|
|
Darvine'e sordum Cleveland dedi
Eşi olamayacak kadar müstesna Maliye Bakanımızın refikası Ahsen Unakıtan, kocacığını sağlığına kavuşturup, kendisi ve girişimci çocukları hamisiz ve vatanı milleti de unakıtmasız koymayan hastane seçimini ulvi biçimde, “Rabbime sordum, Cleveland dedi” diye açıkladı.
Kimi köşe yazarı, Ahsen Hanım’ın Rabbı’yla kurabildiği doğrudan ilişkiyi sorguladı, kimi Rabb’ın niye GATA, Hacettepe, Cerrahpaşa ya da herhangi bir SSK hastanesini değil de Cleveland’ı buyurduğuna şaşırdılar.
Ama hiçbiri, Rabb’ın neden nüfusun yüzde 99,9’u Müslüman olup zaten namazında niyazında AKP hükümetinin yönettiği ve zaten dini bütün bir Sağlık Bakanı’nın çekip çevirdiği hastaneler yerine, bir Amerikan hastanesini yeğlediğini çözemediler.
Oysa cevap basitti.
Başını önden değil arkadan fiyonklamak suretiyle modern bir Müslüman olduğunu kanıtlayan ve kocacığını televizyon kameraları önünde uluorta sıvazlayarak sevgisel yakınlıkta alafrangalık sergileyen Ahsen Hanım, Rabb’ından Müslüman bir hastaneyi değil, en iyi hastaneyi göstermesini istemişti.
Rab da ‘yiğidi öldür, hakkını yeme’ dediğinden, dünyayı kendisinin yarattığına inanandan çok, Darwin’in teorilerini kanıtlayan biyolojik protezleri kullanan Cleveland’ı işaret etti, tabii.
Şimdi yazacaklarımın doğruluğundan kuşkulananlar, http://www.clevelandclinic.org sitesine girip ‘Aortic valve replacement’ başlığında verilen bilgileri okusunlar.
***
Bütün dünyada en ileri tekniğiyle referans gösterilen Cleveland hastanesinin araştırma laboratuvarları da bir numara. Bu laboratuvarlarda kök hücre üzerine çalışılıyor. Olanaklar sınırsız: İnsanların yıpranmış hücrelerini, kök hücreden üretilen yeni hücrelerle tamir mi istersiniz, DNA’sı insana çok yakın canlı domuz vücudunu bir tarla gibi kullanıp, kök hücre ekerek, boy atınca çıkarılıp insana nakledilecek organ tarımı mı istersiniz, yakın gelecekte her türlü opsiyon açık...
Zaten Cleveland hastanesinde yapılan kalp ameliyatlarında, eğer protez takılacaksa, yapay protezden çok biyoprotez kullanılıyor. Örneğin 2006 yılında Cleveland’da aort kapakçığı değiştirilen hastalardan yüzde 86’sına yapay değil, biyoprotez takılmış.
Hastanenin özel sitesi, bu biyoprotezlerin domuz aort kapağı, sığır perikardı ya da çeşitli hayvan hücrelerinden elde edildiğini açıklıyor, gururla.
Hiç merak buyurmayınız, Türkiye’de de başarıyla gerçekleştirilen bu ameliyatlarda aynı biyoprotezler kullanılıyor, zaten hastalar da bana ne kapağı taktılar diye merak etmediği gibi, sormamaya da özen gösteriyorlar.
Biyoprotez aort kapakçığı, özellikle şeker hastası kalp hastalarına takılıyor.
Sayın Unakıtan’ın nasıl bir ‘bypass’ geçirdiğini bilmiyorum, ama aort kapakçığının değişmesinin gerekmediği kesin.
***
Ben size bütün bunları, Cleveland’ın aslında ne kadar Darwin’ci olduğunu ve tıp biliminde evrim teorisine uygun işlediğini kanıtlamak için anlatıyorum.
Eğer Cleveland bilimcileri evrimci olmayıp yaratılış safsatasına uygun davransalardı, insan, domuz, sığır, fare vb. gibi türlerin hücre akrabalığı üzerine çalışmaz, ondan organ alıp ötekine takıp çalıştıramazlardı.
Dolayısıyla, tam Maliye Bakanımızın, sağlığına böylesi Darwin’ci bir hastane tarafından kavuşturulduğu günlerde, Darwin’in TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik dergisinin kapağından kovalanması ve Dr. Çiğdem Ataduman’ın da yayın yönetmenliğinden alınması, hiç şık olmadı.
Türkiye’de güya bilimi ilerletmekle görevli TÜBİTAK’ın başına konuşlanan Prof. Ömer Cebeci, sanırım kendisini iktidarın yarattığını biliyor, dolayısıyla yaratılış teorisine göre davranıyor.
Önemli değil. Prof. Ömer Cebeci’nin başkanlığında bir TÜBİTAK’la Türkiye ne büyür, ne küçülür. Hastanelerimiz de değiştirecekleri biyoprotez aort kapakçıklarını, ABD laboratuarlarından ithal eder, kaynağını sormazlar.
Kullar böyle akılsız olunca, Rab da TÜBİTAK’ı yaratılışçı ulemaya emanet eden ehli Müslim zevata, Cleveland’a gidip Darwin’cilere ameliyat olmasını tavsiye eder.
