BİR ÇIĞLIK DUYDUM. EŞİM YERLERDE SÜRÜKLENİYORDU
Op. Dr. Mehmet Fuat Abut bugün Roma'da eşinin yerlerde sürüklenerek para, çek ve pasaportları dahil tüm evraklarının içinde bulunduğu çantasının kapkaççılar tarafından çalınmasını anlatıyor.
Navona meydanı, Roma'nın en hareketli ve canlı meydanlarından biri.
Bir zamanlar bu meydan yarış pistiymiş.
Milattan sonra 86 yılında Domitianus zamanında Stadyum'un yerine bu meydan inşa edilmiş.
Meydanı üç çeşme süslüyor.
Çeşmelerden ikisi meydanın iki ucunda yer alıyor.
Fontana del Moro ve Fontana di Nettuno.
En ünlüsü ortadaki Fontana dei Fiumi adlı çeşme.
Bernini 1651 yılında tasarlamış çeşmeyi.
Dünyanın dört büyük nehri ve dört devlet temsil ediliyor bu anıt çeşmede.
Meydan çepeçevre kahve ve restoranlarla dolu.
Fontana dei Fiumi’nin önünde soluklanıyor ve kendimizi meydanın büyüsüne kaptırıyoruz.
Her taraf ışıl ışıl. Meydan ve çevresi insan dolu.
Ressamlar, müzisyenler motosikletli gençler kabaretistler ne isterseniz var burada.
Kısacası meydanda her şey yolunda her şey mükemmelmiş gibi görünüyor.
Sıra geliyor yemeğe. Çünkü artık karnımız adamakıllı acıktı.
Ee, mesele yok ne istersen var burada.
Gene de vitrinlere konmuş yemek listelerine bakmakta yarar var diyoruz
Ve Didemle yemek listelerine bakarak karar verme görevini üstleniyoruz.
Roma hikayesi tam da o sırada start alıyor.
Bir kadın çığlığı patlıyor sanki kulaklarımızda ‘Hilfe’ yani imdat…
Herhalde diye düşünüyorum, bir Alman hanıma bir şeyler oldu.
Dönüp baktığımda gördüklerim şoke ediyor beni.
Gel de şoke olma.
Eşim, bir motosiklettekiler tarafından çığlık çığlığa yerlerde sürükleniyor.
Çantasını kapmaya çalışıyorlar. O çantayı kaptırmamak için var gücü ile çabalıyor.
Eşim yerlerde sürüklenirken bir Allahın kulu bile dönüp bakmıyor.
Bütün gücümle yardıma koşup eşimi kurtarmaya çalışıyorum.
Ama çok geç, adamlar çantayı kapıp süratle uzaklaşıyorlar.
Tam arkalarından koşarken bir minibüs yolumu kesiyor.
Merak etmeyin biz yakalarız onları diyorlar. Onlar da mutlaka çeteden.
Sadece önümü kesmek için orada oldukları besbelli.
Yapacak pek bir şey yok.
Ne olacak canım gittiyse çanta gitti eşinize bir şey olmadı ya diyeceksiniz.
Tabii Allaha şükür eşime bir şey olmadı.
Yalnız çantanın içindekilerden söz edersem biraz, başımıza gelecekleri tahmin edebilirsiniz diye düşünüyorum.
İşte çantadakiler:
Pasaportlarımız, 15.000 Mark, arabanın anahtarları, 20.000 marklık çek defteri vb.
Yani Roma’da kimliksiz ve parasız üç Türk.
Sonrası:
Olmaz demeyin, olmaz olmaz.
Op. Dr. Mehmet Fuat Abut
ROMA'DA HIRSIZLARLA TATİL VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ
GELECEK YAZI: ROMA'DA İNSAN ÖLDÜRÜLSE KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL
|