|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
06.01.2012 13:59:08
(FOTOĞRAFLAR: M. Ali VARIŞ)
İzmir’de oksijen olmazsa Körfezi kurtarsak neye yarar
Cumartesi akşam 2011 yılını geride bıraktık. Kimimize hayatı zindan eden, bu kapkara yılı, hiç ama hiç unutmayacağız Yarınlar neye gebe bilinmez ama, can dostlarımın söylediği gibi, "Bizi sevenler için" 2012'de yaşama tutunacağız. Gücümüz yeterse eğer, memleket için proje, milletimiz için üç beş söz edeceğiz. "Kimilerine belki ilham olur" diye de 38 yıldır olayları gözleyen bir gazeteci olarak doğru bildiklerimizi yazacağız. Şu İzmir'in üstünde dolaşan bazen kara, bazen de gri bulutların dağılması için çaba göstereceğiz.
*** 2012'de Türkiye dünyaya daha bir uyumlu olacak. AB yolu'nda imza koyduğu çevre müktesabatları için uygulama başlatacak. "Kirleten öder" faturalarını yazmaya başlayacak. "Biz sanayiciyiz, fabrikatörüz, işletmeciyiz, yöneticiyiz, döviz kazandırırız, bacamıza filtre takmayız, çevrenin kirlenmesine de bakmayız" diyenleri uykudan uyandıracak.
*** Yeni yıl, inşallah hepimize "Herkesin sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı" getirir. Ben bu konuda umutluyum. Niçin umutlu olduğumu da izninizle anlatayım. *** Bir kere İzmir'in üstündeki kara bulutlar her geçen gün daha da grileşip beyaza dönecek. Bu konuda çalışmalar yürütülüyor şu Türkiye'nin batıya açılan kapısında. Geçenlerde, " İzmir İs kokuyor" diye yazınca, diğer meslektaşlarımız da kirli havayı gündeme getirince, duman olan günlerimiz konuşulmaya başlandı. Ben de "Şu doğal gaz çalışmaları ne alemde" diye İzmirgaz'ı aradım. İzmirgaz Genel Müdürü Burçin Yandımata ile görüştüm. *** Burcin Yandımata sözünü dudaktan, gözünü budaktan ayırmayan işini iyi bilen yönetici. Neden iyi diye sorarsanız. Abone başına yıllık 1.5 TL (Yazıyla birbuçuk Türk Lirası) hizmet bedeli aldığı İzmir'de 825 bin hanenin önüne gaz götürmüş. 100 bini 2011'de toplam 290 bin gaz abonesine yeni ulaşılan bir kentte bu yatırımları nasıl yapıyorsunuz? Siz paranın cambazı mısınız diye sorduğumuzda ise, "Biz birçok şeyin cambazıyız. Onun için adamı genel müdür yapıyorlar" dedi. "İzmir'de hava kirliliği var. Alçak basınçlı havalarda bu kirlilik şehrin üstüne kabus gibi çöküyor" diye sözlerini sürdüren Yandımata, "Doğal gaz, fakir fukara gazı. 4 kişilik bir aile 3 öğün yemek pişirir, günde birer kez banyo yaparsa aylık faturası 6-7 TL olur. Kışın ısınmayla bu faturanın yıllık bin kırk lira olduğunu Ege Üniversitesi araştırıp ortaya çıkardı. Bir tüp gazın 65-66 lira olduğu zamanda bunun hesabını iyi yapın. Ankara'da gecekonduların tamamı doğalgazlı" dedi. İzmirgaz Genel Müdürü Burçin Yandımata bugüne kadar gaz taşımış ve petrolle uğraşmış. Dünya devleriyle çalışıp onların disiplinlerini edinmiş çevre duyarlılığının bilincinde olan Yandımata'nın söylediği, "Bir Huş tavuğu dışkısıyla çalışmaları 6 ay durdurup bilim adamlarına incelettik. Toroslar'da bir çiş için 5 km ötedeki tuvalete gittik. Arıların bulunduğu alanları 10 kilometre hızla geçtik, Bizim ot dediğimiz bitkiler nedeniyle laboratuvarlarda aylarca çimlendirme yaptırıp, petrol boru hattının güzergahını değiştirdik. Bir dereyi geçerken balıkların üreme, örümceklerin geçiş zamanlarında çalışmaları durdurduk. İzmir Körfezi'ni kurtaralım diye tutturduk. Körfez de körfez. Eniştelerimdem dinliyordum. Körfez Çipura kaynarmış bir zamanlar. Körfez mutlaka kurtarılmalı fakat oksijen olmazsa nefes alamazsak ne anlamı var. Biz sokağa çıkıp körfeze gidemeyeceksek ne anlamı olur. Buraya önce temiz bir hava lazım. İzmir'de soğuk da oluyor, hava kirliliği de. Kirlilik olmazsa alçak basıncın olduğu günlerde şehre is kokusu çökmez. Ankara'da da alçak basınçlı günler oluyor ama kirli hava olmuyor." sözleri, bende soğuk duş etkisi yaptı. Umarım şimdi bu sözler bazılarını tuş etmez ve çalışmaları, "Sürdürülebilir bir hayat" ilkesiyle yürütmelerini sağlar.
