40 dakika+28 yıl = Savaş Simitli |||
İlk kursiyerim geldi. Yaşlı ve tatlı bir bayan. "Kaç kursiyeriniz" var dedi. Bir an kimse "Daha kayıt olmadı" desem belki gidecekti. Birden ağzımdan 3 kişi deyiverdim...
|
|
Ben dizi seyretmem... |||
Son günlerde moda oldu ya bu söz “Ben dizi seyretmem!”
Bence yalan... Pek çok insan seyrediyor dizileri...
|
|
Biz bize yeteriz... |||
Bir Sabriye’miz var. Özcan ona “fındıkkurdu” diyor. neşeli bir arkadaş. Otobüste neler yaptı, neler...
|
|
Sanatla her şey çok güzel... |||
Bir gün standlarda dolaşırken rastlaşınca yakaladım, bir çırpıda anlattım. Çok mütevazı. “Dur seni hemşehrinle tanıştırayım, buralarda bir yerde.” dedi...
|
|
|
|
|
|
Sonsuz aşkımı yaşıyorum |||
Çağsav'ın Ankara Sanat Fuarı'na katıldık. Resme olan sevdam, öğrenme ve daha da ileriye gitme aşkım sonsuz. O aşkımı burada sonsuz bir keyifle yaşıyorum...
|
|
Azmin zafer öyküsü: Nur Saylan |||
Ben internetle çocuklarım yüzünden tanıştım. Mausu tutamadığım ilk gün halının üstünde öldüler gülmekten. Ağla... ağla... kahroldum o gün...
|
|
|
|
Oku bırak... |||
Telefon kulübesine giriyorsun, telefonun yanında bir kitap... Hazine bulmuşsun gibi! Roman, şiir, öykü, deneme, artık şansına ne çıkarsa...
|
|
|
|
Minik ressam Papatya... |||
Papatya iki buçuk yaşında, sarışın, maviş gözlü bir afet. Ressam. Dört yaşındaki abisi Efe ile harika resimler yapıyor...
|
|
Kadınlar günü mü? O ne ki! |||
Öyle bir yerlere gidip hoplayıp zıplamakla, çiçekler alınıp verilmekle, kadınlar günü kutlanmaz. Dışı parlak çürük elma gibidir çünkü...
|
|
Aşk rüyadır çok zaman... |||
O, gönül telimizi titreten muhteşem şarkıların arkasındaki gizli kahraman. Sevdiğimizde, ayrıldığımızda, üzüldüğümüzde hep onun şarkılarını mırıldanırız...
|
|
|
|
İzmir’e kar yağıyor... |||
Aaah...ah başıma neler geldi, hiç sormayın. Geçen gün” maaaauuuuv....hav...hav... kııııhhhhhhssss...” sesleri ile yerimden fırladım...
|
|
Çölyak mı, ora nere... |||
Hani beni ayağımdan kedi ısırdı ya! Hani kedi kaçtığı için bana kuduz tedavisi uygulamaya başladılar da on beş gün hayvansal gıda yememi yasakladılar ya!
|
|
Aşk mı, sevgi mi... |||
Pahalı bir hediye yerine özenle hazırlanmış bir kahvaltı, bir akşam yemeği örneğin (ama mutfağı batırmadan). Kızım Senem bana bir yelek örse. . .
|
|
Aaaah babaannem ah... |||
Aaaah babaannem nurda yat. Gel de bir de şimdiki hırsızları gör... aklın erecek mi bakalım?
|
|
Onlar da can... |||
Bir hayvana taşıtı ile çarpan onu yaralı halde bırakıyor. “Aman canım, alt tarafı bir hayvan değil mi? Şimdi dünyanın parasını ver, veterinere götür” diyor ve bırakıp gidiyor...
|
|
Tekin olmayan rüyalar... |||
Gece oldu, bize yer yatağı serdiler, yattık...
Bir rüya görüyorum... bu Gamze benim İsmet’i baştan çıkarmaz mı?
|
|
Çakma yumurta... |||
Çinliler ya çakma bebek yaparsa, kimler rağbet eder? “Aman canım niye uğraşayım? Dokuz ay karnında taşı...yok miğden bulandı...
|
|
|
|
Bu Mikrop, başka Mikrop... |||
Annesi ilk duyduğunda günlerce ağlamış. “Ben doğurdum, büyüttüm, onca emek verdim. Herkes mikrop desin diye mi?” diye...
|
|
Vee sanat şehri Eskişehir... |||
Bir gece bütün reklam panolarına çekirdek yiyen ve yere atan eşek resmi asmışlar. Ertesi günü kimse yere atmamış çekirdek kabuğunu...
|
|
İzmir’den Beypazarı’na 3 |||
Dede seksen beş yaşında sahnede hem çalıyor, hem söylüyor, hem de oynuyor. Gecenin geç saatinde yorulmuş, hafiften tavşan uykusunda uyuklamaya başladı...
|
|
İzmir’den Beypazarı’na 2 |||
Terzi gitmiş; sırrı saklamış ama içi içini yiyormuş. “Bari gideyim derin bir kuyuya söyleyeyim.” demiş. Kuyuya eğilip “Kral Midas’ın kulakları eşek kulakları” diye haykırmış...
|
|
İzmir’den Beypazarı’na Karun hazineleri... |||
O dönemlerde dağlardan akan topraklarda altınlar birikirmiş. Lidyalılar nehrin içine postları sererlermiş. Sonra tüylerin arasına biriken altınları alıp işlerlermiş.
|
|
Ve nihayet... |||
Esnafı denetleyen bir zabıta birimi varsa, sanatçıların haklarını koruyacak bir yasal düzenleme neden yok?
|
|
Fethiye’yi de geziverdik gari...2 |||
“Benim çocukluğumda çok fakirdik. Sokakta ayakkabısız oynardık. Ama bundan gocunmazdık,kimsenin ayakkabısı yoktu ki ayağında" diyor Toprak Dede...
|
|
Fethiye’yi de geziverdik gari...1 |||
Gız Bahaaar, geçen gün Meemed’le gonuşdun da beni tilifona istemedin. Yemin olsun işte o zaman galbimi gırdında bi kenara attırıverdin...
|
|
Muş...gibi yapma |||
Hiç beğenme diğiniz bir şeyi hatır veya kişisel çıkarınız uğruna göklere çıkardığınız oldu mu?
