Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
31 Temmuz 2010 Cumartesi
Sık Kullanılanlara Ekle |   Kullanıcı Girişi | Künye ve İletişim | Reklamlar   Site içi arama :  
Skip Navigation Links
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Yine de hayır
12 Eylül referandumu öyle görünüyor ki; Fikirlerin dövüştüğü… Cepheleri sert, katılımı fazla… Heyecanı yüksek, muhtemel sokak olaylı geçecek.
30.07.2010
Mustafa TÜRKAY
SPOR Aslı ÖNER
Zeynel KOZANOĞLU
Ağrı'dayım
Türkiye’nin beri ucundayım. Ağrı yirmi yıl önce altmış bin nüfuslu idi.Türkiye’nin en yoksulu idi. Günümüzde nüfus doksan bini aşmış.
30.07.2010
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Metin AYDINOĞLU
Derbiyi Ravşan yönetsin
Adına derbi denen rezilliğimizi, Dünya Kupası’nda başarılı olan Özbek hakem İrmatov’a verelim. Hatta ithal etsek daha iyi olmaz mı?
29.07.2010
Hülya SEZGİN
Kına gecesi
Gelin yöresel bindallı benzeri kına elbisesi giyiyor. Yüzü kırmızı işlemeli tülle örtülüyor.
29.07.2010
Dr. Cem AYDEMİR
Skip Navigation Links.
 Resim Galerisi
Tüm Resimler için...
 Video Galerisi
HaberHürriyeti Video Galerisi
Galerimiz için...
 Mini Anket
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
FETHİYE'DE YAT YANGINI
20 İLİN EMNİYET MÜDÜRÜ DEĞİŞTİ
20 İLİN EMNİYET MÜDÜRÜ DEĞİŞTİ
MERSİN'DE SU KESİNTİSİ
PORNOCULARIN YENİ KEŞFİ
AYDIN CEZAEVİNDE OLAY
MOTOSİKLETLER ÇARPIŞTI: 2 ÖLÜ
MHP'NİN MİTİNGİ İSTASYON MEYDANI'NDA
Balıkçı'nın Balbay sevgisi..

Balıkçı'nın Balbay sevgisi..

5 Mart 2010 günü, sabah erkenden “esselat horozu” gibi şafak sökmeden uyanmak için cep telefonumun saatini 06'ya ayarlamıştım..

Zınk diye 05'de sabah ezanı ile uyanmayayım mı?.. Malum köyden İzmir'e haber veya söyleşi yapmak için geldiğimde, işimi çabucak bitirmem gerekir, karanlık çökmeden köy otobüsüne binip köyüme, kahveme, evime dönmek zorundayımdır. Ama işim geceye sarkarsa o zaman İzmir'de geceyi geçirmek zorunda kalırım.  İzmir'de zorunlu kaldığım varoşlardaki köhne bir evin (komün karargahı) kuytudaki dip odası bir mübarek camiye bitişiktir, orayı bana ayırmışlardır. Camiye duvarımız bitişik olduğundan, imamın sabah ezanı ile zangadank uyanırız, sonra yine dalarız uykumuza..

Rüyalarımda hep İslam adaletinden, süt gibi bembeyaz Müslüman güzelliğinden ders çıkarıcı kısa fimler görürüm.. Huzur içinde uyur, huzur içinde uyanırım..  Camiye bitişik uyumak bana güç verir; Müslümanların adaletli bir hak dinine inandıkları için şanslı huzurlu insanlar olduklarına inanırım.. İslam'ı kullanarak zulüm rejimleri getiren Muaviye benzeri zalimlere, diktatörlere kızar köpürürüm..

Bu kez ezanla birlikte aniden fırladım.. Çünkü sabah 10.30'da Mustafa Balbay için gazeteciler olarak dayanışma etkinliğimiz vardı, ona tam vaktinde yetişmeliydim.. Giyindim, kuşandım, tansiyon ilaçlarımı içtim, iki parça ekmek ile küçük bir peyniri ağzıma atıp, diğer odalarda uyuyan sakallı genç militan arkadaşları (kerataların hepsi Türkiye Komünist Partilidir; ben onlara sizi gidi “Kızılordu'nun avare artıkları derim, onlar ise bana “Süvari Paşası Fahrettin Altay Baba” derler) uyandırmadan kendimi sokağa attim. Yürüye yürüye, tepeleri, caddeleri, sokakları geçtim, terleye terleye, Karşıyaka'dan kalkan ilk vapura yetiştim.

