Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
22 Mayıs 2012 Salı Sık Kullanılanlara Ekle   Kullanıcı Girişi     Künye ve İletişim    RSS            Site içi arama :     
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Şehir ve Başkan
Spor
Kültür Sanat
Sağlık
Turizm
Magazin
 Beğen
Facebook Bizi Beğenin
Video Haber
HAKKARİ'DE EĞİTİM-SEN'DEN GREV ÇAĞRISI
TRABZONSPOR ALPER’İ ALMAKTA KARARLI
YÜKSEKOVA'DEKİ CİNAYETE 4 TUTUKLAMA
DİYARBAKIR'DA ÇATIŞMA: 5 GÜVENLİK GÖREVLİSİ YARALI
İTALYA'DA 6 ŞİDDETİNDEKİ DEPREM 6 CAN ALDI
BİNGÖL'DE ÇATIŞMA ÇIKTI
SOKAK KÖPEKLERİNE ZEHİRLİ KIYMA VERDİLER
POLİSE HEDEF ALANLARA TEPKİ
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Nahit DURU
Dr. Mehmet Fuat ABUT
Zeynel KOZANOĞLU
Köpekleri Ne Kadar Tanıyorsunuz?
Köpek dediğimiz hayvanları ne kadar tanıyorsunuz? Bu hayvanların adını hakaret için kullanmak ne kadar yerinde?
21.05.2012
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Gölgeler Sergisi
Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
17.05.2012
Metin AYDINOĞLU
Ömründe hiç karı görmedin mi ?
(*) Kusura bakmayın bu kelimeyi, yurdumun abazaları sık kullanır. Onlar bu yazıyı zaten okumazlar, anlayacakları dil sadece bu, o yüzden kullandım, pardon...
21.05.2012
Hülya SEZGİN
40 dakika+28 yıl = Savaş Simitli
İlk kursiyerim geldi. Yaşlı ve tatlı bir bayan. "Kaç kursiyeriniz" var dedi. Bir an kimse "Daha kayıt olmadı" desem belki gidecekti. Birden ağzımdan 3 kişi deyiverdim...
15.05.2012
Dr. Cem AYDEMİR
Akın Kamacıoğlu
Barış Kudar
Hesaplar!..
Bugünlerde milyonlarca insanın ilgilendiği ve merakla beklediği bir gelişme Memur maaş zamları…
16.05.2012
Özlem ABUT
Vefasız mı, ''Yüce''mi bu millet?
Atamıza vefa borcumuzu öderken büründüğümüz ''cimri'' hallerimiz nedendir? Ulu önderimize anarak hakkımızı ödeyebilir miyiz?
21.05.2012
Av. Burhan ÖĞÜTCÜ
Prof. Tevfik DALGIÇ
Sedat KAYA
Yalçın KAMACIOĞLU
Beyhan BİÇKİN
POLİSE SALDIRINA MADALYA MI VERİYORLAR?
Bazen, "Acaba polise saldırana gizliden gizliye madalya filan mı veriyorlar da bu millet durup durup polise saldırıyor" diyorum.
20.05.2012
Maruf EVREN
Skip Navigation Links.
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
  
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Paylaş | Yazdır | Arladaşına Gönder İzmir'in Kimliği

İzmir'in Kimliği

(Yaşar Aksoy'un 10 Aralık 2009 günü Ege Üniversitesi MÖTBE Anfisi'nde, Ege Üniversitesi İzmir Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen “İzmir Araştırmaları Sempozyumu” nda gerçekleştireceği Açılış Konferansı için hazırladığı metindir..)

Değerli dostlarım saygılarımı sunar, başarılar dilerim..
Konferansıma başlamadan önce size bir şey göstereceğim. Yanımda bir demet çıra getirdim. Migros'tan aldım.. Demetin üzerinde barbükü, şömine, ocak çırası yazılı.. Bir karış uzunluğunda bunlar.. Yandığı zaman 3 dakika kadar yanmasını sürdürüyor. Bizimkiler daha uzundu, ince bir sopa gibiydi ve yandığı zaman 15 dakika kadar yanardı.

Bizim zamanımızda yani çocukluğumda, çuval çuval çıraları, Büyük Yamanlar'dan katır üstünde inen yörükler Karşıyaka'ya getirirdi. Pazarda satarlardı. Pazar ise şimdiki Kemalpaşa Camii avlusunda idi. O zaman bize kocaman gelirdi, şimdinin küçücük cami avlusu.