Hiç beğeniyor-muş gibi yaptınız mı?
|
|
Sağ ol öğretmenim... |||
Sınav zamanı geldi çattı. Sınavdan bir gün önce hiç beklemedi ğimiz acı bir olayla sarsıldım. Aniden babamı kaybettik! Evde gözyaşı, acı, feryat, figan...
|
|
Gurbette TÜRK olmak |||
Türk mallı satan bakkala İzmir’den üzüm geliyor. Ben onu yıkamadan yiyorum. Annem kızıyor, ama bilmiyor ki yıkarsam İzmir’in kokusu tozu gidecek üzerinden...
|
|
Hayat beklemiyor Prizren Kosova 3 |||
Sami’nin mezarı başında “Can arkadaşım, tekrar gelmemi ne kadar çok istiyordun.Ben geldim, ama sen yoksun.” diyerek toprağı nemli gözlerle seyrettim.
|
|
Keçilerin fendi...Kosova Prizren 2 |||
Akbar hocanın Berlin'de oturduğu şatonun büyük bir bahçesi varmış. Bahçeyi ot bürümüş. Keçi beslersen bu otları yerler demişler. Gazete satılık keçi ilanı görmüş, telefon etmiş...
|
|
Sadece EMPATİ |||
Kızım bebek, oğlum ise sekiz yaşında idi. Bir gece sabaha karşı deprem oldu. Evde yalnızım. Uyku sersemi yataktan fırladım. İki çocuk, ikisi de bana muhtaç. Önce hangisini kurtarsam...
|
|
Kosova Prizren 1 ... |||
Beni güldüren bir olay da şöyle.Geçen yıl Kurtlar Vadisi’nin Polat Alemdar’ı Necati Şaşmaz Prizren’e geldiğinde duvarda görmüş yazımı. Besfort’a “Bu güzel yazıyı yazan kimdir?” diye sormuş...
|
|
|
|
Gürcistan Tiflis’te -2... |||
Onlar bizim gibi içmiyorlar. Kadehler dolu... birisi kalkıyor örneğin “Buraya gelmenizin şerefine” diyor ve sek votkayı “dınk” diye kafalarına dikiveriyorlar.
|
|
Gürcistan Tiflis’te -1... |||
Dikkatimi çeken savaştan çıkmış fakir bir ülke ama taksiler hep BMV, Mercedes şaşırdım. Vergi oranı düşük olduğundan araçlar ve benzin ucuzmuş. Vah benim yurdumun insanlarına...
|
|
Yine Trabzon ve Akçaabat... |||
Akçaabat’a gelip de İlçenin adını, tüm ülkemize duyuran meşhur köftesinden yememek olur mu? Esnafa sorduk, Köfteci Ali’yi önerdiler.
|
|
Neye niyet, neye kısmet... |||
Yarışma: Rusya Güzel Sanatlar Akademisi ve Rusya Devlet Televizyonu işbirliği ile at yetiştiriciliğinin 150. yılı şerefine düzenlenmiş. Önemli yani...
|
|
Meraklı Özgür kuş |||
Oğlu İslam kuş isteyince Olga gitmiş kanatsız ve tüysüz bir muhabbet kuşunu alıp getirivermiş. Adını Özgür kuş koymuşlar. Ama bu Özgür kuş pek yaman çıkmış...
|
|
Yörük Kamil abi... |||
Uzaktan bir ses, baktım Kamil abi sesleniyor. Yanına gittim.
“Sen miydin, ben de zeytinleri kim topluyor diyordum.” dedi. Şaşırdım, anlamadım...
|
|
Deli Memed... |||
Deli Memed gelir, kuyruğa girer, saatlerce bekler, fatura bedelini yatırır, para üstü varsa kuruşuna dokunmadan götürür sahibine verirdi.
|
|
Zehra’nın Annesi... |||
Akşam Zehra oturmaya geldi bana. Gene burnundan soluyordu. Biraz sakinleşsin diye havadan sudan konuşmaya çalıştım, ama işe yaramadı. Bodoslama daldı konuya...
|
|
Devletin Malı Deniz Değil… |||
İki arkadaş konuşuyorlar:
“Biliyor musun? Askeriyede her şey ucuz, orduevine gittik. Çorba içtik...et yemeği yedik...pilav...bir de üstüne tatlı...hesaba inanamadım.
|
|
Bayram şekeri... |||
Babamın canı tatlı çekiyor. Eee, o şeker hastası değil ki! Adam korka korka aldığı tatlıyı köşe-bucak saklıyor. Arada ağzına bir parça atacak. Ama nerdeee! Annem hafiye gibi peşinde...
|
|
Gümüşlük, güzel Gümüşlük...3 |||
Bir gün “paaat” diye bir ses duydum. Baktım halı aşağı düşmüş. Bizim balkon demirlerine serilmiş, yatıyor. Akşam oldu, arayan soran yok. Sabah oldu, arayan soran yok...
|
|
Gümüşlük, güzel Gümüşlük...2 |||
Bana “Gel sana lokma dökmeyi öğreteyim.” dedi. “İstemem, utanırım, yapamam.” dedim. Evde badana yapıyordum. İşi mahsus bir hafta uzattım...
|
|
Gümüşlük, güzel Gümüşlük...1 |||
Bir gece geç saat tam sergiyi kapatacağız bir amca geldi. Yanında da dört genç kız. Kızlar Almanca konuşuyorlar. Belli, amca Almanya’da çalışıyor...
|
|
Bize her yer Trabzon –5 |||
Teyze; Kimi araysunuz? Ne yapacaksunuz? Nerden geldunuz? Nesi olaysunuz? Yaturda ne edeceğunuz?” şimşek çakar gibi sordu...
|
|
Anne olmak ne demektir bilir misiniz? |||
....bitmiyor, anılar bitmiyor... Ama bugün bir baktım aradan tam otuz bir yıl geçmiş. Bu gün senin doğum günün canım yavrum. Acısıyla tatlısıyla geçen otuz bir yıl..
|
|
Bize her yer Trabzon 4 |||
Fırtına Deresi üstündeki taş köprüde tulum eşliğinde yetmiş kişi horon vurduk. İdris başkan bu güzelliklere HES yapılmaması için epey mücadele vermiş.
|
|
Bize her yer Trabzon 3 |||
Yayla yolunda sırtındaki yük altında iki büklüm olmuş hanım, “Kocan neden taşımıyor?” diye soranlara “Ben ona bakmaya kıyamayrum, yük mü taşıturum” diye cevaplamış...
|
|
Sesimi duyan yok mu 3 |||
Atatürk’ün kurduğu düzenli ordu ile arası açılan Çerkez Ethem’in kaçarken yüklü hazinesini yaykın deresini sakladığı söyleniyor.
