ROMA'DA İNSAN ÖLDÜRÜLSE KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL
Dr. Mehmet Fuat Abut, Bir İtalya Masalı yazı dizisine beş parasız kaldıkları Roma'da başından geçenleri anlatıyor.
4. BÖLÜM
Olmaz demeyin, olmaz olmaz...
Öyle ise gelin Roma hikayemize devam edelim.
İnsanlar kaptırmışlar kendilerini Navonna Meydanı’nın sihirli atmosferine bırakın birinin gasp edilmesini adam bile öldürülse kimsenin umurunda değil. Bana ne yahu bunlardan, olmadı ya bana bir şey.
Meydanın ortasında kalakalmış, ne yapacağımızı bilmeden bekliyoruz.
Hiç olmasa bir bardak su veriverin kadıncağıza yahu.
Neyse ki beş on dakika sonra önce motosikletli daha sonra da arabalı polisler geldiler.
İtalyanca bir şeyler sordular.
İtalyanca yok ki anlayasın, anlatasın.
Neyse bu defa çevreden bir iki kişi insafa geldi ve olup biteni anlattılar da, polis bizi arabasına bindirdi.
Bir yerlere gidiyoruz, ama nereye.
Nihayet büyük bir binanın önünde durdu polis arabası.
Burası, Roma’nın emniyet müdürlüğü binası imiş.
Küçük bir odaya aldılar bizi.
Polis başladı sormaya.
Anlatamıyorum ki neler yaşadığımızı.
Allahtan İtalyanca konuşabilen bir Alman Hanım yetişti imdadımıza.
Ben de gasp edilenlerdenim. Anlatın bana yaşadıklarınızı. Tercüme etmeye çalışayım.
Sizden on dakika önce getirdiler bizi buraya.
Bizi de soydular da. Ona başımıza gelenleri anlatıyorum.
O tercüme ediyor polis yazıyor.
Bu arada, şu koca Roma’da bu Alman kadın ve bizlerden başka enayi yokmuş diye düşünüyorum.
Yarım saat sonra çıkarıyorlar bizi.
-Yandaki odada bekleyin birazdan raporunuzu vereceğiz elinize.
Büyük bir odaya geçiyoruz.
Oda ağzına kadar insan dolu.
Sadece son bir saat içinde soyulanlar bunlar.
Hepsinin birbirinden ilginç ve bir o kadar da berbat hikâyeleri var.
Kimi, arabası durdurularak dövülmüş nesi varsa alınmış. Kimi kırmızı ışıkta neye uğradığını anlayana kadar gasp edilmiş. Kiminin arabası bekçili otoparktan çalınmış.
Hikâyeler uzayıp gittikçe içim daralıyor.
Ama durun bakın neler olacak.
Saat gece yarısını gösterirken hazırladıkları raporu verdiler.
Arkasından,
-Hadi bakalım gidin artık, diyorlar.
Kardeşim nasıl gideriz, neyle gideriz. Para yok pul yok gecenin yarısı.
Dışarısı hırsız dolu gaspçı dolu.
Diyorsak da boşuna konuşuyoruz.
Çünkü ne onlar anlıyor ne de ben anlatabiliyorum.
Bir yandan da avunuyorum. Roma’ya gidip emniyet müdürlüğü binasını görmek ve bu olanları yaşamak öyle herkese nasip olmaz!
Uzatmayalım hiç de nazik olmayan bir şekilde kapı önüne koyuluveriyoruz.
Hadi bindik diyelim oteli nasıl bulacağız. Çünkü ne otelin ismi kaldı ne de adresi.
Ya kısmet deyip ilk gelen otobüse atıyoruz kendimizi.
Biletçi geliyor.
Anında aklıma geleni uygulamaya koyuyor ve polis raporunu dayıyorum adamın burnuna.
Allahtan biletçi anlayışlı biri imiş.
Bir bize bir de rapora bakıyor. Kafasını anladım gibilerden sallıyor.
Sonunda bir şekilde otele ulaşıyoruz.
Peki şimdi ne yapacağız.
GELECEK YAZI: SİZİ TÜRKİYE’YE GÖNDERELİM
|