Jeotermal sahasının göbeğine doğal gaz bayrağı
-Sayın Yandımata Balçova'dan arayan okuyucularımız, "Jeotermal'in başkentinde doğazgaz çalışması yapıyorlar. Hani buranın altı fokur fokur kaynıyordu. Bu nasıl bir iş diye soruyorlar. Biz de size soruyoruz bu ne iş? Jeotermal'i İnciraltında yapılacağı söylenen sağlık merkezleri için mi rezerv tutuyorlar. Sağlık turizmi için mi size, " Balçova'ya doğal gaz borusu döşeyin" dediler?
Biz Balçova'ya doğalgaz döşemedik, Narlıdere'ye ulaşmak için Balçova'dan transit geçtik.
-Balçova'da neden dağıtım yapmıyorsunuz?
Özellikle size bir şey söyleyeceğim. Benim annemin babası maden yüksek mühendisidir, babam maden yüksek mühendisidir, dedem Zonguldak Ereğli Kömür İşletmeleri'nde yaklaşık 50 sene maden mühendisi olarak yaşamıştır, bunun 40 senesinde Zonguldak, Keçiborlu, Guleman'da faal madencilik yapmıştır. Babam Türkiye'de kömür üzerine otorite bir adamdır. Ben Elazığlı'yım fakat Zonguldak doğumluyum. Ben Türkiye'deki yeraltı kaynaklarının hepsinin değerlendirilmesinden yanayım. Çünkü o enerjiler madenler 70 milyon insanın ortak malı onlar milli servetimiz. Onun için jeotermali de destekliyorum fakat buraya geldiğimden beri yaptığım araştırmalarda buranın altında jeotermal falan olmadığını gördüm. Keşke olsaydı. Babam ''Jeotermal lokal olarak küçük, büyük rezervler şeklinde vardır fakat şehrin altı tamamen jeotermal olamaz'' dedi. Mesela Seferihisar'da Dikili'de çıktı. İzmir'deki jeotermal Balçova'da belli bir bölüm ve bazı yerlerle sınırlı.
-Siz araştırma yaptırdınız mı?
Buraya geldiğimde jeotermal ile ilgili araştırmalar yaptım. İnsanlar ben jeotermalle ilgili soru sorduğumda yanlış anlıyorlar. Gaz işi yapıyorum diye bilgi vermeye çekiniyorlar halbu ki altını çizerek söylüyorum jeotermalin fizıbıl, ekonomik olarak kullanılması gerektiğine inanıyorum.
Mithatpaşa'ya neden gaz vermiyorsunuz
Sayın Yandımata, Mithatpaşa, İnönü caddesi dururken oraları atlayıp Narlıdere'ye gitmeniz nasıl oldu. Oralarda kazı için izin mi alamadınız?
Hayır aldık. Ancak metro çalışmaları nedeniyle oralara doğal gaz götüremedik. Oraları metro bitince planlama yapacağız. Narlıdere içinse bu sene Abdül Başkan doğalgaz istedi. Normalde 2011 yatırım projemizde Narlıdere yoktu. Karşıyakayı ''step by step by'' adım adım yaptık önce Mavişehir'i tamamladık sonra Bostanlı Deresi'ne kadar geldik, sonra Bostanlı Deresi'nden Bahriye Üçok Caddesi'ne kadar geldik, sonra Alaybey'i yaptık 3 - 4 senede tamamladık. Ama Narlıdere'yi 1 senede değil 4 ayda tamamladık. Narlıdere'nin tüm sokaklarına 4 ayda gaz verdik.
-Niye bu kadar hızlı oldu ?
Abdül Başkan gelip gaz istediğini söyledi. Bizlerde yetişme tarzı olarak aldığımız eğitim ve kültür itibariyle bir belediye başkanı ben gaz istiyorum derse zaten bu da benim görevimse ben de yaparım dedim. Bu işe başladığımızda özellikle Balçova'dan geçerken zorlandık, kayalık kısımlara denk geldik bunlar hesapta yoktu. 1 ay gecikmeyle de olsa söz verdiğimiz gibi Narlıdere'ye gazı ulaştırdık. Bu noktada Balçova sadece bir iletim hattı, Narlıdere dağıtım hattı.
-Balçova'da hiç dağıtım yok mu ? Balçova'nın Konak sınırında 36 tane haneye gaz ulaştırdık.
-Sizin sözleşmelerinizde Balçova'ya gaz girmeyecek diye bir madde mi var ? Hayır aksine Balçova'yı tamamlayacaksınız diye bir madde var.
-Peki neden yapmıyorsunuz? Bugüne kadar Büyükşehirden Balçova'ya ilişkin yaptığımız başvurulara izin verilmedi.
-Balçova'dan talep var mı ? Evet Balçova halkından çok talep var. Balçova Belediye Başkanı'yla daha tanışmadım diğer başkanların hepsini tanırım.
Doğal gaz kesilmez dairesel 5 hat var
-Sayın Yandımata, gaz aldığımız ülkeler vanayı kapatırsa, karda kışta bu millet ne yapacak o zaman? Mesela Rusya gaz vanasını kapatır mı, kapatırsa ne olur?
Bu çok doğru bir soru. Kapatamazlar. Size iki şey söyleyeyim. Ankara'da 1988'den beri gaz kullanılıyor doğalgazı kesilmiş bir tane ev yok. Ve şimdiye kadar hadi gazı kapattık gibi bir durum olmadı. Bugüne kadar olmadı olmazda. Farz edelim ki oldu. Bu bir savaş sebebidir.
-Neden savaş nedeni? Çünkü gaz kapatılınca sadece evlerin soğuk olması değil, bir ülkenin sanayisinin durması sözkonusudur.
-Peki anlaşmalarda bunlarla ilgili nasıl maddeler var? Uluslararası anlaşmalarda şöyle bir ifade vardır. ''TAKE or PAY'' Bu anlaşmaların özü şudur. Sen bu gazı al, alamazsan almadığın gazın parasını ver. Ben sana gaz veremezsem, veremediğim gazın parasını veririm. Yani kimse kimsenin gazını kesemez. Bir örnek vereceğim uluslararası anlaşmalardan dolayı SSCB 2.Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'na gaz satmıştır.
-Bulgaristan'dan gelen önceleri bir hat vardı sonra bu hat sayısı ikiye çıktı. Bunun nedeni öngörüsüzlük müdür? Hayır talep arttı. Bunlar yetmedi Rusya, İran, Azerbaycan'la anlaşma yaptık onlardan gaz aldık. Şimdi Irak'la görüşülüyor. Biz de Yunanistan'a gaz satıyoruz. Türkiye'ye şu anda 5 ayrı hattan doğalgaz sağlanıyor.
-Peki bunlar entegre mi ? Tabiki hepsi birbirine bağlı. Bu 5 hattın hepsi Ankara'da birleşiyor. Bütün boru hatları yuvarlak şekilde döşenir. Bir yerde bir şey oldu mu diğer taraflardan gaz sağlansın diye. Hiç bir yere tek boru gitmez.
Türkiye yılda yaklaşık 40 milyar metreküp gaz kullanıyor. İzmir olarak 2.6 milyar metreküpünü kullanıyoruz. 5 senede bu çok iyi bir rakamdır.
Enerji kaybının parasıyla yeni bir İzmir daha kurulur
-İzmir'deki kamu binalarının yüzde kaçı doğalgaz kullanıyor ? Bunla ilgili bir bilgi yok. Ama bence kamu binaları daha yüzde 30'u geçmemiştir.
- Bunların parasal olarak enerji kayıpları ne kadardır? Kafamda rakamlar var fakat şöyle bir şey söyleyeyim. Enerji kayıplarının parasal değerlerinin toplamıyla bir İzmir daha kurulabilir. Eski devlet daireleri genelde motorin kullanır ve 5 bin TL motorine harcarlar oysa doğalgaz kullansalar bin TL ödeyecekler. Yani tasarrufu düşünebiliyor musunuz ?
- Bütün okullara ulaştınız mı ? Kullansalarda kullanmasalarda birçok okula ulaşıldı. Bu sene okullarda artı bir artış vardı. Hatta bazı ilkokullara çocuklar üşümesin diye acil gaz yetiştirdik.
- İzmir tamamen ne zaman bitecek ? İzmir'e yatırım tamamen bitmez ama bizim niyetimiz 2 - 3 sene içinde her yere gitmek. Tabi bu paraya, zamana, yönetimlerle ilişkilere dayanıyor.
-İzmir'de şu anda hava kirliliğini azaltmak için elektrik çok pahalı olduğu için doğalgaz'a geçilmesinden başka alternatif gözükmüyor. Peki bu konuda belediyelerin bir yaptırımı var mıdır?
Ankara'da hava kirliliği en üst düzeye çıktığında o günkü yöneticiler doğalgaza geçin dedi, geçildi.
-İzmir Gaz'ın kazancı oldukça az görünüyor, bunun yatırımlara etkisi nedir, yatırımlar gecikiyor mu ?
Yani tek neden bu denilemez. Biz bütçeyi çıkartırken ne kadar abone gelecek, ne kadar para gelecek, bunlara göre yatırım yapıyoruz. Biz buraya 150 milyon TL kullandık. Bu oyun tek başına oynanmaz. Biz yerel yönetimlerle birlikte ilerlemek isteriz. Ben isterdim ki bana güzel paslar gelsin, bende güzel paslar vereyim, güzel goller atayım bu takım oyununda.
Kullanmadığımız gazın parasını ödüyor muyuz?
-Peki sayın Yandımata, Türkiye'nin kullanmayıpta ödediği gaz parası var mıdır şimdiye kadar? Bu konuda şöyle bir durum var alamadığın gazı 5 sene içinde tüketebilirsen problem olmaz.
-Biz alamadığımızın gazın parasını yeri geldiğinde ödüyoruz, peki onların gaz veremiyorum daha sonra vereceğim gibi bir hakları var mı? Evet onların da böyle bir hakları var.
-O zaman gazın kesilmesi riski olabilir? Ben size şunu söyleyeyim geçen sene Bulgaristan üzerinden gelen hat kesildi, kimin haberi vardı ? Bu durumda Ukrayna ile Rusya arasında yaşanan bir husumet vardı. Ukrayna kullandığı gazın parasını ödemedi. Rusya oranın gazını kesip Mavi Akım'daki gazın miktarını arttırdı.
-Ne kadar daha doğal-gaz kaynağımız var ? Sanayinin gelişimi ve nüfus artışı göz önüne alındığında şu ana kadar tüm dünyada bilinen kaynakların, reverzlerin 100 yıl daha yeteceği belirtiliyor. Daha bilinmeyen rezervlerde var elbette.
İzmir'e 2.5 milyon metre doğal gaz borusu döşendi
İzmir'in sokaklarını kazıp boru döşeyen İzmirgaz'ın, Genel Müdürü Burçin Yandımata'ya doğalgaz borusu döşenip geçilen yerlerde sokakların eğri büğrü bırakıldığını toz toprak içinde insanların aylarca perişan olduğunu bu işi taşeron firmalara yaptırıyorlarsa çok özensiz yürütüldüğünü söyledim. Yandımata'nın cevabı kısa oldu. "Biz o hatların asfaltlama paralarını İzmir Büyükşehir'e ödüyoruz. Hem de fazla fazla" dedi. Büyükşehir'e bu konuda İzmirgaz olarak çok şikayet aldıklarını da belirtip, "Biz asfaltlayalım. Hem daha hızlı yaparız ve sizden ucuza çıkartırız" dediğimiz de "Siz asfalttan ne anlarsınız dediler. Oysa bizim şirket aynı zamanda asfal yollar yapan orta doğunun en büyük şirketlerinden biri" dedi. Yandımata'ya sorularımızın devamı şöyle:
-İzmir'de ne kadar boru döşediniz? İzmir'de 2.5 milyon metre gaz borusu var. İzmir'de 825 bin hanenin kapısında gaz kullanabilecek borular hazır durumda, bu 5 senede varılan rakam. Bizim 290 bin abonemiz var. Yani yüzde 25 civarında aboneye sahibiz.
-Şu çıkıyor ortaya 4 kişiden 1'i gaz kullanıyor. Fakat bu rakam oldukça az ve şaşırtıcı. Peki bunda İzmir'in iklimimi etken yoksa başka bir etken mi var ?
Şunu açıkyüreklilikle söyleyebilirim. Ben 25 yıldır bu mesleği yapıyorum, bu benim ikinci şehir projem bundan önce Eskişehir'de devletle bir proje yaptım. Türkiye'nin birçok yerinde çalıştım. Erzurum, Pasok, Ağrı, Ardahan, Kırklareli, Samsun, Ceyhan, Adana, Kars, Diyarbakır, Batman, Kahramanmaraş gibi. Buraya temmuz, ağustos aylarında geldiğimde ekip arkadaşlarım ve birileri şunu söyledi: '' Burası sıcak memleket gaz satın almazlar.'' ''Öyle bir hale geldik ki sanki biz müslüman mahallesinde salyangoz satacağız.''. Ben bu sıralarda Bostanlı'da yaşıyorum havalar soğumaya başladı ve işimiz gereği arazide kollarımız açıktır, yelek giyeriz. Böyle olunca soğuğa alışkınımdır fakat ben hayatım boyunca en çok İzmir'de üşüdüm. Hiç unutmuyorum 8 derece havada dişlerim birbirine vuruyordu. Bunun nedeni burdaki nem ve rutubet. Ankara'da -10 da ben bu kadar üşümedim. İzmir soğuk fakat İzmir bir Ankara kadar uzun süre bir soğuk yaşamıyor bunda hem fikirim. Soğuk olmadığını söylemesinler; soğuk değilse neden bu kadar klima çalışıyor, kömür, odun yakılıyor, neden doğalgazda artış görülüyor.
RÖPORTAJDAN ÇEVREYE TAŞANLAR
İzmir gaz Genel Müdürü, Burçin Yandımata ile söyleşimizden çevreye taşanlar da oldu. Çevre bilince böyle olurmuş dedirten notlar şöyle;
Biz çevre konusunda sıfırız. Ben Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattını yaparken orda işveren kurum BP idi, müteahhit ise BOTAŞ idi. Bizim o çalışma zamanlarımızda çevre ve iş sağlığı güvenliği ile ilgili belli koşullar vardı. Toplantılarda petrolden gazdan çok çevre ve iş sağlığı konuşuluyordu.
Osmaniye'de bir kampımız vardı Osmaniye ilinde arıtma yok iken o kampta arıtma vardı. Kanalizasyon, bulaşık, banyo sularının tümü arıtılarak derelere gönderilirdi.
Boruyu bir dereden geçireceğimiz zaman, o derede yaşıyan balıkların türleri, çiftleşme zamanları, yumurta bırakma zamanları tek tek profesörler tarafından araştırılır. Bunlara göre gerekirse süreç uzatılır. Çevreye zarar verecek her türlü durum sıfıra indirilirdi.
Japon balıkları, örümcek, arı profesörleri ile çalıştım.
Şantiye alanından arı kovanlarının yakınlarından arabayla 10 km. ile geçmek zorundaydık çünkü arılar sesten ve tozdan etkilenmesin diye.
Posof' tan Ceyhan'a 48 metre genişliğinde 1071 kilometre bir güzergah açtık. Bu güzergahta karşımıza ot sandığımız, endemik bitki türleri çıktı. Profesörler tarafından incelendi, tohumları alındı, Hacettepe Üniversitesi'ne gönderilip filizlendirilmeye çalışıldı, bazıları filizlendi bazıları filizlenmedi. Bu yüzden koskoca boru hattının güzergahını değiştirdik. Çalışmalar boyunca kesmek zorunda kaldığımız her ağacın yerine ağaç diktik.
Şöyle bir hikaye daha var Posof'ta arazide dolanırken profesörler Huş Tavuğu denilen bir hayvanın dışkısını buldular. Ben bu huş tavuğunu hiç görmedim arazide. Biz bu Huş Tavuğu'nu görmesek de çiftleşme dönemlerinden dolayı aylarca inşaatı durdurduk. Ama tavuğu hiç görmedik.
İnsanlar çevreye böyle bakıyor, biz burda hava kirliliği var mı yok mu diye konuşuyoruz.
Örümcekler inşaat alanından geçiyor diye biz inşaat durduruyorduk. ,
Düşünebiliyor musunuz güzergahta sigara içemiyorduk. Açıkhava olmasına rağmen güzergahın dışına çıkmak zorundaydık. Bunların dışında proje sahası içinde arabada, odamızda bile sigara içemezdik.
Her 5 kilometrede bir tuvaletler vardı. Allah'ın Toros Dağları'nda dağa taşa işetmezlerdi.
Çevre olmazsa hiçbir şey olmaz.
Ben İzmirli değilim yeni yeni oluyorum. Ben burda şuna çok gülüyorum. Körfez, körfez, körfez... Elbette körfez çok önemli çok değerli, eniştelerimiz bana anlatırdı, buralarda çipura kaynardı. Körfez mutlaka kurtarılmalı fakat oksijen olmazsa nefes alamazsak ne anlamı var körfez istediği kadar temiz olsun. Biz sokağa çıkıp körfeze gidemeyeceksek ne anlamı olur. Buraya önce temiz bir hava lazım.
Almanya'ya baksanıza koskaca kömür yatağı olan Ruhr Havzasını kapatıyor, doğalgaz kullanıyor. Kömürün kralı orda ama adam havzayı kapatıp doğalgaz kullanıyor. Portekiz'i düşünün Avrupa'nın en batısındaki ülke oldukçada sıcak bir ülke taa Rusya'dan hat getirtip doğalgaz kullanıyor adamlar.
ÇEVRECİLERE ÇAĞRI ----------------------------- Çevre konusunda her türlü ihbarı, duyarsızlıkları, çalışmaları ve resimleri iletebilirsiniz. Tabii güzellikleri de.. İbrahim IRMAK Tel: 0533 414 24 57 cevreciiirmak@hotmail.com
|
|
|
|
|
ilker
-
diyorki :
"
Alsancak
" |
|
Hava kirliliğinin en yoğun olduğu bölge Konak Alsancak. Alsancakta gaz YOK. Sormadığınız iyi olmuş.Herhalde başka semtte oturuyorsunuz. |
04.01.2012 19:35:04 |
|
|
|
|
Duyurulur |
|
Siteye eklenen elestirilerden, mesaj ve yorumlardan sitemiz, site yonetimi,
sahibi ve calisanlari sorumlu değildir. Gönderdiğiniz her mesaj, yazı, elestiri,
degerlendirme, anlatim ve yorum ile ilgili her türlü maddi, manevi, sosyal,
hukuksal ve cezai sorumluluk tarafınıza ait olacaktır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|