasız kaldıkları İtalya'da bakın başından neler geçiyor. Bir İtalya Masalı Yazı dizisinde 7. bölüm.
  ÜÇ KİŞİ TEK JETONLA NASIL VESİKALIK ÇEKTİRİR  |||   Konsolostan aldığımız 50 Markı bozdurup otomotik makinada 10 marka 3 kişi 10 adet vesikalık çektirdik...
  SİZİ TÜRKİYE’YE GÖNDERELİM  |||   Dr. Mehmet Fuat Abut, beş parasız kaldıkları İtalya'da Almanya'da görevli olduğu hastaneye dönmek isterken bakın başından neler geçiyor.
  ROMA'DA İNSAN ÖLDÜRÜLSE KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL  |||   Dr. Mehmet Fuat Abut, Bir İtalya Masalı yazı dizisine beş parasız kaldıkları Roma'da başından geçenleri anlatıyor.
  BİR İTALYA MASALI-3  |||   Op. Dr. Mehmet Fuat Abut bugün Roma'da eşinin yerlerde sürüklenerek çantasının kapkaççılar tarafından çalınmasını anlatıyor.
  ALDIĞIMIZ KİTAPLAR DAKİKASINDA KAYBOLUYOR  |||   Dr. Mehmet Abut'un bir İtalya gezisinde bugün 2 bölüm. Aldığımız kitaplar dakikasında kayboldu...
  BİR İTALYA MASALI  |||   Op. Dr. Mehmet Fuat Abut, sizlere ibret dolu bir seyahat öyküsü anlatıyor. Dr. Abut ve ailesinin yaşadığı olaylar dizisini mutlaka okuyun lütfen.
  TEK SEANSTA SİGARA BIRAKILABİLİR  |||   Sigarayı bırakabilirsiniz. Hem de tek seansta. Sigarayı bırakmak isteyip de bırakamayana akupunktur uygulayarak yardım edebiliriz.
  SİGARA BIRAKILABİLİR Mİ?  |||   Bu yazımda ‘Sigara Bırakılabilir mi?’ sorusuna cevap vermeğe çalışacağım. Aslına bakarsanız sigarayı her tiryaki bırakabilir.
  SİGARAYI BIRAKMAK NEDEN ZOR?  |||   Değerli okurlar, sigarayı bırakmak zor çünkü, dumanını ciğerlerine dolduranlar kendilerini son derecede mutlu hissederler.
  3A  |||   Süper Lig 2009-2010 sezonuna süper şekilde başladı. Türkiye 3G ile tanıştı. Ardı ardına atılımlar. İlk güzel sinyaller ise Galatasaray’dan geliyor 8 maçta 29 gol.
  YÜKSEK LİSANS  |||   Yüksek basınç etkisini en etkili şekilde gösteriyor "Ademoğlu"na. Sıcaktan çay suyu gibi kanı kaynıyor fokur fokur. Kimi denize gidiyor çoluk çocuk, kimi havuza. Birde çocukların peşinden gidilen yaz spor okulları.
  YAZI YAZDIM...  |||   Yazı yazmaya ara verip, yazı yaşamaya gittim. Yaza susamış vücudumun susuzluğunu, havuzla denizi kana kana içerek dindirdim.
  Transfer  |||   Transfer zamanı geldi, gerçi hiç gitmiyor da... Herkesin konuştuğu konu ve kurduğu cümle aynı, "Ne para aldı, off off.." Kaka 130 trilyon TL aldı, Milan'dan Madrid'e uçtu. Cristiano Ronaldo bonservis bedeli 180 trilyon TL. Aman Allahım!..
  Göztepe  |||   Gece uyku girmemişti gözüme. Bayram sabahlarındaki heyecanım bu hissin yanında bir hiçti. Bunu kıyaslayabileceğim tek heyecan, Kocatepe İlkokulu'nun bahçesinde geçen hafta ilk defa sıraya girmem olabilirdi. Babam beni çok uzun süredir ağzını ballandıra ballandıra anlattığı yere götürecekti.
  Hepimiz birimiz...  |||   İzmir'de bir Türkiye Kupası finali oldu. İzmir bir anda hasta yatağından kalktı bir günlük olsa da silkindi ve canlandı. F.Bahçe ve Beşiktaş taraftarları Çeşme'den Manisa'ya tüm otelleri doldurdu. Restoranlar, barlar, kafeler uzun süredir böyle güzel bir gün yaşamadı.