Neden bunları anlatıyorum?.. 1950'ler.. 1951'ler.. 52 ve 53'ler.. Beş altı yaşındaydım. Annem yaktığı çırayı elime tutuştururdu, Kadifekale'den şehre giden dehlizlere hepbirlikte girerdik. Hepimizin ellerinde çıralar yanardı. Ablalar, abiler hepsi önlerini çıra ile aydınlatırlardı. O zaman ne pilli lambalarımız vardı, ne lüks lambamız.. Annem tarih öğretmeniydi, her hafta sonu Karşıyaka Lisesi öğrencilerini Kadifekale'ye, Agora'ya, Bayraklı kazılarını götürür, sürekli İzmir tarihini anlatırdı onlara. Beni evde bırakacak kimsesi yoktu, çünkü babam da tatil günleri tarlaya köylünün yanına gider tarla haşare mücadelesi için Ege'yi dolaşırdı.. Bornova Ziraat Okulu'nun ilk mezunu bir zıraat teknisyeni olarak..

İzmir tarihinin derinliklerine ilk kez  elimde yanan çıralar olduğu halde adım attım. Kadifekale'de bir tümseğin yanından girdiğimiz büyük bir tünel bizi aşağı doğru götürürdü.. Anamın eteğine yapışmış halde korkudan titreyerek karanlıklarda ilerlerdik.. Bazen korkan öğrenciler Dağ Başını Dumlan Almış'ı okumaya başlarlardı.

Kadifekale'den büyük tünele girince, aşağılarda bizi, yani kentin altında büyük bir tüneller galerisi bekliyordu. Yer yer çökmeler olmuş, tünellerin çıkış ağızlarının nicesi kapatılmıştı. Hiristiyan Şövalyeler, İzmir kaleden kuşatıldığında bu tünellerden Liman Kalesi'ne, İzmir bu kez denizden kuşatıldığında aynı tünellerden Kadifekale'ye kaçarlarmış.. Rivayet böyleydi..

Tünelimizin çıkış noktaları vardı.. Basmane'de şimdiki Şifa Hastanesi avlusunda, yıkılan Lale Sineması altında, iki tane de deniz kıyısında Konak'ta eski hapishanenin altından geçerek denize ulaşan, bir tane de Karataş dağlarında çıkışı vardı. Şimdi hepsi kapalı.. Ama nice Namazgah-Agora evlerinin bodrum katlarındaki geçitlerden bu tünellere giriş vardır. Ben çoğu evde gördüm bunları..

Elimizde çıralarla bir tünel gezimizde, tünelin içinde büyük bir sarhoş ve esrarkeş kalabalığı ile  karşılaşınca nasıl da gerisin geri kaçtığımız hatırlıyorum.

Çocuk halimle, elimde yanan çıralarla İzmir'in derinliklerinde gezinmek bayağı maceralı ve heyecanlı bir şeydi,  tünelden gerisin geri çıkıp Kadifekale avlusunda bohçalarımız açıp piknik yapardık.. O günleri, Agora'yı, Kadifekale'yi, eski Namazgah'ı, Bayraklı Kazılarını annemin öğrencileri, ablarım ve abilerimle gezdiğim günleri özlemle anıyorum. O günlerin, İzmir tarihçisi olmamda katkısı olduğunu sanıyorum. İnanır mısınız, o eski çıraları güncel araştırmalarımda hayalimden hiç eksik etmedim, edemezdim.
İzmir Araştırmaları'nda sizlerin elindeki çıraların hiç sönmemesini dilerim..

İZMİR TARİHİ

Değerli dostlar.. Dünya şiirinin anavatanı ve Homeros’un yaşadığı kent olarak küresel üne sahip İzmir, tarih boyunca yepyeni gelecekler peşinde koşan tüm kavimlere körpe heyecanların kaynağı olmuştur. Tarih, antik çağlardan beri İzmir’in şiirini diline dolamıştır. Uygarlık, ilk kez bu kentin rıhtımından kalyonlara yüklenerek denize açılmıştır.

Aristo’nun, Büyük İskender’e “Smyrna’yı görmez isen, eksik kalırsın” dediğini rivayet ederler. Çünkü antik çağda bilimin, felsefenin, şiirin, sanatın, kültürün, mimarinin, şehir yaşamının doğup boy attığı bir ileri bölgenin tam merkeziydi bu kent.. Ege’nin boynundaki gerdanlık kızdı..Akdeniz’in incisiydi.. Uygarlığın sanki başkenti, bileşkesiydi..

İzmir, doğurgan ve alabildiğine ihtiraslı uygarlıkların birbirinin sırtına basa basa tırmandığı eşsiz bir tarihsel süreci yaşadı. Vahşet ile aşk, sanat ile yağma, şiiri ile saldırı, zevk ile işkence birlikte ilerlediler. Büyük ve özgün uygarlıklar kuruldu. Sonra kağıttan şatolar gibi devrildiler. Çünkü daha büyük uygarlıklar geldi ve savaşları kazandı. Sonra onlardan daha güçlüleri ortaya çıktı. Smyrna (İzmir), bu tarihsel süreci damarlarında alev alev yaşattı.

İzmir yaşadığı bölgenin tarihinde başrolü oynuyordu. Bu yüzden tarihin başında ona rakip olarak çıkan tüm kentler, Afrodisyas, Efes, Sardes, Heraklea, Aiga, Alinda, Didim, Miletos, Pergamon, Priene, Side, Teos, Phokai, Kyme ve Klazomania, Kolophon gibi kentler, koyu lacivert  sisler içinde zamanlar kaybolurken, İzmir yaşamını günümüze kadar sürdürdü.. Yani kısacası İnsan soyu, İzmir kaldırımlarında hep dolaştı durdu.. Efes gibi sokaklarında yalnızca turistlerin dolaştığı bir ölü kent olmadı hiçbir zaman.. İzmir daima canlıydı, capcanlı, hep insan dolu..

Ne demiştik?..

Bir çok kavimler bu kentin kapısına dayandılar.. Kimi Persler gibi kenti yağma etti, kimi Büyük İskender gibi yepyeni uygarlıklar armağan etti. Yeni uygarlık, yıkılanın üzerine kuruldu. Yeni inşa edilen surlar için eski tapınağın taşları kullanıldı. Yeni gerdanlık için eski uygarlığın sikkeleri dizildi. Yeni şiir için, eski kavimlarin aşk türküleri kullanıldı. Böylece uygarlıklar birbirinin içine katlandı. Kültür katları, yerin dibinde üst üste sıraya girdi. Her katta, bir başka uygarlığın kültürü, mirası, mücevherleri, aletleri vardı. Uygarlıklar böylece yerin dibinde enfes ve esrarlı kilimler dokudular.

İşte Bayraklı-Smyrna Kazıları.. İşte Agora kazıları.. İşte Yeşilova Höyüğü ve çevre kazıları.. İşte yeni başlayan Kadifekale kazıları.. Bu dediklerimizi işaret etmiyor mu?..

KAVİMLER GEÇİDİ

Devam edelim.. Roma İmparatoru Marcus Tartius zamanı bir Roma sikkesinin üzerinde “Asyanın Birincisi İzmirliler” cümlesi vardır. Sikkenin öbür yüzünde bir Amazon kabartması bulunur. Amazon kabartmalı nice İzmir sikkesi, kentin Smyrna isimli bir Amazon Kraliçesi tarafından kurulduğunu fısıldayan efsanelere gönderme yapar. Efsane, bu Amazon kraliçesinin kendi ismini bu şehre verdiğini anlatır.

Yine Roma döneminde yontulan bir mermer kitabede İzmir'e, “Alimler Ormanı” denmiştir. Yine 3 büyük Roma İmparatoru Maksimiyen, Gordiyon ve Galiye zamanındaki madalyaların üzerinde “İzmir'de Asya'nın Genel Olimpiyatları” cümleleri vardır.

Demek ki, Asya'da bilimde, sporda, kültürde “En Birinci” bir kent ile karşı karşıyayız. Biraz gururlanalım değil mi?..

Değerli dostlarım.. İzmir uygarlık katlarının en altında Batı Anadolu'nun ilk halklarından Luviler veya Lelej'ler vardır. Sonra sırasıyla Hitit ve Hitit türevi halklar, sırları bir türlü çözülemiyen efsanevi Amazon halkı, Frigya, Lidya, Eolya, İyonya, Pers, Büyük İskender'in Hellenistik Uygarlığı, Bergama Krallığı, Roma, Bizans, cennet mekan Çakabey'le başlayan Türkmen, Selçuklu, Osmanlı ve Modern Türk kültürleri aşağıdan yukarıya doğru sıralanır. Bu buluşma, bu kaynaşma, bu alaşım, bu ebru, bu beste, bu şehrin tarihsel ve sosyal taban formatını yaratmıştır.

Her türden halk, her türden insan, her türden din ve kültür, bu şehrin mayasında, kanında buluşmuş ve gürül gürül kaynaşarak akıp gitmiştir yüzyıllar boyunca.. Kim bu şehre baştan sona Grek, Pers veya Romalı diyebilir ki?.. Herkes var bu eşsiz alaşımın içinde.. Halikarnas Balıkçısı'nın ve Azra Erhat'ın kulakları çınlasın.. Mavilikler içinde uyusunlar..

HUZURLU KENT

Bu tabloda Osmanlı’nın inanılmaz bir üslubu vardı. Anadolu Uygarlıkları'ndan arta kalan Anadolu'nun eski yerli halkları, Rumlar, Ermeniler, bölgenin yeni egemen etnik sahipleri Türkmenler, İspanya’dan kaçan Museviler, doğuya gelip yerleşen Hristiyan Avrupalı sosyal unsurların oluşturduğu Levantenler, Balkan göçmenleri, Kafkas göçmenleri, Afrika köleleri, Araplar, Romanlar hepsi, herkes, hepimiz, Osmanlı potasında, İzmir’e buluştu, kaynaştı ve yaşayıp gitti.

Nasıl yaşadılar?
Ticaretin rantını bölüşerek.. Çünkü burası ticaretin de başkentiydi.. Selanik ile İstanbul siyasi kavga içinde didişirken, İzmir işine bakıyordu. Kimi, tüccardı, kimi komisyoncu, kimi hamal, kimi, memur, kimi polis, kimi esnaf, kimi işçi, kimi çiftçiydi.. Ama hepsi İzmir’e huzur içinde yaşadılar..
Ne zaman kadar?..

İşgalci Yunan bayrağı bu topraklara gelinceye kadar. O işgal başladı, dirlik, düzenlik bozuldu.. İzmirlinin bunda hiç kabahatı yoktu. Sonra kurtuluş savaşı oldu.. Dirlik düzenlik, Cumhuriyet idaresiyle yeniden kuruldu. Osmanlının İslami hoşgörüsü, yerini Cumhuriyet’in devrimci dayanışmasına bıraktı.. Huzur yine geri geldi..


İZMİR SENTEZİ

Değerli dostlarım.. Günümüz İzmir’i de, çeşitli kültürlerden gelen insanların yarattığı çağdaş modern bir sentez olma yolundadır. Osmanlı’dan arta kalan İzmir halkına, kurtuluş savaşı sonunda tüm Rumeli’nin binbir çeşit mübadil göçmeni, Kafkas göçmenleri, yani Azeri, Çerkez, Çeçenler, benim gibi dededen Ahıska Türkleri, iç Ege ve iç Anadolu göçmenleri, daha sonra hızla Doğu ve Güneydoğu göçmenleri (genellikle Kürtler ve Araplar) katıldılar. Zaten bu şehirde Levanten Hristiyan Avrupa kökenliler, İspanya göçmeni Museviler, Afrika göçmeni zenciler ve dünyanın her yerinden kopup gelmiş Romanlar da vardı. Hatta az da olsa Ermeniler ve Rumlar da kalmıştı.

Ne oldu?..
Hepimiz, “İzmirli” olduk.. Hepimizin İzmir’i, hepimize yetti.. Tatar Mahallesi, Kürt mahallesiyle karıştı. Eşrefpaşa göçmen mahallesi, Azerilerle doldu taştı. Yahudiler, bu kez Alsancak’ta Müslümanlarla apartman kapı komşusu oldu. Levantenler, hızla Türkleşti.. Karşıyakalı Sudanlı zenci Arap Osman, beldenin fanatik taraftarlarının simgesi oldu.

Grek kökenli ressamımız Eli Filidis onur duyduğumuz İzmirli bir sanatçı oldu, Kürt kızı Yıldız Tilbe’ye taptık, hele Roman kızı Kibariye hepimizi ağlatmadı mı?.. Musevi Avram Ventura, ismini kentin şiir başköşesine yazdırdı. Ermeni Jozef Keşişyan, en sevdiğimiz ağabeyimiz oldu. Roman boksör Mayk, en sevdiğim arkadaşım oldu. İtalyan kökenli Maria Rita Epik, şehrimizin en sevilen sanatçısıdır, keza Musevi araştırmacı Sara Pardo’yu hep alkışlarız. Çünkü hepimiz İzmirliyiz.. Hepimiz İzmir'iz..

Osmanlı döneminde İzmir hoşgörünün başkenti idi. Cumhuriyet döneminde ise çağdaşlığın, demokratik değişimin, yenilenmenin ve ilericiliğin temsilcisi oldu, demokrasinin beşiği oldu, toplumsal devrimlerin öncüsü oldu. Ekonomik kalkınma fikrinin oluşturulduğu ulusal iktisat kongrelerinin toplandığı, fuarların yaratıldığı, sanayileşme kıvılcımlarının büyük heyecanlarla yaşandığı bir güzelim kent olarak, yine ulusal çoşkunun, ulusal birliğin en anlamlı yaşandığı bir kent olarak gönüllere yerleşti. Bu yüzden onu kıskananlar da çok oldu, hala ona kem gözlerle bakanlar yok mu?..

İzmir ulusal kurtuluşun simgesidir..  Milli mücadelenin hedefidir.. İzmir, Türkiye’nin aydınlık yüzüdür, herkesin İzmir’idir, hoşgörülüdür, özgür yaşamın kalesidir, Mustafa Kemal’in tam bağımsızlık savaşçılarının kentidir, devrimci dönüşümlerin kentidir, demokrasi taleplerinin zirvesidir, aydınlık bireylerin kentidir, sivil kenttir, dişi kenttir..
İzmir, Halit Ziya Uşaklıgiller'in, Tevfik Nevzat'ların, Türkçü Necip'lerin, Rakım Elkutluların, Mustafa Necati'lerin, Vasıf Çınarların, Hasan Tahsin'lerin, Haydar Rüştüler'in, Ziya Somar'ların, Asım Kültür'lerin, Ahmet Adnan Saygun'ların, Cevat Şakir'lerin, Samim Kocagöz'lerin, Attila İlhan'ların, Şükran Kurdakul'ların şehridir..

