Haber Hürriyeti. Türkiyenin En özgür haber portalı
22 Mayıs 2012 Salı Sık Kullanılanlara Ekle   Kullanıcı Girişi     Künye ve İletişim    RSS            Site içi arama :     
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Şehir ve Başkan
Spor
Kültür Sanat
Sağlık
Turizm
Magazin
 Beğen
Facebook Bizi Beğenin
Video Haber
HAKKARİ'DE EĞİTİM-SEN'DEN GREV ÇAĞRISI
TRABZONSPOR ALPER’İ ALMAKTA KARARLI
YÜKSEKOVA'DEKİ CİNAYETE 4 TUTUKLAMA
DİYARBAKIR'DA ÇATIŞMA: 5 GÜVENLİK GÖREVLİSİ YARALI
İTALYA'DA 6 ŞİDDETİNDEKİ DEPREM 6 CAN ALDI
BİNGÖL'DE ÇATIŞMA ÇIKTI
SOKAK KÖPEKLERİNE ZEHİRLİ KIYMA VERDİLER
POLİSE HEDEF ALANLARA TEPKİ
Prof. Dr. Ali GÜNGÖR
Ercüment ERKUL
Fikret KALMUK
Talat KIRCAN
Sedat PİŞİRİCİ
Erdal İZGİ
Nahit DURU
Dr. Mehmet Fuat ABUT
Zeynel KOZANOĞLU
Köpekleri Ne Kadar Tanıyorsunuz?
Köpek dediğimiz hayvanları ne kadar tanıyorsunuz? Bu hayvanların adını hakaret için kullanmak ne kadar yerinde?
21.05.2012
Tayfur GÖÇMENOĞLU
Yaşar AKSOY
Gölgeler Sergisi
Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
17.05.2012
Metin AYDINOĞLU
Ömründe hiç karı görmedin mi ?
(*) Kusura bakmayın bu kelimeyi, yurdumun abazaları sık kullanır. Onlar bu yazıyı zaten okumazlar, anlayacakları dil sadece bu, o yüzden kullandım, pardon...
21.05.2012
Hülya SEZGİN
40 dakika+28 yıl = Savaş Simitli
İlk kursiyerim geldi. Yaşlı ve tatlı bir bayan. "Kaç kursiyeriniz" var dedi. Bir an kimse "Daha kayıt olmadı" desem belki gidecekti. Birden ağzımdan 3 kişi deyiverdim...
15.05.2012
Dr. Cem AYDEMİR
Akın Kamacıoğlu
Barış Kudar
Hesaplar!..
Bugünlerde milyonlarca insanın ilgilendiği ve merakla beklediği bir gelişme Memur maaş zamları…
16.05.2012
Özlem ABUT
Vefasız mı, ''Yüce''mi bu millet?
Atamıza vefa borcumuzu öderken büründüğümüz ''cimri'' hallerimiz nedendir? Ulu önderimize anarak hakkımızı ödeyebilir miyiz?
21.05.2012
Av. Burhan ÖĞÜTCÜ
Prof. Tevfik DALGIÇ
Sedat KAYA
Yalçın KAMACIOĞLU
Beyhan BİÇKİN
POLİSE SALDIRINA MADALYA MI VERİYORLAR?
Bazen, "Acaba polise saldırana gizliden gizliye madalya filan mı veriyorlar da bu millet durup durup polise saldırıyor" diyorum.
20.05.2012
Maruf EVREN
Skip Navigation Links.
http://www.tema.org.tr
http://www.cekulvakfi.org.tr/
http://www.turcev.org.tr
http://www.millipiyango.gov.tr/sanstopusonuc.html
  
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Paylaş | Yazdır | Arladaşına Gönder Bayram gülücükleri..

Bayram gülücükleri..