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
Savaşta galip, barışta mağlup? |||
Stephen Zunes, Amerika’nın Orta Doğu politikasını ve terörizmin kaynaklarını incelediği kitabı “Tinderbox”ta (ABD, 2002) şöyle yazar...
|
|
Üç vakit ayna |||
Analar kızlarında, babalar oğullarında bir gün ansızın kendi gençliklerini görünce yürekleri nasıl şaşkın bir heyecanla dellenirse, olgun yazar da ciğerlerini taze rüzgârlarla havalandıran genç yazarı öylesine şaşkın bir hayranlıkla selamlar.
|
|
Kapitalist komünistler |||
Türkiye’deki liberal devlet, halkı teğelledikten sonra güzel güzel diken ekonomik krize “küresel” çözüm bekleyedursun, başka devletler küresel krizi “ulusal” çözümlerle atlatmaya çalışıyor.
|
|
Türk’ün aşkı başka |||
Çocuklukta öğrenilen unutulmuyor mu nedir, Rus deyince benim aklıma hemen uyduruk figürlerle yapmaya çalıştığımız Kazaska dansı ve “Rus geliyor aşka, Rus’un aşkı başka...” nakaratı gelir.
|
|
Nato kafa, iman mermer |||
Ülkemizin siyasal tarihine baktığımızda, tuhaf bir takvim çakışmasıyla karşılaşırız: Türkiye’nin NATO üyeliğiyle laikliğin devlet eliyle delinip, milletin dine imana döndürülüşü aynı yıllara denk gelir.
|
|
Darbe günlükleri (2) |||
28 Aralık 1989: Turgut Özal, Başbakan. Hükümet üniversitelerde türbanı serbest bırakıyor.
2 Kasım 1990: Güneydoğu’da “faaliyet” gösteren irticai terör örgütü Hizbullah’tan ilk kez Cumhuriyet Gazetesi’nde söz ediliyor.
|
|
Darbe günlükleri |||
4 Şubat 1949: TBMM Genel Kurulu. Dinleyici localarından, birden fazla ziyaretçi ezan okumaya başlıyor. Yaka paça dışarı çıkarılıyorlar. Ertesi gün gazeteleri, “iki meczup”tan söz ediyor.
1 Mart 1950: İktidar partisi CHP, tekke ve türbelerin kapatılmasına dair 677 sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. İlk 19 türbeyi halka açma görevi, nedense Milli Eğitim Bakanlığı’na veriliyor.
|
|
Hurmadan Evrim Palmiyeden Devrim |||
Duyduk duymadık demeyin, ben geçen -mübarek- cuma günü Tülay Şubatlı’nın Vatan’daki haberine bayıldım; Prof. Yaşar Nuri Öztürk ile Prof. Süleyman Ateş’in Darwin tartışmasıyla ayıldım ve Evrim Teorisi’ne rakip çıkan Hurma Teorisiyle imana geldim.
|
|
Allah korkusu ve cinayet |||
Küreselleşme, insanlara aynı gezegeni paylaştıkları bilincini veren bir devinim. Küreselleşmeyi fizikteki bileşik kaplar kuralının sosyal bilimlere uygulanması diye düşünebiliriz.
|
|
Darvine'e sordum Cleveland dedi |||
Eşi olamayacak kadar müstesna Maliye Bakanımızın refikası Ahsen Unakıtan, kocacığını sağlığına kavuşturup, kendisi ve girişimci çocukları hamisiz ve vatanı milleti de unakıtmasız koymayan hastane seçimini ulvi biçimde, “Rabbime sordum, Cleveland dedi” diye açıkladı.
|
|
Şimdi sırası mı? |||
Türkiye’de toplumsal zihniyet diyebileceğimiz ‘genele yaygın’ düşünce yapısı, nedense inşaatlara benzer, daha doğrusu yansır.
|
|
Erdoğan kime özeniyor? |||
“Her kadın hayatının bir bölümünü Budist olarak yaşar, çünkü mutlaka bir öküze tapmışlığı vardır.”
(İnternet deyişi)
|
|
Sus ve Savaş mı? |||
Kim önce sustu, telefonda konuşmaktan çekinen halk mı, yoksa yorumdan kaçınan gazeteciler mi ?
Tarih karışık, başlangıç muğlak.
|
|
Sidikli Düşmanlık |||
Rashtriya Swayamsevak Sangh, Hindistan’daki en eski ve en büyük Hindu partisi olup, politika sahnesinde gericiliğin amiral gemisi.
|
|
Bugün bizim, yarın kimin? |||
Fatih Sultan Mehmet, bin yüz yirmi üç yıllık imparatorluk başkenti Konstantinopolis’in koynuna girdiğinde henüz 21 yaşındaydı.
Genç sultan, askerlerine yaşlı gelini üç mehtap süreyle yağmalama izni vermişti. Ancak sözünü tutmadı ve talana daha birinci gece son verdi.
|
|
Açılım ve saçılım |||
Cumhuriyet Halk Partisi, 1924 Anayasası’na 1937’deki değişiklikle konulan ikinci maddeyi oluşturan altı ilke üzerine kurulmuş ve bu ilkeleri, altı oklu bayrağında taşımaktadır: Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Milliyetçilik, İnkılâpçılık...
|
|
|
|
|
|
|
|
|