|
|
Erdoğan Kime Özeniyor?
“Her kadın hayatının bir bölümünü Budist olarak yaşar, çünkü mutlaka bir öküze tapmışlığı vardır.”
(İnternet deyişi)
Geçen yıl 12 Ağustos’ta, Rus tanklarının Tiflis’e girmesine 50 km. kalmışken, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile Rus muhatabı Vladimir Putin arasında şöyle bir konuşma geçti:
Putin: “Saakaşvili’yi hayalarından asacağım!”
Sarkozy (şaşkın): “Asacak mısınız?”
Putin: “Neden olmasın? Amerikalılar Saddam’ı asmadı mı?”
Bir sessizlik oldu.
Nicolas Sarkozy, havayı yumuşatmak için sizli bizli ciddiyeti bırakıp, senli benli samimiyeti seçti: “Doğru, ama senin sonun da Bush gibi olmasın?”
Putin bir an durup gülümsedi: “Ah, burada bir puan kazandın!”
***
SSCB’nin her parçası ayrı zenginlikte enkazından yeni bir Rusya Çarlığı inşa etmek üzere ağır ve emin adımlarla ilerleyen, zaten yeni Rus Çarı olarak anılan Vladimir Putin’in ağzını ilk kez bozduğu değildi, yukarıdaki konuşma.
Putin, AB kürsüsünden de Çeçenlerin akıbetinden endişelenen gazetecilere “sünnet olmalarını” önermişti.
Vladimir Putin, demir pençeli devlet adamı iradesini KGB’de aldığı fiziki ve entelektüel eğitime borçlu. Ama Türkçe’de “kabadayılık” diyebileceğimiz magandalığını da KGB’ye borçlu. Ve bu magandalık, birkaç dil bilen kara kuşak sahibi Judoka’lığıyla birleşince, Putin’i “attan düşmeden” ya da “beli tutulmadan” kabadayılık yapabilen, başka bir deyişle lafazanlığının çizdiği profili vücuduyla kanıtlayan ‘errrkek’ kılıyor ve bu profil, Rus halkını mest ediyor...
***
Boris Yeltsin’in “zararsız” bir kurmayıyken, 1999 sonunda devletin başına geçer geçmez “Yasaların Diktatörlüğü” sloganıyla gölgesi uzayan Putin, ilk iş olarak efendisi Yeltsin zamanındaki özelleştirmelerden aslan payını kapmış ve kaderin cilvesine bakın ki, kendisini iktidara taşımış Rus milyarderleri yok etmeye koyuldu.
Devleti zarara uğratmak, vergi kaçırmak ve kara para aklamakla suçladığı eski efendileri, “oligark” diye anılan bu milyarderlerin mallarına el konuldu, kimi dışarı kaçıp canını kurtardı, kimi hem iflas ettirildi, hem kodese tıkıldı.
Rus Çarı Putin, Yeltsin zamanında yükünü tutmuş bu zenginlerden aldığı şirketlerin başına, kendisine yakın iş adamlarını getirdi ve “Putin Mafyası” diye anılan kendi oligarklarını yarattı.
Ama Putin, en müthiş performansını muhalif medyayı “temizlemek”te gösterdi...
***
Gussinski, Rus NTV kanalının amiral gemisi olduğu dev medya holdingi Media Most’un patronuydu. Ve grup demokratik bir yayıncılık anlayışı izliyordu. Bu da zaman zaman Devlet Başkanı’nı eleştirmek, mizah yapmak demekti. Sen misin Putin’in kuklasını oynatan, sen misin Putin’in yönetimine muhalefet etmeye kalkışan! 2000 yılında Gussinski, sadece10 milyon dolar vergi borcu olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Media Most’un Gazprom’a olan yine sadece 21 milyon dolar borcu bahane edilerek, gruba bağlı şirketler KGB tarafından basıldı. Direnmeye kalkışan gazeteciler dövüldü, tutuklandı, hatta bazısı “ortadan kayboldu!” Ve bir ay tutuklu kaldıktan sonra yurt dışına çıkma yasağı konan Gussinski’nin şirketlerine devlet el koydu, Media Most’un yönetimi de doğrudan Gazprom’a bağlandı.
Gaz satıp büyük şirketlere hissedar olan devlet şirketi Gazprom’un başında, Media Most’a el konulurken kim vardı, bilin bakalım?
Bugünkü Rusya Cumhurbaşkanı ve Putin’in kuklası değilse, “ruh ikizi” Medvedev...
***
Gördüğünüz gibi, Putin’in Rusya’sında olup biten bazı şeyler, Türkiye’dekilere çok benziyor. Mühimmat olarak kullanılan vergi borçları falan çok daha düşük, operasyonlar daha şiddetli, ama hukuksuzluk ve yöntem aynı.
Temizlik ve sansürün nerede daha önce başladığına bakarsanız, kimin kime özendiği açık.
Ama birinde gaz var, petrol var, Avrupa’yı göbekten bağlamış, dünyaya kafa tutmaya alışık bir devlet kültüründen geliyor.
Hangisi çarlık kurabilir, hangisi padişahlık, bence belli.
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
Savaşta galip, barışta mağlup? |||
Stephen Zunes, Amerika’nın Orta Doğu politikasını ve terörizmin kaynaklarını incelediği kitabı “Tinderbox”ta (ABD, 2002) şöyle yazar...
|
|
Üç vakit ayna |||
Analar kızlarında, babalar oğullarında bir gün ansızın kendi gençliklerini görünce yürekleri nasıl şaşkın bir heyecanla dellenirse, olgun yazar da ciğerlerini taze rüzgârlarla havalandıran genç yazarı öylesine şaşkın bir hayranlıkla selamlar.
|
|
Kapitalist komünistler |||
Türkiye’deki liberal devlet, halkı teğelledikten sonra güzel güzel diken ekonomik krize “küresel” çözüm bekleyedursun, başka devletler küresel krizi “ulusal” çözümlerle atlatmaya çalışıyor.
|
|
Türk’ün aşkı başka |||
Çocuklukta öğrenilen unutulmuyor mu nedir, Rus deyince benim aklıma hemen uyduruk figürlerle yapmaya çalıştığımız Kazaska dansı ve “Rus geliyor aşka, Rus’un aşkı başka...” nakaratı gelir.
|
|
Nato kafa, iman mermer |||
Ülkemizin siyasal tarihine baktığımızda, tuhaf bir takvim çakışmasıyla karşılaşırız: Türkiye’nin NATO üyeliğiyle laikliğin devlet eliyle delinip, milletin dine imana döndürülüşü aynı yıllara denk gelir.
|
|
Darbe günlükleri (2) |||
28 Aralık 1989: Turgut Özal, Başbakan. Hükümet üniversitelerde türbanı serbest bırakıyor.
2 Kasım 1990: Güneydoğu’da “faaliyet” gösteren irticai terör örgütü Hizbullah’tan ilk kez Cumhuriyet Gazetesi’nde söz ediliyor.
|
|
Darbe günlükleri |||
4 Şubat 1949: TBMM Genel Kurulu. Dinleyici localarından, birden fazla ziyaretçi ezan okumaya başlıyor. Yaka paça dışarı çıkarılıyorlar. Ertesi gün gazeteleri, “iki meczup”tan söz ediyor.
1 Mart 1950: İktidar partisi CHP, tekke ve türbelerin kapatılmasına dair 677 sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. İlk 19 türbeyi halka açma görevi, nedense Milli Eğitim Bakanlığı’na veriliyor.
|
|
Hurmadan Evrim Palmiyeden Devrim |||
Duyduk duymadık demeyin, ben geçen -mübarek- cuma günü Tülay Şubatlı’nın Vatan’daki haberine bayıldım; Prof. Yaşar Nuri Öztürk ile Prof. Süleyman Ateş’in Darwin tartışmasıyla ayıldım ve Evrim Teorisi’ne rakip çıkan Hurma Teorisiyle imana geldim.
|
|
Allah korkusu ve cinayet |||
Küreselleşme, insanlara aynı gezegeni paylaştıkları bilincini veren bir devinim. Küreselleşmeyi fizikteki bileşik kaplar kuralının sosyal bilimlere uygulanması diye düşünebiliriz.
|
|
Darvine'e sordum Cleveland dedi |||
Eşi olamayacak kadar müstesna Maliye Bakanımızın refikası Ahsen Unakıtan, kocacığını sağlığına kavuşturup, kendisi ve girişimci çocukları hamisiz ve vatanı milleti de unakıtmasız koymayan hastane seçimini ulvi biçimde, “Rabbime sordum, Cleveland dedi” diye açıkladı.
|
|
Şimdi sırası mı? |||
Türkiye’de toplumsal zihniyet diyebileceğimiz ‘genele yaygın’ düşünce yapısı, nedense inşaatlara benzer, daha doğrusu yansır.
|
|
Erdoğan kime özeniyor? |||
“Her kadın hayatının bir bölümünü Budist olarak yaşar, çünkü mutlaka bir öküze tapmışlığı vardır.”
(İnternet deyişi)
|
|
Sus ve Savaş mı? |||
Kim önce sustu, telefonda konuşmaktan çekinen halk mı, yoksa yorumdan kaçınan gazeteciler mi ?
Tarih karışık, başlangıç muğlak.
|
|
Sidikli Düşmanlık |||
Rashtriya Swayamsevak Sangh, Hindistan’daki en eski ve en büyük Hindu partisi olup, politika sahnesinde gericiliğin amiral gemisi.
|
|
Bugün bizim, yarın kimin? |||
Fatih Sultan Mehmet, bin yüz yirmi üç yıllık imparatorluk başkenti Konstantinopolis’in koynuna girdiğinde henüz 21 yaşındaydı.
Genç sultan, askerlerine yaşlı gelini üç mehtap süreyle yağmalama izni vermişti. Ancak sözünü tutmadı ve talana daha birinci gece son verdi.
|
|
Açılım ve saçılım |||
Cumhuriyet Halk Partisi, 1924 Anayasası’na 1937’deki değişiklikle konulan ikinci maddeyi oluşturan altı ilke üzerine kurulmuş ve bu ilkeleri, altı oklu bayrağında taşımaktadır: Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Milliyetçilik, İnkılâpçılık...
|
|
|
|
|
|
|
|
|