Kırkpınar
Güreşleri
Efsanesi
Yağlı güreşlerin İÖ 2650 yılında Mısır ve Asur Krallığı zamanında bile yapıldığı bilinmektedir.1346 yılında güreşirken ölen iki kardeşin mezarını ziyaret edenler iki pehlivanın mezarının bulunduğu yerde gür bir pınar görüp bu bölgeye ‘Kırkpınar ‘ adını verirler.
Osmanlı padişahlarının ölüm nedenleri
Osmanlı Devletinde 36 Padişah görev yapmıştır. Ortalama ömürleri 52 sene 3 aydır. Sekiz padişah kalp ve dolaşım hastalıklarından, diyabet’ten beş, idam, cinayet ve intihar nedeniyle sekiz, beyin kanamasından dört. Üç padişahın tüberküloz. Böbrek ve idrar yolları rahatsızlığından iki. Pnömoni ve karaciğer yetmezliğinden ise birer kişi vefat etmiştir. Dört padişahın ise ölüm nedeni bilinmiyor.
İstanbul’daki türbeler
Önemli kişilerin ölümünden sonra onların gömülmesi için yapılmış anıtsal tarihi yapılara türbe denilir. Padişahlara ,onların yakınlarına, sadrazamlara,Türk büyüklerine ve dini inanç türbeleriyle birlikte İstanbul’daki türbe sayısı 75 tanedir.
70’şinden sonra eser veren meşhurlar
Kant Antrapoloji eserini 74 yaşında, Verdi Otello ‘yu 76 yaşında, Goethe Faust’u 80 yaşında, Lamark ünlü zooloji eseri olan Omurgasızların Tarihi isimli incelemesini 78 yaşında tamamlamıştır.
Menekşe salatası
Orta çağlarda menekşe normal yemek listesinde kullanılırdı. Soğan,marul ve bazı yeşil sebzelerin yanında doğranarak salataya karıştılırdı. Ayrıca çorbası da çok seviliyordu. Bu çorba menekşe’nin kekik ve çörek otu ile birlikte pişirilmesiyle yapılırdı.
Eski Uzak doğu’da yemek adabı
17 yy da bilhassa Japonya ve Çin’de ziyafete gitmeden önce herkes kendi evinde yemeğini yer toplantıya öyle gidermiş. Tok karına gidilen ziyafet sofrasında hiçbir şey yenmezdi.Buna karşılık evden ayrılmakta olan herkese paket içerisinde sofradaki yemekler hediye edilirmiş.
Teşhir cezası
Eski İstanbul’da uygulanırdı.Teşhir, suçlunun aldığı cezaya ek olarak verilirdi.Ellerinde uzun bir zincir ile bağlı tutulan mahkum yalınayak getirilip kalabalık bir yerde demire bağlanırdı. Teşhir edilen mahkum sabahtan akşama kadar ayakta durur. Sucunu gösteren bir yazı boynuna asılarak gelen geçenin bu yazıyı okuması sağlanırdı. Seyir için toplanan halkın mahkum ile konuşması yasaktı.
Siyamlı ikizler
1811 yılında Taylant’ta vücutlarından birbirine yapışık olarak doğan ikizlerdir. Amerikalı bir kaptan ikizleri .Avrupa’da panayır, sergi gibi yerlerde ücret karşılığında halka göstermeye başladı.İkizler birbirlerine yapışıktı ama tabiat olarak birbirlerinden çok farklıydılar. Birisi hırslı, kavgacı,ikizi ise yumuşak tabiatlı,sakin ve sessiz birisiydi. Bir müddet sonrada yakınlarındaki bir çiftlikte bulunan iki kız kardeşe aşık olup onlarla evlendiler. 1874 yılında soğuk algınlığı şeklinde başlayan hastalık ölümlerine neden oldu.