|
|
Sesimi duyan yok mu 1 |||
Mikrop Hikmet'iu en çok duygulandıran şu olmuş. Gecenin 02.30 unda sahnede eline bir not tutuşturmuşlar. İsmi geçeni sahneye davet etmiş...
|
|
Sesimi duyan yok mu 2 |||
Evliya Çelebi’nin ünlü Seyahatnamesi’ne konu olmuş Eynal Kaplıcaları’na geldik. Buranın suyu romatizma, kadın hastalıkları ve içinde pek çok mineral olup içilebildiği için mide hastalıklarına da iyi geliyormuş.
|
|
Bize her yer Trabzon 2 |||
Kızlar su soğuk diye ciyak ciyak bağırınca evlerden birinden biri perdeyi aralayarak bakmış. Sonra kızların boğulduğunu sanarak yanında 5-10 kişi daha alarak onlara doğru koşmaya başlamış...
|
|
Bize her yer Trabzon -1 |||
Uyanık çaycı Adem “Abla tavanları ne zaman boyayacaksınız?” diye sormaz mı? erişmemiz mümkün değil ki! “Allah aşkına çekinme Adem. Evde boya badana işi varsa çağır, onu da yaparız.”dedim. Gülüştük...
|
|
Marmaris’i fethettik-2 |||
Osmaniye'de bir orman yangınında kozalak patlayarak büyükçe bir çamın tepesine düşmüş ve köylünün biri telaşla ağaca tırmanmış...
|
|
Marmaris’i fethettik |||
Zafer, Marmaris’te Star Hotel’in sahibi imiş. Resim yaptığımı öğrenince satın almak istedi. Ben de “Otelinde koloni düzenleyeyim. Gelen ressam arkadaşları konuk et, resimler senin olsun.” dedim.
|
|
|
|
|
|
Rüya gibi bir yer, rüya gibi zaman-2 |||
Ahmet Şahin ilk sivil ticari pilotlardan biri imiş. Zaten uçarken keşfetmiş, doğayı ve Sapanca'yı.Zirai ilaçlama uçağı şimdi bizim yemek yediğimiz hangarı dekor olarak süslüyor.
|
|
Rüya gibi bir yer, rüya gibi geçen zaman |||
Yeşilin her renginden sarmaş dolaş olmuş devasa ağaçlar, önümde kıyısı sazlık mavi yeşil bir göl, arkasına tek sıra yavrularını dizip tatlı tatlı kuyruk sallayarak dolaşan ördekler...
|
|
Aydın Tepecik sanatla şenlendi |||
Sabah kalktım, odada gözüme bir şey takıldı. Baktım bir çift ayakkabı, yanında bir çift daha,,, bir çift daha... derken saydım, tam sekiz çift... Elvin sekiz çift ayakkabı getirmiş.
|
|
Aydın Tepecik sanatla şenlendi -2 |||
Hayranlıkla izleyen onlarca çocuğu yanıma çağırdım. Ellerine fırçayı vererek gösterdiğim yeri boyamalarını istedim. Önce çekindiler, ama sonra kuyruğa girdiler.
|
|
Aydın Tepecik sanatla şenlendi |||
Bir hafta öncesinden valiz kenara konuldu. Ağzı açık, aklıma gelen anında içine atılıyor. Bir telaş... devamlı “Aman bir şey unutmayayım...” " Bunu valize koydum mu?..” diyorum...
|
|
Aman yeşillendiiii fındık dalları-2 |||
İşin garibi şoförümüz Kemal çok hareketli olup, geçen yıldan bildiğimden yolda “Sakın her gördüğün bahçede yaramaz çocuklar gibi meyvelere saldırma, bizi utandırma” diye tembihlemiştim...
|
|
|
|
Ekranın kültür programları |||
Tv. da yarışmada yemekler yapıyorlar. Bağırıp çağıran huysuz bir şef var başlarında. Yarışmacının birinin kafasına tavayı indiriverecek sanki...
|
|
Sergi heyecanı |||
Bu sefer kendimi anlatacağım.
Ancak nereden başlayacağımı bilemiyorum. Kendimi övmem doğru değil. Hatta ayıptır bile. Annem bana öyle öğretti...
|
|
Bir kitap okudum, içim acıdı |||
Biri 67 yaşında bir yazar Zeynel Kozanoğlu, diğeri 27 yaşında geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatının henüz baharında iken tekerlekli sandalyeye bağımlı Abdullah Ünal, birlikte 2003 yılında bir kitap yazmışlar.
|
|
Güle güle Sami, ışıklar içinde uyu |||
Güzel bir dostu, kardeşi, ağabeyi yitirmenin acısını yaşıyorum. Üç yıl önce Kosova’ya gittiğimde tanışmıştık. Kosova’nın en iyi ressamlarından Sami Ahmeti’den söz ediyorum.
|
|
Svetlana geldi, hoş geldi |||
İzmir Bienaline davet alır almaz haritaya bakmış. Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olduğunu görmüş. Uçaktan inip de serviste gelirken kayaların üzerindeki röliyefi görünce “ATATÜRK” diye bağırmış.
|
|
Gelinlikle çıktın |||
“Baba evinden gelinlikle çıktın, ancak kefenle dönebilirsin...”
Sanki anahtar cümle bu. Ve bu lafa gelinlerden çok damatlar inanıyor.
|
|
|
|
Kırıkların Kraliçesi.. |||
İlkokul beşi bitirmiş, yaz tatilindeydim. Dolaptan almaya çalıştığım soğuk su şişesi elimden kayıp düştü, kanım çekildi...
|
|
|
|
Dudaktan kalbe-2 |||
“Reşat Nuri Güntekin Çocuk Kitaplığı”nı ziyarete gittim. YKKED (Yeni Kuşak Köy Enstitülüleri Derneği) üyelerinden sekiz okuyucu burada çocuklara masallar okuyordu...
|
|
Dudaktan kalbe... |||
“Çalıkuşu” romanının sahibi, Türk Edebiyatının önemli yazarı Reşat Nuri Güntekin “Dudaktan kalbe” romanını burada yazmış. Romanın içinde anlattığı yerler ise Bozyaka’da ki eski bağlarmış.
|
|
Bu nasıl Nevruz kutlaması? |||
Davullar güm güm çalıyor. Çocuk sesleri cıvıl cıvıl. Herkes rengarenk giyinmiş. Bazıları uçurtma uçurarak özgürlüğü tadıyorlar.
|
|
Acıların en büyüğü... |||
Füsun’u yalnız bırakmadım. Hastaneye Çağlayan’ımızı almaya gittik. Bir anne için en zor olan nedir, işte o zaman anladım. Ciğerinin parçasının cenaze arabasının arkasından gitmek...
|
|
Neden ağlıyorsun anne? |||
En zor ölüm şeklidir intihar.Gidenin arkasından yaşananlar hiç de kolay değildir. Sadece ölüm acısı değildir çünkü. Neden acısı da vardır.
Neden?
|
|
Savaş oyunu... |||
Haberlerde Libya cehenneminden kurtulanları gösteriyordu. Sekiz dokuz yaşında bir çocuk gülerek anlatıyor: “Ellerinde silahlar sağa sola ateş ediyorlardı.” diyor...
|
|
|
|
Hülya hastaaa, keçi gribi olmuuş |||
Şimdiki hastalıklarda bir tuhaf. Eskiden iki gün burnun akar, üç gün hapşırırsın üçüncü, bilemedin dördüncü gün de ayağa kalkarsın. Şimdi öyle mi?
|
|
|
|
|
|
|
|
Paylaşmayan utansın |||
Son günlerde facebookta Atatürk’e ait resim, video, imza ve sözler yayınlanıyor. Başlık şöyle: “Paylaşmayan utansın”
|
|
Tek sen misin ayrılan |||
Yıllar önce Samime Sanay buğulu sesi ile ne güzel söylerdi.
“Tek sen misin ayrılan, üzüldüğün şeye bak.”
|
|
Merhaba apartmanı |||
Cevat Şakir Kabaağaçlı ya da Halikarnas balıkçısı. Bodrum’un dünyaya tanıtımında büyük emeği geçen deniz ve doğa aşığı sanat adamı.
|
|
|
|
Tavşan kaç, tazı tut!... |||
Milli eğitim, "okul kayıtlarında, zorla bağış yok" diyor. Okullar Aile Birlikleri de, "Eksik çok" diyor. Peki, ne olacak, problem nasıl çözülecek.
|
|
Yeni yıl, yeni yıl hoş geldin |||
İyisiyle kötüsüyle 2010 yılını da bitiriyoruz. Elbet söylenecek çok söz var. Ama yılbaşı kutlamaları ile ilgili söyleşmek istiyorum.
|
|
|
|
Trabzon-Mersin Sanat Köprüsü (2) |||
Olga Eren Levinskaya ile Trabzon’da tanışmıştım. İyi bir ressam olduğunu biliyordum. Ama bu kadar mükemmel biri olduğunu Mersin’de öğrendim.
|
|
|
|
Urfa Mardin’e bakar (5) |||
Gaziantep’te şehir turundayız. Zeugma antik kentinden çıkartılan mozaiklerin sergilendiği Gaziantep müzesini gezdik.
|
|
Urfa Mardin’e bakar (4) |||
GAP turunu anlatmaya devam ediyorum, sıkıldınız mı? Ama değer, diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye’mizin her karış toprağı güzellikler ve zenginlikler içeriyor.
|
|
Urfa Mardin’e bakar (3) |||
Güne Mezopotamya ovasının doyumsuz manzarası ile başladık. Dünyanın ilk üniversitesinden kalıntılar, Antik Harran kenti,
|
|
Urfa Mardin’e bakar (2) |||
Doğunun gizemi binlerce yıllık geçmişinde gizli. Kim bilir bunca yıl neler olmuş, neler yaşanmıştır...
|
|
Urfa Mardin’e bakar... (1) |||
Diyarbakır şad akar / Urfa Mardin’e bakar/ Şu Urfa’nın kızları/ Kibritsiz kandil yakar... Güneydoğu’nun kızlarından değil, güzel şehirlerinden söz edeceğim size...
|
|
ÖYKÜ YAZARIMIZ AYŞE SARISAYIN |||
Son dönem öykücülü- ğümüzün usta kalemlerinden Ayşe Sarısayın… Kimya okumuş, hem de kimyanın mühendisi olmuş. Ama o bir yazar.
|
|
Türkü’den opera’ya Cem Sinan... |||
Hastane önünde incir ağacı / Doktor bulamadı bana ilacı /
Baştabip geliyor zehirden acı / Garip kaldım yüreğime dert oldu. / Ellerin vatanı bana yurt oldu...
|
|
|
|
|
|
Finlandiya’dan Haber var |||
Helsinki Büyükelçiliğimiz bünyesinde kurulu Kültür ve Tanıtma Müşavirliği, Atatürk” konulu iki film Finlandiya’nın başkenti Helsinki'de izleyiciyle buluştu..
|
|
Kadınlar yazarlığı öğrendi |||
Kadın Yazarlar Derneği KDY, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte, “Kadınlar Edebiyatla Buluşuyor” isimli etkinlikle 120 kadını buluşturdu.
|
|
Zoru görünce... |||
Derler ki, askerlik, hastane ve hapishane arkadaşlıkları unutulmaz. Candan olur. Çaresizlik, sıkıntı, kenetlenmeye neden olur...
|
|
|
|
|
|
Sevgi... |||
Sevgi işi zor valla... İlk iletişim güzel ve eğer sürdürme niyetindeysen, karşındakinin her hâli güzel, her sözü şerbetten tatlı...
|
|
KÜPLER |||
Kendilerini hala daha genç zannedenler var... Durumları o kadar eğreti görünüyor ki, farkında değiller. Ve onlar yaşının adamı olmaya bir türlü beceremiyorlar.
|
|
Pabucunu dama atmak |||
Bir arkadaşımın kızı ikinci bebeğini bekliyor. İlk torunu Zeynep, bir tanıdıklarının “Kardeşin gelince senin pabucun dama atılacak” lafına çok içerlemiş.
|
|
Haylaz Çocuklar buluştu |||
Cumhuriyet Ticaret Meslek Lisesi'nin ilk mezunlarıyız. Yıllar geçti, hepimiz ayrı yerlerde, ayrı işlerle uğraşmışız. Çoluk çocuğa hatta bazılarımız torunlara karışmışız.
|
|
|
|
Tatil bitti, dönüş... |||
Tatil bitti... Ben döneceğim günü zaten belirlemiştim, ama dönmeme iki gün kala ortalık karıştı. Bir fırtına, bir yağmur, göz gözü görmüyor... Hortum örneği evin etrafında fırıl fırıl dönen yağmura bir türlü yetişemedim.
|
|
Böyle de unutulmaz ki! |||
Geçen gün bir haber izledim televizyonda. “Güler misin? Ağlar mısın?” dedirten cinsindendi.
|
|
Doğayı kim kızdırdı |||
Çok değil, daha bir ay öncesi oralardaydım. Karadeniz’den bahsediyorum. Resim festivali için Trabzon’a gitmiştim. Gezdiğimiz yerler içinde Rize de vardı.