İzmir, cumhuriyetin ulusal bileşimini başarmıştır.. Burada bir Giritli ile Konyalı, bir Selanikli ile Manisalı, bir Azeri ile Diyarbakırlı kolkoladır, yanyanadır.. Huzurludur, mutludur, devrimlerini korumakta kararlıdır.

İZMİR'İN GELECEĞİ

Peki ya gelecek?..
İzmir'in geleceği için ne söyleyebiliriz?..

Biz, İzmir'in geçmişindeki parametreleri koruyarak, geliştirerek, tarihi yörüngesini yerel, ulusal ve global boyutlarda sürdürebilirse başarılı olacağına inanıyoruz..

Peki geçmişin yörüngesi nedir?..

Geçmişte öne çıkanlar nedir?.. Bizi buralara kadar getiren temel özellikler nedir?..

Çok kitap karıştırdım. Kütüphaneler devirdim. Bu konuda dünya üzerinde en doğru, en güzel yorumu galiba, Prof. Daniel Goffman, 1990 yılında Washington Üniversitesi Yayınları'ndan basılan “İzmir and Levantin World” isimli kitabında ileri sürmüştür. Açalım kitabı ve sonuçtaki bölümü okuyalım:
“- İzmir zengin bir kozmopolitizm üretecek olan bir halklar ve çıkarlar eriyiğini başarmıştır. İzmir, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki etnik ve dini çeşitliliği belki diğer tüm şehirlerden daha fazla gösterdi. Şehrin ekonomik yükselişi, Osmanlı toplumunu niteleyen halklar mozayiğinin başarısı bağlıdır.

İzmir erken yeni çağ Avrupa kentinin gelişimine hayret verici bir şekilde benzeyerek, merkezi devleti oyuna getiren, kendi ekonomi politikalarını yürüten, benzersiz derecede özgür, kendi kendini yöneten otonom dünyalardan oluşan barış içinde bir liman kenti sürecini yaşadı ve yükseldi.”

Bakın dostlarım, bu tarifin içinde hoşgörü, etnik barış, özgür ticaret ve yükselen ekonomi söz konusudur. Öncelikle hoşgörü olmadan, kentsel iç dayanışma olmadan, binbir türlü etnik, dini ve kültürel yapının yanyana yaşadığı kozmopolit bir ticari limanda, ticaret rantının (çıkarların) bölüşülmesi barış içinde gerçekleşemez ki..

İşte, Osmanlı İzmir'i buydu..
Hani, 1900'lerde ona, Petit Paris (Küçük Paris) denilen..
Hani, Victor Hugo'nun 1839'larda yazdığı şiirinde bir Prensese benzettiği..
Hani, sahilinde fesli ile şapkalının, şalvarlı ile pantalonlunun yan yana gezindiği..
Batı ile Doğu'nun kesiştiği..
Batının en doğusundaki..
Doğunun en batısındaki..
Yani, tam Akdenizli, hakiki Egeli..
İşte herkesin hayran olduğu, hatta emperyalist emellerin, işgalci ulusların da gözünü kamaştırdığı İzmir buydu..

Öyle ise, yükselen ticaret, sürekli hoşgörü, ulus bilinci içinde kimlik zenginliği ve çağdaş yaşamı yaratabilmek ülküleri, geleceğimizin yörüngesinin ana parametreleri olmalı.. Geçmişin ana kulvarı üzerine oturmalıyız, kendimize yepyeni kimliklerle yere basmayan post-modern kent ütopyaları aramamız abesle iştigal değil midir?.. Paris kendine kimlik mi ararmış?.. Prag'da kimlik araştırması mı olurmuş?.. Selanik'e bambaşka gömlek bir nasıl giydirebilir ki?,,

Haydi bakalım.. Necati Cumalı'nın pek güzel İzmir'i anlattığı,  “İthaf” şiirinden bir bölümü okuyalım:

Sönmüş yanardağlar, kaleler eteğinde
Yüzyıllardır uyuyan şu bizim İzmir
O aşık kadınları, levent erkekleri nerde
Sahiden yaşayıp göçtüler mi kimbilir?

Sır şimdi gözyaşları, saadet dilekleri
Bize gelen yüzyılların hikayesi sır
Eski İzmir diye ne varsa şunun bunun bildiği
Yaşlıların kırık dökük anlattığıdır..


Evet sevgili dostlarım.. Evet.. Şairin dediği gibi İzmir'in sırları var.. İzmir Araştırmaları bu kadim şehrin sırlarını aydınlatmaya çalışıyor..

Elimize çıralarımız alıp, ateşini yaşalım ve İzmir'in gelmişini, şimdisini ve geleceğini aydınlatmaya çalışalım değerli dostlarım.. Teşekkür eder, başarılar dilerim.

EK:

İZMİRLİLİK KRİTERLERİ

Kültür Bakanı Dr.Suat Çağlayan tarafından görevlendirilen “Uluslararası İzmir Araştırmaları Merkezi”nin (İZAR) genel yönetmeni Yaşar Aksoy ve ekibinin, merhum Attila İlhan başta olmak üzere 100 tanınmış aydını ve 900 çeşitli kesimlerden vatandaşımızı kapsayan “İzmir Sözlü Tarih ve Kültür Araştırması”nın sonuçlarına göre “İzmirlilik Kriterleri” şöyle belirlenmiştir. (1000 sayfalık bu Kültür Bakanlığı Araştırmasının sonuçları ilk kez basına ve kamuoyuna açıklanmaktadır).

1-İzmirli, sınırsız bir Atatürk sevgisi, 9 Eylül kurtuluş heyecanı ve inançlı bir Cumhuriyet bilinci taşır.

2-İzmirli nereden gelmiş olursa olsun, şehrine derin bir bağlılık hisseder. Özellikle eski İzmir’in sararmış kartpostallarda kalmış görüntüleri, hem on kuşak yerli İzmirliyi, hem de örneğin bir Mardin göçmenini büyük ölçüde etkiler, ilgilendirir.

3-İzmirli, çağdaş insancıl kişidir. Kültüre, sanata, müziğe, şiire, şarkıya, güzel ve temiz giyinmeye, rahat bir ömür sürmeye yatkın kişidir. Sosyal insandır. Vatanını, kentini ve çevresini, ailesini, komşusunu, mahallelisini kendinden ayırmaz.

4-İzmirli, hangi semte ait ise, o semtin ayrıca fanatiği olur. Göztepeli, Karşıyakalı, Bornovalı, Hatay-Eşrefpaşalı, Alsancaklı, Bucalı gibi mikro semt kültürlerini canlı biçimde yaşar. Mikro semt kültürlerinin bileşkesi (üst şemsiyesi), makro şehir kültürüdür, yani “İzmirlilik” bilinç ve tutkusudur. Kente sonradan gelenler de, bir kuşak sonra bu bilince sahip olurlar. Karşıyaka takımın taraftarlarının yarısı artık varoşlardan doğulu gençlerdir. Göztepe, karışık Balkan göçmenlerinin torunlarıdır. Altınordu, İzmirspor, Altay, Buca’nın taraftarları da o semtlerde kim yaşıyorsa şimdilerde, onların tutkularını yansıtır.

5-İzmirli, içinden çıkan ünlülere bayılır. Hep onları konuşur. O kişi, ister Sezen Aksu, ister Metin Oktay, ister Kibariye veya Yıldız Tilbe, ister Attila İlhan veya Yılmaz Özdil olsun, kitleler bu isimler çevresinde sarsılmaz biçimde birleşir.

6-İzmirli, sürekli daha iyi yaşamak ister, içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal düzeyin daha iyi olmasını ister, kendine soğuk iktidarları, kendine yol vermeyen makro ekonomiyi, iş yapmayan bürokrasiyi ve dar çevre içinde yaşayan kendi büyük burjuvazisini hep eleştirir.

7-İzmirli, dünyaya açıktır, hızla Batılılaşmak ister, Avrupa Birliği’ne en yatkın sosyal özellikler taşır,  çağdaştır. Asla çağdaşlıktan vazgeçmeyecek bir inatçı kentlilik duygusu içindedir. Asla Ortadoğulu olamaz. Her türlü dikta, darbe, demokrasi karşıtlığı, ırkçılık, terörist bölücülük, vatansız kozmopolitlik ona yabancıdır. Gerektiğinde oylarıyla tepkisini ortaya koyar. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Ecevit CHP’si, ANAP, SHP ve günümüzdeki CHP tepkileri buna işaret eder.
YAŞAR AKSOY