Cariyelerin isimleri
Çoğu romantik olan bu isimlerin bazıları şöyleydi. Gülçin ( Gül toplayan ), Ebribahar ( Bahar bulutu ), Alemtab ( Dünyayı ısıtan ), Hüsnibahar ( Bahar güzelliği ),Şebahenk ( Gece ahengi ), NurıhayaL( Hayalin Ruhu ) , Goncater ( Taze gonca ),Şevkidide ( Göz sevinci ), Subuhgül ( Sabah gülü ), Arzuyıcan ( Canın arzusu ),Zevkibahar ( Bahar zevki ), Çaresaz ( Çare bulan ).
Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 Türk Devleti
Cumhurbaşkanlığı forsundaki bulunan 16 yıldız tarih boyunca kurulmuş olan 16 Türk Devletini simgeler. Ortadaki güneş ise Türkiye Cumhuriyetini temsil eder. 1.Büyük Hun İmparatorluğu 2. Batı Hun İmparatorluğu 3.Avrupa Hun Devleti 4. Akhun İmparatorluğu 5. Göktürk İmparatorluğu 6. Avar İmparatorluğu 7.Hazar İmparatorluğu 8. Uygur Devlet 9. Karahanlılar10. Gazne’liler 11. Selçuk İmparatorluğu 12. Harzemşahlilar 13. Altınordu Devleti 14.Timur İmparatorluğu 15. Babür Devleti 16.Osmanlı İmparatorluğu
Atlı tramvayla yolculuk
Büyük şehirlerde atların çektiği tramvaylar uzun yıllar kullanılmıştı. Arabaların doğru dürüst bir fren sistemi olmadığından önüne birisi çıktığı zaman aracı durdurmak çoğu kez mümkün olmuyordu. Korna sistemi bulunmadığından bir düdük kullanarak yolun açılmasını isterdi. Yol üzerinde belirli yerlerde ahırlar bulunur, atlar burada dinlenmiş olanlarıyla değiştirilirdi. Tramvaylarda birinci sınıf ve ikinci sınıf olarak iki mevki bulunurdu. Kadınların oturacağı bölüm ise bir perde ile ayrılmıştı.
Yeniçeri ocağındaki ilk kuralsızlık
III.Murat devrinde büyük bir sünnet eğlencesi yapıldı. Bu düğünde hokkabazlar halkı çok eğlendirdiler. Padişah ’ Benden ne istersiniz ‘ diye sorar. Hokkabazlar ‘Asker olmak isteriz ‘ derler. Padişahta bunların yeniçeri ocağına aldırır. İlk yozlaşma bu şekilde başlar. Yeniçerilerin aldığı maaş nedeniyle herkes buraya katılmanın bir yolunu aramaya başlar. Bu fırsatı yakalayan pek çok kişi ocağa kaydolur.
Osmanlı saraylarında çubuk alayı
Çubuk tütün içmeye yarayan bir çeşit uzun pipodur. Bir ucunda tütünün konulduğu lüle vardı. Öbür ucunda ise kehribar veya yeşim taşından yapılmış bir ağızlık bulunurdu. Çubuk alayı denilen görevliler çubukla ilgili gelenekleri yerine getirirlerdi. Çalışanların başında ise çubukçu başı bulunur tüm işlemleri takip ederdi. Çubukçu başının idaresi altında bir ateşçi , on tanede çubukçu görev yapardı.
Eski Mürekkepler
Mürekkeplerin iyisi bezir yağı isinden yapılandı. Onlarında iyisi en çok bekletilen ve bu sürede sürekli olarak çalkalananı olurdu. Mürekkepçiler mürekkebi güğümlere doldurup bunları develerinin üzerine asarlardı. Aylarca bu güğümleri indirmeden seyahat edildikten satılırdı.
Kuyuya atılan genç kızlar
Maya’ların inancına göre tanrıdan haber almak için senenin belirli zamanlarında derin bir su kuyusunun içerisine genç bir kız atılarak öğlene kadar orada bırakılırdı. Çıktığında tanrının ona neler söylediği sorulurdu. Eğer bereketli bir yıl geçeceği haberini alınırsa sevinip şenlikler düzenlerlerdi.