|
|
Öyle yağma yok |||
Genellikle yazlıkta hafta sonları hareketlilik yaşıyorum. Bu sefer de oğlum Serter iki arkadaşı ile geldi. Evde üç delikanlı. Eşim Hikmet’i de sayarsak dört delikanlı sayılır.
|
|
Beni Bu Hallere Koyaaaan |||
Yirmi beş yıl süren çalışma hayatımda her gün erkenden kalka kalka sonunda alıştım. Ve emekli olduktan sonra da hâlâ işe yetişecek gibi sabahın köründe “zınk” diye kalkar oldum.
|
|
Tarhana çorbası |||
Hava çok sıcak da olsa, İftar çorbasız olmaz. Bizim en güzel geleneklerimizden biridir çorba. Özellikle de tarhana çorbamız ramazanın ve soğuk kış günlerinin vazgeçilmezidir.
|
|
Mordoğan |||
Yirmi yıldır her yaz Mordoğan’a gelirim. Evimizi buraya yaptırdığımızda etraf bomboştu. Hoş, şimdilerde de pek kalabalık olduğu da söylenemez ya...
|
|
|
|
Azo-boyar maddeli ithal ürünler |||
Birkaç gündür televizyon haberlerinde, gazetelerde gene boy boy Çin ve Tayvan’dan ithal edilen azo-boyar maddeli kansorejen ürünler anlatılıyor. Neler mi bunlar?
|
|
Onlar da gitti... |||
Bundan beş yıl öncesiydi. Karşımıza amerikalı bir aile taşınmıştı. Henry, Sindy ve kızları Alyssa. Şimdi Amerika'ya dönüyorlar...
|
|
Kına gecesi |||
Gelin yöresel bindallı benzeri kına elbisesi giyiyor. Yüzü kırmızı işlemeli tülle örtülüyor.
|
|
Apartmanda uygar yönetim |||
Sabri Kavram, Uygar Yönetim adı altında bir şirket kurmuş. Beğeneni az,eleştireni bol apartman yöneticiliğini profesyonel hale getirmiş...
|
|
Resmin hırçın adamı YILMAZ ŞENOL |||
Fakültede başlayan resim aşkı öğretmenlik yıllarında doruğa çıktı. O şimdi Sanatın Başkenti İstanbul'dan beslenip hayallerinin resmini yapıyor.
|
|
Ben Trabzon’da iken (5) |||
Bugün artık en önemli gün. Hedeflediğimiz 7.000 metre Guınness rekor denemesini yapacağız. Hepimiz heyecanlıyız...
|
|
Ben Trabzon’da iken (4) |||
Biliyorum, pembe dizi gibi oldu. Ama o kadar güzel, seyre doyumsuz yerlerdi ki, kısacık geçiştiremedim. Gene ne kadar anlatsam da mutlaka kendiniz görmelisiniz. Benim gözüm ile görmek yetmez...
|
|
Ben Trabzon’da iken... (3) |||
Trabzon’da gezmeye ve resimler yapmaya devam... Bugünkü programımızda Çamlıhemşin Belediye binasının duvarları ile hemen yanındaki trafonun duvarlarını resimlemek var.
|
|
Uyyy, Trabzon Festuvalu |||
Trabzonspor yönetimi, dünyanın en uzun “BARIŞ” resmini çizerek Guinnes Rekorlar Kitabı’na girmek için etkinlik düzenledi.
|
|
Ben Trabzon’da iken... (I) |||
Femin&Art Kadın Sanatçılar Derneği Genel Merkezi Trabzon’un düzenlediği 3. Uluslararası Resim Festivali’ne katılmak üzere hazırlıklara başladım.
|
|
Ben Trabzon’da iken... (2) |||
Maçka’ya doğru yola koyulduk. Yol boyunca da “Yolunu yoluna koooyduğuuum, mimoza çiiiçeğiiimsiiiin...” türküsünü söyledik.
|
|
En güzel bahçe yarışması |||
İzmir Güzelbahçe Belediyesi, Tema, Gülder ve Peyzaj Mimarları Odası'nın “En güzel bahçe yarışması” mini cennetleri ortaya çıkardı.
|
|
|
|
Önemli bir bilgi... |||
Kuruluşlarda işlem yaparken kimlik fotokopisi isteniyorsa aman dikkat. Üstüne niçin verdiğinize dair not koyun yoksa.
|
|
Ne işimiz vardı orada? |||
Kaç gündür soluksuz izliyorum, yüreğim ağzımda. Herkes gibi. Kafam karmakarışık. Sorular beynimde ne yazık ki ahenkle dans edemiyorlar. Biz neden oradaydık?
|
|
Pervin Özdemir “Dalya” dedi |||
Uluslararası yüz akımız, seramik sanatçımız, Pervin Özdemir İzmir Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi'ndeki sergisiyle “Dalya” dedi.
|
|
Sinirlerini aldıran adam |||
Onu ilk Melih Gökçek’le olan düellosunda elindeki belgelerinden emin haliyle tanıdım. Hiç kızmıyor, şaşırmıyor, kekelemiyordu.
|
|
Pazarlama taktikleri |||
Çalıştığım yazı üzerinde “Hah tam da uygun cümleyi buldum” derken telefonumun sesiyle hepsi kafamdan uçtu gitti!
|
|
Futbol üzerine bir anı . . |||
Babam Fenerbahçe’li idi. O Fenerli diye ben de Fenerli olmuştum. Ama oyuncularını say deseniz, bilemem.
|
|
Öfke ile kalkan . . . |||
Camlar silindi, temizlik bitti. Çanakkale'den misafirin geleceği gün badana boyacı ekibi evi istila etti. . .
|
|
Babamın Anne Özlemi... |||
Her çocuğun annesi kendisine özeldir. Benimki bana, seninki sana, onunki de ona... Ve mutlaka annesi ile ilgili anlatacağı bir anısı vardır. İşte benim babamın yoktu!
|
|
Çelişkiler içindeyim! |||
Anneler günü için bir yazı yazdım. Yayına göndermeden önce bir arkadaşımla paylaşıp fikrini alayım dedim.
|
|
Teknolojinin koyunu fena çıkar oyunu |||
Birgül nasıl, iyi mi? diye sordum. Karşıdan “bir” den sonra gül resmi çıkıyor, “Dikkatli ol,” mesajı geldi. Ben yazarken güller, öpücükler gönderiyormuşum...