  PARİS VE ARDA  |||   G.Saray'ın ve milli takımın yıldızı, bir çok kulübün peşinde koştuğu 22 yaşındaki Arda. Fransa'nın başkenti Paris'e gidiyor iki gün kalıyor. Bu arada bir striptiz kulübünde eğleniyor. Var mı ters bir şey?
  Biri bizi kandırıyor!  |||   Şampiyonlar Ligi'nde Arsenal-Manchester United, Barcelona-Chelsea maçlarını izledim ve çok büyük bir hata yaptım.
  Neden bu dejavu?  |||   Türkiye Kupası finali İzmir Atatürk Stadı'na verildi. Bundan iki sezon önce yine aynı iki takım F.Bahçe ve Beşiktaş yine final oynamışlardı Atatürk Stadı'nda. O gün seyirci sayısı 60.000 kişi diye tarihe geçti.
  Bizim sporumuz başka...  |||   Şampiyonlar Ligi çeyrek final ikinci maçı. Liverpool-Chelsea karşı karşıya... Karşılaşma muhteşem seyirci desen öyle... Kimin yarı finale kalacağı son ana kadar belli değil... Stres yüklü, kabus gibi... Skor 4-4 Chelsea yarı finalde. Kavga yok. Yumruklar yerine ayaklar konuşmuş, saygı ön planda. Seyirci gayet sakin seviniyor ve üzülüyor. Biz bu futbolu İngilizlerden öğrendiysek eğer, biraz eksik öğrenmişiz...
  DERBİ Mİ, NE DERBİSİ?  |||   Pazara cümbüş var... Derbi olur da yazmamak olur mu? G.Saray'ın ezeli rakibi F.Bahçe yada F.Bahçe'nin nefretini hiç kaybetmediği bir numaralı rakibi G.Saray. Dünyanın sayılı derbilerinden bizimki. Adı 'ŞEHİR DERBİSİ'. Politik ve dinsel çatışma yok. İran yada Balkan ülkelerindeki gibi kralın veya partinin takımına karşı halkın takımı durumu da yok.
  Afrika Afrika duy sesimizi!  |||   Afrika 2010'da yer almamız için başka seçeneğimiz yok. (A) Milli Takım ya da (HİÇBİRİ).
  Sabahları aç karnına DVD...  |||   Göztepe ve Karşıyaka bir üst lige çıkmak için çırpınıyor... Bu konuda yardım alabilecekleri şey ise tarihleri... Kulüpler, kendi tarihlerini futbolcularına öğretebilirse sonuca kendiliğinden gidilir...
  Septimus Severus  |||   Şampiyon kim olacak? İstanbul dışına çıkacak mı? Çıkmaz, ne Sivas olur ne de Trabzon. İstanbul takımlarının bu kadar taraftarı, başka şehirlerden bu kadar çok sempatizanı olduğu sürece olmaz. Eskiden de böyleydi hatta çok çooook eskiden de..
  Başım çok ağrıyor, olmaz canım...  |||   Bu maçın sonucu banko 1 OLUR, Diğer maçın ise banko 2 OLUR, Öbürünün banko 0 OLUR, Derbinin üst OLUR, Haftanın maçı kesin alt OLUR. OLDU CANIM...
  Bordo mu mor mu?  |||   Sabah gazetelere göz attığımda tüm başlıklar Bülent Korkmaz ve 1998-2000 ruhu üzerineydi. Heyecanla herkes gibi 8.30'u beklemeye başladım. Maç saati geldi çattı.
  Yandan darbe  |||   Oturdum televizyonun karşısına. G.Saray, Bordeaux ile oynuyor, maçta şifresiz olunca "Fransız kalmamak lazım" dedim.
    |||  
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
İbrahim IRMAK Yazıyor
Ödemiş Belediyesi, zehir arıtma tesisi kurdu  - 23.05.2012 Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Ödemiş Belediyesi mandıracılarla el ele verip, karıştığı derelerde canlı yaşamı yok eden peynir altı sularını arıtacak tesis kurdu. Evsel atık sudan 10 kat daha zehirli olan peynir altı suları, artık hem işletmeciye hem de doğa için kâbus olmaktan çıkacak.
Gazeteciler_gasteciler_haberhurriyeti
camavlukozak_mandra
Mesut_Tim_Kahramanlar
at yarislari
BAFİ K-9 KÖPEK ÇİFTLİĞİ
uyusturucu_dosyasi
Roportajlar
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti