17.08.2009 12:00:00
Orkinos Çiftlikleri'nin Kapalı Koy ve Körfezlerde kurulması ve etkilerinin değerlendirilmesi:
İlimizin Urla ilçesi Sığacık Körfezi 10 numaralı potansiyel balıkçılık alanı olarak seçilmiştir. Bu alana Orkinos besiciliği yapmak amacıyla başvurular yapılmakta. Çevre Kanunu'nun 10. maddesi ile gündeme gelen Çevresel etki değerlendirme, 2003 yılında yayımlanan ÇED yönetmeliği ile Bakanlığın görevleri arasında sayılan Halkın Katılımı toplantıları yapılır. Toplantılarda ruhsat başvurusunda bulunan özel veya tüzel kişiliğe ait işletmenin ayrıntılarıyla sunumu yapılır. Yapılan sunumlarda mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınır.
Asıl olan yaşamın sürdürebilirliği, ortamın değişkenliği, çevresel etkilerin gerçek tanımları görmezden geliniyor. Bunda en etkin olan unsur yaşamın sürdürülebilirliğinden ziyade işletmenin karlılığının ön plana çıkması, mevzuatın uluslararası standartlara taşınmasında ve uygulanmasında ortaya çıkıyor. Halkın katılımı toplantısı mevzuat gereği yapılması gerekir. Toplantı sırasında yapacağınız itirazların haklı gerekçeleri, Yasal, Anayasal ve Uluslar Arası Hukuktan Temel alan tanımlamaları olmalıdır.
Orkinosların başlangıç ağırlığı 667 ton olan bir işletmeyle ilgili olarak değerlendirme yapmak gerekirse. Vücut ağırlığının yüzde 5 oranında yem yiyeceği dikkate alındığında günlük 33.35 ton. Bu yemin yenmesi karşılığı kilo artışı aylık olarak vücut ağırlığının yüzde 7 olduğu göz önüne alınırsa günlük 1.55 ton. Yemden günlük arta kalan miktar 31.79 ton. Taze yem kullanıldığından yemin yüzde 80'nini su olarak düşünmek lazım. Geri kalan 6.67 kuru madde alınan kilonun tamamı kuru madde olarak düşünseniz bile atık 5.12 ton. 20 tonun üzerinde idrar. Geri kalanı dışkı olarak dışarı salınacak. Dışkının içeriği ¾ ü su, 1/4ü katı madde dışkının katı kısmını epitelyum hücre döküntüleri, ölü bakteriler, sindirilmemiş yağ, protein, inorganik maddeler, sindirim salgılarının artıklarından oluşur. Dışkının kokusunu bakteriyel aktivite sonucu indol, merkaptan, skotol ve hidrojen sülfit gibi maddelerin bulunmasıyla ortaya çıkar. Balıklarda boşaltım Amonyak solungaçlardan; böbreklerle idrar olarak yapılır. Balıkların böbrekleri idrarı yoğunlaştıramaz. Dışkılama miktarını insan popülasyonun ki ile karşılaştırırsak: Bir insan günlük ortalama 150-250 gr. dışkılama yapmaktadır. Ortama salınan dışkı miktarından hareketle sayısal olarak ortalama 20000-34000 insana karşılık gelmektedir.
Canlıların vücut ağırlığının 1/13 ü oranında kan vardır. Hayvanların besi sonu kesilmesi ve parçalanmasıyla son ağırlık göz önüne alındığında 1000/ 13=77 ton kan ortaya çıkacak ve ortama salınacaktır.
Yemleme sırasında yemin çözünmesiyle ve dışkılamayla dışkının çözülmesiyle su yüzeyinde yağ tabakası oluşmaktadır.
FAO adına; Profesör Carmela Agius tarafından Akdeniz’ deki Balık Çiftliklerinin Açık Denize taşınmasıyla ilgili açıklamada; Kıbrıs ve Matla’ da bu uygulamanın yapıldığı belirtilmiştir. Orkinos çiftliklerinin derinliği en az 50 metre olan açık denizlere alınması gerektiği. Gel git olayları olmadığı, su kütlesinin yer değiştirmesinin çok az olduğu Akdeniz’ de balıkçılığın geleceğinin olmadığını bildirmektedir. Yapılan tespitlerinde kıyıya yakın çiftliklerin çevresel stres unsuru olduğunu bildirmektedir.
FAO adına; Patrick White tarafından “Su ürünleri Yetiştiriciliğinin Kaynaklar ve Diğer kullanıcılar Üzerine Etkisi” konulu açıklamalarında. Nütrient dengesinde bozulma olduğu, Bozulmanın çevresel etkilerinin Kimyasal olarak Oksijen azalması, ilaç ve tedaviler, Biyolojik olarak dışkı, yem atıkları, genetik ve biyoçeşitliliğin bozulması olarak bildirilmektedir. Etkileme alanının 3 Km. yarıçaplı bir alan olarak gözlendiğini de bildirmektedir.
Ayşe Gündoğdu, Oylum Gökkurt, Melek Ersoy Karaçuha tarafından yapılan bir çalışmada “Sucul Ekosistemde Mikroorganizmaların Kimyasal Maddelerle Olan İlişkisi” incelenmiş ve nutrient artışı ile bakteri popülasyonu arasında ilişkinin olduğunu ve sıcaklık, nutrient miktarındaki artışın bakteri popülasyonunu arttırdığını bildirmişlerdir.
Fazladan ortama salınan organik artıklar bakterilerin etkileriyle parçalanmakta nitritlere dönüşebilmektedir. Parçalanmayan suda asılı kalan parçacıklara tutunabilmektedir. Aminlere ve Nitrozaminlara dönüşümler oluşabilmektedir. Oluşan yeni canlı ortamı oksijeni tüketmektedir. Anaerobik ortam oluşmakta bu da mevcut ekosistemi ortadan kaldırabilmektedir. Poseidonların, yerli balıkların ortamda yaşaması, yerel balıkçılığın devamı mümkün gözükmemektedir.
Çevresel kirlilik, o ortamda bulunmasıyla birbirinin ihtiyacını sağlayan unsurlardan birinin veya birkaçının artışının oluşmasıyla tanımlanmaktadır. Artışın oluşmasından sonra geri dönüşüm olmamaktadır. Bu noktadan sonra sağlık problemleri başlamaktadır. Her canlının sindirim sisteminin sürdürebilmesinden, derisinin sağlığına, mukozalarının sağlığına barındırdığı patojen olmayan bakteriler yardımcı olmaktadır. Bu bakteriler ortamın değişmesiyle patojen hale geçebilmektedir. Suda asılı duran parçacıklara tutunan azot bileşikleri insanlarda ve hayvanlarda deride, gözlerde alerjik reaksiyonlara, mide, bağırsak, karaciğer enfeksiyonlarına neden olabilmektedir.
Peki, bu artıklar ortamdan nasıl uzaklaştırılacak? İşletme raporlarına bakarsak; dalgıçlar tarafından atıklar toplayacak ve ana gemide bulunan soğuk hava deposundaki atık deposuna konulup yem fabrikasına iade edilecek.
Sonuç olarak, FAO adına yapılan bir proje çerçevesinde yukarıdaki açıklamalar, nutrient artışının insan ve hayvan sağlığına etkileri dikkate alınmalıdır. Kapalı koy ve körfezlerde 30 metre derinlik, kıyıdan 1000 metre uzaklık içinde yapılan raporlama hesaplamaları bilimsel çalışmalarla uzlaşmamaktadır. Hayvanların kanlarının sucul ortama salınması 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununa aykırıdır. Hayvanların dışkı, idrar yaparak çıkardıkları artıkları dalgıçlar yardımıyla gemilere alıp ortamdan uzaklaştırmak uygulanabilir bir yöntem değil sadece temenni niteliğinde bir beklentidir. Bu haliyle Orkinos çiftliğinin Kapalı koy ve körfezlerde; derinlik ve kıyıdan uzaklık temel alınarak üretim yapmaları ve hayvanların kanlarının sucul ortama salınması uygun değildir.
Yekta Ünsal
Veteriner Hekim
Hayvan Hakları İçin Veteriner Hekimler Derneği
|