|
|
|
|
İnternet aşkları! |||
Artık eskisi gibi uzun uzun telefonlarla konuşmuyorum. Uzun uzun yazışıyorum. Arkadaşlarımın çoğu ekranımda, karşımda.
|
|
Bahar geldi, haydi pikniğe |||
Son günlerde o kadar çok üzücü olaylarla karşılaşıyoruz ki! İşsizlik, parasızlık... Oysa insanlar güneşe çıksalar, yeşillikler ve mis gibi çiçek kokuları eşliğinde sevdikleri ile gezinseler. Ne sıkıntı kalır, ne de keder.
|
|
Kırk bilinmeyenli denklem |||
Ödeyemeyince senetleri dershane seni icraya verir, Anneyi hapse atarlar. Buna içerleyen, suçluluk duyan oğul intihar eder. Hani senedi imzalarken “Canımı mı alacaklar?” demiştin ya! İşte canın gitti!
|
|
1.5 milyon aday ter dökecek |||
Pazar günü üniversitelere giriş sınavı yapılacak. Bir buçuk milyon gencimiz ve bir o kadar da anne baba heyecan içinde. Her sene son dakikada televizyonlarda bunun üzerine yorumlar yapılıyor. Bu saatten sonra ne faydası olacaksa?
|
|
Mustafa Ayaz Müzesi muhteşemdi |||
Ankara’da iken, Gültekin Serbest’in “Galata’nın dili olsa” isimli sergi açılışına gitmiştim ya. Hani sergi, Mustafa Ayaz Vakfı Plastik Sanatlar Müzesi ve Sanat Galerisi’nde idi.
|
|
Bir veda yazısı. . . |||
Beş sene öncesiydi. Yeni oluşan sitemize evlerini bitiren komşular teker teker taşınıyorlardı.
|
|
Pervin Özdemir, Seramiğin ışığı |||
Onunla ilk Konak Belediyesi ve Alsancak Soroptimist Kulübü işbirliği ile kendi düzenlediği “Pervin Özdemir Atölyesi-Su hayattır” temalı seramik yarışması sergisinde tanıştım.
|
|
Geçen akşam gene coştuk |||
Yolcu Bilginç’in sanatına hayranım. Saz çalışı, türküleri söyleyişi ve duruşu ile dört dörtlük bir sanatçı.
|
|
Payamlı'da bir gün |||
Hâlâ her bahar gelişinde, dağlar kızı Heidi gibi koşturmak gelir içimden. Dağ bayır yeşillenip rengarenk çiçeklere büründükçe her yer, içim içime sığmaz.
|
|
Ne yaptınız benim kanalıma!!! |||
Eskiden TRT seyretmek bir ayrıcalıktı. Orada her programın doğrusunu, güzelini ve kalitesini seyrederdik. Orası bir okuldu. Tarafsızdı. Öyle de olması gerekirdi. Ç
|
|
|
|
|
|
Bu nasıl iştir Allah’ım! |||
Elazığ depremi, gene bir deprem gerçeğimizi, dayanıksız kerpiç evlerde oturma bedelinin canımız olduğu gerçeğini, tokat gibi yüzümüze vurdu!
|
|
Kadınlar günü. . . . |||
Sergi anılarıma bir mola verelim bakalım. Kadınlar günü geldi ya, birazcık da bu konuya değineyim diyorum.
|
|
Hoşgeeeldiiiim – 2 |||
Ankara’da katıldığım sergi ile ilgili anılarımı anlatıyordum ya. İşte devamı...
|
|
Hoşgeldiiiiimmmm. (1) |||
Epey zamandır görünürde değildim ya.. Ankara’ya görevli gitmiştim. Sergimiz bitti. Artık geldim.
|
|
Aşk mı, sevgi mi? |||
Gene geldi sevgililer günü. Bana her gün sevgililer günü ama, bu sefer sevgililer gününde sevgililerimden uzak olacağım.
|
|
Saldım çayıra, Mevlam kayıra! |||
Komiserin parmağını, eylemci ısırarak kopartmış. Komiser, adamın ağzından parmağını kaptığı gibi bir araca koşmuş...
|
|
Bakkalım olmadan asla ! |||
Son günlerde sorunlar kuyrukta birinci sırada beklemekten helak olmuşken, Hükümet bakkalla, çakkalla uğraşır oldu.
|
|
|
|
|
|
|
|
İçimiz yandı |||
Gene içimiz yandı. Bingöl’de iki yavrumuz kayboldu.
|
|
|
|
|
|
Alkışlar Sinan Aygün’e |||
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, ithal ürün yerine barkodu 869 ile başlayan yerli ürünleri satın alma çağrısı yapmış.
|
|
|
|
|
|
Havaî fişek görgüsüzlüğü |||
Önce zengin düğünlerinde, sonra çok özel kutlamalarda seyretmeye başladık. Ama abarttıkca abarttık.
|
|
Nerde eski TRT dizileri ! |||
TV dizileri hayatımıza girdi. Küçük Kadınlar, Hanımın çiftliği, Aşki Memnu,Yaprak Dökümü sohbetlerin ana konusu onlar.
|
|
İzmir'de süper sergi |||
Minyatür, hat, tezhip ve ebru hepsi de harika. Eğer İzmir'de ise havagazı fabrikasında 23 Ocak'a kadar açık kalacak sergiyi sakın kaçırmayın.
|
|
|
|
Zamane liseli kızları! |||
Ya ne oluyor bu günümüz liseli kızlarına? Ekranlarda boy boy onların karakucak dövüşünü seyrediyoruz.
|
|
|
|
|
|
Yutmadım kiiiiii. . . |||
Bugün biriken bazı görüşmeler ve alışverişlerim için çarşıya indim. Yani, dışarılardaydım.
|
|
Huysuz bacak sendromu |||
Her şey çok güzel, çok mutluyum. Ama; bacaklarımda bir ağrı. Ölüyorum. Ayakta durmama imkan yok.
|
|
Benzetme |||
Açılım sarpa sardı. Son günlerde olanlar, korktuğumun başımıza gelmeye başladığını gösteriyor.
|
|
|
|
Art niyetsiz bir yazı |||
Bugün; canım sadece gülmek istiyor. Çünkü şu son zamanlarda olup bitenler, gelişmeler, beni üzüyor...
|
|
Açılış ve izdiham! |||
Dünya devleri ülkemizde şube açıyorlar. Açılışın ses getirmesi için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar.
|
|
Misafir |||
Geçen hafta sonu yatılı misafirim vardı. Jale ve küçük oğlu Efe.
|
|
Telli kurban |||
Bugün biraz Eski bayramları düşüneyim, bakayım dedim. İlk aklıma gelen, Hikmetle nişanlanmamıza denk gelen oldu.
|
|
Demet öğretmen |||
Bugün bizleri nakış gibi işleyen, onurlu, çalışkan, bilgili bir Türk vatandaşı olarak, geleceğe hazırlayan öğretmenlerimizin günü.
|
|
Evlilikte güven-me ! |||
Televizyonda evlilik üzerine davet edilen uzman bir hanım, konuklara, eşleri ile olan ilişkilerinde, güveni sorguluyordu.
|
|
Şifalı ot ve umut tacirleri! |||
Ekranda bir anne ve baba . İki gözleri iki çeşme anlatıyorlar. Biricik kızları kanser hastası. Tanınmış bir kanal aracılığı ve bitki uzmanı doktor olduğunu iddia eden, umut taciri bir şahıs ile kameralar eşliğinde evlerine geliniyor.
|
|
İşte çağdaş Türk Kadını |||
17 yaşında evlendirdiler. Ama o yılmadı. Zenginlik içinde yaşadığı zorbalığa ve paranın gücüne boyun eğmedi. Okudu ve...
|
|
|
|
|
|
Hayallerim ve merdivenler |||
Hep iki katlı evim olsun isterdim. Oldu da. Yalnız şimdi merdivenlerden inip çıkmak dizlerime zarar veriyormuş. Aman dikkat...
|
|
|
|
Bayılıyorum şu Tema’ya |||
Aycan Yolyapan. Emekli bir öğretmen. Tema gönüllüsü. Doğa için, çevrenin korunması için canla başla çalışıyor.
|
|
Yerli malı, yurdun malı |||
Domuz gribinden korunmanın yollarından biri hijyen diğeri beslenme. Çocuklarımıza yerli malı ürünlerle beslemeye ne dersiniz.
|
|
Haylazlar lokma gününde |||
Meğer ne çok özlemişiz birbirimizi de, haberimiz yokmuş! Aradan on gün geçmedi, gene buluştuk. Bu sefer de, lokma gününde.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bravo Baykal’a! |||
Şu yol ayrımı haritası ve açılım meselesini görüşmek için, aylardır Başbakan “görüşelim” diyor, Baykal yan çiziyordu.
|
|
Magazin terörü |||
Son günlerde, magazincilerle sanatçılar kapıştı. Birisi “görevim, yaparım” diyor. Öbürü “benim özgür ve özel yaşama hakkım var” diyor.
|
|
|
|
IMF başkanı ülkeye geldi! |||
Kim çağırdı bu IMF'yi, neden geldiler? Olaylarda kırılıp dökülenin faturası kime...Peki IMF'nin verdiği kredinin faturası kime..
|
|
|
|
Ezginin Günlüğü,nasıl herkesi büyülüyor? |||
İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihi Havagazı konserleri kapsamında gittiğim, özgün müziğin usta ismi “Ezginin Günlüğü”nü dinlerken, o kadar çok keyif aldım ki!
|
|
Özelleştirme |||
Harcadıklarımız kazandıklarımızı geçti. Önce kredi kartına sarıldık sonra bankalara darıldık. Haciz gelmeye başlayınca da evdeki eşyalara sarıldık.
|
|
|
|
KOSOVALI CANLAR |||
Balkan derneklerinin Selçuk’ta düzenlediği bir ressamlar kolonisine, Kosovalı ressamlar Ethem Baymak, Sami Ahmeti ve Enver Hoxhaj davet almışlar.
|
|
İşte özlenen çağdaşlık |||
Azize , Perihan, Gülsen, ben ve eşleri çok iyi anlaşan bir ekibiz. Ne mi ekibiyiz? “Vur patlasın, çal oynasın, kültür-sanat ekibi”.
|
|
|
|
Paris Hilton, mağaza açmış |||
Paris Hilton, Başkentte mağaza açmış. Dekolteler, ışıl ışıl süper mini etekler, mini şortlar .Mağazanın dekorunda boy boy Paris hanımın şıkır şıkır sahne kıyafetleri.
Sanki kendisi gelmiş gibi mağaza çok ilgi çekmiş.
|
|
İnternet Tuzakları |||
Gecenin bir yarısı efenin havlaması ile uyandım. Huysuz ihtiyar, yoldan geçen çocukların yanındaki köpeğe sinirlenmiş....
|
|
Yaza veda ve terk edilen dostlar |||
Havalar serinlemeye başladı. Akşamları artık biraz daha kalın pikeler örtünüyoruz. Yazın “siesta” hayatı yavaş yavaş bitmek üzere.
|
|
|
|
|
|
Çankırı’ya sitem! |||
Beypazarını gezerken, çocukluğumu yaşadım, Çankırı'yı hatırladım. Beynimin derinliklerinde taptaze duran güzel izlerin tanıtım eksikliğine hayıflandım.
|
|
|
|
|
|
Bunlar; gerçekten dindar mı? |||
Günlük işlerimi ve yemeğimi yaptım. Artık müzik eşliğinde resim yapma zamanı. Radyodan ruhuma iyi gelecek bir kanal aramaya başladım. Arabesk tarzı ıııh......
|
|
|
|
|
|
|
|
NORŞİN AÇILIMI ! |||
Memleketin Cumhurbaşkan’ı ziyarete gittiği Güroymak’ta, “Norşin’liler” diye söze başlıyor.
Neden ? Alınan talimatın sonuna yaklaşıldı.
|
|
|
|
Cam şişemi geri istiyorum! |||
Erkan Topuz hoca her gün ayrı bir kanalda felaket tellallığı yapıyor.“Arabada beklemiş pet şişeden su içmeyiiiin”
|
|
Komşu satar ,Türk bakar! |||
Site komşum Ayla abla, birkaç sene evvel Çeşme’de ki yazlığından dönüşte, bana bir kavanoz sakız reçeli getirmişti.
|
|
İZMİR'DE EDEBİYATIN MİHENK TAŞI |||
Resme ilk başladığım yıllardı. İçinde bulunduğum grup ile katıldığım karma sergilerde, yaptıklarım övgü aldıkça, içim içime sığmıyordu.
|
|
HAYDİ YİYİN GARİ! |||
Kaparinin çiçeği Dünyada ilk defa Burdur'da doğal olarak kurutularak çay haline getirilmiş. Nefis aroması ve tadıyla kaynamış su içerisinde 3 dakika demlendirilip içildiğinde, bir çok ağrıya iyi geldiği gözlemlenmiş.