Meğerse ben, öteden beri, belki 30 yıl kadar asık suratlı dolaşan, yazıp çizen biriymişim. Oysa suratımın berbatlığından hiç haberim yoktu, kimse de beni hiç uyarmadı, “Yav, biraz gülüversen ne olur sanki?” diye azıcık serzenişte bulunan hiç çıkmadı ki!..
Zaten zavallı anam da kızınca, babama, “Kem surat” derdi.. Babamın bir kere şöyle bir kahkaha attığını duymadım, ama yaşı 90’ı geçince buruşuk yüzü sırıtmaya hep yatkındı.. Beş yıldır ayrıyız, o kabirde ben ise Açıkhava kabristanında.. Neyse.. Onu çok özledim..

Dönelim konumuza..
1970 ile 2000 yılları arasındaki gazetecilik serüvenimizde hep asık suratla işe gidip gelmişiz, konferanslarımızda, panellerde aynı asık suratla arzı endam etmişiz; arkadaş toplantılarında, meyhanelerde yine bet bir görüntü sergilemişiz. Eski fotoğraflarıma bakıyorum da, hep kasılıp kasılıp düğüm olmuş suretim.. İnsan bir kere gülüvermez mi?.
.
Halbuki çok matrak adamımdır..
İçimden şamata, gırgır, makara gırla gider; demek ki dışarıya yansıtamamışız. Devlet adamı pozunda, ağır entellektüel, çok bilmiş ukala tipinde boy göstermişiz her yerde.. Tüh Allah cezamı versin, iyi mi?..
Yeni Milenyum’a girerken (2000’li yılların başı), bir akşam hiç tanımadığım hatunun biri karanlık bir Alsancak barında yanağımdan bir kesme alıp, “Ulen sen bayağı şeker bişisin, neden hiç gülümsemezsin, oysa pek güzel olacaksın, gül biraz ulen..” der demez, kafama dank etti.
Evet ben mendebur bir adamdım, hiç gülmezdim, vatan kurtarıcısıyız ya, işte ondan!... Tüh Allah cezamı versin iyi mi?.. Kimbilir kaç hatun niyetlenip, suratımızdan korkup gerisin geri kaçtı acaba, kaç tane ha?..
          * * *
Aynı haltı yazılarımda da yedim. Hep asık suratlı, ağır bilgiler taşıyan, kurtarıcı mesajlar içeren, basın bildirisi gibi veya devrim konseyi kararları gibi yazılar yazdım durdum. İzmir’i anlatan romantik yazılarımda dahi ciddiyet, edebi ağırlık ve kültürel dayatma vardı. Yahu biraz matrak şeyler sıkıştırsaydım ya, gezi, sanat, kültür, tarih yazılarımın arasına veya söyleşilerimin birkaç yerine..
Bir büyük edebiyatçı ile, mesela Aziz Nesin ile söyleşi yapıyorum, niçin çok ama çok ciddi memleket meseleleri baştan sona akıp gitti söyleşimde?.. Niçin adamla biraz dalga geçmedim?.. Veya rahmetli Ordinaryüs Profesör Ekrem Akurgal ile veya rahmetli Ahmet Adnan Saygun ile diz dize söyleşi yaparken azıcık zıptıkçılık yapıp, makara sorular niçin sormadım?
Vallahi yapmayı düşünmedim bile, yapamazdım, bu büyük adamların yanı başında gırgıra yatamazdım ki.. Ama hep hayatım böyle akıp geçti; hiç salkım saçak milleti güldürecek konulara katılmadım ve bu tür yazılar yazamadım.

Oysa, ahhh bir bilseniz öyle bir matrak kalemim vardır ki, okuturken işetirim adamı.. Müthiş bir karikatür ve fıkra koleksiyonum vardır. Fıkra kitaplarım bir büyük kütüphaneyi kapsar. Her hafta Gırgır, Fırt, Mırt, Leman, Nebahat, Uykusuz, Uyurgezer, Cebi Delik veya bilmem ne gibi bir sürü karikatür dergisi alır, onları en küçük ayrıntısına kadar okur, sonra içlerinden en iyi karikatür veya fıkrayı alıp, özenle büyük boy harita-metod defterlerine yapıştırırım. Böylesine 60 kadar defterim var. İyi mi?.. Kendi halimde matrak matrak yaşarken, hayatın hep matrak taraflarını bir kenara kaydederken, elime kalem alıp normal yazılarımı yazarken bir anda kendimi köftehor İkitelli yazarları gibi ciddi konuların içinde bulmam, ne kadar büyük çelişki değil mi?..
       