İlk kahveler
İstanbul’da ilk kahve 1554 Kanuni Sultan Süleyman devrinde açıldı ve halk arasında çok büyük ilgi gördü. Kahve porselen kulpsuz fincanlarda ikram edilip soğumaması için fincan boynuzdan imal edilmiş bir koruyucunun içerisinde getirilirdi. Kumar oynanması ve içki içilmesi kesin olarak yasaklandı.
Çay’ın tarihi
Çinliler bu bitkinin İÖ 2000’li yıllarda imparator Shen Nung tarafından bulundu. Avrupa’ya ilk çay Venedikli bir gezgin tarafından 1559 yılında getirilmiştir. Yurdumuza ilk olarak 1888 yılında Japonya’dan getirilir. Ünlü botanikçi Ali Rıza Erten Karadeniz bölgesinin çay yetiştirilmesi için çok elverişli olduğunu saptadıktan sonra bu bölgede yoğun olarak yetiştirilmeye başlandı.
Hezarfan Ahmet Çelebi
17.yy da İstanbul’da yaşamıştır. Ahmet Çelebiye halk tarafından her şeyi bilen anlamına gelen Hezarfan lakabı verilmişti. Galata Kulesinden Boğaz’ı geçerek yaklaşık 3.5 kilometre uzaklıkta olan Üsküdar’a kadar takma kanatlarıyla uçan tek kişidir.
Evliya Çelebi
1611 yılında İstanbul’da doğdu. Gezi merakı ,değişik yerler görmek ve yeni insanlar tanıma isteği ömrü boyunca hiç bitmedi. 1630 yılında başladığı seyahatları 50 yıl devam etti. Osmanlı İmparatorluğunun sınırları içerisinde yer alan bütün ülkeleri gezdi.Son gittiği yer olan Mısır’da 1683 yılında vefat etti.Evliya Çelebi gezdiği ülkeleri kendi yorumlarını da ekleyerek tarih, gezi ve edebiyat açısından çok önemli olan bir eser olan on ciltten oluşan seyahatnameyi yarattı .
Osmanlı padişahları hakkında ilginç bilgiler
Osmanlı Devleti 1281 yılında kurulmuş,1 Kasım 1922’de son bulmuştur. Saltanat tam 641 yıl devam etmiştir. Bu süre içerisinde 36 padişah hüküm sürdü.
En uzun süre tahta kalan : Kanuni Sultan Süleyman 46 yıl
En kısa saltanat süren : V. Murat 3 ay 3 gün
En yaşlı padişah olan : V. Mehmet Reşat 65 yaşında
En genç padişah : IV. Mehmet 7 yaşında
Padişahlıktan çekilen : II. Murat
İhtilalde öldürülen : II. Osman
Fetva ile idam edilen : İbrahim
Suikaste uğrayan : Abdülaziz
Savaşta şehit olan : 1. Murat
Savaşta Esir düşen : 1. Bayezid
Kadınlara aşırı düşkün olanlar III. Murat ve İbrahim
En çok kardeşini öldürten : III. Mehmet ( 19 kardeş )
Ordusunun başında ilk defa savaşa gitmeyen II. Selim (1574 )
Padişah olduktan sonra sünnet olan I. Ahmet ( 14 yaşında )
IV. Mehmet ( 7 yaşında )
İmparatoriçe Theodora
Sirklerde yabani hayvan bakımcılığı yapan bir ailenin üç çocuğundan birisiydi. Tesadüfen imparator Jüstinianos ile karşılaştı ve onunla evlendi. Theodora İmparatoriçe olduktan sonra kötü yola düşen ve hayatta yalnız kadınlara sürekli olarak yardım etti. Onları yasalarla korumaya çalıştı. Bu kanunlar kadın hakları konusunda dünyada alınmış ilk kararlar olarak bilinir. Kraliçe 548 yılında 45 yaşında iken yaşama veda etti.
Kim çatlayacak ?
Koca Ragıp Paşa bir toplantıda ‘ Şimdiye kadar rüşvet almadığınıza yemin edermisiniz? ‘ deyince herkes arka arkaya yemin etmeye başlarlar. Şair Haşmet ise suskunluğunu korur. Ragıp Paşa ‘ Haşmet neden yemin edemiyorsun ‘ deyince Haşmet ‘ Yalan yere yemin eden çatlar diye bir inanış vardır. Şimdi bekliyorum hazır bulunanlardan hiç kimse çatlamazsa o zaman bende yemin edeceğim ‘ der.