Yazının Yorumları
Erdal Karakaş - İzmir diyorki : " TEŞEKKÜR "
İzmir aşkı ve sevdası ile yanıp tutuşan bizlere aktarmış olduğunuz bilgiler için teşekkürlerimiz yetersiz kalacaktır elbette.Çocukluğunuzda yakmış olduğunuz çıranızın ömür boyu sönmemesi dileği ile..
30.06.2010 16:03:07
Sevinç Arda - İzmir diyorki : " Merhaba "
Çok sağolun tşk ederiz.. 3 Eczacı bayan adına..
06.12.2009 18:05:18
Ertuğrul Güvendiren - İzmir diyorki : " Teşekkür.. "
İşte "Ohhh.." diye rahatlayarak okuyacağımız bir üstün fikirler demeti.. Yazanı kutluyorum..
06.12.2009 18:03:50
Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  Gölgeler Sergisi  |||   Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
  Yılın Karşıyakalıları  |||   Karşıyakalı Sivil Toplum Kuruluşları’na teşekkür ediyorum. Biz, bize selam verenlere şükran borçluyuzdur.
  Anneler günü  |||   Yaşar Aksoy, tanınmış Araştırmacı-Çevirmen Nazif Bozatlı ile “Anneler Günü Tarihçesi”ni ve kendi annesi Simavlı Sabahat Hocanımı konuştu.
  Balıklıova Köy Tiyatrosu’nu alkışlıyoruz  |||   “Balıklıova Köy Tiyatrosu” kuruldu... Prof. Semih Çelenk yönetimindeki oyuncular Rumuz Goncagül’ü sahneliyor..
  Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf şöleni  |||   Ünlü gazeteci ve televizyoncu Korcan Karar, Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf sergisi açtı. Ustası Zeki Pordoğan konferans sundu.
  Halikarnas Balıkçısı’na merhaba  |||   Halikarnas Balıkçısı Anadolu’da yaşayan halkımıza uygarlık, çağdaşlık ve evrensel-ulusal-barış yolunda ışıltılı bir “düşünce hazinesi” sunmuştur..
  Karşıyaka 8 yılda çağ atladı  |||   Karşıyaka Belediye Başkanı yürürlüğe soktuğu 250 projeyi sundu.. Bu yaptıklarına sahile tramvayı eklesin Bana yeter..
  Çiftlikköylüler..  |||   Bizim Çeşme Kartal-Pençesi Beşiktaşlılar camiasında, Atilla abi ve Süleyman Atagöz abi, “Çiftlikköylüler” kod ismi ile tanınırlar.
  Atilla Sertel’in adaylığı..  |||   İki azgın gurup iktidar kavgasında yumurtaları tokuşturmuşlar, bir tarafın yumurtası çatır çatır çatlamıştı.
  Balbay’ın milletvekili adaylığı  |||   Mustafa Balbay milletvekili adaylığını açıkladı. Yeni bir Kasım Gülek, yeni bir Ecevit, yeni bir Kılıçdaroğlu gelmiyorsa, alnımı karışlayın..
  Yahya Kemal Ergenekoncu mudur?  |||   7 Mart 2011 Pazartesi günü, İzmir’de Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı önünde İzmirli gazeteciler olarak toplandık, olan biteni Hasan Tahsin’e şikayet ettik.
  Okuyucudan özür diliyorum..  |||   Haberhürriyeti okuyucularından öncelikle özür dilemem gerek.. Tam tamına Ağustos ayından beri ortalarda gözükmüyorum.
  Balıkçının Balbay'ı  |||   Gazetemizde daha önce Çeşmeli bir balıkçının Mustafa Balbay sevgisini yazan yazarımız Yaşar Aksoy, şimdide Balbay'ın o balıkçı için ne dediğini yazdı.
  Yüzbaşı Selahattin’in yoldaşı..  |||   Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, İlhan Selçuk tarafından kaleme alınarak yayına hazırlanan bir kurtuluş savaşı belgesel romanıdır.
  İzmirlilerin İstanbul dayanışması  |||   İzmir’de doğdular, meltem kokusuyla büyüdüler sonra rüzgar onları İstanbul'a savurdu. Yıllar sonra buluştular ve bir dayanışma gurubu kurdular.
  İstanbul'daki anam  |||   Bir süredir İstanbul'dayım.. Ama gözlerimin önünden hep rahmetli anam akıp geçmekte.. Anneler Günü için bir şiir yazdım.. Okuyucularımla paylaşmak isterim..
  İzmir Kitap Fuarı’na merhaba!  |||   Bu yılki TÜYAP İzmir Kitap Fuarı’nın “Onur Konuğu”nu önce size tanıtmalıyım. YÜKSEL PAZARKAYA...
  İzmir'i kim yaktı?  |||   İzmir'le ilgili dev bütçeli bir dizi filmde ortaya atılan iddialar ilk değil. Çeşitli mekanlarda son zamanlarda gündeme gelmeye başladı.
  Manisa Mesir’i 470 yaşında  |||   Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan’ın hastalığını tedavi etmek için “Merkez Efendi” isimli bir bilgin tarafından yaratılan Mesir Macunu 470 yaşında