                    * * *
Bir zamanlar Yeni Asır’da komşu odalarda çalıştığımız rahmetli cennet mekan ve Matrakistan Padişahı “Eflatun Nur” ve “Gıcık” isimli bir ekibin genç fırlamalardan oluşan ekibini çok kıskanırdım. Ben ciddi şeyler yazıyorum, ama öte odada Cemal İlkbahar, Mümin Durmaz, Zafer Güven, Halil İbrahim, Sezer, Hakan Boyav (şimdi ünlü dizi film aktörü), Sadık Pala, Bahar Silkü, harala gürala dünyayla matrak geçip, “Gıcık” isimli karikatür dergilerini hazırlıyorlar, her Pazar ek olarak verdiğimiz. Nasıl da kıskanırdım onları. Romy Schneider isimli dünya güzeli bir film yıldızı ölmüş, ardından bir haftalık romantik bir dizi yazmışım, yayınlanmış, ama uyuz yazı işleri müdürü bu kez beni Ege’nin ücra köşelerine Evliya Araştırması’na göndermiş, üstelik iki akşamda bir Ramazan Sofrası Sohbeti için gazeteye başvuran mütedeyyin ailelere konuk olup, dini sohbetler yapacakmışım. Ulan öte odadaki fırlamalar, Özal’ın poposu veya göbeği ile dalga geçiyorlar, ben Susuz Dede veya Soğan Dede kimmiş diye taban tepiyorum. Ah bilseniz neler çektim, üç kuruşluk ekmek param için, ahh bir bilseniz..

O zamanlar hep hayaller kurardım. Bir zengin olsam, bu çocukların hepsini toplayıp, Ramazan Topu gibi şiddetli bir mizah dergisi çıkarsam diye.. O yüzden Duvar Gazetesi yaratıcısı ve mizah yazarı rahmetli Nihat Paykoç’tan çok taktik almıştım.
Bana çıkaracağım mizah dergisi için isimler önermişti hatta.. Neler mi önermişti? İşte şunları: “Çakıcı Efe, Bombacı Efe, Zeybek Kahkahası, Hicivci Efe, Hacivat Efe” gibi filan..
Bu Nihat Paykoç ta kafayı efelerle bozmuştu.. Kendini, Yörük Ali Efe’nin kızanı mı sanırdı?.. Zaten efe gibi adamdı, ağır  heybetli ve gallavi.. Bunlar Şair Eşref soyundan gelen hep muhalif, ağır siyasi hicivcilerdendi.. Nur içinde yatsınlar..
Halbuki ben yalnızca iktidardaki godoşlara değil, hayata, doğaya, alemlerin hepsine, kendimize, çevremize, velhasıl kainata da posta koyarak makaralar yaratan bir mizah türü düşünüyordum. Derginin ismini bile bulur gibiydim. Bir çok adayım vardı: “Kelle Paça, Yallah Fıttırık, Boş İşkembe, Boksuz Kokoreç, Parçala Dursun, Babaların Şamı, Tanju ile Zeki’nin Aşkı” gibi zıpır isimler arzuluyordum.

Hâlâ arzularım.. Bir zengin olsam, vallahi billahi bir mizah dergisine soyunurum.
Durun bakiiim.. Yahu, derginin ismi “Vallahi Billahi” niye olmasın?
Yahut “Yalelli” de olabilir..
Keh.. Keh.. Keh..
       
  * * *
Neden böyle abuk sabuk bir yazı yazdım?
Çünkü müdürüm İbrahim Irmak benden azıcık mizahi-pembe bir Bayram yazısı istedi; hep Atatürk, Cumhuriyet, vatan, millet, Hasan Tahsin, Sarıkamış faciası, Çanakkale bombaları gibi yazılar yazmayıver, arada rahat bi şeyler karala dedi; iyi de etti; canım kurban ona, öyle bir yazı yazarım ki işetirim vallahi milleti, bayram maryam dinlemem.

Hadi girelim bakalım Bayram muhabbetine.. Benden birkaç fıkra ile hoş geldiiiiiiiiniz sevgili okuyucularımız.
Efendim, Temel’in ilk kez çocuğu olmuş, veledi kucağına alıp sevmeye başlamış:
- Amanda nonoşum, ne datlı bişisin sen bakayum.. Bıdı bıdı seni..
Sonra Fadime’ye dönüp sormuş:
- Ule Fadime.. Bu kerata kime benziyo yav?.. Sana mu, bana mu?..
Fadime oralı olmamış..
Temel üstelemiş:
- Yahu söylesene.. Kime benzer bu yavrucumuz?
Fadime ıkına sıkına cevap vermiş:
- Boşver, sen oni tanımıyon zaten!..
Keh.. Keh.. Keh..
        
                    * * *
Temel yukardaki olaydan bir şey anlamamış. Veya keleğe yatmış. Hiç maraza çıkarmamış. Aradan bir iki yıl geçmiş. Fadime’nin karnı şişmiş, bir çocuk daha doğurmuş. Bu kez veled, kömür siyahı bir zenci imiş..
Temel, çocuğu kucağına almış, evirmiş çevirmiş, şaşırıp kalmış, başlamış söylenmeye.
- Uyy Fadime.. Ben zenci değil, sen zenci değil.. Bu kerata neden zenci çıktı ki?..
Fadime başlamış bağırmaya, söylenmeye..
- Balığa çıkarsın aylarca eve gelmezsin.. Bir taraftan tarlaya gittim, öte yandan çocuğa nasıl bakacam?.. Tuttum bir zenci süt anası.. O besledi bebeği.. Arabın sütünü içe içe karardı yavrumuz.
Temel bir şey anlamamış.. Koşmuş gitmiş hemen anasına:
- Anacığım böyle böyle oldi, şöyle şöyle dedu Fadime, hiç olir mi, hiç olir mi?.. Benim veled kararır mi?..
Anası “Olir.. Olir.. Olir” diye başlamış söylenmeye.
- Nasıl olir anacum?
- Uyyy Temel.. Ben de, seni inek sütü ile beslemedim mi?.. Bak o hıyar kafandan kocaman boynuzların çıkmadi mi?
Kehh.. Kehh.. Kehh.. Kehh..
      
          * * *
Sevgili okuyucularım, sütunu cıvıtmadık değil mi?.. Hep ağır tumturaklı şeyler yazan çakma üstadımız, neden böyle cıvıdı diye beni eleştirmiyorsunuz değil mi?..
Vallahi memleketin hali pürmelalini izleyince içim öylesine kararıyor ki, bayram vesilesidir dedik, İbrahim Irmak’ın önerisi doğrultusunda biraz gırgır yapalım dedik.

Ne yapayım?..
Adam, İzmir Hatay’ın ortasından PKK bayrakları ile geçip, şamata, gerilla, arabayla milletin üstüne saldırma, hoyratlık, vahşilik gösterisi yapıyor, kanlı iç savaş provası gerçekleştiriyor. Protesto edilince de, koca şanlı İzmir’e “Faşist İzmir” diye içini kusuyor.
Ben de onların yedi sülalesine hoşttt diyorum..
           
           * * *
Adamın biri kekeme imiş.. Ama milyonda bir cümleyi doğru söyleme adeti de varmış. Patronu onu çağırıp, postaneye göndermiş:
- Türk Telekomünikasyon dergisi geldi mi, geldi ise şirket olarak abone olmak istiyoruz, demesini emretmiş.
Adam postanede sıraya girmiş. Posta memuru ile karşı karşıya kalınca, başlamış kekelemeye:
- Tü.. Tü.. Tü..
Bir daha tekrarla demiş postacı:
- Tü.. Tü.. Tü..
Sonunda memur kızmış, “Kağıda yazıversene derdini bu adam”, demiş. Kekeme aniden sevinmiş:
- Bi.. Bi.. Bi.. Dakka.. Söylicem galiba, demiş.
- Söyle çabuk!
- Türk Telekomünikasyon Dergisi geldi mi?.. Geldi ise abone olucaz!
Kekemenin cümlesinin tam ortasında, memurun cep telefonu çalmış. Karısı 250 gram pastırma, azıcık turşu ve bir koli yumurta siparişi vermiş. Memur kekemeye sormuş:
- Be adam, lafını kaçırdım, neydi?
- Tü.. Tü.. Tü.. Tü Allah belanı versin!

            * * *
Sevgili okuyucularım hepinizin ve tüm Tü.. Tü.. Tü..Tüm Türk milletinin bayramını kutlarım. Soyadı Türk olan kışkırtıcıya, yani İzmir’i faşist ilan eden toprak ağasına da sözüm var:
- Tü.. Tü.. Tü.. Tü  Allah, İzmir kadar kafanıza taş düşsün.

YAŞAR AKSOY / 26 KASIM 2009



Yazının Yorumları
Yaşar Aksoy - Çeşme diyorki : " Teşekkür.. "
Bucalı Neco'nun, Alphan Çapan'ın, Mehmet Altın'ın bayramlarını en içten duygularla kutlarım..
30.11.2009 12:07:24
bucalı neco - ankara diyorki : " Hepsi bir arada olmuş "
Yaşar bey kahve reklamlarındaki gibi ikisi-üçü bir arada değil """"" HEPSİ BİR ARADA, TADI DİMAĞIMIZDA"""" olmuş...Çok güzel bayramlık yazı için teşekkürler...
29.11.2009 17:10:10
Alphan Çapan - İzmir-Hatay diyorki : " Güldük "
Hep böyle yaz babalık..
28.11.2009 17:47:38
Mehmet Altın - İstanbul diyorki : " Tebrikler "
tebrikler
28.11.2009 15:07:32
Yazıya Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız ve Rumuz :   Yaşadığınız İl :
Başlık :  
Yorumunuz :  
   
Yorumu Gönder !                     Vazgeç  
 
// Diğer Yazılar //
  Gölgeler Sergisi  |||   Neslihan Karaağaç, Gölgeler sergisini, 24 Mayıs 2012 Saat 18.30’da İstanbul’un seçkin galerilerinden Beyoğlu Pi Artworks’ta açıyor.
  Yılın Karşıyakalıları  |||   Karşıyakalı Sivil Toplum Kuruluşları’na teşekkür ediyorum. Biz, bize selam verenlere şükran borçluyuzdur.
  Anneler günü  |||   Yaşar Aksoy, tanınmış Araştırmacı-Çevirmen Nazif Bozatlı ile “Anneler Günü Tarihçesi”ni ve kendi annesi Simavlı Sabahat Hocanımı konuştu.
  Balıklıova Köy Tiyatrosu’nu alkışlıyoruz  |||   “Balıklıova Köy Tiyatrosu” kuruldu... Prof. Semih Çelenk yönetimindeki oyuncular Rumuz Goncagül’ü sahneliyor..
  Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf şöleni  |||   Ünlü gazeteci ve televizyoncu Korcan Karar, Gediz Üniversitesi’nde fotoğraf sergisi açtı. Ustası Zeki Pordoğan konferans sundu.
  Halikarnas Balıkçısı’na merhaba  |||   Halikarnas Balıkçısı Anadolu’da yaşayan halkımıza uygarlık, çağdaşlık ve evrensel-ulusal-barış yolunda ışıltılı bir “düşünce hazinesi” sunmuştur..
  Karşıyaka 8 yılda çağ atladı  |||   Karşıyaka Belediye Başkanı yürürlüğe soktuğu 250 projeyi sundu.. Bu yaptıklarına sahile tramvayı eklesin Bana yeter..
  Çiftlikköylüler..  |||   Bizim Çeşme Kartal-Pençesi Beşiktaşlılar camiasında, Atilla abi ve Süleyman Atagöz abi, “Çiftlikköylüler” kod ismi ile tanınırlar.
  Atilla Sertel’in adaylığı..  |||   İki azgın gurup iktidar kavgasında yumurtaları tokuşturmuşlar, bir tarafın yumurtası çatır çatır çatlamıştı.
  Balbay’ın milletvekili adaylığı  |||   Mustafa Balbay milletvekili adaylığını açıkladı. Yeni bir Kasım Gülek, yeni bir Ecevit, yeni bir Kılıçdaroğlu gelmiyorsa, alnımı karışlayın..
  Yahya Kemal Ergenekoncu mudur?  |||   7 Mart 2011 Pazartesi günü, İzmir’de Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı önünde İzmirli gazeteciler olarak toplandık, olan biteni Hasan Tahsin’e şikayet ettik.
  Okuyucudan özür diliyorum..  |||   Haberhürriyeti okuyucularından öncelikle özür dilemem gerek.. Tam tamına Ağustos ayından beri ortalarda gözükmüyorum.
  Balıkçının Balbay'ı  |||   Gazetemizde daha önce Çeşmeli bir balıkçının Mustafa Balbay sevgisini yazan yazarımız Yaşar Aksoy, şimdide Balbay'ın o balıkçı için ne dediğini yazdı.
  Yüzbaşı Selahattin’in yoldaşı..  |||   Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, İlhan Selçuk tarafından kaleme alınarak yayına hazırlanan bir kurtuluş savaşı belgesel romanıdır.
  İzmirlilerin İstanbul dayanışması  |||   İzmir’de doğdular, meltem kokusuyla büyüdüler sonra rüzgar onları İstanbul'a savurdu. Yıllar sonra buluştular ve bir dayanışma gurubu kurdular.
  İstanbul'daki anam  |||   Bir süredir İstanbul'dayım.. Ama gözlerimin önünden hep rahmetli anam akıp geçmekte.. Anneler Günü için bir şiir yazdım.. Okuyucularımla paylaşmak isterim..
  İzmir Kitap Fuarı’na merhaba!  |||   Bu yılki TÜYAP İzmir Kitap Fuarı’nın “Onur Konuğu”nu önce size tanıtmalıyım. YÜKSEL PAZARKAYA...
  İzmir'i kim yaktı?  |||   İzmir'le ilgili dev bütçeli bir dizi filmde ortaya atılan iddialar ilk değil. Çeşitli mekanlarda son zamanlarda gündeme gelmeye başladı.
  Manisa Mesir’i 470 yaşında  |||   Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan’ın hastalığını tedavi etmek için “Merkez Efendi” isimli bir bilgin tarafından yaratılan Mesir Macunu 470 yaşında
  Balıkçı'nın Balbay sevgisi..  |||   - Sana soruyorum.. Şu Balbay var ya.. Ne yaptı bu çocuk?.. Ne güzel anlatırdı NTV'de.. Emin Çölaşan, Yavuz Donatla konuşurlardı.
  Güldal Mumcu'ya içim acıdı..  |||   Benim için "Uğur Mumcu", tıpkı İzmir'de kuvayı milliye'nin ilk kurşununu atan Gazeteci Hasan Tahsin gibi bir vatan şehididir..
  Tekel Direnişi  |||   Binlerce el buluştu. Tek el oluştu. Yumruklar kaynaştı. Tutuşturdu vatanı işçiler..
  Gazeteciler Günü..  |||   Her 10 Ocak günü Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlarız.. Bir yıl boyunca harcadığımız emeğin karşılığını da, Hasan Tahsin Ödülü'nü kazanınca görürüz..
  Yılbaşı Geyiği..  |||   Laz feminist ne yapmış? Yılbaşı neden 1 Ocak'tır? Peki nasıl kutlayacaksınız: 1-Adam gibi mi? 2-Hayvan gibi mi? Yoksa, 3-Ot gibi mi?
  İzmir'in Kimliği  |||   Uygarlık, ilk kez bu kentin rıhtımından kalyonlara yüklenerek denize açıldı. Çünkü Antik çağda bilimin, felsefenin, şiirin, sanatın, mimarinin merkeziydi bu kent.
  Bayram gülücükleri..  |||   Meğerse ben, 30 yıl kadar asık suratlı dolaşan, yazıp çizen biriymişim. Halbuki çok matrak adamımdır.. İçimden şamata, gırgır, makara gırla gider...
  Yılmaz Özdil'i hala okumadınız mı?  |||   Yazı işlerinde en alt düzeyden emek harcamaya başladı. Kısa sürede Genel Yayın Yönetmeni oldu. Çalışkan, sağlam karakterli idi..
  Balbay'ı okulunda düşündüm..  |||  
  CUMHURİYET BİLİNCİ  |||   Çocuklarımızı korumanın yolu Cumhuriyet'i korumaktan geçer. Cumhuriyet atalarımızın mirası, önderimiz Atatürk'ün ilkeleri üzerine kurulu var olma bilinçimizdir.
  KUVAYI MİLLİYE SÜVARİLERİ...  |||   Yaşar Aksoy, Çeşme'de Kuvayı Milliye kitabını imzaladı ve ''Çeşme Kıyılarında Kuvayi Milliye'' adlı bir konuşma yaptı.
  DİRİLİŞ EKONOMİSİ  |||  
  ECZACIBAŞI VE ŞİFA ECZANESİ  |||   Rahmetli annem, “Aç bakayım ağzını.. Ferit Dede verdi bak.. Sana iyi gelecek.. Pehlivan gibi olacaksın” deyip ağzıma bir kaşık balıkyağını boşaltıverirdi. İnanır mısınız?
  Kartal yuvası Çeşme  |||   Türkiye’nin her yeri kartal yuvasıdır.. Yaşadığım Çeşme de güçlü bir kartal yuvasına sahiptir.
  Hasan Tahsin’in Anlamı  |||   Gazeteci-Yazar Yaşar Aksoy, İzmir’in işgali sırasında Hasan Tahsin’in halkı direnişe çağıran konuşmasını anlattı.
  Kuvay- ı Milliye turlarım başlıyor   |||   Bu yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Kurtuluş Savaşı'mızın 90.yıldönümü anısına “Kuvayı Milliye Yılı” ilan edildi.
  Kuvayı Milliye Yılı Şiirler  |||   Kuvayı Milliye şiirlerimi her gün sitemizin tiryakileri ile paylaşacağım
  Sonsuz Adam  |||   Yenigün Gazetesi Kültür Sanat Yönetmeni Tufan Aksoy, İzmirli Gazeteci Yazar Yaşar Aksoy'la harika bir röportaj yapmış.
  Çanakkale kutlaması  |||   Ege’mizin güzide deniz gücü “Güney Deniz Saha Komutanlığı”, Çanakkale Deniz Zaferi anısına görkemli bir program hazırladı.
 
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gündem
Çevre
Ekonomi
Siyaset
Yaşam
Eğitim
Dünya
3. Sayfa
Spor
Künye ve İletişim
Skip Navigation Links
Yazarlarımız
Basından Seçme
Kültür Sanat
ÇizgiYorum
Resim Galerisi
Üyemiz Olun
Çevre Klübü
İbrahim IRMAK Yazıyor
Halı tamam, koltuk takımı bekliyoruz  - 17.05.2012 Evlenecek olanlar üzülmesin. Foça'da deniz dibinden halı,  Bodrum'un sosyete koyu olarak bilinen Göltürkbükü'nde plastik sandalye, şezlong, kapı ve araç lastikleri çıktı. bunlar bize yetmez. Koltuk takımı bekliyoruz. Mümkünse ceylan derili olsun...
Evlenecek olanlar üzülmesin. Foça'da deniz dibinden halı, Bodrum'un sosyete koyu olarak bilinen Göltürkbükü'nde plastik sandalye, şezlong, kapı ve araç lastikleri çıktı. bunlar bize yetmez. Koltuk takımı bekliyoruz. Mümkünse ceylan derili olsun...
Gazeteciler_gasteciler_haberhurriyeti
camavlukozak_mandra
Mesut_Tim_Kahramanlar
at yarislari
BAFİ K-9 KÖPEK ÇİFTLİĞİ
uyusturucu_dosyasi
Roportajlar
eczane
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti
Haber Hürriyeti