|
|
Hurmadan Evrim Palmiyeden Devrim
Duyduk duymadık demeyin, ben geçen -mübarek- cuma günü Tülay Şubatlı’nın Vatan’daki haberine bayıldım; Prof. Yaşar Nuri Öztürk ile Prof. Süleyman Ateş’in Darwin tartışmasıyla ayıldım ve Evrim Teorisi’ne rakip çıkan Hurma Teorisiyle imana geldim.
Yaşar Nuri Hoca’nın Acem feylesof İbn Miskeveyh’in “El Fevzü’l Asgar” yapıtından alıntıladığı, şahsen “Ol hur’ma ki bademden Adem olmuş idir, kayısıyı yeyince illa ki Havva demiş müdür?” diye sorguladığım evrim türünü destekliyorum. Ancak böyle bir tezi, Prof. Dr. Özer Ozankaya’nın daha güçlü argümanlarla savunduğunu düşünüyorum. İşte size, Prof. Ozankaya’nın konuya ilişkin makalesinin özeti.
***
“Eğitim kurumlarından ‘evrim’ kuram ve düşüncesini ve bu düşüncenin en seçkin kişiliği olan Darwin’i dışlamakla, bilimsel düşünce yerine dinsel düşünceyi geçirmeye girişen, böylece gerçekte ussal düşünceyi köreltmeye çalışırken dini de yozlaştıran Milli Eğitim Bakanlığı’na TÜBİTAK da eklendi.
Cahillik mi, Türk ulusuna ve İslam dünyasına karşı yüzlerce yıldır beslenen kasıtlı bir kötü niyet mi daha ağır basıyor, bilinemez.
Ama kesin olan şu ki, bir cahillikle bir kötü niyet aynı sonucu veriyorsa, aralarında ayrım yapmaya gerek yoktur.
Milli özelliğini yitirmiş bulunan Eğitim Bakanlığı ile TÜBİTAK yönetimine, Darwin doğmadan 50 yıl önce, 1756’da ‘Marifetname’ adlı eserini tamamlayan Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi’nin hem evrim konusunda, hem de sözde dini korumak gerekçesiyle bilimsel yönteme ve nesnel bulgulara karşı çıkma sapkınlığına dair yazdıklarını anımsatalım:
Erzurumlu İbrahim Hakkı, ‘Ögelerin uyuşup birleşmesinden ilkin madenler oluşup, ondan bitkiler, bitkilerden de hayvanlar ortaya çıkmış ve hayvan olgunlaştığında insan ortaya çıkmıştır,’ der ve ekler: ‘Ama hayvanlar ile insanlar arasındaki aracıların en belirgini maymundur. Çünkü kılı ve kuyruğundan başka dışı ve içi insana benzer...’
Evrimi betimleyici sözleri ise şöyledir: ‘Hurma basamağından türlü hayvanlar basamaklarına yükselip nice yıllar (çağlar: Ö. O.) o basamaklarda yaşam sürdürmüştür. Ta, davranım ve biçim olarak insana benzeyen nesnas ve maymun basamağını bulmuştur. Ve o basamaktan da yükselerek insan biçimine gelmiştir.’ (Marifetname, Bulak Basımevi/ Mısır 1835, s. 28, 29)
1970’lerde Marifetname’yi günümüz abecesiyle Türkçeye aktaranlar, Milli Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın bugün yaptığı gibi, yukarıdaki bölümleri ve daha başka bölümleri çıkararak bastılar. Yani kitap, makaslanarak yayınlandı!
Oysa İbrahim Hakkı Efendi’nin kendisi, bilimin baskı altına alınmasına karşı, bu olaydan tam 221 yıl önce, aynı kitabında bilimsel yönteme dair şu uyarısını da yapmıştı:
‘Bu tür işleri (kitapta açıklanan doğa ve insan olgularını, Ö. O.) çürütmek için tartışmayı dinin gereği sanan kimse, dini zayıflatmış, değersizleştirmiş ve dine karşı cinayet işlemiş olur. Çünkü söz konusu edilen olayların gerçekliğini hendese ve hesap kanıtları gösterir. Bunu öğrenip doğrulamasını yapabilen ve nedenini, zamanını, tutarını ve süresini bildiren kimseye, bunun dine aykırı olduğu söylenirse, o kişi akıl yoluyla çıkardığı sonuçtan kuşkulanmaz, belki dinden kuşkuya düşerek: Akla aykırı din nasıl olur diye sormaya başlar. Dine yolu yordamıyla eleştiri getirenlerin verdiği zarara göre, dine yanlış biçimde yardımcı olanların verdiği zarar daha çoktur.’(Marifetname, s. 45)
Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi, zamanında kitabındaki bu görüşlerinden dolayı ne baskıya uğradı ne de kitabı yasaklandı.
Tersine, Türk halkı onu aslen peygamberler, pek seyrek olarak da çok yüksek değer verdiği kişiler için kullandığı, ‘Hazretleri’ sanıyla anmış ve benimsemiştir. Halk arasında söylenen biçimiyle tam adı, Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi Hazretleri’dir.”
***
İsteyenler Prof. Dr. Özer Ozankaya’nın bu makalesini ve İbrahim Hakkı Efendi’den yaptığı alıntıların Osmanlıcasını, www.ulusalses.net sitesinde bulabilirler.
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
Savaşta galip, barışta mağlup? |||
Stephen Zunes, Amerika’nın Orta Doğu politikasını ve terörizmin kaynaklarını incelediği kitabı “Tinderbox”ta (ABD, 2002) şöyle yazar...
|
|
Üç vakit ayna |||
Analar kızlarında, babalar oğullarında bir gün ansızın kendi gençliklerini görünce yürekleri nasıl şaşkın bir heyecanla dellenirse, olgun yazar da ciğerlerini taze rüzgârlarla havalandıran genç yazarı öylesine şaşkın bir hayranlıkla selamlar.
|
|
Kapitalist komünistler |||
Türkiye’deki liberal devlet, halkı teğelledikten sonra güzel güzel diken ekonomik krize “küresel” çözüm bekleyedursun, başka devletler küresel krizi “ulusal” çözümlerle atlatmaya çalışıyor.
|
|
Türk’ün aşkı başka |||
Çocuklukta öğrenilen unutulmuyor mu nedir, Rus deyince benim aklıma hemen uyduruk figürlerle yapmaya çalıştığımız Kazaska dansı ve “Rus geliyor aşka, Rus’un aşkı başka...” nakaratı gelir.
|
|
Nato kafa, iman mermer |||
Ülkemizin siyasal tarihine baktığımızda, tuhaf bir takvim çakışmasıyla karşılaşırız: Türkiye’nin NATO üyeliğiyle laikliğin devlet eliyle delinip, milletin dine imana döndürülüşü aynı yıllara denk gelir.
|
|
Darbe günlükleri (2) |||
28 Aralık 1989: Turgut Özal, Başbakan. Hükümet üniversitelerde türbanı serbest bırakıyor.
2 Kasım 1990: Güneydoğu’da “faaliyet” gösteren irticai terör örgütü Hizbullah’tan ilk kez Cumhuriyet Gazetesi’nde söz ediliyor.
|
|
Darbe günlükleri |||
4 Şubat 1949: TBMM Genel Kurulu. Dinleyici localarından, birden fazla ziyaretçi ezan okumaya başlıyor. Yaka paça dışarı çıkarılıyorlar. Ertesi gün gazeteleri, “iki meczup”tan söz ediyor.
1 Mart 1950: İktidar partisi CHP, tekke ve türbelerin kapatılmasına dair 677 sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. İlk 19 türbeyi halka açma görevi, nedense Milli Eğitim Bakanlığı’na veriliyor.
|
|
Hurmadan Evrim Palmiyeden Devrim |||
Duyduk duymadık demeyin, ben geçen -mübarek- cuma günü Tülay Şubatlı’nın Vatan’daki haberine bayıldım; Prof. Yaşar Nuri Öztürk ile Prof. Süleyman Ateş’in Darwin tartışmasıyla ayıldım ve Evrim Teorisi’ne rakip çıkan Hurma Teorisiyle imana geldim.
|
|
Allah korkusu ve cinayet |||
Küreselleşme, insanlara aynı gezegeni paylaştıkları bilincini veren bir devinim. Küreselleşmeyi fizikteki bileşik kaplar kuralının sosyal bilimlere uygulanması diye düşünebiliriz.
|
|
Darvine'e sordum Cleveland dedi |||
Eşi olamayacak kadar müstesna Maliye Bakanımızın refikası Ahsen Unakıtan, kocacığını sağlığına kavuşturup, kendisi ve girişimci çocukları hamisiz ve vatanı milleti de unakıtmasız koymayan hastane seçimini ulvi biçimde, “Rabbime sordum, Cleveland dedi” diye açıkladı.
|
|
Şimdi sırası mı? |||
Türkiye’de toplumsal zihniyet diyebileceğimiz ‘genele yaygın’ düşünce yapısı, nedense inşaatlara benzer, daha doğrusu yansır.
|
|
Erdoğan kime özeniyor? |||
“Her kadın hayatının bir bölümünü Budist olarak yaşar, çünkü mutlaka bir öküze tapmışlığı vardır.”
(İnternet deyişi)
|
|
Sus ve Savaş mı? |||
Kim önce sustu, telefonda konuşmaktan çekinen halk mı, yoksa yorumdan kaçınan gazeteciler mi ?
Tarih karışık, başlangıç muğlak.
|
|
Sidikli Düşmanlık |||
Rashtriya Swayamsevak Sangh, Hindistan’daki en eski ve en büyük Hindu partisi olup, politika sahnesinde gericiliğin amiral gemisi.
|
|
Bugün bizim, yarın kimin? |||
Fatih Sultan Mehmet, bin yüz yirmi üç yıllık imparatorluk başkenti Konstantinopolis’in koynuna girdiğinde henüz 21 yaşındaydı.
Genç sultan, askerlerine yaşlı gelini üç mehtap süreyle yağmalama izni vermişti. Ancak sözünü tutmadı ve talana daha birinci gece son verdi.
|
|
Açılım ve saçılım |||
Cumhuriyet Halk Partisi, 1924 Anayasası’na 1937’deki değişiklikle konulan ikinci maddeyi oluşturan altı ilke üzerine kurulmuş ve bu ilkeleri, altı oklu bayrağında taşımaktadır: Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Milliyetçilik, İnkılâpçılık...
|
|
|
|
|
|
|
|
|