  Balıkçı'nın Balbay sevgisi..  |||   - Sana soruyorum.. Şu Balbay var ya.. Ne yaptı bu çocuk?.. Ne güzel anlatırdı NTV'de.. Emin Çölaşan, Yavuz Donatla konuşurlardı.
  Güldal Mumcu'ya içim acıdı..  |||   Benim için "Uğur Mumcu", tıpkı İzmir'de kuvayı milliye'nin ilk kurşununu atan Gazeteci Hasan Tahsin gibi bir vatan şehididir..
  Tekel Direnişi  |||   Binlerce el buluştu. Tek el oluştu. Yumruklar kaynaştı. Tutuşturdu vatanı işçiler..
  Gazeteciler Günü..  |||   Her 10 Ocak günü Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlarız.. Bir yıl boyunca harcadığımız emeğin karşılığını da, Hasan Tahsin Ödülü'nü kazanınca görürüz..
  Yılbaşı Geyiği..  |||   Laz feminist ne yapmış? Yılbaşı neden 1 Ocak'tır? Peki nasıl kutlayacaksınız: 1-Adam gibi mi? 2-Hayvan gibi mi? Yoksa, 3-Ot gibi mi?
  İzmir'in Kimliği  |||   Uygarlık, ilk kez bu kentin rıhtımından kalyonlara yüklenerek denize açıldı. Çünkü Antik çağda bilimin, felsefenin, şiirin, sanatın, mimarinin merkeziydi bu kent.
  Bayram gülücükleri..  |||   Meğerse ben, 30 yıl kadar asık suratlı dolaşan, yazıp çizen biriymişim. Halbuki çok matrak adamımdır.. İçimden şamata, gırgır, makara gırla gider...
  Yılmaz Özdil'i hala okumadınız mı?  |||   Yazı işlerinde en alt düzeyden emek harcamaya başladı. Kısa sürede Genel Yayın Yönetmeni oldu. Çalışkan, sağlam karakterli idi..
  Balbay'ı okulunda düşündüm..  |||  
  CUMHURİYET BİLİNCİ  |||   Çocuklarımızı korumanın yolu Cumhuriyet'i korumaktan geçer. Cumhuriyet atalarımızın mirası, önderimiz Atatürk'ün ilkeleri üzerine kurulu var olma bilinçimizdir.
  KUVAYI MİLLİYE SÜVARİLERİ...  |||   Yaşar Aksoy, Çeşme'de Kuvayı Milliye kitabını imzaladı ve ''Çeşme Kıyılarında Kuvayi Milliye'' adlı bir konuşma yaptı.
  DİRİLİŞ EKONOMİSİ  |||  
  ECZACIBAŞI VE ŞİFA ECZANESİ  |||   Rahmetli annem, “Aç bakayım ağzını.. Ferit Dede verdi bak.. Sana iyi gelecek.. Pehlivan gibi olacaksın” deyip ağzıma bir kaşık balıkyağını boşaltıverirdi. İnanır mısınız?
  Kartal yuvası Çeşme  |||   Türkiye’nin her yeri kartal yuvasıdır.. Yaşadığım Çeşme de güçlü bir kartal yuvasına sahiptir.
  Hasan Tahsin’in Anlamı  |||   Gazeteci-Yazar Yaşar Aksoy, İzmir’in işgali sırasında Hasan Tahsin’in halkı direnişe çağıran konuşmasını anlattı.
  Kuvay- ı Milliye turlarım başlıyor   |||   Bu yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Kurtuluş Savaşı'mızın 90.yıldönümü anısına “Kuvayı Milliye Yılı” ilan edildi.
  Kuvayı Milliye Yılı Şiirler  |||   Kuvayı Milliye şiirlerimi her gün sitemizin tiryakileri ile paylaşacağım
  Sonsuz Adam  |||   Yenigün Gazetesi Kültür Sanat Yönetmeni Tufan Aksoy, İzmirli Gazeteci Yazar Yaşar Aksoy'la harika bir röportaj yapmış.
  Çanakkale kutlaması  |||   Ege’mizin güzide deniz gücü “Güney Deniz Saha Komutanlığı”, Çanakkale Deniz Zaferi anısına görkemli bir program hazırladı.
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
İbrahim IRMAK Yazıyor
Halı tamam, koltuk takımı bekliyoruz  - 17.05.2012 Evlenecek olanlar üzülmesin. Foça'da deniz dibinden halı,  Bodrum'un sosyete koyu olarak bilinen Göltürkbükü'nde plastik sandalye, şezlong, kapı ve araç lastikleri çıktı. bunlar bize yetmez. Koltuk takımı bekliyoruz. Mümkünse ceylan derili olsun...
Evlenecek olanlar üzülmesin. Foça'da deniz dibinden halı, Bodrum'un sosyete koyu olarak bilinen Göltürkbükü'nde plastik sandalye, şezlong, kapı ve araç lastikleri çıktı. bunlar bize yetmez. Koltuk takımı bekliyoruz. Mümkünse ceylan derili olsun...
Gazeteciler_gasteciler_haberhurriyeti
camavlukozak_mandra
Mesut_Tim_Kahramanlar
at yarislari
BAFİ K-9 KÖPEK ÇİFTLİĞİ
uyusturucu_dosyasi
Roportajlar
eczane
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti