|
|
|
|
Çetin Emeç Anıları…
Tarih : 11 Ekim 1984
Akşam saat 9 ya da 10 gibi.
Milliyet Yazı İşlerinde çalışıyoruz.
12 Ekim tarihli İstanbul baskısını hazırlıyoruz.
Kapıdan içeri Başyazar Mehmet Barlas girdi.
Taşra baskısını aldı, sayfaya baktı ve tepkiye başladı :
“Olmaz arkadaşlar. Bir sayfada iki tepki başlığı olmaz.
Bunu hemen değiştirelim.”
* * *
Birinci sayfada gerçekten de iki tepki başlığı vardı.
Manşet : KAHPELER… Bir yüzbaşıyı daha şehit ettiler…
2. Manşet : İNSAF… Taşıt vergisi 8 – 10 kat artıyor…
Gerçekten de o tarihte Milliyet’te başlıklara pek tepki katılmıyordu.
Ayrıca uzuuun yıllar olduğu gibi Milliyet’te yazarlar her şeye karışırdı.
Ama bilmedikleri iki şey vardı.
1. Rahmetli Çetin Emeç habere ruh verirdi, can verirdi, tepki koyardı, haberi okuyucuyla birlikte yaşardı.
2. Çeto işine karışanı hiç sevmezdi, hatta azarlardı, hatta kovmaktan beter ederdi.
Ve o tarihlerde Çetin Bey Milliyet’e can veriyordu.
Gazeteyi tarihi bir çöküşün içinden alıp yukarılara çıkarıyordu.
* * *
Barlas ciddiydi. Ona göre birinci sayfanın değişmesi gerekti.
Kendisi “Değiştirelim” dediğinde “İçeriye söyle” dedik.
Çetin Bey sabah geldiği gazeteden geceyarıları çıkardı.
Nitekim o gün, o saatte de yandaki odasında çalışıyordu.
Bu da; akşam 5 – 6 gibi paydosa alışık yazı işlerinin çok yadırgadığı bir işti.
Mehmet Barlas “Aaa Çetin buradamı, tamam şimdi değiştiririz” dedi.
Ve gazeteyle beraber Çetin Bey’in odasına girdi.
Çetin Bey rahmetli Abdi İpekçi’nin odasında oturur ve bundan hep gurur duyduğunu söylerdi.
Odanın iki kapısında biri yazı işlerine diğeri dışarı koridora açılırdı.
Fikret Kalmuk’la ben Çeto’yu iyi tanıdığımız için içeride çıkacak patırtıyı bekliyorduk.
Öyle ya kudretli başyazar, yayın müdürüne ilk muhtırayı verecekti.
Üç beş dakika hiç ses çıkmadı. Merak doruğa çıkmıştı.
Bir şey sorma bahanesiyle Çetin Bey’in kapısını tıklattım.
Rahmetli herzamanki gibi gözlüğünün üzerinden baktı ve “Evet Ercüment” dedi.
Mehmet Barlas odanın diğer kapısınan çıkıp gitmişti.
* * *
Çetin Bey Milliyet’e gittikten 1 – 1.5 ay sonra Fikretle beni Milliyet’e çağırmıştı.
Hürriyet’ten sonra Milliyet’te bir yıla yakın yine onunla birlikte çalışma onuru yaşadım.
Çalıştığı kısa süre içinde Milliyet’e tirajın yanında çok şey katmıştı Çeto.
Bunlardan biri de fotoğraf seçimi idi.
O tarihe kadar Milliyet’te fotoğraflara (dia) ya gözle ya da lup denilen mercekle bakılırdı.
Fotoğrafları projeksiyonda seçmeye başlamıştı Çetin Bey.
Gazeteye girecek fotoğraflar, haber toplantısının ardından projeksiyonla tek tek belirlenirdi.
Bir gün Çetin Bey, projeksiyondan perdeye yansıtılan Özal’ın bir fotoğrafını dakikalarca inceler.
Toplantıdaki tüm Milliyet’çiler gibi Haber Koordinatörü Altan Öymen’i de sıkıntı basar.
Yanındaki arkadaşına eğilir sorar “Ya bu adam bir fotoğrafa dakikalarca ne bakar”
Birkaç dakika sonra Çetin Bey toplantıdakilere sorar :
“Özal’ın başını gördünüzmü. Tepesi açılıyor. Saçı dökülüyor”.
Toplantıdakiler o ana kadar farketmediklerini farkederler.
Ve Çetin Bey’in de fotoğrafta ne gördüğü anlaşılır.
Ertesi gün Milliyet’te haber patlar : “Özal’ın sıkıntıdan saçları dökülüyor”.
* * *
90’lı yılların sonu. Milliyet’in Yazı İşleri Müdürü’yüm.
Çetin Bey’in ölüm yıldönümü.
O yıllarda Hürriyet’teki arkadaşlar Çetin Bey’e pek sahip çıkmıyorlardı.
Yanlış hatırlamıyorsam bazı yıllar birinci sayfaya anma haberi bile koymuyorlardı.
Milliyet’in birinci sayfasına “Çetin Emeç’i anıyoruz” haberi kullandım.
Ve haberin spotunu “Eski Genel Yayın Müdürü’müz” diye başlattım.
Ertesi sabah işe gelirken, arabada radyodaki eleştirileri dinliyorum.
Radyo D’de Fatih Altaylı gazeteleri okuyor.
Çetin Emeç’i anıyoruz haberini okuyor ve başlıyor eleştiriye.
“Hürriyet’in Yayın Yönetmenini kendi Yayın Yönetmenleri olarak yazmışlar” diyor ve ekliyor :
“Adamların Yayın Yönetmenlerinden bile haberleri yok bir de gazete yapıyorlar”.
Ve Fatih Altaylı yayın sırasında gelen telefonlar sayesinde gerçeği öğreniyor.
Programı “Çetin Emeç Milliyet’te de Yayın Yönetmenliği yapmış. Özür dilerim” diye kapatıyor.
* * *
En kızdığım olay. Milliyet’in Çetin Emeç’i hiç sahiplenmemesidir.
Milliyet’in 9 Mart 2010 tarihli internet sayfası.
Çetin Emeç anıldı haberi.
Haberin girişi :
Uğradığı silahlı saldırı sonucu 20 yıl önce hayatını kaybeden Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç Kadıköy’de anıldı.
Haberde rahmetlinin Milliyet’te de çalıştığına dair tek satır yok.
Milliyet’i şu anda yönetenlerin birçoğunda Çetin Bey’in emeği var.
Arkadaşlar o sağken bunu yapsaydınız Barlas’tan beter olurdunuz.
* * *
NUR İÇİNDE YAT SEVGİLİ ÜSTADIM…
Ercüment ERKUL
ercerk@gmail.com
|
| Yazının Yorumları |
ZEYNEL KOZANOĞLU
-
diyorki :
"
ONUN ADI FATİH!!!
" |
|
SEVGİLİ ERCÜMENT ERKUL. BU GÜZEL YAZINIZA KATKIDA BULUNABİLECEĞİM UMUDUYLA FATİH ALTAYLI İLE İLGİLİ BİR TESBİTİMİ BLİDİRMEK İSTİYORUM. BİR SEÇİM ÖNCESİNDEYDİK. YÜKSEK SEÇİM KURULU İŞ BAŞI YAPMIŞTI. FATİH ALTAYLI BİR YAZISINDA ŞÖYLE DEDİ: "ÜLKEDE DÖRT YILDA BİR SEÇİM YAPILIYOR. BU YÜKSEK SEÇİM KURULU ÜYELERİNE DÖRT YIL BOYUNCA BOŞUNA AYLIK VERMENİN NE ALEMİ VAR?" EVET, BÖYLE DEMİŞTİ. CAHİLİM, DEVLETİN YAPISINDA yÜKSEK SEÇİM KURULU ADI ALTINDA SÜREKLİLİK İÇEREN BİR KURUM VAR, SANIYORDU. YÜKSEK SEÇİM KURULU ÜYELERİNİN ASLINDA BİR YERLERDE ZATEN GÖREVLİ İKEN, SEÇİM GÜNLERİ YAKLAŞINCA BU AD ALTINDA BİR ARAYA GELDİKLERİNİ, SEÇİM SONRASINDA DA ASIL GÖREVLERİNE DÖNDÜKLERİNİ BUGÜN ARTIK ÖĞRENEBİLMİŞ MİDİR, BİLEMİYORUM. BİZİM HANIM KİME NE YAZIYOSRUN?" DİYE SORDUĞUNDA fATİH'İN ADINI ETTİĞİMDE "ŞU BİZİM DELİ OĞLANA MI?" DEDİ. SEVGİLER. İYİ ÇALIŞMALAR. |
12.03.2010 13:49:09 |
|
Bucalı neco
-
Ankara
diyorki :
"
Farkı göstermek
" |
|
Gazeteci ile gasteci/kazteci arasındaki farkları göstermesi ile vefanın insanlık hayatındaki önemini ortaya koyan bu hatıranızı yayınlamanız okuyuculara ve yetişmekte olan gazetecilere çok faydalı olmuştur diye düşünüyor hizmetinizi şükranla karşılarken teşekkürlerimi arzediyorum.Sağolun. |
10.03.2010 18:31:44 |
|
bucalı neco
-
ankara
diyorki :
"
Hangisine yanalım..
" |
|
Rahmetlinin katledilişinde içimiz yanmıştı...Şimdilerde anıların yayınlanması ile vefasız ve mesleki bilgisizlerin ellerinde kalan gazetecilik mesleğine yanıyoruz.Birbirlerini pohpohlamak veya birbirlerine saldırmakla gününü geçiren bilgisiz ve ilgisiz tenkidçilerle dedikoducuların ellerinde eriyip giden kutsal mesleğe ,gazetecilik mesleğine ve ülkeme verdikleri zararlara yanıyoruz.Gazeteci gibi gazeteci olanlara yaşam ve yaşam sonralarında saygı göstermek onlardan faydalanmak insanlık görevidir diye düşünüyorum.Allahın rahmetine kavuşan tüm gazeteci gibi gazeteci olanlara Allahtan rahmet diliyorum.Halen çalışan ve işsiz bırakılan/bıraktırılanlara mutlu faydalı çalışmalarına devam edebilmelerini dilerken saygılarımı sunuyorum. |
10.03.2010 18:27:19 |
|
|
|
|
//
Diğer Yazılar
// |
|
|
|
|
|
|
TRT gelir şampiyonu ! |||
TRT'nin 2010 yılında, bir kalemden kazancı 551 milyon. Helal olsun yönetene! Helal olsun çalışana! Kazanç kimden mi?
|
|
Kalbim İzmir'de |||
İzmir hep ilgimi çekti. Kemeraltı'nda rakı içtim. Kordon'da "tuzda balık" yedim. Narlıdere'de asker ziyareti. Çeşme'de deniz keyfi yaptım.
|
|
|
|
Sayın Avcı; Fazla tıraş cildi bozar |||
Abdullah Avcı Milli Takım'ın yeni hocası. Hızlı başladı. Avcı'nın iki icraatı var ki, bize gelecek için ipuçları verdi. Birincisi; "Ayşe Arman traşı"
|
|
Ali Taran faturayı ödüyor |||
Ali Taran, eski eşiyle ilgili suçlayanları düşman ilan ediyordu. Evet; Aslında sana ne, bana ne, ona ne. Ama; gerçek hayatta öyle olmuyor.
|
|
|
|
Siyah "Irkçı", Beyaz "Çarşı" |||
İki gündür Çarşı'yı "deli" etmek için bir seferberlik yaşanıyor. Sevindirici olan; Çarşı'nın provokatörlere prim vermemesi...
|
|
Time da fırçayı yedi |||
Başbakan Erdoğan'ın TIME'a kapak olduğu fotoğrafı hiç beğenmemiş. "Herhalde bu fotoğrafı bulmak için çok eziyet çektiler" diye çaktı.
|
|
|
|
HEPSİ BİR ALEX ETMEZ |||
Guti, Quaresma, Fernandes, Almeida, Simao. Avrupa futbolunun tartışılmaz topçuları. Ama...
|
|
Bir gün herkes nasıl FB’li olacak... |||
Galatasaray ile Fenerbahçe ikinci kez karşı karşıya geldiler. Maçı iki kanal birden canlı olarak yayınladı. Biri şifreli Galatasaray kanalı. Diğeri açık Fenerbahçe Televizyonu.
|
|
SERGEN GUTİ |||
Sergen TV’de Beşiktaş yorumu yapıyor: "Guti'den yıldız mı olur. O pasları gözüm kapalı atarım. Guti haftanın futbolcusu olmak için ne yapmış ki?”
|
|
|
|
|
|
|
|
Kocaman KAZAN |||
Fenerbahçe'nin kazanması için, taraftar medyanın gazına gelmeyecek, Yönetim en az Daum'a sabrettiği kadar Aykut Kocaman'a dayanacak
|
|
Çetin Emeç ve Mehmet Barlas |||
Başyazar Mehmet Barlas yayın müdürüne ilk muhtırayı verecekti. Çetin Emeç'in odasına girdi ve arka kapıdan çıkıp gitti.
|
|
|
|
Hürriyet'e yakışmıyor… |||
Türkiye’de ibret verici olaylar yaşandı. TBMM Gene Kurulu’nda miletvekilleri birbirine girdi. Ama gazetemde göremedim.
|
|
Evet… Ben darbe istiyorum |||
Darbeyi kim mi yapsın ? Dokunulmazlığı kaldırma delikanlılığını göstersin de kim yaparsa yapsın.
|
|
Futbol Medyası |||
Türkiye'nin en popüler mesleklerinden birisidir spor yazarlığı. Zevk aldığın bir işi yaparsın, ahkam kesersin, sallarsın, üfürürsün.
|
|
Ercan Saatçi... Metin Özülkü... |||
İnternette Fenerbahçeli iki sanatçının küfür bandı dolaşıyor dediklerinde pek önemsemedim.
Basın tribününde bile bir anlık öfkeyle söylenen masum küfürlerdendir diye düşündüm.
Meraklanıp izleyeyim dedim. Aman tanrım dinlemez olaydım.
|
|
|
|
SİZ KİMİ KANDIRIYORSUNUZ |||
İhale bedeli en az 400 milyon dolar olmalıymış.
Para kimin cebinden çıkacak !!! Evinde maç seyretmek isteyen sporseverlerin. Parayı kim harcayacak...
|
|
|
|
Daha çok f.uck you |||
Türkiye'nin en büyük iki takımı.
Galatasaray ile Fenerbahçe rezil bir derbi oynadılar.
Futbolcular top oynamadılar kafayı oynattılar.
|
|
|
|
|
|
|
|
MEDYA VE RÜŞVET |||
Birkaç gün önce Okay Gönensin, PazarVatan'da bir yazı yazdı.
Cumhuriyet'te sorumlu olarak çalıştığı ''Özal dönemi''nde aldığı iki rüşvet teklifini anlattı.
Bu yazı bir ibret belgesi. Medyanın nasıl yozlaştığının belki de ilk kanıtı.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|