19.06.2009 01:00:00
Serhat Kaner: Model, oyuncu müzisyen. Ona Türkiye'nin Elvis'i diyorlar. Her etkinlikte baştacı ediyorlar. 14 yaşından beri sahnede ama asıl albümü yeni geliyor. Müzik yazarımız Taylan Yeşildağ bu kez yıllardır notalarla oynaşan, müziğin tınılarıyla kaynaşan Serhat Kaner'le konuştu. Buyrun müzik dolu satırlara.
HABER HÜRRİYETİ : Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.
H . H : Türkiye'de Yerli Elvis diye tanınıyorsunuz. Bu yakıştırma hoşunuza gidiyor mu yoksa bundan rahatsızlık duyduğunuz dönemler oldu mu ?
S . K : Aslına bakarsanız, benim yorumladığım oldies, opera aryaları, napoliten, caz, country, rock'n roll, soft rock, blues ve müzikaller gibi birbirinden farklı bir çok tarz ve sanatçı var, Elvis Presley bunlardan sadece bir tanesi. Ancak Elvis hem benim için, hem de müzik dünyası için, her zaman herkesten farklı bir yerdedir çünkü rock’n roll’u o yarattı ve bugün bu müziği yapabiliyorsak, ona ve bu müzik türü için verdiği savaşa çok şey borçluyuz, o rock’n roll’un kralıdır. Benim sesimin kendiliğinden Elvis’e benzemesi nedeniyle Elvis etkinliklerinden çokça davet almaya başladıkça ve yurtdışında da bütün yabancılar beni “Elvis” diye çağırmaya başlayınca, sanki sadece Elvis yorumluyormuşum gibi bir durum ortaya çıktı. Tek dezavantajı, zaman zaman diğer yönlerimin arka planda kalması olabiliyor. Ama onu çok seviyorum, benim idollerimden biridir.
H . H : Müthiş bir sahne şovu ve çok iyi bir yorumlama yeteneğiniz var. Serhat Kaner bu özelliklerini ne zaman keşfetti ve bu doğrultuda gitmeye nasıl karar verdi ?
S . K : 14 yaşımdan beri şarkı söylüyorum. İlk olarak Beatles yorumlayarak bu işe başladım. Çevremin cesaretlendirmesiyle, neredeyse 2 hafta Pavarotti şarkılarına çalışarak konservatuar sınavına katıldım ve yarı zamanlı şan bölümüne birincilikle girdim! Sahneye gelince bunun birçok nedeni var. Opera okuduğunuzda zaten sahne eğitimini de almak durumundasınız. Bunun yanı sıra yakın akrabam olan rahmetli Oğuz Aral’in bana verdiği tiyatro ve drama dersleri de çok ciddi olarak bana fayda sağladı. Diğer yandan, Ahmet Ertegün uzaktan akrabamızdı, rahmetli olmadan bir süre önce telefonda konuştuk, Atlantic Records’da birlikte yapabileceğimiz bir proje vardı. Maalesef ömrü yetmedi.
H . H : Yurtdışında birçok deneyiminiz oldu. Biraz bu deneyimlerden bahseder misiniz ?
S . K : Yurtdışında beni en çok etkileyen şey, sahnede şarkı söylerken, hangi millete ait şarkıyı söylüyorsam, beni o milletten sanmalarıydı. Diğer yandan, yabancılar eğlenmesini gerçekten biliyorlar. Biraz tereciye tere satmak gibi olsa da, onların kendi müziklerini onlara okuyordum, ancak inanılmaz beğeni alıyordum. Yurtdışında bir çok Amerikan ve Türk konsolosluk geceleri, Cumhuriyet baloları ve özel davetlerde şarkı söyledim. Bir cumhurbaşkanının evinde özel davetinde de sahne aldım. Ayrıca Elvis’in ölüm ve doğum günlerinde düzenlenen büyük çaplı konserlerde tek sanatçı olarak performans sergiledim. Birçok TV ve radyo programlarına konuk olarak katıldım. Elbette bir çok otel, bar ve clublerde de sürekli performanslarım vardı. Bakü’de yaşayanların neredeyse üçte biri yabancı olduğundan, benim yaptığım müzik oldukça gözdeydi. Belçika’da kanserli hastalara müzikle terapi konusunda bir hastanede hastalara sürekli gönüllü müzik yaptım ve ayrıca bir kilise korosuna da gospel eğitimi için devam ettim. Almanya’da yine birçok yerde programlarım oldu. Bu anlamda ülkemi iyi temsil ettiğime inanıyorum.
H . H : Biliyoruz ki Serhat Kaner sadece müzisyen değil . Birçok alanda başarıları ve deneyimleri var. Bilmeyenler için mümkünse biraz anlatır mısınız ?
S . K : Daha genç yaşlardayken uzun zaman modellik ve oyunculuk yaptım. Birçok dizide uzun zaman rol aldım ve bunun yanı sıra çeşitli reklam filmlerinde de oynadım. Ayrıca önemli markalarının katalog ve podyum mankenliklerini de yaptım. Yurtdışında da katalog mankenliğine devam ettim, bazı kliplerde oynadım. Ancak şu an vakit bulduğum sürece sadece oyunculuğu devam ettirmek niyetindeyim. Önümüzde bazı dizi projeleri var, halen görüşmeler devam ediyor.
H . H : Rock ' n roll repertuarınız çok geniş ve bu kültürü bu kadar güzel yorumlamanız şaşılacak bir durum. Doğrusu sizi ilk dinlediğimde Türk olmanıza inanamamıştım. Bu durum aileden gelen bir durum mu yoksa Serhat Kaner'in başka bir sırrı mı var ?
S . K : Daha önce anlattığım gibi aslında beni dinleyen yabancılar da kendi milletlerinden sanıyorlardı. Aslında bunun birkaç sırrı var. Birincisi, eskilerin o saf ruhunu taşıyorum ve şarkıyı laf olsun diye söylemiyorum, yaşayarak söylüyorum. Bu ruhu kaybetmemek önemli. Diğer yandan opera ve ses eğitimi aldığınızda müzikal diksiyonunuz zaten düzeliyor. En önemli faktör ise, çocukluktan beri bu şarkılarla büyüdüm ve 3000’den fazla şarkı ezberimde, kafamda hepsini biliyorum. Şarkıyı da hakkını vererek söylemeyi seviyorum. Daha küçük yaşlarda gerek rock’n roll, gerek jazz, gerekse blues gibi türlerin müzikal diksiyonu üzerinde kendi kendime çok çalıştım.
H . H : Yurt dışından Türkiye'ye döndüğünüzde buradaki müzik piyasasının da son halini gördünüz. Karşılaştırmak gerekirse ne gibi farklar var ve sizi sıkıntıya iten olumsuz yönler nelerdir ?
S . K : Aslında bir hayli farklı denilebilir. Elbette teknolojinin gelişmesiyle ve her şeyin internete düşmesiyle birlikte prodüksiyon işleri tüm dünyada sekteye uğradı. Ancak yurtdışında seyirci de, yapımcı da, menejer de biraz daha farklı. Birincisi siz eğer bir sanat icra ediyorsanız ve eğer gerçekten bir sanatçıysanız, yurtdışında hem manevi hem de maddi olarak mutlaka karşılığını alırsınız, değer görürsünüz. Birçok havaalanında başıma geldi aslında, omzumda gitarımı gören görevliler, beni hemen VIP’ten geçirdiler, sadece sanatçıyım diye, adımı bile önemsemeden. Elbette çok şaşırdım. Burada şu an bildiğiniz gibi prodüksiyon işleri sanatçının kendi cebinden yapılıyor, çünkü albüm satılmıyor artık. Bu da işleri şu noktaya getirdi, parayı bastıran, birkaç popüler cıstak ritm bulan herkes albüm yapıyor. Sanatçı olmasına gerek yok, stüdyo programlarıyla zaten artık herkesin sesini düzeltebiliyorlar. Dolayısıyla iş sanattan çıktı, eğlence müziğine döndü artık. Menejerler ise yalnızca medyadaysanız ve popüler şeyler yapıyorsanız varlar. Ancak bir sanatçıyı promote eden zaten menejerdir, tanınan bir sanatçıyı promote etmek kolaydır, o zaman menejere ne gerek var ki?
H . H : Serhat Kaner ' in yeni projeleri var mı veya ufukta görünenler nelerdir ?
S . K : Şu an bir single üzerinde çalışıyoruz, bu single biraz uluslar arası bir şey olacak. Ve elbette kaliteden ödün vermeyecek. Yıllardır tüm çabam aslında müziğin kalitesinin düşmemesi, eğer kaliteden ödün verseydim, beni çoktan bir albümle görmüştünüz piyasalarda.
H . H : Peki üretim ne durumda ? Coverlar dışında kendi şarkılarınızı da yapıyor musunuz ?
S . K : Benim kendi şarkılarım var aslında, hatta bir ara kayıtlara başlamıştık ancak yarım kaldı. Zamanı geldiğinde onları tekrar düzenleyeceğim. Şu an albüm çıkarmanın çok mantıklı bir şey olduğunu düşünmüyorum. O nedenle önce bir single ile başlayacağım, sonra kafamdaki projeleri bir bir uygulamak için harekete geçeceğim. Bahsettiğim single’ın söz ve müziği, Türkiye’nin en büyük bestecilerinden birine ait, ortaya çok iyi bir şey çıkacak.
H . H : Sizi dinlemek isteyenler için şu anda sahne aldığınız bir mekan var mı ?
S . K : Haziran’da birçok programım var. Hem 5 kişilik Serhat Kaner Band adlı bir grubum, hem de Stardust adlı bir trio’m var. Her ikisinin de bu aydan başlamak üzere programları var. Ayrıca diğer gelişmeleri de Myspace sayfamdan veya Facebook grubumdan takip edebilirler:
H . H : Son olarak Serhat Kaner'in Türkiye'de en çok beğendiği ve dinlediği sanatçılar kimlerdir ?
S . K : Türkiye’de çok kaliteli birçok sanatçı var. En beğendiklerime gelince, Tanju Okan, MFÖ, Zerrin Özer, Cem Karaca, Barış Manço, Zeki Müren, Işın Karaca, Timur Selçuk, Şecaattin Tanyerli ve daha bunlar gibi birçok sanatçıyı sayabilirim aslında…
H . H : Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederiz .
RÖPORTAJ : TAYLAN YEŞİLDAĞ
|