|
|
YAZLIKÇI YOLUNACAK KAZ MI? |||
Fiyatları katlamalı, "bizden biri ekmek yesin" dedik sesimizi çıkarmadık. Müşterileri cüce, kendisini yüce görmeye başlayınca da alış-verişi kestik.
|
|
|
|
İzmir’in kadınları |||
İzmir’in kızlarını biliyordunuz zaten. Son günlerde erkeklerini de öğrendiniz. Ya kadınları?
|
|
Sizce “sellûka” ne demek? |||
Haftasonu Güzelbahçe’den site komşularım Dr. Çift Şule ve Levent Korkmaz Mordoğan’a ziyaretime geldiler.
|
|
Eski yaz tatilleri |||
Tatil için Mordoğan’da ki yazlığımda dinleniyorum. Bol bol yüzüyorum, yeni resmime başladım. Ve tabîi ki yazıyorum....
|
|
Elif’in civcivi |||
Özlem, Rauf ve 3 yaşındaki kızları Elif, pazara gitmişler. Elif etrafına bakınırken düşmüş.
|
|
Kosovadan mektup var |||
Benim ailem Türk, ama akrabalarımda Arnavut’lar da var. Savaş zamanında Türkçe konuştuğum için hem okulda, hem de sokakta dayak yedim!
|
|
Kosova Yemyeşildi! |||
İzmir'den İstanbul'a uçarken sanki kahverengi maketleri seyrettim. İstanbul'dan Balkanlar'a doğru ise yeşilin her tonunu...
|
|
Kosova'nın Hakan Şükür'ü idi |||
Sami Ahmeti 40 yıl önce sahaların yıldızıydı. Futbol bitti ressamlığa başları. Şimdi ise tabloları sanatseverlerin koleksiyonlarında.
|
|
Kosova‘da İlk gün. |||
Ben; gittiğim yerleri, vitrin camından seyreder gibi gezmeyi sevmem. Halkın arasına karışmalıyım, havasını solumalı, ekmeğini yemeli, suyunu içmeliyim.
|
|
Rumeli’de yorgun bir gramofon çalar |||
“Rumeli; yazgımın ince dalı” adlı kitabında, Ethem Baymak ne güzel söylemiş. Sizlerle bu harika şiirleri zaman zaman köşemde, bazen de bizim “şiirler” köşesinde buluşturacağım.
|
|
|
|
Hadi siz de Kosova'ya buyrun |||
Bağımsızlığından sonra Kosova'yı ilk ziyaret eden gazeteci olan Haberhurriyeti İnternet Gazetesi yazarı Hülya Sezgin herkesi Küçük Türkiye'yi görmeye çağırıyor.
|
|
Alman bankasının Kosova oyunu! |||
Her şey ne kadar güzel başlamıştı. Prizren 3. ressamlar kolonisine davet edilmiştim. Heyecan, merak, mutluluk hepsi kördüğüm olmuştu içimde.
|
|
Çevreci savaş tatbikatı |||
Benim hayallerim vardır. Bir yerde bir şey oldu mu düşünürüm. Şimdi neler oldu? Bundan kim fayda, kim zarar gördü diye.
|
|
Benim pırıl pırıl Anadolu insanım |||
Kendi cemaatlerine ait özel kaloriferli yurtları olduğunu, söyleyen iki kişi kızımızla ilgileneceklerini, merak etmememizi söylediler.
|
|
Sahnede devleşen minikler! |||
Başbakanımızın dediği gibi üç tane değil, geleceği güvenli, kişiliği sağlam, nitelikli yetiştirebileceğimiz kadar evlat sahibi olmalı!
|
|
Güle güle Türkân Hoca’m |||
Türkan Saylan'ı kaybettik. Hepimizin başı sağ olsun.
İçim ezik “güle güle Türkan Hoca’m”
|
|
|
|
|
|
Ekslibris resim sergisi |||
Etik sanat evi ekslibris günleri sergisi kapsamında 65 sanatçının katıldığı sergi; Resim-heykel müzesinde sergileniyor.
|
|
|
|
İki boyoz, bir yumurta |||
Yıllar sonra komşumun ikram ettiği içi acı bademli çikolata, beni çok eskilere götürdü.
|
|
|
|
|
|
Güneşi Gördüm'ü gördüm |||
Bugün hiçbir şey yapmayacağım, tembel tembel oturacağım. Kahvaltı sofrasını topladım, miskince oturdum bilgisayarımın başına. Gazetedeki günlük haberleri okudum, elektronik postalarımı okumaya başladım.
|
|
Kosova'dan misafirimiz var |||
Yaşasın kitap fuarı açıldı. Kitap fuarını çok seviyorum. Görücüye çıkmış binlerce kitaptan öte bir şey benim için TUYAP. Adeta dostların buluşması.
|
|
Hayatın Renkleri İzmir'de |||
Doğadaki kavramları, yaşanmışlıkları, sevinçleri tablolarına yansıtan Ressam Özgen'in eserleri sergide.
|
|
|
|
|
|
|
|
Müze kartı |||
Genel yayın yönetmenimiz; İbrahim Irmak’ın yazısını okurken, geçen sene yapılan müze kart uygulaması ile ilgili yaşadıklarım aklıma geldi.
|
|
|
|
|
|
Dananın başını çözmüş |||
Köyün birinde iki komşu varmış. Komşulardan biri bahçesine her türlü zerzevat eker, yetiştirdiklerini hem yer, hem de satarmış.
|
|
O ŞİMDİ PAŞA! |||
Mehmetali bey Zeynep hanımla evlendiği zaman hayali, her Türk erkeği gibi bir erkek evlat sahibi olmakmış. “Bir oğlum olacak, adını “Nadir” koyacağım dermiş.”
|
|
ÇALIŞ SENİN DE OLUR! |||
Çalışmalar ne zaman başlıyor. Seçimden sonra ne yapılıyor, hangi stratejiler saptanıyor. Ve bu sonuçlar nasıl alınıyor .
|
|
|
|
TRT’deki sabah Programları |||
Zaman zaman TRT-1’deki “günbegün” televizyon programını izliyorum. Eski bir TRT-radyo ve televizyon izleyicisiydim. “Dim” diyorum. Çünkü; izlerken eski hazzı almıyorum.
|
|
Sağol öğretmenim |||
Fransızca’dan kopya çektim ve yakalandım. Mehmet Ali Öğretmenim bana unutamayacağım bir ders verdi.
|
|
Bir köy öğretmeninden mektup aldım |||
Günlük koşuşturmalarımı bitirdiğim akşam saatinde bilgisayarımın başına çöküyorum. Gün içinde gelen elektronik-postalarımı okumaya koyuluyorum.
|
|
|
|