Bir yeniçerinin idamı
Bir yeniçeri askeri idamını gerektiren bir suç işlediği zaman idam cezasının uygulanmasından evvel ismi yeniçeri defterinden siyah mürekkep ile silinir ve özellikle eceli ile öldü diye yazılırdı. Dördüncü Murat devrine kadar idam hükmünün yerine getirildiği saraydan atılan bir top atışı ile duyuruldu.
Yangın için alınan önlemler
On altıncı yüz yılda İstanbul’daki evlerin çoğu tahtadan yapılmıştı. .Bu devirde herkesin çıkan yangınları söndürmeye yardımcı olması için bazı önlemler alınması padişah fermanıyla her evde bir adet uzun merdiven ile büyük bir su fıçısı bulundurulması zorunlu hale getirilmişti
Yangına giden sadrazam
İstanbul’da yangın olduğunda sadrazam ile yeniçeri ağasının yangın yerine gidip söndürme çalışmalarını izlemeleri görevleri arasındaydı. Yangınlara bazen padişah’ta giderdi. Padişah vardığı zaman sadrazam ve yeniçeri ağasının henüz gelmediğini görürse onlara para cezası verirdi. Yangın çıkarsa padişahın kendilerinden evvel olay yerine gidebileceğini düşünen sadrazam ve yeniçeri ağası geceleri üçer tane atı eğerleri takılı olarak bekletirlerdi.
Fetret devri
1402 yılındaki Ankara Savaşı ile 1413 yılında I.Mehmet’in Osmanlı tahtına geçmesi arasındaki 11 yıllık süredir. Fetret kelimesi Arapçada kargaşalık ve bunalım anlamına gelir. Ankara savaşı sonucunda bozguna uğrayan Beyazıt’ın dört oğlu olan İsa, Musa ,Emir Süleyman ve Mehmet Çelebi arasında taht kavgaları nedeniyle oluşan karışıklık 5 temmuz 1413 tarihine kadar devam etti.
Ankara’nın suyu
Ankara valisi Abidin paşa, Elmadağı’ndan Ankara’ya su getirmek için halktan para toplamıştı. Padişah ‘Susuzlara su vermek devletin görevidir. Paraları geri ver. Masrafı hazineden olmak üzere hemen işe başla ‘ der. Bu konuşmadan kısa bir süre sonra Ankara’lılar tatlı suya kavuştu.
Darüssaade Ağaları
Kızlar Ağası’da denilen darüssaade ağasının görevi harem dairesinin güvenliğini sağlamaktı. Sarayın yüksek şahsiyetlerinden birisi olarak kabul edildi.Darüssaade Ağaları genç yaşta hadım edilmiş kişilerden oluşurdu. İlkel biçimde hadım edildiklerinden çoğu ömür boyu idrar yolu hastalıklarıyla uğraşmak zorunda da kalırlardı.
Eski Türk savaş gemileri
Osmanlı Döneminde Türk savaş gemileri İstanbul ve Çanakkale’de bulunan büyük tersanelerde yapılırdı. Baştarda denilen bu büyük savaş gemilerinde 2000 tayfa ve forsa çalışırdı.1710 yılından itibaren yapılan yelkenli kalyonlar ise 5 katlıydı ve içine 3300 kişi alıyordu.110 adet topu ile muhteşem görüntüleri vardı.17.yy da İstanbul limanına bağlı ticaret gemilerinin sayısı 2600’dü.
Türklere esir düşen Fransa Kralı
Fransa Kralı St.Louis Kudüs’ü Müslümanlardan almak için 7. Haçlı seferini düzenler. 50000 asker,120 büyük, 1500 küçük gemiyi bu sefer hazır hale getirdi. Mısır civarında Türk ordusuyla karşılaşan haçlı ordusu büyük kayıplar vermeye başlayınca sahilde duran gemilere binen haçlı askerleri kıyıda kalan arkadaşlarını hatta kralı bile almadan hızla savaş alanından uzaklaştılar. Kıyıda az adamıyla kalan kral bir müddet savaştıktan sonra Türklere esir olmaktan kurtulamadı.
Çifte sultanlar türbesi
1813 yılında yaptırılmış bir türbedir. Efsaneye göre Hz.Ali’nin iki kızı Bizans İmparatoru tarafından esir alınır. Hristiyanlığı kabul etmeleri halinde af edilecekleri söylenerek 40 günlük bir süre verilir. Süre sonunda iki kız kardeşte din değiştirmeyi kabul etmezler. İmparator ikisini de öldürterek bu zindanın yakınlarına gömdürür. Çifte Sultanlar Türbesi daha sonraları onların gömüldükleri yere yapılır.
İki ağaç iki efsane
Topkapı sarayının avlusundaki ağacın altında Bizans devri azizelerinden birisinin yatmakta olduğu düşüldüğünden hristiyanlar tarafından sık sık ziyaret edilip,etrafına mumlar dikilirdi. Bir müddet sonra bu selvi ağacı kurudu ve çöktü. Burada olduğu söylenen mezarda kayboldu.
İkinci bahsedeceğim ağaç Gülhane parkının karşısında yol üzerinde. Çınar kovuğunda bulunan bir taşın ise Fatih Sultan Mehmet’in atından sıçrayarak buraya saplandığı rivayet edilir.
İstanbul’un alınmasından sonra camiye çevrilen kiliseler
Ayasofya Kilisesi ( Ayasofya cami), Aya Serkiyo Kilisesi (Küçük Ayasofya, Hristo Pankotratos ( Zeyrek), H.Sotis Hora kilisesi (Kariye), Altımermer ( Altımermer cami), Pantepopto kilisesi ( İmaret ), Aya Teodora (Vefa ), Hristo kilisesi ( İsa kapısı cami)
Yavuz’un emrini dinlemeyen kadı
Yavuz Sultan Selim şehzadeleri için altı yüz kuruş verilmesini ister. Kadı ‘Devletimiz donanma için gemiler yaptırıyor. Masrafımız çok, ondan para ayırmak doğru olmaz ‘ der. Yavuz ona hak verir. Bir müddet sonra kadı işine gidip gelebilmek için bir at verilmesini ister. Kadı’nın isteğini duyan Yavuz İstanbul Kadısı’nın atla gidip gelmesi devletin fakirlik görünümüne sebep olur ‘ diyerek bu isteği geri çevirir.
İstanbul’un yedi tepesi
Topkapı sarayı, Ayasofya ve Sultanahmet camisinin bulunduğu bölüm.
Çemberlitaş ve Nuruosmaniye civarı, İstanbul Üniversitesi merkez binası ve Süleymaniye cami, Fatih camisinin bulunduğu kesim, Sultan Selim camisinin bulunduğu tepe,Tekfur sarayı bölgesi, Samatya çevresi
Türk
Türk’ün kelime anlamı kuvvetli demektir. Kelimenin eski söylenişi Türük şeklindeydi. Yaklaşık VI. yy’dan itibaren ise Türk şeklinde söylenmeye başlanmıştır.
Kleopatra
Mısır Kraliçesi Kleopatra İÖ 69 – 30 yılları arasında yaşadı. 9 dil bilen Kleopatra çok zeki bir kadındı. Babasının ölümünden sonra 18 yaşında tahta çıktı. Halkı tarafından hiçbir zaman sevilmedi.
Haç’ı alan köpek
Ortodoks Hristiyan’larının denize haç atma töreni sırasında papaz haç’ı suya atar atmaz bunu almak için etraftaki kayıklardan gençlerin hızla denize daldıklarını gören bir köpek denize atlar. Haç’ı herkes den önce alarak karaya çıkar. Peşinden öfkeli bir topluluğu sürükleyen köpek, uzun bir süre koştuktan sonra haç’ı yere bırakıp ortadan kaybolur.
|