Vapurun güvertesinde martılara simit parçaları atıyorum..
Aklım fikrim Mustafa Balbay'da..
Kopardılar bir yıldır okuyucularından izleyicilerinden diye söyleniyorum..

               * * *

Güvertede temiz pak giyimli bir ortaokul öğrencisi var. Yan gözle bana bakmakta.. İki ağır çantasını da yanına yatırmış, benim martılarla sohbetime şaşırıyor. Aniden soruverdim:

 Hangi okuldansın evlat?
 Çamlaraltı Koleji..
 Yahu taa Karşıyaka'dan Çamlaraltı'na gidilir mi?
 Ben burs kazandım.. Hem Konak'ta beni servis bekliyor.
 Kaçıncı sınıf?
 Yedi.. Orta iki, yani..
 Matematiğin iyi mi?
 Ehhh..
 Al sana bir soru.. Dikkat et.. Üç horoz varmış.. Ne varmış bakem?.. Üç horoz.. Biri sağır, öteki kör, öteki topalmış.. Her bir horoz iki yumurta yaparsa , toplam kaç yumurta olur?
 Eeee.. Du bir düşüneyim.
 Yok hemen söyle.. Üç horoz varmış, her bir horoz iki yumurta yumurtlarsa, toplam kaç yumurta olur?
 Altı.. Altı yani.. Değil mi?..
 Ulen horoz yumurtlar mı?.. Tavuk yumurtlar bilemedin.. Hadi hadi üzülme.. Sizin okulun müdürü Bay Engin Dirikal değil mi?.. Git ona bu sabah, benim selamımı söyle.. Gazeteci yaşar abinin selamı var de.. İyi mi?..
 Tamam hocam.. Söylerim.

Az sonra vapur Konak'a yanaştı. Öğrenci iki ağır çantasını sırtladı, bana bir öğrenci selamı verip, teşekkür etti yürüdü gitti.. Ardından baktım kaldım. Ne kadar temiz, terbiyeli bir çocuktu.. İmrendim.. Benim iki afacan erkek torun, dilerim ilerde böyle efendi öğrenci olur..

Düşündüm..
Bu çocukları kurda kuşa teslim mi etmeliydik?
Bu çocukların bağımsız bir Atatürk Cumhuriyeti'nde yaşamaları için, mücadele etmemiz gerekmiyor mu?
Balbay'ı düşündüm..
Bu çocuklar için aydınlanma yazıları yazmamış mıydı.. .Entrikaların üstündeki örtülerin kalkması için kalemini oynatmamış mıydı?         
        
          * * *

Konak'tan Karataş'taki Basın Lokali'ne yürüye yürüye geldim. Sucuk gibi terlemişim. Yolda denize bakarken, Balbay'ın bu denizi bir daha ne zaman göreceğini düşündüm..

Ya hiç göremez ise?..

Adaletin insan hakkının teminatı olduğuna yürekten inanıyoruz. Ama bu işler yine belli olmaz. PKK'yı davul zurna kapıda karşılayanlar.. Üç günde bir “Balbay Günlükleri” diye yaza çize., gaz vererek hukuku baskı altına alan, çuvalcılar, liboş vatansızlar, Amerikan İslamcıları, sahte solcular, dönekler, eski ülkücü dönekler, eski komünist dönekler, çiyanlar, çakallar.. Hepiniz..

Sizler.. Şu “cumhuriyetçi-günlükçü” Mustafa Balbay İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin Karataş'taki Basın Lokali önünden bir daha denizi görmesin, bir daha içine imbatı çekmesin diye kimbilir ne fesadlar-hesaplar içindesiniz değil mi?.. Kimbilir?..

Sizi gidi sizi..

Sizi gidi, Hilafet Orduları hayranları sizi.. Sizi gidi kopya Ali Kemal'ler..

                * * *

Üfff.. Taa Konak'tan beri yürümüşüm. Basın Lokali'nin önüne geldiğimde sucuk gibi terlemişim.. Aman panik yapmayın. Hayatta hiç faka basmam. Yanımda daima sırt çantamın içinde yedek atlet vardır.
Basın Lokali görevlisi Turgut'tan izin alıp, arka  tarafa geçtim.. Atletimi değiştirdim..

Ben sağlamcıyımdır. Hesabımı iyi yaparım..

Beni de alıp Balbay'ın yanına tıksalar, üst üste iki atlet, iki çorap, iki don, iki eşofmanaltı, iki kazak giymeden yola çıkmam. Yedeklerim yani herşeyi.. Kendimi bile yedeklemişimdir. Beni içeri tıkan, dışarda kalan öteki ikiz yedeğimle baş edemez vallahi..

                 * * *

İki saat kadar lokalde tek başıma oyalandım.. Gazeteleri okudum bitirdim. Amerikan Emperyalist Meclisi'nin aldığı Ermeni Soykırımı kararını yansıtıp ah-vah çeken çeridelerimizin hali pürmelalini inceledim, çayımı içtim, kaykıldım koltuğa.. Balbay'ı düşündüm..
Sabahın bu saatinde Silivri'de ne yapıyordur acaba?..
Mutlaka ya spor, ya ders çalışıyordur..
Dur durak bilmez kerata..
Arı gibi çalışkandır
Balbay'ın düşün dünyasında, Orta Asyalı baba Türklerin aksakallı bilgiç tevazuu ile çağdaş ulusal Türk portresinin aydınlanmacı bilinci kaynaşmıştır..
İzmir Özel Deniz Koleji'nin bir Bilim Şenliği'nde yanyana çocuklara konferans vermiştik.. Ne kadar güzel ve akıcı konuşmuştu..

Balbay, Türk ruhu'nun tertemiz devrimci bir kıvılcımıdır.
Evet işte, böyle büyük bir laf ettim sonunda.
Çünkü Balbay hak etti..
Gerisi boş laf..

             * * *

Lokale ilk önce Ali Ekber Yıldırım geldi, yanıma oturdu, sonra Yaşar Eyice geldi, sonra İbrahim Irmak pek şık biçimde çıktı geldi.. Sonra bütün arkadaşlar sökün ettiler. Hepsi bayramlık elbiselerini giymişlerdi. Düğüne gelir gibi yani.. Pırıl pırıl elbiseler, parlak kravatlar.. Işık Teoman filan jilet gibilerdi. Aykut Fırat zımba gibiydi.. Serdar Kızık dalgındı, düşünceliydi, ama kararlı şavklar parlıyordu yine gözlerinin derinliklerinde.. Çok sağlam çıktı Serdar Kızık, tam bir kazık gibi.. Aferin ona..

Herkes dikkatle toplantıyı bekler oldu..

Sonra İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atila Sertel, Konak Belediye Başkanı Dr.Hakan Tartan, Cumhuriyet Gazetesi İzmir Temsilcisi Serdar Kızık kürsüye geçtiler.. Ve arka arkaya Balbay ile dayanışma konuşmalarını yaptılar..

Özetle.. Ne dediler?..
Balbay'ı daha tutukladığınız anda, mahkum ettiniz eyy “Yeni İlahlar”?..
Bu mu adaletiniz?
Bu mu demokratlığınız?
Bu mu liberal-muhafazakar değişim?..
Tam bir yıldır Balbay'a çektirdiğiniz çile, gerçek bir işkencedir..
Biz, Balbay'a evrensel hukukun uygulanmasını, insan haklarının sunulmasını istiyoruz.. Silahlı darbeyi güya topla, tankla yapma ihtimali olanların sadece ifade verip evkerine döndükleri bir ortamda yaşadığını, haberini yaptığını kayda geçiren silahsız Balbay'a uygulanan 1 yıldır süren tutukluluk cezası, hak mıdır, adalet midir?.. Adamcağız kaçmayacak, delili karartmayacak ki!.. Zaten var olmayan delilleri (!) yeteri kadar Anayasal suç bulgusu haline getirmediler mi?..

Özetle üç genç gazeteci kardeşimiz, bu yönde seslerini yükselttiler.. Bunları anlattılar..
Alkışlarla..

               * * *

Sonra toplu resim çektirdik..
Tam 20 sene emek verdiğim eski gazetemin tek kişi ile dahi toplantıya katılmamasını acıyla kayda düşürdüm..

                * * *

Kendimi Alsancak'a attım.. Siirtli Refik'in cadde üstündeki salaş çay ocağına çöktüm.. Haluk Işık'ta oradaydı, çayladık, sonra gitti..

Balbay'ı düşündüm..

İki sonuca vardım.

Ya yandaş, yanaşma, alıp kaçancı, komplocu, sivil darbeci, F tipci, Amerikan conicisi tezgah, Balbay'ı müebbede mahkum edip süründürecek..

Ya da, Balbay aklanıp, bir “HALK KAHRAMANI” olarak halkına önderlik etmesini bekleyeceğim.

Benim beklentim bu..

Balbay, artık gazeteci Balbay değildir..

Aklanırsa, ki aklanacaktır.. Bundan böyle halk kahramanı Balbay ortaya çıkmalıdır..

                 * * *

Refik'in çay ocağında ve sonra Sevinç Pastanesi'nde yanıma onlarca kişi oturup söyleşti. Hep onlara Balbay'ı anlattım.. Dilim döndüğünce.. Altı saat kadar filan..

Sonra hava kararırken köy otobüsüne binip İzmir'i terk ettim.

Yolda uyumuşum..

                 * * *

Köye geldim.. Gece bütün ağırlığı ile çökmüştü küçük insanların üstüne, herkes evine varmak için telaşla kıyı kıyı gidiyorlardı bir yerlere.. Beni evde bekleyen kimsem yoktu, zaten hiçbir zaman olmadı.. Hep yalnızdım..

Bir balıkçı meyhanesine gittim. Bir köşeye çöktüm.. Meyhaneyi, yaşlı bir adam ile Giritli karısı ve oğulları işletiyordu. Benden başka kimse yoktu. Oğul masamı düzdü, tek rakımı getirdi. Kadın sardalyeleri pişirmeye başladı.

Üç masa ötede yaşlı balıkçı, gözlüğüne takmış pirinç ayıklıyordu. Arada sırada bana ters ters bakıyordu. Zaten ters, az konuşan, iri yarı ama beli bükülüp kambur olmuş bir şişman adamdı. Stephen King'in korku romanlarından çıkıp gelmiş gibiydi daima..

Balığım daha gelmemişti.

Adam aniden bana patladı:
“- Sana soruyorum.. Şu Balbay var ya.. Ne yaptı bu çocuk?.. Hiçbir şey.. Ne güzel anlatırdı NTV'de.. Emin Çölaşan, Yavuz Donatla konuşurlardı. Onu çok severim ben, çooook.. Neden eziyet ediyorlar bu yavruya?.. Allahından bulsun hepsi.. Sana da iki lafım var.. Neden Balbay için mücadele vermiyorsunuz?.. Bir de gazeteci olacaksınız!.. Yazık hepinize, yazık bu vatana.. Ahh Balbay ahh.. Allah sana sabır versin..”

Donup kalmıştım..

Nutkum tutulmuştu..

Adama iki çift laf bile edemedim.

Zaten ne söylesem inanmayacaktı. O, bir kere Balbay'a inanmıştı.

Başımı eğdim.

Rakımdan gizlice bir yudum aldım..

Balbay'ı düşündüm..

Onunla onur duydum..

YAŞAR AKSOY


Yazıyı Facebook'ta Paylaş

Yazının Yorumları
E.Binbaşı Mesut - Lefkoşa diyorki : " Kutlama "
Yaşar Paşa, yazın bir vefa örneği idi. Herkesin pıstığı bir ortamda Balbay'ımıza direnç dileriz. Bizim tüm Kıbrıslı eski dostlara da okuttum. Nazif'in, Harit abinin, Özcanhan'ın, Karslı kilimcinin selamı ve kutlaması var. Hani biz "Gıbrıslıların" bir lafı vardır: "Eğil, gülle üstünden geçe" derler. Sen eğilmedin, gülleler sende paralanır dostum .. Sana, Mücahit Selamı.
09.03.2010 17:50:03
Neslihan Karaağaç - İstanbul diyorki : " Nessli'den Mesaj "
Babacığım eline sağlık, yazından çok duygulandım.. Kızın Neslihan.
08.03.2010 15:55:13
Salim Atakan - İzmir diyorki : " Sevdim Balıkçıyı "
Yazı başlığını okuunca önce Halikarnas Balıkçısı ile ilgili sandım.. Çükü M.Balbay o büyük yazarı çok severdi. Yazılarında ismini geçirirdi.. Oysa yazınızdaki başka Balıkçı çıktı.. Bu balkçıyı da çok sevdik..
07.03.2010 18:54:50
Anadolu Basını Emekçileri - İzmir diyorki : " Teşekkür "
Yazınızı kutluyoruz. Dileriz bu günler geçer.. Balbay özgürlüğüne kavuşur. Balbay'ı çok severiz. O, bizden biridir..
07.03.2010 15:21:11
ZEYNEL KOZANOĞLU - diyorki : " ELİNE SAĞLIK "
YAŞARCIĞIM ELİNE, BEYNİNE SAĞLIK. MUSTAFA BALBAY HER TÜRLÜ ÇABAYI HAK EDİYOR. SANA SEVGİLER SUNUYORUM.
07.03.2010 15:15:47
bucalı neco - ankara diyorki : " emekçiler "
Zor meslek gazeteciliğin bir avuç kalmış emekçilerini kaybetmek değil çoğalmasını sağlamak gerekirken yeni yetişmekte olanları ürkütmek bu mesleği gaste/kaztecilere bırakmak olur.Gazetecilerin balbay konusundaki dayanışması yetişmekte olan gazetecilerede destek verecektir diye düşünüyor sizler gerçek gazete emekçilerine sabırlar dilerken saygılarımı sunuyorum.
07.03.2010 01:46:20
Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  Yüzbaşı Selahattin’in yoldaşı..  |||   Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, İlhan Selçuk tarafından kaleme alınarak yayına hazırlanan bir kurtuluş savaşı belgesel romanıdır.
  İzmirlilerin İstanbul dayanışması  |||   İzmir’de doğdular, meltem kokusuyla büyüdüler sonra rüzgar onları İstanbul'a savurdu. Yıllar sonra buluştular ve bir dayanışma gurubu kurdular.
  İstanbul'daki anam  |||   Bir süredir İstanbul'dayım.. Ama gözlerimin önünden hep rahmetli anam akıp geçmekte.. Anneler Günü için bir şiir yazdım.. Okuyucularımla paylaşmak isterim..
  İzmir Kitap Fuarı’na merhaba!  |||   Bu yılki TÜYAP İzmir Kitap Fuarı’nın “Onur Konuğu”nu önce size tanıtmalıyım. YÜKSEL PAZARKAYA...
  İzmir'i kim yaktı?  |||   İzmir'le ilgili dev bütçeli bir dizi filmde ortaya atılan iddialar ilk değil. Çeşitli mekanlarda son zamanlarda gündeme gelmeye başladı.
  Manisa Mesir’i 470 yaşında  |||   Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan’ın hastalığını tedavi etmek için “Merkez Efendi” isimli bir bilgin tarafından yaratılan Mesir Macunu 470 yaşında
  Balıkçı'nın Balbay sevgisi..  |||   - Sana soruyorum.. Şu Balbay var ya.. Ne yaptı bu çocuk?.. Ne güzel anlatırdı NTV'de.. Emin Çölaşan, Yavuz Donatla konuşurlardı.
  Güldal Mumcu'ya içim acıdı..  |||   Benim için "Uğur Mumcu", tıpkı İzmir'de kuvayı milliye'nin ilk kurşununu atan Gazeteci Hasan Tahsin gibi bir vatan şehididir..
  Tekel Direnişi  |||   Binlerce el buluştu. Tek el oluştu. Yumruklar kaynaştı. Tutuşturdu vatanı işçiler..
  Gazeteciler Günü..  |||   Her 10 Ocak günü Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlarız.. Bir yıl boyunca harcadığımız emeğin karşılığını da, Hasan Tahsin Ödülü'nü kazanınca görürüz..
  Yılbaşı Geyiği..  |||   Laz feminist ne yapmış? Yılbaşı neden 1 Ocak'tır? Peki nasıl kutlayacaksınız: 1-Adam gibi mi? 2-Hayvan gibi mi? Yoksa, 3-Ot gibi mi?
  İzmir'in Kimliği  |||   Uygarlık, ilk kez bu kentin rıhtımından kalyonlara yüklenerek denize açıldı. Çünkü Antik çağda bilimin, felsefenin, şiirin, sanatın, mimarinin merkeziydi bu kent.
  Bayram gülücükleri..  |||   Meğerse ben, 30 yıl kadar asık suratlı dolaşan, yazıp çizen biriymişim. Halbuki çok matrak adamımdır.. İçimden şamata, gırgır, makara gırla gider...
  Yılmaz Özdil'i hala okumadınız mı?  |||   Yazı işlerinde en alt düzeyden emek harcamaya başladı. Kısa sürede Genel Yayın Yönetmeni oldu. Çalışkan, sağlam karakterli idi..
  Balbay'ı okulunda düşündüm..  |||  
  CUMHURİYET BİLİNCİ  |||   Çocuklarımızı korumanın yolu Cumhuriyet'i korumaktan geçer. Cumhuriyet atalarımızın mirası, önderimiz Atatürk'ün ilkeleri üzerine kurulu var olma bilinçimizdir.
  KUVAYI MİLLİYE SÜVARİLERİ...  |||   Yaşar Aksoy, Çeşme'de Kuvayı Milliye kitabını imzaladı ve ''Çeşme Kıyılarında Kuvayi Milliye'' adlı bir konuşma yaptı.
  DİRİLİŞ EKONOMİSİ  |||  
  ECZACIBAŞI VE ŞİFA ECZANESİ  |||   Rahmetli annem, “Aç bakayım ağzını.. Ferit Dede verdi bak.. Sana iyi gelecek.. Pehlivan gibi olacaksın” deyip ağzıma bir kaşık balıkyağını boşaltıverirdi. İnanır mısınız?
  Kartal yuvası Çeşme  |||   Türkiye’nin her yeri kartal yuvasıdır.. Yaşadığım Çeşme de güçlü bir kartal yuvasına sahiptir.
  Hasan Tahsin’in Anlamı  |||   Gazeteci-Yazar Yaşar Aksoy, İzmir’in işgali sırasında Hasan Tahsin’in halkı direnişe çağıran konuşmasını anlattı.
  Kuvay- ı Milliye turlarım başlıyor   |||   Bu yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Kurtuluş Savaşı'mızın 90.yıldönümü anısına “Kuvayı Milliye Yılı” ilan edildi.
  Kuvayı Milliye Yılı Şiirler  |||   Kuvayı Milliye şiirlerimi her gün sitemizin tiryakileri ile paylaşacağım
  Sonsuz Adam  |||   Yenigün Gazetesi Kültür Sanat Yönetmeni Tufan Aksoy, İzmirli Gazeteci Yazar Yaşar Aksoy'la harika bir röportaj yapmış.
  Çanakkale kutlaması  |||   Ege’mizin güzide deniz gücü “Güney Deniz Saha Komutanlığı”, Çanakkale Deniz Zaferi anısına görkemli bir program hazırladı.
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
 
İbrahim IRMAK Yazıyor
Jeotermal yatıyor İzmirliler bakıyor İzmir'in altındaki zengin jeotermal enerji sadece sondajla yeryüzüne çıkmayı beklerken İran ve Rusya'dan getirilen doğalgaz boru hattı Balçova'ya dayandı. Doğalgaz'a trilyonlarca lira ödenirken, ulusal enerjimiz elimizin altında dururken, biz bu zihniyetle dış borçtan nasıl kurtulabiliriz?  Şimdi İzmirliler bu soruyu soruyor.
İzmir'in altındaki zengin jeotermal enerji sadece sondajla yeryüzüne çıkmayı beklerken İran ve Rusya'dan getirilen doğalgaz boru hattı Balçova'ya dayandı. Doğalgaz'a trilyonlarca lira ödenirken, ulusal enerjimiz elimizin altında dururken, biz bu zihniyetle dış borçtan nasıl kurtulabiliriz? Şimdi İzmirliler bu soruyu soruyor. 29.07.2010
 
Bafi-k-9 Köpek Eğitimi
Artemis Marin Princess
Röportajlar
İdda'da Bugün
Günlük Hava Durumu Tahmini
Mutlaka Okuyun